TRAMPET ANSİKLOPEDİSİ -TRAMPET HAKKINDA HER ŞEY
TRAMPET ANSİKLOPEDİSİ
Deri Seçiminden Profesyonel Akorda, Snare Wire’dan Mikrofonlamaya, EQ’dan Compression ve Plate Reverb’e Kadar Kapsamlı Stüdyo ve Sahne Rehberi
Hakan NART Stüdyo ARTLINE
Giriş
Trampet, davul setinin yalnızca bir parçası değildir.
Birçok müzik türünde parçanın ritmik kimliğini belirleyen ana seslerden biridir.
Rock’ta backbeat’in karakterini,
funk’ta ghost note’ların hareketini,
jazz’da dinamik ve artikülasyonu,
pop’ta parçanın vurucu merkezini,
metal’de gitar duvarını delen attack’ı,
R&B’de ise groove’un mikro dinamiklerini belirleyebilir.
Bu nedenle profesyonel bir trampet sesi yalnızca “iyi bir trampet” satın almakla elde edilmez.
Asıl sistem şudur:
Shell + Head + Tuning + Snare Wire + Stick + Mikrofon + Preamp + EQ + Compression + Saturation + Reverb + Automation + Mix
Bu zincirin herhangi bir halkası değiştiğinde sonuç da değişir.
Örneğin aynı 14×6.5″ maple trampet;
Ambassador Coated + yüksek tuning + az damping
ile bambaşka,
Controlled Sound + orta tuning + compression + plate
ile tamamen farklı duyulabilir.
Dolayısıyla profesyonel trampet mühendisliğinin temel prensibi şudur:
Önce fiziksel kaynak doğru kurulmalı, sonra elektronik işlemle müziğin içine yerleştirilmelidir.
@Stüdyo ARTLINE Hakan NART
1. TRAMPET SESİNİ BELİRLEYEN 12 FAKTÖR
Bir trampetin sesini birlikte belirleyen başlıca unsurlar:
-Shell malzemesi
-Shell kalınlığı
-Çap
-Derinlik
-Bearing edge
-Snare bed
-Üst deri
-Alt deri
-Kort
-Akort
-Damping
Mikrofonlama ve miks
Bunlara:
-baget,
-çalım tekniği,
-oda,
-mikrofon preamp’ı,
-EQ,
-compressor,
-reverb
eklendiğinde ortaya kayıt dünyasındaki gerçek trampet sesi çıkar.

2. SHELL MALZEMESİ
Maple
Genellikle:
-sıcak,
-geniş,
-dengeli,
-güçlü gövdeli
bir karakter sağlar.
Jazz, fusion, pop ve rock arasında çok kullanışlıdır.
Brass
Genellikle:
-parlak,
-güçlü,
-agresif,
-üst-mid açısından zengin
karakter verir.
Rock ve pop için çok kullanılır.
Steel
Daha belirgin:
-attack,
-presence,
-snap
karakteri verebilir.
Aluminum
Daha kuru ve kontrollü karakter sağlayabilir.
Modern kayıt dünyasında özellikle kontrollü snare ihtiyacında değerlidir.
3. TRAMPET ÇAPI VE DERİNLİĞİ
14×5″:
Hızlı response ve klasik snare karakteri.
14×5.5″:
Çok yönlü.
14×6.5″:
Daha fazla gövde ve düşük-mid karakter.
13″:
Daha yüksek ve hızlı karakter.
8″–10″ piccolo:
Keskin, hızlı, yüksek karakter.
Fakat shell derinliği tek başına sesin “büyüklüğünü” belirlemez.
Akort ve deri çok daha büyük rol oynar.
4. ÜST DERİ
Üst deri üç temel görevi yerine getirir:
Attack
Bagetin ilk temas sesi.
Tone
Trampetin tonal karakteri.
Rebound
Davulcunun eline geri dönen fiziksel tepki.
Bu nedenle deri seçimi yalnızca seyircinin duyduğu sesle ilgili değildir.
Davulcunun çalma hissini de değiştirir.
@stüdyo ARTLINE
5. Remo AMBASSADOR COATED
Klasik:
10 mil / tek kat
yaklaşımı.
Avantajları:
-açık ses,
-doğal harmonikler,
-hassas ghost note,
-brush kullanımı,
-geniş tuning aralığı.
Jazz için çok güçlü bir başlangıç noktasıdır.
Aynı zamanda funk, pop, fusion ve birçok stüdyo uygulamasında kullanılabilir.
6. Remo AMBASSADOR CLEAR
Daha parlak ve açık karakter.
Coated’a göre:
-attack daha belirgin,
-üst frekanslar daha açık,
-yüzey daha parlak
hissedilir.
Jazz’ta da kullanılabilir ancak brush karakteri Coated kadar doğal değildir.
7. Remo AMBASSADOR X
Klasik Ambassador karakterinin daha dayanıklı versiyonu olarak düşünülebilir.
Daha sert çalan davulcular için:
Ambassador’ın açık karakteri + daha fazla dayanıklılık
arasında bir çözüm sunar.
8. Remo CONTROLLED SOUND
Controlled Sound’un temel fikri:
merkez bölgesini güçlendirmek ve kontrol etmek.
Özellikle Black Dot versiyonunda:
-center attack,
-durability, dayanıklılık
-overtone control
artar.
Jeff Porcaro’nun son dönem snare tercihinin önemli parçalarından biri Controlled Sound CS-0114-10’du. Drum Doctor Ross Garfield’ın aktarımlarına göre Porcaro, daha önce kullandığı Ambassador’lara kıyasla bu head’in beklenenden fazla crack üretmesine şaşırmıştı.
Bu örnek, “kontrollü head = ölü ses” düşüncesinin yanlış olduğunu gösterir. @stüdyoARTLINE
9. Remo EMPEROR
İki katlı yapısı sayesinde:
-daha yoğun,
-daha kontrollü,
-daha dayanıklı
bir karakter verir.
Rock ve daha yüksek sesli uygulamalarda güçlüdür.
10. EMPEROR X
Daha ağır çalım ve güçlü attack isteyenler için.
Özellikle:
-hard rock,
-heavy rock,
-metal
gibi türlerde kullanılabilir.
Ancak doğal harmonikleri korumak isteyen bir jazz/fusion davulcusunun ilk tercihi olması gerekmez.
11. ALT DERİ
Alt deri:
Snare Side / Resonant Head
olarak adlandırılır.
Burada amaç:
-snare wire response,
-buzz,
-ghost note,
-articulation
oluşturmaktır.
Alt deri genellikle çok daha incedir.
Bu nedenle üst deriyle aynı gerilim mantığında düşünülmemelidir.
12. ALT DERİ NEDEN ÇOK GERGİN OLABİLİR?
İnce bir resonant head yüksek gerilimde çalıştırıldığında:
-daha hızlı response,
-daha kısa reaction time,
-daha belirgin snare articulation
sağlayabilir.
Steve Gadd’in Yamaha ile geliştirdiği Signature Snare örneğinde üstte Powerstroke 3, altta Diplomat kullanımı açıklanmıştır. Gadd ayrıca farklı head ve snare gerilimlerinin davulun “açıldığı” tonal bölgeleri değiştirdiğini vurguluyor.
Bu son derece önemli bir noktadır:
Bir trampetin tek bir doğru tuning noktası olmayabilir; birden fazla “çalışan” tuning bölgesi olabilir. Hakan NART
13. Kort teli
Trampet kort teli , trampetin sesinin karakterini olağanüstü derecede değiştirir.
Yamaha’nın snare rehberinde tel sayısının ve malzemesinin snare karakterini belirleyen temel unsurlardan olduğu belirtiliyor.
Daha fazla tel:
-daha geniş temas,
-daha belirgin snare karakteri
verebilir.
Daha az tel:
-daha kısa,
-daha kontrollü,
-daha “tight”
bir response sağlayabilir.
Steve Gadd’in kendi snare’inde az sayıda tel kullanması bunun iyi bilinen örneklerinden biridir.
@Hakan NART Stüdyo ARTLINE
14. 36 TELLİ PURESOUND
36 tel, standart 20 veya 24 tel sistemlere göre daha yoğun bir snare temas alanı oluşturur.
Bunun avantajı:
-ghost note hassasiyeti,
-geniş snare response,
-güçlü wire karakteri.
Dezavantajı:
-fazla sıkılırsa aşırı buzz,
-gereğinden fazla high-frequency enerji,
-miks içinde sertlik oluşturabilmesi.
15. DAVULCULARIN GERÇEK TUNING YAKLAŞIMLARI
Steve Gadd
Gadd’in Yamaha tarafından aktarılan setup’ında:
Top: Remo Powerstroke 3
Bottom: Remo Diplomat
kullanımı belirtiliyor.
Gadd, snare ve head tension’ının birlikte çalıştığını; belirli bir gerilim bölgesinden çıkıldığında davulun karakterinin kaybolabildiğini söylüyor.
Bu yaklaşımın özü:
“Bir head’i seçmek yetmez; davulun o head ile açıldığı gerilim bölgesini bul.”
@Hakan NART
16. DAVE WECKL
Dave Weckl’in kendi ekipman sayfasında:
-Jazz/Big Band için Coated Ambassador,
-çoğu kullanımda Clear Ambassador,
-daha yoğun ses gerektiğinde Pinstripe,
-snare’lerde genel olarak Coated Ambassador
kullandığı belirtiliyor.
Weckl’in özellikle vurguladığı düşünce:
bütün kitin tek bir enstrüman gibi duyulması.
Bu yüzden tomlar, kick ve snare arasında attack ve tonal karakter uyumu arıyor.
Bu yalnızca tuning değil, kitin miks içindeki bütünlüğü açısından da çok önemli. @Hakan NART ARTLINE
17. BUDDY RICH
Remo’nun tarihçesine göre Buddy Rich:
1960’lardan hayatının sonuna kadar ağırlıklı olarak:
Ambassador Coated
kullandı.
Remo’nun Buddy Rich üzerine yayınladığı teknik açıklamada ayrıca yüksek tension’ın denenmesi ve resonant head’in batter’dan yarım veya bir tam ses daha yüksek tutulmasının seçeneklerden biri olduğu belirtiliyor.
Buddy Rich’in yaklaşımındaki önemli nokta:
Big Band içinde trampetin overtonelarını tamamen öldürmemek.
Çünkü yüksek frekanslı horn section içinde trampetin canlı harmonikleri duyulabilirliği artırır.
18. TONY WILLIAMS
Tony Williams 1978 Modern Drummer röportajında davullarını “rezonant pitch” civarında ayarladığını ve gruptaki diğer enstrümanlarla birlikte güzel duyulmasına önem verdiğini söylüyor.
Ayrıca farklı gruplar için ayrı tuning sistemleri kullanmadığını belirtiyor.
Bu çok önemli bir müzikal yaklaşım:
Tuning yalnızca davulun tek başına sesine göre değil, grubun bütününe göre yapılmalıdır.
19. DAVID GARIBALDI
Funk trampeti konusunda en öğretici açıklamalardan biri Garibaldi’den gelir.
Kendi anlatımında:
-alt head’i çok gergin,
-üst head’i crack verecek şekilde,
-snare strainer’ı ghost note’larda duyulacak kadar
ayarlar.
Ancak strainer fazla sıkılırsa ghost note’ların kaybolacağını özellikle belirtiyor.
Ayrıca küçük bir Moon Gel parçası kullandığını söylüyor.
Bu:
funk = tamamen kuru trampet
yanlış düşüncesini de düzeltir. @stüdyo ARTLINE
20. JEFF PORCARO
Jeff Porcaro’nun son dönemlerinde:
Remo Controlled Sound Coated Black Dot
kullanması önemli bir örnektir.
Ross Garfield’ın anlatımına göre Porcaro daha önce Ambassador kullanıyordu ve Controlled Sound’un beklenenden daha fazla crack verdiğini fark etmişti.
Bu tercih:
-center attack,
-kontrollü overtone,
-güçlü backbeat
için çok iyi bir örnektir.
21. STEWART COPELAND
Modern Drummer’ın 1982’de yayınladığı teknik açıklamada Copeland’ın:
-çok sıkı tuning,
-Ambassador snare batter,
-Ambassador snare-side
kullandığı belirtiliyor.
Teknisyeni Jeff Seitz, Copeland’ın yüksek tension yaklaşımını ve güçlü rim kullanımını özellikle vurguluyor.
Sonuç:
keskin attack + yüksek projection + hızlı response.
22. JOHN BONHAM
Bonham’ın setup’ı dönem ve kitine göre değişmiştir.
Led Zeppelin stüdyo albümlerindeki maple kitlerde:
Coated Emperor batter
ve
Coated Ambassador resonant
kullanımı belgelenmiştir.
Snare tarafında Emperor batter ve Ambassador/Diplomat snare-side kombinasyonları görülür.
Vistalite döneminde ise Controlled Sound Black Dot gibi head’ler kullanılmıştır.
Dolayısıyla “Bonham head’i şudur” demek yerine:
Bonham’ın farklı dönemlerde farklı shell/head kombinasyonları kullandığını söylemek daha doğrudur.
23. BILL BRUFORD
Bill Bruford’un resmi ekipman sayfasında çoğu dönemde snare’in oldukça sıkı ayarlandığı, alt snare-side’ın üst batter’dan biraz daha sıkı olduğu belirtiliyor.
Erken dönem Premier setup’ında:
Coated Ambassador top
Clear Diplomat bottom
bilgisi yer alıyor.
Bruford örneği özellikle progressive rock için önemlidir.
Çünkü burada trampetin:
-artikülasyonu,
-hız,
-dinamik kontrolü çok önemlidir.
24. STEVE SMITH
Steve Smith’in Remo bilgileri, Tony Williams’tan etkilenerek Clear CS Black Dot kullanmaya başladığını ve bu head’lerin daha sıcak, melodik tom tonları ile kısa sustain verdiğini belirtiyor.
Snare’lerinde ise farklı dönemlerde:
-Clear Ambassador,
-Diplomat,
-Fyberskin 3 Diplomat kullanımı görülüyor.
Bu da yine tek bir “doğru” head yerine müzikal amaca göre seçim yapılmasının güzel bir örneği.
@stüdyo ARTLINE
25. AARON SPEARS
Modern gospel/R&B yaklaşımında Aaron Spears’ın Remo setup’ında:
Powerstroke 77 Coated Clear Dot
snare batter olarak belirtiliyor.
Bu head:
-warm,
-crisp,
-controlled,
-projection
özellikleriyle tanımlanıyor.
Bu nedenle modern gospel için controlled snare karakterinin neden tercih edilebildiğini gösteren iyi bir örnektir.
26. DAVE GROHL
Grohl’un yüksek enerjili rock yaklaşımı, daha dayanıklı head seçimlerinin neden gerekli olabileceğini gösterir.
Modern kaynaklarda farklı dönemlerde farklı head kombinasyonları görülür.
Burada önemli olan:
rock çalımında head dayanıklılığı
faktörüdür.
Head yalnızca “hangi ses?” sorusuyla seçilmez.
Aynı zamanda:
“Bu head benim çalma şiddetimi ne kadar taşıyabilir?”
sorusuyla seçilir.
27. ÜNLÜ DAVULCULARI NASIL OKUMALI?
Ünlü davulcuların ekipmanlarını birebir kopyalamak çoğu zaman yanlış sonuç verir.
Çünkü:
Davulcunun” ELİ ” head kadar önemlidir.
Buddy Rich’in Ambassador’ı başka bir davulcunun elinde aynı duyulmaz.
Gadd’in tuning’i başka bir shell’de aynı tepkiyi vermez.
Bonham’ın head’i Bonham’ın vuruşuyla birleştiğinde Bonham olur.
Bu nedenle bu isimlerden alınması gereken şey:
ürün kodu değil, prensiptir. @Hakan NART ARTLINE
28. TÜR BAZINDA DERİ SEÇİMİ
ARTLINE Drum Club
| Tür | Üst | Alt | Genel tuning |
|---|---|---|---|
| Jazz | Ambassador Coated | Hazy | Orta-yüksek |
| Big Band | Ambassador Coated | Hazy/Diplomat | Yüksek |
| Funk | Ambassador/Controlled Sound | Hazy | Yüksek |
| Soul | Ambassador Coated | Hazy | Orta |
| R&B | Ambassador/Controlled Sound | Hazy | Orta-yüksek |
| Pop | Ambassador/Controlled Sound | Hazy | Orta-yüksek |
| Fusion | Ambassador Coated/X | Hazy | Yüksek |
| Rock | Controlled Sound | Hazy | Orta |
| Hard Rock | Emperor/X | Hazy | Orta |
| Metal | Controlled Sound X/Emperor X | Hazy | Orta-yüksek |
| Gospel | Ambassador/Powerstroke 77 | Hazy | Yüksek |
| Vintage | Ambassador Coated | Diplomat/Hazy | Düşük-orta |
| Progressive | Ambassador/Controlled Sound | Hazy | Yüksek |
| Studio Session | Müzik odaklı | Hazy | Duruma göre |
29. AKORT: ÖNCE MEKANİK
Yeni head takıldığında:
- Bearing edge temizlenir.
- Head yerleştirilir.
- Hoop takılır.
- Lug’lar finger-tight yapılır.
- Karşılıklı lug sistemi uygulanır.
- Küçük adımlarla tension artırılır.
- Her lug çevresi dinlenir.
- Head oturtulur.
- Son tuning yapılır.
Yamaha’nın tuning rehberinde de her tension rod çevresinde pitch’in kontrol edilmesi ve head üzerinde eşit gerilim aranması öneriliyor.
30. LUG’LARIN EŞİT OLMASI
Bir lug diğerlerinden çok daha yüksekse:
head:
-eşitsiz titreşir,
-overtone’lar düzensizleşir,
-tuning kararsızlaşır.
Ancak burada “hepsi aynı nota olmalı” gibi mekanik bir kural da yoktur.
Shell ve bearing edge’in gerçek davranışı kulakla kontrol edilmelidir.
31. ALT HEAD AKORDU
Alt head: genellikle yüksek gerilimde.
Üst head: müzikal hedefe göre.
Jazz: orta-yüksek.
Funk: yüksek.
Rock: orta.
Vintage: daha düşük.
Metal: orta-yüksek.
Fakat bunlar başlangıç bölgeleridir.
32. SNARE STRAINER AYARI
Önce: alt head.
Sonra: wire.
Sonra: üst head.
Snare wire’ı en son ince ayarlamak daha sağlıklıdır.
Çok sıkı: ghost note ölür.
Çok gevşek: buzz.
Doğru:
ghost note’ta tel duyulur,
rimshot’ta crack gelir,
normal stroke’ta gövde korunur.
33. DAMPING
Damping’in amacı:
davulu susturmak değil, istenmeyen rezonansı kontrol etmek. @Hakan NART
Kullanılabilecekler:
-Moon Gel
-bant
-küçük kumaş
-RemO Ring
-özel damping sistemleri yeni nesil susturucu ve kontrol ekipmanları
Jazz: çoğu zaman sıfır.
Funk: küçük miktar.
Pop: kontrollü.
Rock: duruma göre.
Metal: genellikle daha kontrollü.
34. OVER TONE KÖTÜ DEĞİLDİR
Trampeti kulağımızın hemen arkasından dinlediğimizde rahatsız eden bir overtone, mikrofondan ve dinleyici konumundan çok farklı duyulabilir.
Buddy Rich’in Remo tarafından aktarılan yaklaşımında da davulcunun kendi pozisyonundan duyduğu buzz ve overtone’a fazla takılmaması gerektiği, grubun içindeki ve salon dışındaki sesin daha önemli olduğu vurgulanıyor.
Bu profesyonel kayıt için de geçerlidir. @Hakan Nart http://www.studioartline.live
35. BASİT TEMEL MİKROFONLAMA
Temel setup:
Snare Top
SM57 tipi dynamic.
Snare Bottom
SM57, 421 veya condenser seçenekleri.
Overhead
Stereo pair.
Room
Uygun oda varsa ayrı stereo veya mono mikrofon.
36. SNARE TOP MİKROFON
Merkeze yakın:
daha fazla attack.
Kenara yakın:
daha fazla body.
Açı değişirse:
stick/cross-stick/edge oranı değişir.
Mikrofonu değiştirmeden önce pozisyon değiştirerek çok şey çözebilirsiniz.
37. SNARE BOTTOM
Bottom mic:
-wire,
-snap,
-articulation
için kullanılır.
Ancak top ve bottom mikrofonların phase ilişkisi kontrol edilmelidir.
Bir mikrofonun polaritesini ters çevirmek bazen alt frekans ve gövdeyi ciddi şekilde değiştirebilir.
38. ANDY WALLACE: KURU KAYIT FELSEFESİ
Nirvana’nın Nevermind kayıt sürecini anlatan Sound On Sound kaynaklarında kayıt mühendisliği yaklaşımının mümkün olduğunca kuru, doğrudan ve kontrol edilebilir davul kayıtları üzerine kurulduğu görülüyor.
Andy Wallace’ın miks yaklaşımında da drum ve gitarların çok fazla reverb ile EFEKTLENDİRMEK yerine önde tutulduğu aktarılıyor.
Bu önemli bir prensip:
Ambience’ı kayıtta zorunlu hale getirmek yerine miks sırasında kontrol edebilmek.
39. EQ: TRAMPETİN FREKANS HARİTASI
| Frekans | Genel görev |
|---|---|
| 60–100 Hz | Çok düşük gövde |
| 100–180 Hz | Body |
| 180–300 Hz | Warmth |
| 300–500 Hz | Boxiness |
| 500 Hz–1 kHz | Mid character |
| 1–2 kHz | Note/stick |
| 2–4 kHz | Crack |
| 4–6 kHz | Attack |
| 6–8 kHz | Wire/snap |
| 8–12 kHz | Air |
Bu tablo:
EQ reçetesi değil, teşhis haritasıdır.
40. JOE CHICCARELLI
Meg White kayıtlarını anlatırken Chiccarelli, snare için yaklaşık 4 kHz civarındaki artışın crack’i ve miks içindeki kesiciliği artırdığını açıklıyor.
Bu özellikle rock için öğreticidir.
Ancak bu:
“Her trampete 4 kHz boost yap.”
anlamına gelmez.
Eğer head zaten çok parlaksa aynı boost sertlik yaratabilir.
41. CHRIS LORD-ALGE
Lord-Alge’nin davul yaklaşımında:
-1178,
-Neve 33624,
-SSL EQ
gibi araçlarla güçlü ama kontrollü drum processing görülüyor.
Bir örneğinde:
1178 → 4:1
Neve 33624 → 2:1
ve yaklaşık:
4–5 dB hareket
kullanıldığını açıklıyor.
Ayrıca snare’e üst frekans eklemeyi ve davulların miks içinde fader automation ile sürekli kontrol edilmesini özellikle vurguluyor.
En önemli cümlelerinden biri:
Çok fazla compression ve EQ davulların impact’ini azaltabilir.
42. FADER OTOMASYONU
Bu konu çoğu amatör miksin atladığı noktalardan biridir.
Trampet:
verse: -1 dB
chorus: +1 dB
fill: +2 dB olabilir.
Böylece bütün şarkı boyunca aynı EQ’yu uygulamak zorunda kalmazsınız.
Lord-Alge’nin yaklaşımında fader automation, EQ’dan bile önemli bir araç olarak öne çıkıyor.
43. RENAUD LETANG
Letang’ın miks yaklaşımı özellikle akustik davullar için öğreticidir.
Snare ve kick’e aşırı compression uygulamak yerine:
ambient microphones
üzerinde daha güçlü compression kullanabildiğini anlatıyor.
Bu sayede:
-oda büyür,
-kit birleşir,
-ambience canlanır.
Ana davullar ise daha doğal kalabilir.
44. ROOM COMPRESSION
Örneğin:
Room mic:
→ Compressor
Ratio: 4:1–8:1
Attack: orta.
Release: ritmik.
Gain reduction:
5–15 dB.
Sonra: room fader’ını yavaşça aç.
Bu işlem trampeti doğrudan sıkıştırmadan:
trampetin etrafındaki havayı büyütür. @STÜDYO ARTLINE
45. COMPRESSION
Compression’ın dört temel parametresi:
Threshold
Ne zaman çalışacak?
Ratio
Ne kadar çalışacak?
Attack
Ne kadar hızlı?
Release
Ne kadar çabuk bırakacak?
Trampette özellikle:
Attack
kritiktir.
46. ATTACK
Çok hızlı:
transient ölür.
Daha yavaş:
transient geçer.
Bu yüzden başlangıç olarak:
10–30 ms
aralığı sık kullanılabilir.
Ancak compressor’ın devreye girme karakterine göre bu değer değişir.
47. RELEASE
Release: çok yavaş: groove ağırlaşabilir.
çok hızlı: pumping oluşabilir.
Başlangıç:
50–150 ms
aralığı.
Ama parçanın BPM’i ve trampet pattern’i belirleyicidir.
48. JAZZ COMPRESSION
Ambassador Coated + yüksek tuning:
Ratio:
2:1–3:1
Attack:
20–30 ms
Release:
80–150 ms
GR:
1–3 dB.
Amaç:
transient’i değil, dinamikleri kontrol etmek.
49. FUNK COMPRESSION
Ratio:
4:1
Attack:
15–25 ms
Release:
50–100 ms
GR:
3–6 dB.
Ama ghost note’ları dinleyin.
Eğer ghost note kayboluyorsa:
compressor fazla agresiftir.
50. ROCK COMPRESSION
Ratio:
4:1–6:1
Attack:
10–30 ms
Release:
50–120 ms
GR:
3–6 dB.
Burada amaç:
crack + body.
51. METAL COMPRESSION
Ratio:
4:1–8:1.
Attack:
10–20 ms.
Release:
40–80 ms.
Fakat modern metalde sample layering de çok yaygındır.
Andy Sneap, yoğun gitar duvarları altında drum clarity için sample replacement/augmentation kullanımının önemli olabildiğini anlatıyor.
Bu nedenle modern metal trampeti yalnızca EQ/compressor ile düşünmek eksik olur.
52. PARALLEL COMPRESSION
Parallel compression:
dry + compressed
sistemidir.
Ana trampet:
transient.
Parallel:
density.
Birlikte:
büyük ve güçlü trampet. @Stüdyo ARTLINE
53. ANDREW SCHEPS
Andrew Scheps’in drum processing yaklaşımı parallel compression ile güçlü biçimde ilişkilidir.
Ancak daha ileri projelerinde:
parallel distortion
da kullanıyor.
Sound On Sound’daki bir çalışmada Scheps’in snare ve tomlara parallel distortion uygulayarak:
-attack,
-sustain,
-midrange density
oluşturduğu anlatılıyor.
Buradaki önemli fikir:
Distortion bazen reverb gibi davula uzunluk ve boyut kazandırabilir. Hakan NART
54. SCHEPS TARZI PARALLEL BUS
Parallel drum bus:
Ratio:
8:1–20:1
Attack:
10–30 ms
Release:
50–150 ms.
Ardından:
-saturation,
-EQ,
-distortion uygulanabilir.
Sonra: çok düşük miktarda ana drum bus’a karıştırılır.
55. PLATE REVERB
Plate reverb trampet için klasik bir seçimdir.
Çünkü:
-yoğun,
-parlak,
-hızlı,
-müzikal bir tail kuyruk oluşturabilir.
Chris Lord-Alge de plate karakterinin uzun süredir kullanılan ve davullarda etkili bir ses olduğunu belirtiyor.
56. JAZZ PLATE
Ambassador Coated:
Decay:
0.7–1.2 s
Pre-delay:
15–30 ms.
Reverb EQ:
HPF:
150–250 Hz.
LPF:
7–10 kHz.
Çok düşük send.
Amaç:
oda hissi.
57. FUNK PLATE
Decay:
0.5–0.9 s.
Pre-delay:
10–25 ms.
Daha kısa.
Çünkü ghost note’ların reverb kuyruğunda birbirine karışmasını istemeyiz.
58. ROCK PLATE
Decay:
0.8–1.4 s.
Pre-delay:
20–35 ms.
Daha büyük.
Chorus’ta send artırılabilir.
59. METAL PLATE
Decay:
0.5–0.8 s.
Pre-delay:
yaklaşık 10 ms civarı başlangıç.
Amaç:
snare’in arkasına kısa bir ambience koymak.
Hızlı rifflerde uzun reverb kuyruğu miksin netliğini bozabilir.
60. PLATE RETURN EQ
Reverb’ün kendisini EQ’lamak profesyonel miksin en kullanışlı tekniklerinden biridir.
Örnek:
HPF:
180 Hz.
250–500 Hz:
gerekirse azalt.
3–5 kHz:
gerekirse presence.
8–10 kHz:
gerekirse air.
Bu sayede reverb:
trampetin kendisiyle savaşmaz. @Hakan NART
61. PRE-DELAY
Pre-delay:
0 ms:
transient ve reverb birleşir.
20 ms:
transient ayrılır.
30 ms:
daha belirgin separation.
Özellikle rock/pop için:
15–30 ms
iyi bir başlangıç bölgesidir.
62. REVERB DUCKING
Plate return’e compressor koy.
Sidechain:
dry snare.
Snare vurduğu anda:
reverb düşer.
Vuruştan sonra:
reverb yükselir.
Sonuç:
CRACK → SPACE
Bu modern pop ve rockta son derece etkili olabilir.
Dene Kulağına Güven @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
63. ANDREW SCHEPS VE KISA REVERB
Scheps’in bir drum mix çalışmasında snare ve tom aux’larına yaklaşık:
835 ms
ve
876 ms
reverb decay değerleri kullanıldığı görülüyor.
Ayrıca global drum reverb yaklaşık:
750 ms
civarında.
Bu bize modern yoğun mikslerde reverb’ün mutlaka 2–3 saniye olmak zorunda olmadığını gösteriyor.
64. SAMPLE LAYERING
Modern rock/pop:
Gerçek snare:
body + dynamics
Sample:
attack + consistency
Parallel:
density
Plate:
space
Bu dört katman birlikte çok kontrollü bir sonuç verebilir.
Ancak sample gerçek davulu yok etmek zorunda değildir.
65. ANDY WALLACE VE REVERB SAMPLE TEKNİĞİ
Sound On Sound’un drum replacement incelemesinde Andy Wallace’a atfedilen bir teknik anlatılıyor:
Gerçek snare’den trigger alınır.
Bu trigger sample’ı doğrudan miksin içine vermek yerine:
%100 wet reverb
üzerinden kullanılabilir.
Böylece:
gerçek snare’in karakteri korunurken ambience tamamen kontrol edilebilir.
Bu çok güçlü bir stüdyo tekniğidir. @Hakan NART ARTLINE Recording Studio
66. FABIAN MARASCIULLO
Lil Wayne’in “How To Love” çalışmasında Marasciullo’nun birden fazla snare’e farklı reverb alanları verdiği anlatılıyor.
Snare’lerin hepsini aynı odaya koymak yerine:
bazı snare’leri öne,
bazılarını geriye,
bazılarını plate’e
yerleştiriyor.
Bu yaklaşım modern pop/hip-hop’ta özellikle yaratıcıdır.
67. DAVULU SOLODA DEĞİL, MİKSTE AYARLA
Bir trampet solo dinlendiğinde:
fazla mid,
fazla ring,
fazla ambience
gibi görünen bazı özellikler miks içinde tam tersine gerekli olabilir.
Bu yüzden:
Solo = teşhis
Full mix = karar
olarak düşünülmelidir.
68. JAZZ İÇİN TAM ZİNCİR
Kaynak
Maple.
Head
Ambassador Coated.
Tuning
Orta-yüksek.
Damping
Yok.
EQ
200 Hz civarı gerekirse hafif body.
350–500 Hz sorun varsa küçük cut.
3–5 kHz gerektiğinde hafif presence.
Compression
2:1.
1–3 dB.
Reverb
Kısa plate/room.
Automation
Çok önemli.
Amaç
Doğal dinamik.
69. FUNK İÇİN TAM ZİNCİR
Head
Ambassador Coated / Controlled Sound.
Tuning
Yüksek.
Wire
Ghost note duyulacak kadar.
Damping
Küçük Moon Gel.
EQ
Body:
180–250 Hz.
Box:
350–500 Hz.
Crack:
3–5 kHz.
Wire:
6–8 kHz.
Compressor
4:1.
Parallel
Evet.
Plate
0.5–0.9 s.
70. POP İÇİN
Head
Ambassador / Controlled Sound.
Tuning
Orta-yüksek.
EQ
150–250 body.
300–500 control.
3–5k crack.
Compression
3–5 dB.
Sample
Gerekirse.
Plate
0.7–1.2 s.
Automation
Chorus’ta fader lift.
71. ROCK İÇİN
Head
Controlled Sound / Ambassador X.
Tuning
Orta.
EQ
200 Hz body.
400 Hz control.
4 kHz crack.
6–8 kHz snap.
Compression
4:1.
Parallel
Orta-yüksek.
Plate
0.8–1.4 s.
72. HARD ROCK
Head
Emperor / Emperor X.
Tuning
Orta.
EQ
150–220 Hz.
3–5 kHz.
6–8 kHz.
Compression
4:1–8:1.
Parallel
Güçlü.
Plate
0.8–1.3 s.
73. METAL
Head
Controlled Sound X / Emperor X.
Tuning
Orta-yüksek.
EQ
HPF:
70–100 Hz.
250–450:
mud control.
3–5k:
crack.
6–8k:
wire.
Compression
4:1–8:1.
Sample
Gerekirse.
Plate
0.5–0.8 s.
74. GOSPEL
Head
Ambassador / Powerstroke 77.
Tuning
Yüksek.
EQ
3–5k attack.
6–8k articulation.
Compression
Orta.
Parallel
Güçlü.
Plate
0.7–1.1 s.
Ghost note’ların korunması özellikle önemlidir. @Hakan NART
75. VINTAGE SOUL
Head
Ambassador Coated.
Tuning
Düşük-orta.
Damping
Az.
EQ
200–300 Hz body.
Üst-mid kontrollü.
Compression
Hafif.
Plate
0.8–1.5 s.
76. FUSION
Head
Ambassador Coated / Ambassador X.
Tuning
Yüksek.
EQ
Az.
Compression
2–4 dB.
Parallel
Kontrollü.
Reverb
Kısa plate + room.
Fusion’da trampetin hem jazz hassasiyeti hem rock/funk projection göstermesi gerektiğinden en zor ama en öğretici kombinasyonlardan biridir.
77. PROGRESSIVE ROCK
Bill Bruford yaklaşımında görüldüğü gibi sıkı tuning ve açık artikülasyon güçlü olabilir.
Head
Ambassador / Controlled Sound.
Tuning
Yüksek.
EQ
1–2 kHz note.
3–5 kHz attack.
Compression
Orta.
Reverb
Kısa/orta.
78. MODERN METALDE SAMPLE + GERÇEK DAVUL
Andy Sneap gibi modern metal prodüksiyonlarında sample augmentation/replacement’ın kullanılması, özellikle yoğun gitar duvarları altında drum clarity açısından önemli bir üretim yaklaşımıdır.
Burada amaç:
gerçek davulun yerine plastik bir ses koymak zorunda değildir.
Daha çok:
gerçek performans + kontrollü attack
birlikteliğidir. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
79. TRAMPET BUS
Şu yapı çok kullanışlıdır:
Snare Top
↓
EQ
↓
Compression
↓
Snare Bus
Snare Bottom
↓
EQ
↓
Compression
↓
Snare Bus
Sample
↓
Snare Bus
Parallel
↓
Snare Bus
Plate
↓
Snare Bus / Mix
Böylece bütün bileşenleri tek tek kontrol edebilirsiniz.
80. SNARE BUS COMPRESSION
Başlangıç:
Ratio:
2:1.
Attack:
20–30 ms.
Release:
50–120 ms.
Gain reduction:
1–3 dB.
Amaç:
glue.
81. DRUM BUS
Kick + Snare + Tom + Overhead + Room.
Başlangıç:
2:1.
Attack:
10–30 ms.
Release:
ritmik.
GR:
1–3 dB.
Fazlası kitin doğal transient’lerini küçültebilir.
82. NE ZAMAN COMPRESSOR KULLANMAMALI?
Bu çok önemli.
Eğer:
-deriler iyi,
-akort iyi,
-davulcu dengeli,
-mikrofon doğru,
-oda iyi
ise compressor kullanmak zorunda değilsiniz.
Sound On Sound’daki bazı profesyonel miks örneklerinde kick/snare/tomların doğal dinamiklerini korumak için doğrudan compression yapılmadığı, gerekli yerlerde automation kullanıldığı görülüyor.
Bu yaklaşım özellikle jazz ve doğal akustik kayıtlar için önemlidir. Hakan NART
83. EQ’YU NE ZAMAN KULLANMAMALI?
Eğer trampet:
-miks içinde doğru,
-vokalle çakışmıyor,
-gitarla çakışmıyor,
-bass/kick ile sorun yaşamıyor
ise:
EQ koymamak da bir mühendislik kararıdır. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
84. REVERB’Ü NE ZAMAN KULLANMAMALI?
İyi bir oda kaydı zaten:
doğal reverb
veriyorsa plate gerekmeyebilir.
Özellikle jazz:
overhead + room zaten çok güçlü olabilir.
Bu durumda plate eklemek davulu yapaylaştırabilir.
85. “BÜYÜK DUYULAN TRAMPET” NASIL YAPILIR?
Tek bir yöntem yoktur.
Yöntem 1
Düşük tuning.
Yöntem 2
Room mic.
Yöntem 3
Parallel compression.
Yöntem 4
Plate.
Yöntem 5
Parallel distortion.
Yöntem 6
Sample layer.
Yöntem 7
Automation.
En iyi sonuç çoğu zaman bunların küçük miktarlardaki birleşiminden gelir.
86. “KÜÇÜK TRAMPET” NASIL YAPILIR?
Tersine:
-daha yüksek tuning,
-daha kısa decay,
-daha az room,
-kontrollü head,
-daha az low-mid,
-daha kısa reverb
kullanılabilir.
87. “CRACK” NASIL ARTIRILIR?
Sırasıyla:
- Baget.
- Rimshot.
- Head.
- Tuning.
- Mikrofon pozisyonu.
- 3–5 kHz EQ.
- Compression.
- Sample.
EQ son aşamalardan biri olmalıdır.
88. “WOODY” SES NASIL KORUNUR?
Maple shell:
↓
Ambassador Coated
↓
orta-yüksek tuning
↓
minimum damping
↓
hafif compression
↓
kısa room
Bu yaklaşım shell’in doğal karakterini korur.
89. “DRY” SES NASIL ELDE EDİLİR?
Dry:
sadece reverb’ü kapatmak değildir.
Ayrıca:
-kısa sustain,
-kontrollü head,
-damping,
-yakın mic,
-az room gerekebilir.
90. “OPEN” SES NASIL ELDE EDİLİR?
Open:
-tek kat head,
-minimum damping,
-dengeli tuning,
-iyi oda akustiği ,
-hafif compression ile elde edilir.
Jazz ve akustik müzikte değerlidir. @stüdyo ARTLINE
91. STÜDYO KAYDINDA HEAD SEÇİMİ
Kayıt öncesi:
Jazz
Ambassador Coated.
Pop
Ambassador / Controlled Sound.
Rock
Controlled Sound / Emperor.
Metal
Controlled Sound X / Emperor X.
Vintage
Ambassador Coated.
Funk
Ambassador / Controlled Sound.
Fakat bu tablo:
başlangıç noktasıdır.
92. SAHNEDE DERİ SEÇİMİ
Sahnede:
-dayanıklılık,
-tuning stability,
-volume,
-feedback/bleed
önem kazanır.
Bu nedenle sahnede stüdyodan daha kontrollü head tercih edilebilir.
93. STÜDYODA DERİ DEĞİŞTİRME
Kayıttan hemen önce eski deriyi kullanmak risklidir.
Yeni deri:
-Tak.
-Stretch. ger
-Tune. Akortla
-Çal.
-Yeniden akortla et.
-Kaydet.
94. KAYIT ÖNCESİ SON TEST
Trampeti yalnız dinleme.
Şunlarla dinle:
-kick,
-bass,
-guitar,
-vocal,
-overhead.
Çünkü miks problemi ancak miks içinde görünür. @HAKAN NART
95. 14×6.5 İÇİN ANA REFERANS
Benim kullandığım trampetim için örnek verirsek :
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
Puresound 36
kombinasyonunda başlangıç olarak:
Top
Remo Ambassador Coated.
Bottom
Remo Ambassador Hazy Snare Side.
Tuning
Bottom:
yüksek.
Top:
orta-yüksek.
Damping
Yok.
Bu ayarı önce çıplak olarak dinlemek gerekir.
96. JAZZ / ECM KARAKTERİ
jazz yaklaşımına yakın doğal bir kayıt için:
EQ
Minimum.
Compression
1–3 dB.
Room
Önemli.
Plate
Çok az.
Overhead
Doğal.
Bottom mic
Wire detail.
Burada trampetin “hi-fi” değil:
müzikal
duyulması daha önemlidir.
97. CRAVIOTTO FUSION
Head
Ambassador Coated.
Tuning
Yüksek.
Compression
3–4 dB.
Parallel
Az/orta.
Plate
0.7–1.0 s.
EQ
3–5 kHz gerektiği kadar.
Bu setup ghost note + rimshot arasında iyi geçiş sağlar.
98. temel ROCK karekteri
Head
Controlled Sound.
Tuning
Orta.
Compression
4:1.
Parallel
Orta.
Plate
1.0–1.3 s.
EQ
200 Hz body.
4 kHz crack.
7 kHz snap.
99. CONTROLLED SOUND’A NE ZAMAN GEÇMELİ?
Ambassador Coated:
fazla açık geliyorsa,
rimshot yeterince yoğun değilse,
stüdyo miksinde fazla overtone oluşuyorsa
Controlled Sound denenebilir.
Fakat ilk adım olarak hemen head değiştirmek yerine:
önce tuning ve damping
kontrol edilmelidir.
100. AMBASSADOR X NE ZAMAN?
Ambassador karakterini seviyorsan fakat:
-sert çalıyorsan,
-head çabuk iz yapıyorsa,
-rock/fusion ağırlıklı çalışıyorsan
Ambassador X iyi bir ara noktadır.
101. EMPEROR X NE ZAMAN?
Eğer:
-güçlü rimshot,
-yüksek SPL,
-dayanıklılık,
-daha kontrollü tone
istiyorsan.
Jazz için ilk tercih değildir.
102. EQ’DAN ÖNCE MİKROFON
Trampet:
fazla tiz.
İlk çözüm:
10 kHz cut değil.
Mikrofonu biraz kenara çek.
Trampet:
fazla body.
İlk çözüm:
200 Hz cut değil.
Mic angle değiştir.
Çünkü:
akustik çözüm > elektronik çözüm
çoğu zaman daha doğal sonuç verir.
103. COMPRESSION’DAN ÖNCE PERFORMANCE
Ghost note:
kayboluyor.
İlk çözüm:
compressor attack değiştirmek değil.
Önce:
davulcunun gerçekten ghost note’u yeterince çalıp çalmadığına bak.
Miks mühendisliği performansın yerine geçmez. @Hakan NART ARTLINE
104. REVERB’DEN ÖNCE ROOM
İyi oda:
doğal ambience.
Kötü oda:
plate ile kurtarılmaya çalışılan kayıt.
Bu nedenle kayıt odası aslında:
ilk reverb plug-in’idir.
105. ÜNLÜ MÜHENDİSLERDEN ORTAK DERSLER
Chris Lord-Alge
Fader automation çok önemlidir.
Aşırı EQ/compression impact’i azaltabilir.
Andrew Scheps
Parallel processing ile transient ve density birlikte korunabilir.
Renaud Letang
Ambient mic compression’ı kitin bütünlüğünü artırabilir.
Joe Chiccarelli
Snare presence çoğu zaman upper-mid bölgesinde şekillenir.
Andy Wallace
Dry kayıt yaklaşımı miks sırasında ambience üzerinde kontrol sağlar.
Tom Lord-Alge
Snare’i farklı paralel kanallara bölerek:
-compressed,
-bright,
-distorted
karakterleri ayrı ayrı fader’layabilmek mümkündür.
106. TOM LORD-ALGE’NİN ÇOK ÖNEMLİ YAKLAŞIMI
Bon Jovi miksleri üzerine Sound On Sound çalışmasında snare’in:
-normal,
-çok compressed/distorted,
-bright
olmak üzere farklı kanallara çoğaltıldığı ve bunların şarkı boyunca ride edildiği anlatılıyor.
Bu son derece gelişmiş bir yöntemdir.
Çünkü:
tek bir compressor ayarı bütün şarkıya hükmetmez.
Verse başka.
Chorus başka.
Fill başka.
107. DAVUL MİKSİNDE OTOMASYON
Bir rock parçasında:
Verse snare:
0 dB.
Chorus:
+1 dB.
Final chorus:
+1.5 dB.
Fill:
+2 dB.
Bunu compression ile yapmak yerine:
faderotomasyon
ile yapmak çoğu zaman daha doğal olabilir.
108. PLATE + ROOM BİRLİKTELİĞİ
En iyi trampet reverb’lerinden biri bazen:
Plate + Room
kombinasyonudur.
Room:
fiziksel boyut.
Plate:
tonal tail.
Örneğin:
Room:
çok düşük.
Plate:
biraz daha yüksek.
Böylece trampet hem gerçek odada hem de müzikal bir reverb alanında yaşar. Hakan NART ARTLINE
109. PLATE + PARALLEL COMPRESSION
Bu kombinasyon:
modern rock
için çok güçlüdür.
Dry:
attack.
Parallel:
density.
Plate:
space.
Üçünü ayrı ayrı kontrol edersiniz.
110. PARALLEL DISTORTION
Andrew Scheps yaklaşımından öğrenilebilecek bir başka teknik:
Snare:
→ distortion bus.
Bu bus’ta:
-saturation,
-EQ,
-compression
kullanılır.
Sonra çok az blend edilir.
Amaç distortion’ı “duymak” değil:
snare’in miks içinde daha fazla enerji taşımasını sağlamak. @Hakan NART ARTLINE
111. TRAMPET VE VOKAL ÇAKIŞMASI
Özellikle:
2–5 kHz
bölgesinde.
Trampeti sürekli yükseltmek yerine:
vokal kritikse,
gerekli anda trampet EQ’sunu dynamic EQ ile hafifçe geri çekmek mümkün.
Bu modern pop için çok etkili olabilir.
112. TRAMPET VE GİTAR ÇAKIŞMASI
Rock’ta:
gitar 3–5 kHz.
snare 3–5 kHz.
İkisini aynı anda artırmak:
duvar
oluşturur.
Çözüm: Birini azalt. Diğerini öne çıkar.
113. TRAMPET VE KICK ÇAKIŞMASI
Trampet body:
150–250 Hz.
Kick:
50–100 Hz.
Fakat kick’in üst harmonikleri 100–250 Hz’e kadar uzanabilir.
Bu nedenle sadece HPF yapmak yerine:
miks içinde hangi davulun hangi frekans bölgesini taşıdığına karar vermek gerekir.
114. TRAMPETİN MİKS İÇİNDEKİ YERİ
Trampetin yüksekliği:
çok düşük:
küçük.
çok yüksek:
vokal/gitar ezilir.
Doğru:
backbeat parçanın enerjisini taşıyacak kadar önde.
115. “BÜYÜK” İLE “YÜKSEK” AYNI ŞEY DEĞİLDİR
Bu profesyonel miksin en önemli ayrımlarından biridir.
Yüksek trampet:
fader yukarı.
Büyük trampet:
–body,
-room,
-sustain,
-transient,
-reverb,
-harmonics
birlikte.
Dolayısıyla:
Büyük trampet = sadece daha yüksek trampet değildir. @Hakan NART stüdyo ARTLINE
116. “PUNCH” NEDİR?
Punch:
ilk transient + gövde arasındaki algısal ilişkidir.
Compression attack:
çok hızlı.
→ transient azalır.
Attack:
biraz daha yavaş.
→ transient geçer.
Sonuç:
daha punchy
algılanabilir.
117. “CRACK” NEDİR?
Crack:
çoğunlukla:
-rimshot,
-transient,
-upper-mid energy
kombinasyonudur.
CRACK Bu yüzden yalnızca EQ ile üretilemez. @Hakan NART
118. “SNAP” NEDİR?
Snap:
-upper-mid,
-high-mid,
-snare wire
kombinasyonudur.
6–8 kHz bölgesi önemli olabilir.
Ancak overhead bleed de burada bulunduğundan dikkat gerekir.
119. “FAT” NEDİR?
Fat:
çoğu zaman:
-low-mid body,
-kısa/orta sustain,
-transient ile gövdenin dengesi
olarak algılanır.
200 Hz’i yükseltmek tek başına fat değildir. @Hakan NART
120. “WOODY” NEDİR?
Woody:
shell resonance + low-mid + transient’in doğal birleşimidir.
Bu nedenle:
çok fazla compression + EQ
woody karakteri azaltabilir.
121. STÜDYO İÇİN 5 Basit Temel REFERANS REÇETE
A — NATURAL JAZZ
Ambassador Coated
↓
Hazy
↓
orta-yüksek tuning
↓
minimum EQ
↓
2:1 compression
↓
short room
↓
çok az plate
B — FUNK
Ambassador
↓
Hazy
↓
yüksek tuning
↓
3–5 kHz presence
↓
4:1 compression
↓
parallel compression
↓
0.6–0.9 s plate
C — POP
Controlled Sound
↓
Hazy
↓
orta-yüksek tuning
↓
body + crack EQ
↓
4:1 compression
↓
sample layer
↓
0.8–1.2 s plate
D — ROCK
Emperor / Controlled Sound
↓
Hazy
↓
orta tuning
↓
3–5 kHz
↓
4:1–6:1
↓
parallel
↓
1 s plate
E — METAL
Controlled Sound X / Emperor X
↓
Hazy
↓
orta-yüksek tuning
↓
tight EQ
↓
4:1–8:1
↓
parallel/sample
↓
0.5–0.8 s plate
122. KAYITTA “DOĞRU” TRAMPETİN TESTİ
Üç test yap:
TEST 1 — Solo
Ses güzel mi?
TEST 2 — Kit
Kick ve tomlarla dengeli mi?
TEST 3 — Mix
Vokal ve gitarın içinde çalışıyor mu?
Üçünün cevabı aynı olmak zorunda değildir.
Asıl karar:
3. testte
verilir.
123. TRAMPET KAYDINDA EN BÜYÜK HATALAR
Hata 1
Kötü tuning’i EQ ile düzeltmek.
Hata 2
Snare wire’ı gereğinden fazla sıkmak.
Hata 3
Her trampete aynı EQ.
Hata 4
Her trampete aynı compressor.
Hata 5
Reverb’ü insert olarak kullanmak.
Hata 6
Solo dinleyerek karar vermek.
Hata 7
Her overtone’u öldürmek.
Hata 8
Her kayda sample koymak.
Hata 9
Fader automation kullanmamak.
Hata 10
İyi oda kaydının doğal ambience’ını gereksiz reverb ile kapatmak.
124. PROFESYONEL ÇALIŞMA SIRASI
Bir stüdyo trampet kaydında ideal düşünce sırası:
1. Shell
↓
2. Head
↓
3. Tuning
↓
4. Snare Wire
↓
5. Damping
↓
6. Mic Position
↓
7. Preamp
↓
8. EQ
↓
9. Compression
↓
10. Parallel Processing
↓
11. Reverb
↓
12. Drum Bus
↓
13. Automation
↓
14. Final Mix
Bu sıralama bir dogma değildir.
Ama problemi yanlış aşamada çözmeye çalışmayı önler.
125. EN ÖNEMLİ SONUÇ
Bir trampetin profesyonel sesi:
head seçimiyle başlar.
Ama orada bitmez.
İyi head:
↓
iyi tuning.
İyi tuning:
↓
iyi mikrofon.
İyi mikrofon:
↓
dengeli EQ.
Dengeli EQ:
↓
doğru compression.
Compression:
↓
gerektiğinde parallel processing.
Bunlar:
↓
doğru reverb.
Ve bütün bunlar:
↓
şarkının içinde automation ve müzikal denge.
126. CRAVIOTTO İÇİN
örneği benim elimdeki trapet için :
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
Puresound 36
kombinasyonun için üç farklı referans setup oluşturulabilirim
SETUP 1 — NATURAL JAZZ
Ambassador Coated
Hazy
yüksek bottom / orta-yüksek top
damping yok
2:1 compression
short room
çok az plate
SETUP 2 — FUSION
Ambassador Coated
Hazy
yüksek tuning
çok az damping
4:1 compression
parallel düşük
plate yaklaşık 0.8–1 s
SETUP 3 — ROCK
Controlled Sound
Hazy
orta tuning
küçük damping
4:1–6:1 compression
parallel orta
plate yaklaşık 1 s
127. SON SÖZ
Trampet, kayıt teknolojisinde belki de en fazla yanlış anlaşılmış enstrümanlardan biridir.
Çünkü insanlar çoğu zaman:
“Hangi trampet?”
diye sorar.
Oysa profesyonel kayıt mühendisinin sorusu:
Hangi trampet, hangi deriyle, hangi gerilimde, hangi bagetle, hangi odada, hangi mikrofonla, hangi müzikte ve hangi miks içinde?
sorusudur. Hakan NART
Steve Gadd’in head/tension yaklaşımı,
Dave Weckl’in bütün kitin tek enstrüman gibi duyulması düşüncesi,
Buddy Rich’in yüksek tension ve canlı overtonelara verdiği önem,
Tony Williams’ın grup içindeki rezonansa yaklaşımı,
David Garibaldi’nin ghost note merkezli snare-wire ayarı,
Jeff Porcaro’nun Controlled Sound’a geçişi,
Stewart Copeland’ın yüksek-tension yaklaşımı,
John Bonham’ın farklı dönemlerde değişen head/shell kombinasyonları,
Bill Bruford’un sıkı snare yaklaşımı
ve Steve Smith’in farklı head kombinasyonlarını müzikal hedefe göre kullanması aynı şeyi gösteriyor:
Trampetin tek bir doğru sesi yoktur.
Aynı şekilde Chris Lord-Alge’nin fader automation ve kontrollü compression yaklaşımı, Andrew Scheps’in parallel processing ve distortion kullanımı, Renaud Letang’ın ambient mic’lere compression yaklaşımı, Joe Chiccarelli’nin upper-mid snare presence kullanımı ve Andy Wallace’ın kuru kayıt/ambience kontrolü üzerine yaklaşımı da aynı sonuca çıkar:
Profesyonel miks, trampeti değiştirmekten çok trampetin müzikteki rolünü doğru yere yerleştirme sanatıdır. @Hakan NART
Bu yüzden iyi bir trampet mühendisi yalnızca frekansları dinlemez.
Davulun fiziksel davranışını, davulcunun elini, müziğin ritmini, odanın akustiğini ve miksin bütününü aynı anda dinler.
Ve belki de bütün bu makalenin en önemli cümlesi şudur:
İYİ TRAMPET SESİ, EN ÇOK İŞLEM YAPILAN TRAMPET DEĞİL; EN DOĞRU KAYNAKTAN BAŞLAYIP EN AZ GEREKLİ İŞLEMİ GÖREN TRAMPETTİR.
@ARTLINE Studio Hakan NART

TRAMPET DERİSİ VE AKORDU stüdyo ARTLINE
Türlere, Davulculara, Sahneye ve Stüdyoya Göre Kapsamlı Profesyonel Rehber
Giriş: İyi bir trampet sesi aslında nerede başlar?
Bir trampetin sesini yalnızca trampetin kendisi belirlemez.
Kabuk ağacı, kalınlığı ve yapısı; çap ve derinlik; bearing edge, snare bed, kasnaklar, tension lug’lar, snare wire sistemi, çalım tekniği, baget, deri, alt ve üst derinin birbirine göre gerilimi, ortam ve mikrofonlama birlikte çalışır.
Bunun üzerine bir de müzik türü eklenir.
Aynı 14×6.5″ maple trampet;
-bir jazz kaydında açık, canlı ve harmonik açıdan zengin,
-bir funk kaydında sıkı ve hızlı,
-bir pop prodüksiyonunda kontrollü ve önde,
-bir rock kaydında büyük ve güçlü,
-bir metal miksinde kuru ve yoğun,
-bir fusion kaydında ise hem hassas hem de güçlü
duyulabilir.
Bunu sağlayan şey çoğu zaman trampeti değiştirmek değil, deri + akort + snare tension + dampening + mikrofonlama kombinasyonunu değiştirmektir.
Bu nedenle “En iyi trampet derisi hangisi?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Daha doğru soru şudur:
Hangi trampetten, hangi müzikte, hangi ortamda, nasıl bir ses almak istiyorum?
@Stüdyo ARTLINE Hakan NART
1. TRAMPET DERİSİ NEDİR VE SESİ NASIL DEĞİŞTİRİR?
Trampet üzerinde iki temel deri vardır:
Üst deri – Batter Head
Bagetin vurduğu deridir.
Başlıca görevleri:
-attack
-rebound
-stick response
-rimshot karakteri
-ghost note hassasiyeti
-ana gövde
-üst harmonikler
-çalım hissi
üzerinde belirleyicidir.
Alt deri – Snare Side / Resonant Head
Snare tellerinin temas ettiği deridir.
Görevi yalnızca “alt tarafı kapatmak” değildir.
Tam tersine:
-snare-wire response,
-ghost note hassasiyeti,
-buzz,
-articulation,
-sustain,
-yüksek frekanslı snare karakteri Üzerinde çok büyük etkisi vardır.
Bu nedenle çok iyi bir üst deri seçip alt deriyi rastgele akort etmek, trampetin potansiyelinin önemli bölümünü kaybetmek anlamına gelir. @Hakan NART
2. TEK KAT, ÇİFT KAT VE KONTROLLÜ DERİLER
2.1. Tek katlı deri
Örneğin:
Remo Ambassador Coated
Genellikle 10 mil sınıfındadır.
Tek katlı yapı:
-daha fazla rezonans,
-daha fazla harmonik,
-daha hassas ghost note,
-daha hızlı tepki,
-daha açık ses verme eğilimindedir.
Jazz, funk, fusion, akustik müzik ve stüdyo kayıtlarında çok geniş kullanım alanı vardır.
Ancak yüksek sesli rock veya çok sert çalımda daha hızlı iz yapabilir ve daha fazla kontrol gerektirebilir.
3. AMBASSADOR COATED VE AMBASSADOR CLEAR
Bu iki deri sık sık birbirine alternatif olarak düşünülür.
Ambassador Coated
Sesi genel olarak:
-sıcak,
-açık,
-kontrollü,
-hafif yumuşak attack’lı,
-brush kullanımına uygun
bir karakterdedir.
Remo’nun kendi tanımında Ambassador Coated; sıcak ve açık tonları, parlak attack ve kontrollü sustain’i bir araya getirir.
Ambassador Clear
Clear versiyon daha:
-parlak,
-açık,
-hızlı,
-belirgin attack’lı
hissedilir.
Trampette kullanılabilir fakat özellikle jazz ve brush ağırlıklı çalışmalarda Coated versiyonun yüzey karakteri önemli bir avantaj sağlar. @ARTLINE Drum Club
4. AMBASSADOR X COATED
Ambassador X, klasik Ambassador’ın daha dayanıklı bir yaklaşımıdır.
Daha kalın yapı:
-daha güçlü attack,
-daha yoğun orta frekans,
-daha fazla dayanıklılık
sağlar.
Bu nedenle sert çalan fakat Ambassador’ın açık karakterinden tamamen vazgeçmek istemeyen davulcular için mantıklı bir ara çözümdür.
5. Remo CONTROLLED SOUND
Controlled Sound serisinin en önemli özelliği merkez bölgedeki kontrol yaklaşımıdır.
Özellikle Black Dot versiyonunda merkezdeki ikinci tabaka:
-merkezi attack’ı güçlendirir,
-sustain’i kontrol eder,
-overtone’ları azaltır,
-rimshot’ı belirginleştirir.
Jeff Porcaro’nun kariyerinin son dönemlerinde Remo Controlled Sound Coated Black Dot kullanması bunun çok iyi bilinen örneklerinden biridir. Davul teknisyeni ve drum doctor Ross Garfield’ın anlatımına göre Porcaro daha önce beyaz Ambassador kullanırken Controlled Sound’a geçtiğinde beklenenden fazla “crack” elde etmişti.
Buradaki önemli nokta şudur:
Controlled Sound sadece daha “kuru” bir ses değildir.
Doğru akortta hâlâ oldukça canlı bir trampet elde edilebilir. Hakan NART
6. EMPEROR VE EMPEROR X
İki katlı yapıya geçildiğinde ses genellikle:
-daha yoğun,
-daha kontrollü,
daha dayanıklı,
daha güçlü orta/alt frekanslı
hale gelir.
Emperor X ise özellikle sert çalım ve yüksek dayanıklılık ihtiyacında kullanılır.
Remo’nun farklı rock konfigürasyonlarında Controlled Sound, Emperor ve Emperor X’i farklı yoğunluklardaki rock ve hard-rock uygulamaları için önermesi de bunun güzel bir göstergesidir.
7. ALT DERİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Trampet alt derisi konusunda yapılan en büyük hatalardan biri:
“Üst deri önemli, alt taraf zaten görünmüyor.”
düşüncesidir.
Oysa snare’in hassasiyetinin önemli kısmı alt derinin geriliminden gelir.
Alt deri çok gevşekse:
-buzz uzar,
-response yavaşlar,
-snare telleri düzensiz davranabilir.
Çok sıkıysa:
-bazı trampetlerde ses küçülebilir,
-teller aşırı kuru hissedebilir,
-düşük dinamiklerde hassasiyet kaybolabilir.
Anca burada önemli bir istisna vardır:
İnce bir snare-side deri genellikle yüksek gerilimde çalışır.
Steve Gadd’in Yamaha ile yaptığı açıklamalarda da snare tarafında ince Diplomat kullanmayı tercih ettiği ve bunun trampetin boğulmadan büyümesini sağladığını belirttiği görülür.
Dave Weckl ise Ambassador ağırlıklı snare sistemlerinde snare-side için özel snare resonant head kullanır.
Dolayısıyla “alt deri mutlaka üst deriden daha gevşek olmalıdır” gibi bir kural yoktur.
Tam tersine, birçok profesyonel setup’ta alt deri daha yüksek gerilimdedir. Ben de bu şekilde kullanmaktayım.
Hakan NART Stüdyo ARTLINE
8. TRAMPET AKORDUNUN TEMEL MANTIĞI
Trampet akordunu “kaç tur çevirdim?” mantığıyla yapmak yerine üç aşamalı düşünmek gerekir:
1. Head seating
Deri kasnağa düzgün oturmalıdır.
2. Lug-to-lug eşitliği
Her tension lug çevresinde benzer nota/perde elde edilmelidir.
3. Batter-resonant ilişkisi
Asıl karakter burada oluşur.
9. ÜST VE ALT DERİNİN BİRBİRİNE GÖRE AKORDU
Üç temel yaklaşım vardır.
A. Alt daha yüksek – üst orta
Sonuç:
-hızlı response,
-belirgin snare,
-daha fazla crack,
-ghost note hassasiyeti.
Funk ve pop için çok kullanışlıdır.
B. Üst ve alt birbirine yakın
Sonuç:
-doğal,
-açık,
-rezonanslı,
-dengeli.
Jazz ve akustik müzikte çok kullanışlıdır.
C. Üst daha gevşek – alt yüksek
Sonuç:
-daha büyük gövde,
-daha fazla “fat” hissi,
-daha belirgin attack.
Rock ve bazı modern pop kayıtlarında kullanılabilir.
Fakat burada kritik nokta şudur:
Alt deriyi gevşeterek “büyük ses” elde etmeye çalışmak çoğu zaman snare hassasiyetini bozar.
Hakan NART
10. AKORTTA NOTA DEĞİL, İLİŞKİ ÖNEMLİDİR
Trampet için herkesin uygulaması gereken tek bir nota yoktur.
14×5″ ile 14×6.5″ aynı perdeye aynı şekilde cevap vermez.
Ayrıca:
-maple,
-brass,
-steel,
-aluminum,
-birch,
-copper
gibi farklı kabuklar da aynı akortta farklı sonuç verir.
Bu yüzden profesyonel akortta daha doğru yaklaşım:
“Trampeti şu notaya akort et.”
demekten ziyade:
“Bu kabuğun,gövdenin istediğin müzikal karakteri verdiği gerilim bölgesini bul.”
yaklaşımıdır. Hakan NART
11. AKORT SIRASI
Yeni deri takarken:
-Eski deriyi çıkar.
-Bearing edge’i ( deriye temas eden kenar) temizle.
-Deriyi kasnağa düzgün yerleştir.
-Kasnağı tak.
-Parmakla tüm lug’ları eşit şekilde sık.
-Karşılıklı lug sistemini kullan.
-Küçük adımlarla ilerle.
-Her lug çevresindeki perdeyi kontrol et.
-Deriyi birkaç kez kontrollü şekilde oturt.
-Sonra gerçek akorda geç.
Burada önemli olan:
Bir lug’u tamamen sıkıp diğerine geçmek değil, karşılıklı ve küçük adımlarla çalışmaktır.
12. “FINGER TIGHT” NEDEN YETERLİ DEĞİL?
Sadece parmakla sıkmak başlangıç noktasıdır.
Çünkü iki farklı lug aynı parmak sıkılığında farklı mekanik gerilim oluşturabilir.
Bunun nedeni:
-dişlerin sürtünmesi,
-tension rod yağlanması,
-kasnak,
-shell deformasyonu,
-bearing edge,
-deri üretim toleransı
gibi faktörlerdir.
Bu yüzden profesyonel yaklaşım kulakla kontrol etmektir.
DrumDial gibi ölçüm araçları yardımcı olabilir; fakat cihazın gösterdiği sayı “doğru ses” anlamına gelmez.
Cihaz:
tekrarlanabilirlik sağlar.
Kulak:
müzikal kararı verir. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
13. GHOST NOTE AKORDU
Ghost note için yalnızca düşük bir üst deri gerilimi gerekmez.
Tam tersine:
Ghost note + snare response için:
-alt deri yeterince gergin,
-snare wires dengeli,
-üst deri kontrollü,
-gereksiz damping düşük
olmalıdır.
David Garibaldi’nin anlattığı yaklaşım burada çok öğreticidir.
Alt deriyi çok yüksek gerilimde tutar ve snare tellerini ghost note’larda duyulacak kadar ayarlar.
Garibaldi özellikle teller fazla sıkılırsa ghost note’larda snare cevabının kaybolabileceğini, fazla gevşetilirse ise istenmeyen rattling oluşacağını anlatıyor.
Bu küçük ayrıntı funk trampetinin neden bu kadar farklı duyulduğunu anlamak açısından çok önemlidir. Hakan NART
TÜRLERE GÖRE TRAMPET DERİSİ VE AKORDU
15. JAZZ
Jazz trampetinin amacı çoğu zaman:
-dinamik genişlik,
-ghost note,
-brush,
-açık harmonikler,
-hızlı response,
-doğal shell karakteriüretmektir.
Bu nedenle:
Deri
Ambassador Coated
çok güçlü bir başlangıç noktasıdır.
Alternatifler:
- Ambassador Vintage Coated
- daha ince snare-side
- bazı durumlarda Diplomat snare-side
Akort
Genellikle orta-yüksek gerilim.
Ama “olabildiğince yüksek” değil.
Amaç:
düşük dinamikte hassasiyet + yüksek dinamikte açık ve canlı ses.
Jazz için damping
Minimum.
Biraz fazla overtone çoğu zaman sorun değildir.
Hatta kayıt sırasında mikrofonların yakaladığı doğal harmonikler miks içinde trampete hayat verir. Hakan NART
16. STEVE GADD
Steve Gadd’in ekipman açıklamaları bu konuda çok değerlidir.
Gadd, Remo Coated Ambassador kullanmayı tercih ettiğini ve alt tarafta ince bir head kullandığını açıklamıştır.
Kendi ifadesiyle:
“Coated Ambassador on the top…”
Ayrıca farklı müzikal durumlarda farklı head kombinasyonlarına geçebildiğini de belirtmiştir.
Gadd’in yaklaşımından çıkarılabilecek temel prensip:
Tek bir davul sesiyle bütün müzikleri çalmaya çalışmak yerine, aynı temel sistemin akort ve head kombinasyonlarını müziğe göre değiştirmek.
Gadd’in setup’ı jazz, fusion, pop ve session çalışmaları arasında geçiş yapabilen bir sistemdir.
17. DAVE WECKL
Dave Weckl’in Remo tarafından yayınlanan ekipman bilgileri çok açık:
-Jazz/Big Band için Coated Ambassador,
-birçok başka durumda Clear Ambassador,
-daha yoğun ses gerektiğinde Pinstripe,
-snare’lerde genel olarak Coated Ambassador.
Weckl’in önemli yaklaşımı şudur:
Davulların birbirinden kopuk değil, tek bir enstrüman gibi duyulması.
Bu düşünce trampet akordunda da önemlidir.
Trampet çok parlak, tomlar çok kuru ve kick çok karanlıksa kit bütünlüğü bozulabilir.
Bu nedenle profesyonel akort:
tek tek davulları değil, bütün kitin tonal ilişkisini ayarlar.
18. TONY WILLIAMS
Tony Williams’ın eski bir Modern Drummer röportajında söylediği bir cümle trampet ve davul akordu açısından son derece öğreticidir.
Williams davullarını grubun içinde birlikte güzel duyulacak şekilde rezonant bir perdeye ayarladığını ve belirli gruplar için ayrı tuning sistemleri kullanmadığını anlatır.
Ayrıca Remo heads kullandığını belirtir.
Buradaki ders:
Jazz trampetinde “kusursuz laboratuvar sesi” değil, müzik içindeki rezonans önemlidir.
Bu nedenle Tony Williams yaklaşımı:
-açık,
-rezonant,
-canlı,
-müzikle birlikte nefes alan
bir kit düşüncesini destekler.
19. BUDDY RICH
Buddy Rich’in Remo ile ilişkisi 1950’lerin sonlarına kadar gider.
Remo’nun kendi tarihçesine göre Rich önce Diplomat Coated kullanmış, daha sonra Ambassador ailesinin geliştirilmesiyle farklı kombinasyonlara geçmiştir.
Buddy Rich’in tuning anlayışında önemli bir düşünce vardır:
“You don’t tune drums. You tension them.”
Bu ifade, ( davullar akort edilmez gerilir) davulun sadece bir nota arama aracı olmadığını anlatan güçlü bir yaklaşımdır. :)))
Yani:
Gerilim → tepki → rezonans → müzikal ses
ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.
20. FUNK
Funk’ta trampet:
-hızlı,
-net,
-kontrollü,
-ghost note’lara duyarlı,
-rimshot’ta agresif
olmalıdır.
Öneri
Üst:
Ambassador Coated
veya
Controlled Sound Coated
Alt:
Ambassador Hazy Snare Side
Akort
Alt deri: yüksek.
Üst:orta-yüksek.
Snare wires:ghost note duyulacak kadar sıkı.
Ama maksimum sıkılık değil.
21. DAVID GARIBALDI
David Garibaldi’nin funk trampet yaklaşımı çok net tarif edilmiştir.
Alt deriyi “masa üstü” hissine yakın çok yüksek gerilimde tutar.
Snare strainer’ı ise ghost note’a cevap verecek şekilde ayarlar.
Garibaldi ayrıca küçük miktarda Moon Gel kullanarak overtone’u tamamen öldürmek yerine kontrol etmeyi tercih eder.
Bu çok önemli bir ayrıntıdır:
Funk trampeti kuru olmak zorunda değildir.
Asıl amaç:
kontrollü rezonans + hızlı response + belirgin attack.
22. POP
Pop müzikte trampet genellikle miksin merkezindeki seslerden biridir.
Burada amaç:
-her vuruşun birbirine yakın duyulması,
-mikrofonun fazla rezonans toplamaması,
-vokalle çakışmaması,
-kick ve bass ile dengelenmesi.
Başlangıç
Ambassador Coated + Ambassador Hazy.
Alternatif
Controlled Sound Coated Black Dot.
Akort
Orta-yüksek.
Damping
Az miktarda.
Bir Moon Gel veya küçük bir damping parçası çoğu durumda yeterlidir.
23. R&B / SOUL
R&B’de iki farklı yaklaşım vardır.
Vintage / soul
Daha açık ve organik:
Ambassador Coated
Modern R&B
Daha kontrollü:
Controlled Sound
veya
Powerstroke 77
kullanılabilir.
Ancak modern R&B’nin “kuru” sesi yalnızca deriyle elde edilmez.
Mikrofonlama, transient shaping, EQ, compression ve sample layering de büyük rol oynar.
24. ROCK
Rock’ta trampet daha fazla:
-projection,
-attack,
-dayanıklılıkister.
Light Rock
Ambassador Coated.
Medium Rock
Controlled Sound Coated.
Heavy Rock
Controlled Sound X / Emperor X.
Remo’nun kendi rock konfigürasyonlarında da hafif rock için Ambassador Coated, medium rock için Controlled Sound ve hard rock için Emperor X gibi daha dayanıklı ve kontrollü seçeneklere geçildiği görülüyor.
Bu, deri seçiminin müzikal yoğunlukla nasıl değiştiğini açık biçimde gösterir.
25. JOHN BONHAM
John Bonham’ın trampet sesi rock tarihindeki en karakteristik örneklerden biridir.
Bonham’ın 14×6.5″ metal Ludwig snare’i kullandığı ve teknik ekibinin anlatımına göre Remo Controlled Sound/Black Dot ve benzeri güçlü head kombinasyonlarıyla çalıştığı belgelenmiştir.
Daha da önemlisi:
Bonham’ın alt head’i oldukça gergin, üst tarafı ise daha gevşek ayarladığı anlatılmıştır.
Bu yaklaşım:
yüksek snare response + büyük gövde + güçlü attack
kombinasyonu yaratır.
Bonham örneği bize çok önemli bir şey öğretir:
Aynı “yüksek sesli rock” tanımı altında bile üst ve alt deri gerilim ilişkisi sesin karakterini tamamen değiştirebilir.
26. STEWART COPELAND
Stewart Copeland’ın Police dönemindeki trampet yaklaşımı da çok ilginçtir.
Modern Drummer’da yayınlanan ekipman açıklamasında:
-üstte Ambassador,
-altta Ambassador snare head
kullandığı ve head’leri çok yüksek gerilimde çalıştırdığı belirtilmiştir.
Davul teknisyeninin anlatımına göre head’ler çok sıkı tutulduğu için Copeland’ın güçlü çalmasına rağmen kolay kolay kırılmıyordu.
Bu sesin sonucu:
-keskin,
-yüksek,
-hızlı,
-çok belirgin attack.
Police’in müzikal yapısında bu karakter özellikle önemlidir çünkü trampet gitar ve basın yoğunluğu içinde kaybolmamalıdır.
27. HARD ROCK
Hard rock için:
Emperor Coated
veya
Emperor X Coated
çok mantıklı seçeneklerdir.
Ama önemli bir ayrım vardır.
Emperor X:
daha kontrollü ve dayanıklı.
Ambassador:
daha açık ve rezonant.
Dolayısıyla “hard rock = mutlaka Emperor X” demek doğru değildir.
Daha çok:
Ne kadar açık bir trampet istiyorum?
sorusuyla karar verilmelidir.
28. METAL
Metal için en sık yapılan hata:
Trampeti gereğinden fazla sıkmak.
Yüksek tuning metalde işe yarayabilir.
Fakat maksimum tension her zaman maksimum crack anlamına gelmez.
Metal trampette üç farklı yaklaşım vardır.
Modern kuru metal
-Emperor X
-Controlled Sound X
-daha fazla damping
Teknik metal
-daha yüksek tuning
-hızlı snare response
-daha kontrollü sustain
Eski okul metal
-Ambassador/Controlled Sound
-daha açık rezonans
-daha büyük gövde
Özellikle blast beat kullanılan müzikte snare wire response kritik hale gelir.
29. DAVE GROHL
Dave Grohl’un Nirvana dönemindeki setup’ı modern rock açısından ilginç bir karşı örnektir.
Teknisyenlerinin verdiği bilgilere göre tomlarda Remo Pinstripe ve Clear Ambassador kullanılırken trampette dayanıklılık nedeniyle Aquarian Hi-Energy tercih edilmiştir.
Bu bize başka bir temel prensibi gösterir:
Deri seçimi yalnızca sesle değil, çalma şiddeti ve dayanıklılık ihtiyacıyla da belirlenir.
Aynı ses karakterini daha ince bir head ile elde etmek mümkün olsa bile head sürekli kırılıyorsa stüdyo veya sahne açısından doğru seçim olmayabilir.
30. GOSPEL
Modern gospel trampeti çok geniş dinamik aralık ister.
Aynı trampet:
-ghost note,
-rimshot,
-cross-stick,
-güçlü backbeat
arasında geçiş yapar.
Bu nedenle:
Ambassador Coated
çok güçlü bir başlangıçtır.
Daha kontrollü kullanım için:
Controlled Sound
veya
Powerstroke 77
seçilebilir.
Burada snare wire ayarı son derece kritiktir.
Ghost note duyulmuyorsa telleri hemen daha fazla sıkmak yerine:
-alt head,
-snare bed,
-wire tension,
-üst head
sırasıyla kontrol edilmelidir.
31. FUSION
Fusion’da trampetin aynı anda:
-jazz hassasiyeti,
-funk attack,
-rock projection
vermesi gerekebilir.
Bu nedenle benim başlangıç reçetem:
14×5.5 veya 14×6 maple
Üst:
Ambassador Coated
Alt:
Ambassador Hazy
Orta-yüksek tuning.
Az damping.
Bu kombinasyon çok geniş bir kullanım alanı bırakır.
32. SESSION / STÜDYO DAVULCUSU NEDEN BİRDEN FAZLA TRAMPET TAŞIR?
Profesyonel stüdyo dünyasında “tek mükemmel trampet” fikri pek gerçekçi değildir.
Bir stüdyo davulcusu veya drum doctor aynı gün içerisinde:
-5″ piccolo,
-5.5″ maple,
-6.5″ maple,
-brass,
-steel,
-aluminum
gibi farklı trampetler kullanabilir.
Zak St. John gibi profesyonel drum technician/Drum Doctor profillerinde onlarca trampetle çalışıldığı ve farklı kayıt projeleri için doğru davulun seçildiği görülüyor.
Bunun nedeni basittir:
Mikrofon bir trampeti olduğundan farklı hale getirebilir ama tamamen başka bir shell karakterine dönüştüremez. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
33. STÜDYODA TRAMPET SEÇİMİ
Stüdyo için ilk soru:
“Trampet solo dinlendiğinde güzel mi?”
olmamalıdır.
Doğru soru:
“Kayıttaki diğer enstrümanlarla birlikte doğru mu?”
Örneğin gitar 2–4 kHz civarında yoğun ve parlaksa aşırı parlak bir trampet gitarla çakışabilir.
Piyano ve vokal çok açıksa daha kontrollü bir trampet gerekebilir.
Bas ve kick çok yoğun ise trampetin düşük orta frekansları azaltılabilir.
34. STÜDYO İÇİN AKORT
Kayıtta çoğu zaman canlı sahneden daha kontrollü bir yaklaşım gerekir.
Fakat “stüdyo = kuru trampet” diye bir kural yoktur.
Tam tersine, çok iyi bir açık trampet miks mühendisine daha fazla seçenek verir.
Çünkü:
Rezonansı kayıt sırasında tamamen geri getirmek mümkün değildir.
Ama fazla rezonansı sonradan azaltmak mümkündür.
Bu nedenle iyi bir stüdyo yaklaşımı:
Önce doğal ve dengeli ses.
Sonra:
gerekiyorsa damping. Stüdyo ARTRLINE
35. KAYITTA ALT DERİ MİKROFONU
Trampet Alt mikrofonu:
-wire response,
-high frequency,
-buzz,
-articulation
verir.
Ancak phase problemi yaratabilir.
Bu nedenle üst ve alt mikrofonlar birlikte kullanıldığında polarite/phase ilişkisi kontrol edilmelidir.
Özellikle:
trampet alt deri mikrofonunun fazını ters çevirmek
sık kullanılan bir yöntemdir.
Ancak “her zaman ters çevir” şeklinde mekanik bir kural yoktur.
Kulakla kontrol edilmelidir.
36. ÜST MİKROFONUN YERİ DE AKORDUN BİR PARÇASIDIR
Mikrofonu merkeze yaklaştırmak:
-daha fazla attack,
-daha fazla stick,
-daha fazla yüksek frekans
getirebilir.
Kenara yaklaştırmak:
-daha fazla gövde,
-daha fazla shell/edge karakteri
verebilir.
Bu yüzden bazen:
“Trampet çok tiz.”
problemi aslında deri problemi değil, mikrofon pozisyon problemidir. Hakan NART
37. SAHNEDE TRAMPET
Sahnede şartlar değişir.
-sıcaklık,
-nem,
-açık hava,
-güçlü monitörler,
-yüksek stage volume,
-mikrofon bleed’i trampeti etkiler.
Bu nedenle sahne için biraz daha kontrollü ve dayanıklı head seçmek mantıklı olabilir.
Özellikle açık hava konserlerinde tuning drift dikkate alınmalıdır.
Tony Williams da sentetik head’leri hava koşullarına dayanıklılık açısından tercih ettiğini anlatmıştır; doğal calf head’lerin sıcaklık ve nem değişimlerinden ciddi şekilde etkilendiğini belirtmiştir.
38. SAHNEDE NEDEN BİRAZ DAHA KONTROLLÜ DERİ GEREKEBİLİR?
Çünkü seyirciye ulaşan ses yalnızca trampetin akustik sesi değildir.
PA sistemi:
-mikrofon,
-preamp,
-EQ,
-compressor,
-gate,
-reverb üzerinden çalışır.
Çok uzun sustain sahnede mikrofon bleed’ini artırabilir.
Bu yüzden canlı kullanımda:
Controlled Sound
veya
Emperor
gibi biraz daha kontrollü head’ler avantaj sağlayabilir.
39. AKORT + MİKROFON + GATE
Kötü akort edilmiş trampeti gate ile kurtarmaya çalışmak sık yapılan bir hatadır.
Örneğin:
deri kötü şekilde uneven ise,
gate sadece semptomu gizler.
Sonuç:
-ghost note kaybolur,
-sustain yapaylaşır,
-tail kuyruk kesilir.
Önce mekanik problem.
Sonra tuning.
Sonra damping.
En son elektronik işlem.
40. TRAMPETTE DAMPING
Damping’in amacı:
sesi öldürmek değil, istenmeyen rezonansı kontrol etmektir.
Kullanılabilecek yöntemler:
-Moon Gel
-küçük tape parçası
-RemO Ring
-küçük kumaş
-head üzerindeki özel damping sistemleri
Fakat en iyi damping miktarı:
hiç damping yokmuş gibi doğal duyulan minimum dampingdir. Hakan NART
Özellikle jazz ve fusion’da bu yaklaşım çok değerlidir.
41. “RING” HER ZAMAN KÖTÜ DEĞİLDİR
Davulcuların en büyük yanlışlarından biri:
“Trampet çınlıyor, hemen bant yapıştır.”
olmuştur.
Aslında o “ring”:
-shell’in rezonansı,
-head’in harmonikleri,
-sustain olabilir.
Kayıtta mikrofonun duyduğu bu harmonikler miks içinde trampetin kimliğini oluşturabilir.
Sorun olan:
müzikle uyuşmayan rezonanstır.
42. GADD – GARIBALDI – BONHAM – COPELAND KARŞILAŞTIRMASI
Bu dört yaklaşım trampet dünyasının dört farklı mantığını gösterir.
Steve Gadd
Coated Ambassador.
Hassasiyet + müzikal genişlik.
David Garibaldi
Çok gergin alt head.
Funk precision + ghost note.
John Bonham
Gergin alt, daha gevşek üst yaklaşımı.
Büyük rock gövdesi + attack.
Stewart Copeland
Çok yüksek genel tension.
Keskin attack + hızlı response.
Buradan çıkacak sonuç:
“Doğru tuning” tek değildir.
Doğru tuning, müziğin gerektirdiği response’dur.
43. JEFF PORCARO
Jeff Porcaro’nun kayıt dünyasındaki yaklaşımı trampetin stüdyo kullanımına çok güzel bir örnektir.
Porcaro’nun son dönemlerinde Controlled Sound Coated Black Dot kullandığı belgelenmiştir.
Daha da ilginç olanı, farklı kayıt koşullarında head tension’ının değiştirilmesidir.
Bazı kayıt çalışmalarında daha gevşek head kullanılmış, ancak bunun Porcaro’nun alıştığı canlı performans hissinden farklı olduğu özellikle belirtilmiştir.
Burada önemli bir stüdyo gerçeği ortaya çıkıyor:
Kayıtta güzel duyulan ses ile davulcunun çalarken en rahat hissettiği ses aynı olmak zorunda değildir.
Bu ikisi arasında bilinçli bir tercih yapılabilir.
44. JIM KELTNER VE “LOW AND FAT”
Jim Keltner’ın kayıt yaklaşımı bunun başka bir örneğidir.
Keltner kayıt setlerinde düşük ve “fat” tuning tercih ettiğini anlatmıştır.
İnce head’leri oldukça gevşek kullanabildiğini ve gerektiğinde head’leri sık değiştirdiğini belirtmiştir.
Bu yaklaşım:
- büyük gövde,
- yumuşak attack,
- düşük sustain,
- vintage kayıt hissi
oluşturabilir.
Dolayısıyla:
“Stüdyoda mutlaka yüksek akort gerekir.”
ifadesi doğru değildir. @Hakan NART
45. STÜDYODA “LOW AND FAT” NE ZAMAN İŞE YARAR?
Özellikle:
-vintage soul,
-roots,
-blues,
-singer-songwriter,
-Americana,
-cinematic,
-düşük tempolu rock
gibi müziklerde.
Ancak düşük akortta trampet teli tepki ayarı çok dikkatli ayarlanmalıdır.
Aksi halde trampet “tom gibi” duyulabilir.
46. TRAMPETİ “TOM GİBİ” DUYMANIN NEDENLERİ
Eğer ghost note vurduğunuzda:
“pof”
duyuluyor ama trampet telleri yeterince duyulmuyorsa:
Kontrol edilecekler:
-Alt deri gerginliğ.
-Kort teli gerginliği.
-Snare bed.
-Tellerin düzgün oturması.
-Üst head tuning.
-Damping.
-Mikrofon pozisyonu.
David Garibaldi’nin tuning açıklaması burada özellikle değerlidir: Snare telleri ghost note’ta duyulmuyorsa tellerin gereğinden fazla sıkılmış olabileceğini belirtir.
47. Trampet Kort Teli AKORDU
Kort teli:
çok gevşek:
→ buzz.
çok sıkı:
→ hassasiyet kaybı.
Doğru:
→ ghost note’ta tel sesi.
Rimshot’ta:
→ güçlü “crack”.
Normal stroke’ta:
→ net gövde.
En iyi yöntem:
-Telleri orta gerilimde başlat.
-Çok hafifçe vur.
-Strainer’ı yavaşça sık.
-Buzz azalırken ghost note’u dinle.
-Hassasiyet kaybolmaya başladığında geri dön.
48. DW CRAVIOTTO 14×6.5 MAPLE İÇİN
DW Craviotto 14×6.5 solid maple
trampetimin , doğal maple gövdesinin güçlü tonal karakterini taşıyan bir davul.
Üstelik:
Puresound 36 tel
kullanıyorum.
Bu nedenle verdiği yanıt zaten oldukça geniş .
İstediğim karakter:
-woody,
-doğal overtonelar,
-snare-wire çıtırtısı,
-ghost note,
-jazz/fusion karakteri
olduğu için ben ilk denemeyi şöyle kurdum denedim:
Üst
Remo Ambassador Coated 14″
Alt
Remo Ambassador Hazy Snare Side 14″
Snare
Puresound 36.
Tuning
Alt:
yüksek.
Üst:
orta-yüksek.
Damping
İlk etapta:
sıfır.
Sonra gerekiyorsa çok küçük bir Moon Gel. İşlem tamam @ Hakan NART
49. CRAVIOTTO’DA NEDEN AMBASSADOR COATED?
Çünkü solid maple’ın doğal gövdesini tamamen kapatmak istemeyiz.
Emperor X gibi çok kontrollü bir head:
-dayanıklılık,
-güçlü attack
sağlar.
Ama aynı zamanda Craviotto’nun doğal harmoniklerini azaltabilir.
Ambassador Coated ise:
ahşap + attack + resonance + ghost note
arasında çok geniş bir pencere bırakır diye düşündüm .
Bu nedenle trampetim için Ambassador Coated çok iyi bir “referans head” olabilir kararını verdim.
50. CRAVIOTTO İÇİN İKİNCİ DENEME
Eğer Ambassador Coated fazla açık gelirse:
Controlled Sound Coated Black Dot
denenebilir diye düşünüp devam ettim
Sonuç:
-daha güçlü merkez,
-daha kontrollü overtone,
-daha belirgin rimshot,
-daha stüdyo dostu attack.
Ancak bu, ilk tercihten ziyade ikinci renk olarak düşünülmelidir ,son kararım oldu.
51. ÜÇÜNCÜ SEÇENEK: AMBASSADOR X COATED
Daha sert çalmaya başladıysam ki hep öyle çalıyorum:
Ambassador X Coated
çok güzel bir ara çözüm olabilir dedim .
Normal Ambassador’ın karakterini koruyup biraz daha dayanıklılık ve yoğunluk kazandırır.
Bu özellikle:
- fusion,
- modern jazz,
- rock-jazz,
- pop
arasında gidip gelen kullanım için mantıklıdır düşüncemi doğruladı. @ stüdyo ARTLINE
52. DÖRDÜNCÜ SEÇENEK: EMPEROR X
Bunu daha çok:
- hard rock,
- güçlü live,
- sert rimshot,
- yüksek SPL
için düşünürdüm.
Craviotto’nun karakterini tamamen kaybetmemek için damping’i minimumda tutmak gerekir. Hatta genelde hiç bir müdahalede bulunmam. Bu secenek de iyi bir tercih oldu benim için. Hakan NART
53. DÖRT AYRI SES REÇETESİ
JAZZ
Ambassador Coated
Alt: Hazy
Akort: orta-yüksek
Damping: yok
Sonuç:
Açık, woody, canlı.
FUSION
Ambassador Coated veya Ambassador X
Alt: Hazy
Akort: yüksek
Damping: çok az
Sonuç:
Hızlı + güçlü + hassas.
STÜDYO POP
Controlled Sound Coated
Alt: Hazy
Akort: orta-yüksek
Damping: 1 küçük gel
Sonuç:
Temiz ve kontrollü.
ROCK
Ambassador X veya Controlled Sound X
Alt: Hazy
Akort: orta
Damping: gerektiğinde
Sonuç:
Daha yoğun ve güçlü.
54. SAHNE VE STÜDYO İÇİN AYNI AKORT KULLANILMALI MI?
Şart değil.
Ama önemli bir profesyonel yaklaşım vardır:
Önce kendi temel sesini oluştur.
Sonra sahne veya stüdyo için küçük düzeltmeler yap.
Örneğin:
Temel ses:
Ambassador Coated / Hazy.
Studio:
biraz daha açık.
Live:
biraz daha kontrollü.
Bu, her ortamda tamamen başka bir davula dönüşmekten daha tutarlı olabilir.
55. SICAKLIK VE NEM
Özellikle canlı performansta önemlidir.
Sentetik head’ler doğal derilere göre çevresel değişimlerden çok daha stabildir.
Bu nedenle modern profesyonel kullanımda sentetik head’lerin en büyük avantajlarından biri yalnızca ses değil:
tekrarlanabilirliktir.
Tony Williams’ın doğal calf head konusunda yaşadığı sıcaklık/nem problemlerini anlatması bunun tarihsel olarak çok güzel bir örneğidir.
56. Deri NE ZAMAN DEĞİŞTİRİLMELİ?
Deri fiziksel olarak kırılmamış olsa bile ömrünü tamamlayabilir.
Belirtiler:
-akort tutmuyor,
-merkezde kalıcı deformasyon,
-attack zayıflıyor,
-ghost note tepkisi yanıtı düşüyor,
-overtone kontrolsüzleşiyor,
-aynı akort artık aynı sesi vermiyor.
Özellikle kayıt öncesinde eski DERİ kullanmak risklidir.
57. STÜDYODA YENİ DERİ NEDEN ÖNEMLİ?
Yeni deriler :
-daha tutarlı,
-daha stabil,
-daha öngörülebilir
olur.
Fakat tamamen yeni deriyi takıp hemen kayıt yapmak da her zaman ideal değildir.
derinin oturması gerekir.
En iyi yaklaşım:
Yeni deri → kontrollü germe → akort → kısa prova → yeniden akort → kayıt.
58. KAYIT ÖNCESİ TRAMPET Kontrol Listesi
Mekanik
-bearing edge deriye temas eden gövde kısmı temiz mi?
-akort vidaları ‘luglar düzgün mü?
-kasnak düzgün mü?
-snare bed temiz mi?
-kort merkezde mi?
Üst deri
-lug’lar eşit mi?
-merkezde deformasyon var mı?
-attack istenen seviyede mi?
Alt deri
-yüksek, gergin ve dengeli mi?
-teller eşit temas ediyor mu?
Kort Telleri
-ghost note duyuluyor mu?
-gereksiz buzz var mı?
Damping susturma sönümleme
-gerçekten gerekli mi?
Mikrofon
-top mic doğru noktada mı?
-bottom mic phase kontrol edildi mi?
59. SAHNE ÖNCESİ KONTROL LİSTESİ
-DERİLER yeni mi?
-Tension rod’lar gevşiyor mu?
-KORT TELLERİ bağlantıları sağlam mı?
-Strainer güvenilir mi?
-Yedek DERİ var mı?
-Yedek KORT TELİ var mı?
-Ortam sıcaklığı değişecek mi?
-Soundcheck sırasında FOH mühendisi trampeti nasıl duyuyor?
60. SONUÇ: TRAMPET AKORDU BİR “FORMÜL” DEĞİLDİR
Profesyonel trampet dünyasının en önemli gerçeği şudur:
Aynı head farklı bir trampette aynı sesi vermez.
Aynı trampet:
–farklı DERİ,
-farklı TANSİYON GERGİNLİK,
-farklı KORT TELİ gerginliği,
-farklı damping sönümleme susturma,
-farklı baget,
-farklı mikrofon,
-farklı oda
ile tamamen başka bir enstrümana dönüşebilir.
Bu nedenle iyi davulcu:
“Ben Ambassador kullanıyorum.”
demekle yetinmez.
Şunu bilir:
“Bu müzikte Ambassador’ın hangi gerilim bölgesi çalışıyor?”
Asıl ustalık buradadır. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
61. HIZLI BAŞLANGIÇ TABLOSU
| Müzik | Üst deri | Alt deri | Akort | Damping |
|---|---|---|---|---|
| Jazz | Ambassador Coated | Hazy | Orta-yüksek | Yok |
| Big Band | Ambassador Coated | Hazy | Yüksek | Çok az |
| Fusion | Ambassador / Ambassador X | Hazy | Yüksek | Çok az |
| Funk | Ambassador / Controlled Sound | Hazy | Yüksek | Az |
| R&B | Ambassador / Controlled Sound | Hazy | Orta-yüksek | Az |
| Pop | Ambassador / Controlled Sound | Hazy | Orta-yüksek | Az |
| Soul | Ambassador Coated | Hazy | Orta | Çok az |
| Rock | Controlled Sound | Hazy | Orta | Az |
| Hard Rock | Emperor / Emperor X | Hazy | Orta | Orta |
| Metal | Controlled Sound X / Emperor X | Hazy | Orta-yüksek | Orta |
| Gospel | Ambassador / Controlled Sound | Hazy | Yüksek | Az |
| Vintage | Ambassador Coated | Diplomat/Hazy | Düşük-orta | Duruma göre |
| Studio | Ambassador / Controlled Sound | Hazy | Müzik odaklı | Minimum gerekli |
62. SON SÖZ
İyi bir trampet sesi pahalı bir trampetten başlamaz.
İyi bir trampet sesi:
doğru deri + doğru gerilim + doğru kort teli + doğru damping susturma + doğru mikrofon + doğru müzik ve en önemlisi de iyi bir tuşeye sahip DAVULCU
birleşiminden doğar.
Steve Gadd’in Coated Ambassador yaklaşımı, Dave Weckl’in head seçimlerini müziğe göre değiştirmesi, Tony Williams’ın kitin grup içindeki rezonansına önem vermesi, David Garibaldi’nin ghost note için snare-wire gerilimini hassas biçimde ayarlaması, John Bonham’ın alt/üst gerilim ilişkisi ve Stewart Copeland’ın yüksek tension yaklaşımı aynı gerçeği farklı biçimlerde gösterir:
Trampetin sesi sadece trampetin içinde değildir.
Ses, davulcunun elinde başlar; deri üzerinde şekillenir; kabukta gövdede rezonans kazanır; kort tellerinde karakter bulur ve mikrofonun önünde nihai haline yaklaşır.
Bu yüzden iyi bir davulcu trampeti yalnızca “akort etmez”.
Trampetin müzikte ne söylemesi gerektiğine karar verir. @Hakan NART ARTLINE Stüdyo
TRAMPET DERİSİ VE AKORDUNDAN MIX’E
EQ, Compression, Plate Reverb, Parallel Processing ve Profesyonel Kayıt Mühendislerinin Yaklaşımları
Giriş: İyi trampet sesi EQ’da değil, davulun başında başlar
Bir trampetin kötü duyulmasının ilk çözümü çoğu zaman EQ değildir.
Eğer trampet;
-yanlış deriyle,
-yanlış gerilimle,
-bozuk bearing edge ile,
-kötü ayarlanmış snare wire ile,
-aşırı damping ile,
-yanlış mikrofon pozisyonuyla
kaydedilmişse, miks sırasında yapılacak EQ ve compression çoğu zaman yalnızca problemi başka bir yere taşır.
Profesyonel kayıt mühendislerinin ortak noktalarından biri tam olarak budur:
Önce kaynak ses. Sonra işleme. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
Chris Lord-Alge, özellikle kayıt aşamasında davulların gereğinden fazla işlenmiş gelmesinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Ona göre aşırı sıkıştırılmış veya aşırı işlenmiş bir drum track, miks mühendisine daha az hareket alanı bırakıyor. Lord-Alge ayrıca compression’ı yalnızca seviye kontrolü olarak değil, karakter yaratmak için de kullandığını belirtiyor.
Bu nedenle trampet zincirini şu şekilde düşünmek daha doğrudur:
Gövde → Deri → Akort → Kort Teli → Mic → Preamp → EQ → Compression → Saturation → Reverb → Davul Grup Kanal → Miks
Ve zincirin her aşaması bir öncekinin sonucuna bağlıdır. @Hakan NART
1. DERİ SEÇİMİ MIX’İ NASIL DEĞİŞTİRİR?
Aynı EQ ayarını farklı trampet derilerinde kullanmak aynı sonucu vermez.
Örneğin:
Ambassador Coated
Genellikle:
-açık,
-doğal,
-harmonik açıdan zengin,
-hassas,
canlı
bir kaynak oluşturur.
Bu nedenle EQ’da çok fazla “air” veya presence boost gerekmeden miks içinde yeterince açık duyulabilir.
Controlled Sound
Daha kontrollü bir kaynak verir.
Dolayısıyla miks mühendisi bazen daha az compression kullanabilir.
Emperor / Emperor X
Daha yoğun ve kontrollü bir kaynak oluşturabilir.
Bu tür head’lerde gereksiz üst-mid boost yapılırsa trampet sertleşebilir.
Buradaki temel prensip:
EQ ile düzeltmeye çalıştığınız şeyi önce DERİ seçimiyle çözmek daha doğrudur.
Hakan NART
2. TRAMPET EQ’SUNU FREKANS BÖLGELERİYLE ANLAMAK
Trampet için tek bir “doğru EQ” yoktur.
Fakat frekans bölgelerinin genel görevlerini bilmek gerekir.
| Bölge | Genel karakter |
|---|---|
| 60–100 Hz | Çok düşük gövde / shell rezonansı |
| 100–180 Hz | Alt gövde |
| 180–300 Hz | Warmth / body |
| 300–500 Hz | Boxy / cardboard |
| 500 Hz–1 kHz | Mid karakter |
| 1–2 kHz | Stick / note |
| 2–4 kHz | Crack / attack |
| 4–6 kHz | Snap / presence |
| 6–8 kHz | Snare-wire / brightness |
| 8–12 kHz | Air / üst harmonikler |
| 12 kHz+ | Air / cymbal bleed |
Bu frekanslar kesin sınırlar değildir.
Örneğin bir maple 14×6.5″ trampette gövde 200 Hz civarında çok güçlü olabilirken başka bir metal shell’de aynı karakter farklı bölgede oluşabilir.
3. 100–180 Hz: TRAMPETİN GÖVDESİ
Trampet miks içinde küçük ve ince duyuluyorsa ilk bakılacak bölgelerden biri burasıdır.
Fakat burada büyük bir boost yapmak çoğu zaman hata olur.
Çünkü:
-kick,
-bass,
-floor tom,
-room
aynı bölgeyi doldurabilir.
Özellikle 14×6.5″ maple gibi derin bir trampette gövde zaten güçlü olabilir.
Bu durumda boost yerine:
önce dinle.
Eğer trampet miks içinde “küçük” değil, yalnızca “ince” geliyorsa sorun 200 Hz değil 2–5 kHz civarında olabilir.
4. 180–300 Hz: WARMTH
Bu bölge trampetin “ahşap”, “gövde” ve “fat” karakterini belirleyebilir.
Renaud Letang’ın bir mix örneğinde snare için API 550A kullanarak yaklaşık 1.5 kHz ve 5 kHz bölgesini öne çıkardığı görülüyor; başka bir mühendislik örneğinde ise snare sıcaklığını bulmak için yaklaşık 250 Hz bölgesinin kullanıldığı belirtiliyor.
Bu bize önemli bir şey gösteriyor:
Warmth( sıcak bir ton) için tek bir frekans yoktur.
Trampete göre değişir.
5. 300–500 Hz: BOXINESS
Trampet:
“karton kutu”
gibi geliyorsa çoğu zaman bu bölge kontrol edilir.
Ancak burada geniş ve büyük bir cut yapmak yerine:
-dar bir EQ ile frekansı yükselterek problemi bul,
-ne kadar rahatsız ettiğini dinle,
-gerekiyorsa bulduğun frekansı küçük bir cut yap,
-EQ’yu bypass et.
Özellikle Coated Ambassador kullanılan açık jazz trampetlerinde bu bölgeyi gereğinden fazla kesmek davulun doğal gövdesini yok edebilir. Kulağına Güven @Hakan NART
6. 1–2 kHz: NOTE VE STICK
Burada trampetin:
-nota karakteri,
-baget,
-baget artikülasyonu ifadesi tona katkısı
öne çıkabilir.
Özellikle düşük tuning yapılmış bir trampetin miks içinde anlaşılması için bu bölge bazen daha değerlidir.
Ancak vokal ve gitar yoğun müzikte 1–2 kHz zaten çok dolu olabilir.
Bu durumda trampeti buradan yükseltmek yerine başka enstrümanlarda küçük alan açmak daha iyi sonuç verebilir.
7. 2–4 kHz: CRACK
Modern rock ve pop trampetinin önemli bölgelerinden biri.
Joe Chiccarelli’nin Meg White ile yaptığı kayıt üzerine Sound On Sound’da aktarılan çalışma yaklaşımında snare için yaklaşık 4 kHz civarındaki boost’un crack’i artırdığı ve trampetin miks içinde daha iyi kesilmesini sağladığı belirtiliyor.
Bu bölge:
“Trampet neden miksin içinde kayboluyor?”
sorusunun cevaplarından biri olabilir.
Fakat fazla boost:
-sertlik,
-kulak yorgunluğu,
-zil den gelen frekans sızıntısının öne çıkmasını
yaratabilir.
8. 5–8 kHz: SNAP VE SNARE WIRE
Burada:
- Kort teli ,
- stick attack,
- patlama ,
- transient detayları
öne çıkar.
Özellikle Puresound 36 gibi çok telli bir snare wire sisteminde bu bölge zaten güçlü olabilir.
Bu nedenle ilk hareketim büyük bir 8 kHz boost değil, önce mevcut snare-wire karakterini dinlemek olur.
Eğer yeterince “çıt” varsa EQ yapma.
Bu çok önemli.
9. 8–12 kHz: AIR
Burada trampet daha “açık” hissedilebilir.
Fakat:
Air = crack değildir.
5 kHz civarındaki attack’ı 12 kHz’de aramak doğru değildir.
Özellikle overhead ve hi-hat bleed’i ( hh sızıntısı) fazla olan kayıtlarda 10 kHz üstünü artırmak bütün davul kitini daha sert hale getirebilir.
10. ÜNLÜ MİKS MÜHENDİSLERİNİN EQ YAKLAŞIMI
Chris Lord-Alge
Chris Lord-Alge’nin yaklaşımı özellikle önemli.
Kendi açıklamalarında kick ve snare için Manley EQ, Pultec ve farklı Neve/SSL kompresörlerinden yararlandığını; ancak işleme miktarının müziğe göre değiştiğini söylüyor.
Bir başka röportajında snare için çoğu zaman SSL kanalını tercih ettiğini, gerektiğinde Manley Pultec ve Neve 32264A gibi ekipmanlara geçtiğini belirtiyor.
Daha önemlisi:
Lord-Alge’nin yaklaşımında fader automation, EQ’dan bile önemli bir araç olabilir.
Yani:
“Trampet verse’de az, chorus’ta biraz daha fazla.”
olabilir.
Her şeyi EQ ile çözmek zorunda değilsiniz. @Hakan NART ARTLINE Recording Studio
11. ANDREW SCHEPS: PARALEL COMPRESSION
Andrew Scheps’in yaklaşımı trampet işleme açısından son derece öğreticidir.
Scheps, kick ve snare’i birlikte gönderebildiği parallel compression sistemleri kullanıyor ve bunu klasik insert compression’dan farklı bir amaçla ele alıyor.
Mantık:
Dry signal
Transient’i korur.
Compressed signal
Alt seviyeleri yukarı taşır.
İkisini karıştırmak
→ hem attack
→ hem yoğunluk
elde edilir.
Scheps’in açıklamasında parallel compression’ın avantajının, kuru sinyaldeki transient’i korurken sıkıştırılmış sinyal üzerinden gövde ve yoğunluk eklemek olduğu özellikle anlatılıyor.
Bu yöntem özellikle:
-rock,
-funk,
-pop,
-hip-hop,
-modern R&B
için çok güçlüdür.
12. PARALEL TRAMPET COMPRESSION AYARI
Başlangıç için:
Ratio: 8:1 – 20:1
Attack: 10–30 ms
Release: 50–150 ms
Gain Reduction: 10–20 dB
Sonra bu sinyali:
çok daha düşük seviyede
ana trampetle karıştır.
Buradaki amaç:
“Trampeti 15 dB sıkıştırmak”
değil.
Amaç:
15 dB sıkıştırılmış sinyalin küçük bir kısmını ana sinyale eklemek. Hakan NART
13. ATTACK NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?
Compressor’ın attack’ı çok hızlıysa:
transient’i yakalar.
Sonuç:
-crack azalır,
-baget kaybolur,
-trampet yumuşar.
Attack biraz daha uzatıldığında:
transient geçer.
Sonra compressor devreye girer.
Sonuç:
CRACK + BODY
oluşabilir.
Bir çok pro makalede ve bizim deneyimlerimizde snare compression üzerine teknik açıklamalarda yaklaşık 5–10 dB gain reduction uygulanırken attack’ın yeterince uzun tutulmasının ilk transient’in geçmesine izin vererek TRAMPET’i daha belirgin hale getirebildiği anlatılıyor. @Stüdyo ARTLINE
14. RELEASE NEDEN ÖNEMLİ?
Release çok uzunsa:
bir sonraki vuruşta compressor hâlâ çalışıyor olabilir.
Sonuç:
-groove yavaşlar,
-trampet küçülür,
-pumping oluşabilir.
Release çok kısaysa:
-distortion,
-pumping,
-yapay transient
oluşabilir.
İyi doğru release ayarı :
Kompresörün müziğin ritmiyle nefes almasıdır. Hakan NART
15. CLA’NIN DRUM COMPRESSION YAKLAŞIMI
Chris Lord-Alge’nin belgelenmiş drum zincirlerinde 1178 ve Neve 33624 gibi kompresörleri kullandığı, örneğin yaklaşık 4:1 ve 2:1 oranlarda, görece yavaş attack ve hızlı release ile birkaç dB hareket hedeflediği aktarılıyor. Ayrıca kendisi compression’ı “pummeling” yerine karakter için kullanma fikrini vurguluyor.
Buradan çıkarılacak sonuç:
Her trampeti 10 dB sıkıştırmak profesyonel rock sesi değildir.
Bazen 3–5 dB çok daha etkilidir.
16. RENAUD LETANG: ÖNCE DAVULUN KENDİSİ
Renaud Letang’ın yaklaşımı da oldukça ilginç.
Bir çalışmasında kick ve snare üzerinde oldukça sınırlı insert processing kullandığını, asıl compression’ın drum mix aşamasında yapıldığını anlatıyor.
Ambient mikrofonlara ise daha fazla compression uygulayarak kitin daha kompakt ve canlı olmasını sağlamış.
Bu yaklaşım özellikle:
iyi kayıt edilmiş gerçek akustik kit
için çok değerlidir.
17. ROOM MIC’LERİ SIKIŞTIRMAK
Trampeti daha büyük duyurmanın yollarından biri doğrudan snare’i sıkıştırmak değildir.
Bunun yerine:
room mic → compressor
uygulanabilir.
Örneğin:
Ratio:
4:1–8:1
Attack:
orta
Release:
hızlı/orta
Gain reduction:
5–15 dB
Sonra room fader’ı yavaşça yükseltilir.
Bu yöntem:
-trampetin kuyruğunu,
-odanın ambience’ını,
-ZİL sustain’i,
-kitin fiziksel boyutunu
öne çıkarır. @stüdyo ARTLINE
18. PLATE REVERB NEDEN TRAMPETLE BU KADAR İYİ ÇALIŞIR?
Plate reverb’ün trampetle klasik bir birlikteliği vardır.
Çünkü plate:
-parlak,
-yoğun,
-hızlı başlayan,
-erken reflection yansıma karakteri düşük
bir reverb yapısına sahiptir.
Sound On Sound’un reverb üzerine teknik açıklamasında plate’lerin parlak/sizzly karakterleri nedeniyle perküsif kaynaklarda sık kullanıldığı ve snare için yaklaşık 1 saniyeden 3 saniyeye kadar değişen decay sürelerinin kullanılabildiği belirtiliyor.
19. JAZZ + AMBASSADOR COATED + PLATE
Burada çok dikkatli olmak gerekir.
Jazz trampeti:
Ambassador Coated + orta/yüksek tuning + açık resonance
ise zaten oldukça zengindir.
Dolayısıyla plate:
Decay:
0.7–1.2 s
Pre-delay:
15–30 ms
başlangıç noktası olabilir.
Reverb return üzerinde:
HPF:
150–250 Hz
LPF:
6–10 kHz
uygulanabilir.
Amaç:
trampeti daha büyük yapmak.
Yoksa:
trampeti reverb’e boğmak değil. ARTLINE
20. FUNK + AMBASSADOR + PLATE
Funk’ta plate biraz daha kısa olabilir.
Decay:
0.5–0.9 s
Pre-delay:
10–25 ms
Send:
düşük/orta.
Return EQ:
200 Hz altını temizle.
2–5 kHz’i gerekirse kontrollü bırak.
Sonuç:
crack + kısa ambience.
Bu sayede ghost note’lar reverb kuyruğunda kaybolmaz.
21. ROCK + CONTROLLED SOUND + PLATE
Burada biraz daha büyük davranabilirsiniz.
Decay:
0.8–1.4 s
Pre-delay:
15–30 ms
Plate return:
200 Hz altı temiz.
Üst-mid gerektiğinde hafif artırılabilir.
Bu yaklaşım trampetin:
-büyüklüğünü,
-sustain’ini,
-chorus’taki etkisini
artırabilir.
22. HARD ROCK + EMPEROR X
Daha kalın DERİ daha kontrollü bir kaynak verdiği için plate reverb’ü biraz daha fazla kullanmak mümkün olabilir.
Çünkü kuru sinyal:
daha kısa ve yoğun.
Reverb:
ona çevre ve büyüklük kazandırır.
Bu durumda:
Decay:
0.9–1.5 s
Pre-delay:
20–35 ms
başlangıç noktası olabilir.
23. METAL + CONTROLLED SOUND X / EMPEROR X
Metal miksinde reverb çok dikkatli kullanılmalıdır.
Sound On Sound’un metal miks rehberinde snare için yaklaşık 500–800 ms kısa plate ve yaklaşık 7–11 ms pre-delay başlangıç noktası olarak öneriliyor; ayrıca reverb dönüşünün 200 Hz altında temizlenmesi ve yaklaşık 3–4 kHz civarında presence, gerektiğinde 10–12 kHz civarında air eklenmesi öneriliyor.
Buradaki mantık:
snare’in arkasında kısa bir ışık kuyruğu
oluşturmaktır.
Uzun reverb:
blast beat ve hızlı çift kick altında miksin bulanmasına neden olabilir.
24. POP + AMBASSADOR / CONTROLLED SOUND
Pop’ta plate reverb çoğu zaman trampeti:
“record”
gibi duyurmak için kullanılır.
Burada reverb’ü doğrudan insert olarak kullanmak yerine:
AUX SEND
daha esnek olur.
Örneğin:
Snare → Send → Plate → Return.
Böylece:
verse: az.
chorus: daha fazla.
fill: otomasyonla daha fazla. yapılabilir.
25. PLATE RETURN’E EQ UYGULAMAK
Çok önemli bir profesyonel teknik:
Reverb’ün kendisini EQ’lamak.
Örneğin:
HPF
150–250 Hz.
Mud control
250–500 Hz.
Presence
3–5 kHz.
Air
8–12 kHz.
Amaç:
Reverb’ün kendi başına güzel olması değil.
Amaç:
ana miksin içine güzel oturması. @Stüdyo ARTLINE
26. PRE-DELAY
Pre-delay trampetin transient’ini reverb’den ayırır.
Örneğin:
0 ms:
“thwack + reverb”
15 ms:
“THWACK → reverb”
30 ms:
“THWACK → boşluk → reverb”
Bu yüzden yüksek attack’lı rock trampetlerinde pre-delay oldukça etkili olabilir.
27. DRY SNARE + PLATE
Çok sık kullanılan profesyonel yaklaşım:
Dry signal = attack
Plate = size
Dry fader trampetin vuruşunu belirler.
Plate fader trampetin odadaki büyüklüğünü belirler.
Bu iki fader birbirinden bağımsız olduğu için miks çok daha kontrollü olur.
28. SNARE REVERB’ÜNÜ SIDECHAIN DUCK ETMEK
Modern mikslerde çok etkili bir teknik.
Plate return’e compressor koy.
Sidechain:
dry snare
olsun.
Snare vurduğu anda:
reverb biraz kısılır.
Vuruştan hemen sonra:
reverb yükselir.
Sonuç:
CRACK → SPACE
şeklinde bir yapı oluşur.
Bu özellikle:
-modern rock,
-pop,
-metal,
-cinematic drums
için çok kullanışlıdır.
29. TRAMPET + GATE + REVERB
Eski okul rock prodüksiyonlarında gated reverb önemli bir estetik haline gelmiştir.
Mantık:
Snare → Plate/Room → Gate.
Gate:
reverb kuyruğunu belli bir süre sonra keser.
Böylece:
çok büyük ama kısa
bir trampet elde edilir.
Phil Collins dönemindeki drum processing çalışmalarında plate ve spring tabanlı reverb’lerin yoğun kullanıldığını görüyoruz.
30. ANDY WALLACE TARZI DÜŞÜNCE: ÖNCE ŞARKI
Modern rock mixing’de önemli prensiplerden biri:
Trampet solo dinlenmek için değil, şarkının içinde çalışmak için mikslenir.
Örneğin gitar duvarı:
2–4 kHz
bölgesini dolduruyorsa trampetin crack’ini sürekli yükseltmek yerine gitarın o bölgesinde küçük bir alan açmak daha doğal olabilir.
Bu yüzden:
EQ = yalnızca trampetin EQ’su değildir.
Miksin EQ’sudur. @Hakan NART
31. SNARE’İ BOOST ETMEK YERİNE GİTARI AZALTMAK
Diyelim:
Snare:
4 kHz’te yeterli.
Ama gitar:
4 kHz’te çok fazla.
Snare’i +4 dB yapmak yerine gitarı:
-1.5 dB
azaltmak bazen çok daha doğal sonuç verir.
Bu yaklaşım özellikle yoğun rock mikslerinde önemlidir.
32. MODERN POP: DYNAMIC EQ
Modern popta trampet her vuruşta aynı spektruma sahip olmayabilir.
Örneğin bazı rimshot’larda:
4.5 kHz
çok fazla çıkabilir.
Dynamic EQ:
sadece o vuruşlarda
4.5 kHz’i birkaç dB bastırabilir.
Bu, klasik statik EQ’dan daha doğal olabilir.
33. GHOST NOTE + COMPRESSION
Ghost note’ların problemi:
Compressor onları fazla küçültebilir.
Özellikle:
attack çok hızlı,
release çok uzun
ise ghost note’lar kaybolabilir.
Bu yüzden jazz/funk için:
daha uzun attack + ritmik release
iyi başlangıç noktasıdır.
34. JAZZ TRAMPETİ İÇİN ÖRNEK MIX
Kaynak
14×6.5 maple
Ambassador Coated
Hazy Snare Side
Orta-yüksek tuning.
EQ
HPF:
60–80 Hz
Warmth:
150–250 Hz gerekirse +1/+2 dB
Box:
300–500 Hz gerekirse küçük cut
Presence:
3–5 kHz gerekirse +1/+2 dB
Air:
8–10 kHz çok hafif.
Compressor
Ratio:
2:1–4:1
Attack:
15–30 ms
Release:
80–150 ms
GR:
2–4 dB.
Plate
Decay:
0.8–1.2 s
Pre-delay:
20–30 ms.
Damping
Yok veya çok az.
35. FUNK TRAMPETİ İÇİN ÖRNEK MIX
Head
Ambassador Coated.
Tuning
Yüksek.
EQ
Body:
180–250 Hz.
Box:
350–500 Hz kontrol.
Crack:
2.5–5 kHz.
Wire:
6–8 kHz.
Compressor
4:1
Attack:
15–25 ms
Release:
50–100 ms
GR:
3–6 dB.
Parallel
8:1 veya daha yüksek.
Heavy compression.
Düşük miktarda blend.
Plate
0.5–0.8 s.
Pre-delay:
10–20 ms.
36. ROCK TRAMPETİ
Head
Controlled Sound Coated / Ambassador X.
Tuning
Orta.
EQ
Body:
150–250 Hz.
Box:
300–500 Hz kontrol.
Crack:
3–5 kHz.
Snap:
5–8 kHz.
Compression
4:1.
Attack:
15–30 ms.
Release:
60–120 ms.
GR:
3–6 dB.
Plate
0.8–1.4 s.
Pre-delay:
20–35 ms.
Parallel
Evet.
Özellikle chorus’ta.
37. HARD ROCK
Head
Emperor / Emperor X.
EQ
Body:
150–220 Hz.
Crack:
3–5 kHz.
Attack:
5–7 kHz.
Compression
4:1–8:1.
Attack:
10–25 ms.
Release:
50–100 ms.
GR:
4–8 dB.
Parallel
Güçlü.
Reverb
0.8–1.3 s.
Pre-delay:
20–30 ms.
38. METAL
Head
Controlled Sound X / Emperor X.
EQ
HPF:
70–100 Hz.
Mud:
250–450 Hz.
Crack:
3–5 kHz.
Wire:
6–8 kHz.
Air:
8–12 kHz.
Compression
4:1–8:1.
Attack:
10–25 ms.
Release:
40–80 ms.
Plate
0.5–0.8 s.
Pre-delay:
7–15 ms.
Bu yaklaşım hızlı rifflerde reverb kuyruğunun birbirine binmesini azaltır. @Hakan NART
39. GOSPEL
Gospel’de trampet çok dinamik olabilir.
Bu nedenle:
tek bir compressor’a güvenmek yerine
şöyle bir yapı çok etkili olabilir:
Snare Top
↓
EQ
↓
Light Compression
↓
Snare Bus
ve ayrıca:
Snare
↓
Parallel Compression
↓
Snare Bus
Böylece ghost note kuru kanalda kalırken güçlü backbeat parallel channel’dan destek alabilir.
40. HIP-HOP / MODERN R&B
Burada parallel compression özellikle önemlidir.
Andrew Scheps’in kick + snare parallel yaklaşımı bunun çok iyi bir örneğidir.
Ayrıca “New York compression” yaklaşımında drum bus’ın paralel kanalda ağır compression ve geniş tonal shaping ile işlendiği bilinen bir tekniktir.
Ancak:
Ana trampeti tamamen ezmek yerine
dry + compressed karışımını kullanmak daha fazla transient kontrolü sağlar. @Hakan NART
41. VINTAGE SOUL
Vintage soul için:
Head
Ambassador Coated.
Tuning
Düşük/orta.
EQ
200–300 Hz body.
3–5 kHz kontrollü.
8 kHz üstü çok az.
Compressor
2:1–4:1.
Daha yavaş attack.
Reverb
Plate:
0.8–1.5 s.
Burada plate’i fazla parlak yapmamak gerekir.
42. MODERN POP
Modern popta trampet bazen fiziksel trampetten çok:
drum production
olarak ele alınır.
Gerçek trampet:
-sample
-parallel compression
-plate
-transient shaping
şeklinde çalışabilir.
Bu durumda sample’ın 3–5 kHz bölgesi fazla ise gerçek trampeti de aynı bölgeden boost etmek yanlış olabilir. @Hakan NART
43. SAMPLE LAYERING
Ünlü mix mühendislerinin çalışmalarında sample replacement/layering uzun süredir kullanılan bir yöntemdir.
Andrew Scheps ve Chris Lord-Alge gibi mühendislerin farklı projelerde sample kullanımı veya mevcut drum sound’una ek katmanlar oluşturduğu belgelenmiştir.
Burada en önemli kural:
Sample gerçek trampetin yerine geçmek zorunda değildir.
Şöyle kullanılabilir:
Gerçek trampet:
body + dynamics.
Sample:
attack + consistency.
Reverb:
space.
Parallel compression:
density.
Bu dört katmanın toplamı çok daha kontrollü bir modern trampet yaratabilir.
@Hakan NART Stüdyo ARTLINE
44. TRAMPET Grup Kanal
Top + Bottom + Sample + Parallel + Reverb kanallarını tek bir Snare Bus’a göndermek çok kullanışlıdır.
Örneğin:
Snare Top
Ana karakter.
Snare Bottom
Wire.
Sample
Consistency.
Parallel
Density.
Plate
Space.
Snare Bus
Son tonal glue, yapıştırma
45. TRAMPET BUS COMPRESSOR
Başlangıç:
Ratio:
2:1
Attack:
20–30 ms
Release:
50–120 ms
Gain Reduction:
1–3 dB.
Amaç:
kanalları birbirine yapıştırmak.
Burada 8–10 dB compression yapmak zorunda değilsiniz.
46. DAVUL GFRUP KANALI
Snare Bus’tan sonra bütün kit:
Kick
Snare
Tom
Overhead
Room
→ Drum Bus.
Burada:
2:1
veya
4:1
çok hafif compression yapılabilir.
Andrew Scheps mix bus compression konusunda 3–4 dB’den fazla kullanmadığını ve compressor ile birlikte mix’e başladığını anlatıyor.
47. DAVUL GRUP KANALA PARALEL COMPRESSION
Burada:
Dry Drum Bus
Compressed Drum Bus
şeklinde iki katman oluşturulabilir.
Compressed Bus:
Ratio:
8:1–20:1.
Attack:
10–30 ms.
Release:
50–150 ms.
Heavy GR.
Sonra:
fader ile blend.
Bu yaklaşım özellikle modern rock ve popta kitin daha büyük hissedilmesini sağlayabilir.
48. REVERB’Ü SADECE SNARE’E VERMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
Chris Lord-Alge’nin açıklamalarında reverb kullanımını tek bir “snare reverb” reçetesi olarak değil, farklı reverb’lerden oluşan bir palette değerlendirdiği görülüyor.
Bu çok önemli.
Örneğin:
Plate
Snare.
Short Room
Kit.
Long Hall
Fill / özel geçiş.
Böylece trampet tek başına başka bir odada duruyormuş gibi duyulmaz.
49. “TEK REVERB” YAKLAŞIMI
Özellikle daha doğal kayıtlar için:
Bir ana drum room
oluşturmak çok faydalıdır.
Snare:
send.
Tom:
send.
Overhead:
biraz.
Room:
çok az.
Böylece bütün kit aynı akustik ortamın içindeymiş gibi duyulur.
Sound On Sound da farklı enstrümanları çok fazla ayrı reverb alanına dağıtmak yerine daha sınırlı sayıda ortak reverb alanı kullanmanın çoğu miks için daha tutarlı olabileceğini belirtiyor. @Stüdyo ARTLINE
50. PLATE Mİ, ROOM MU?
Plate
Trampetin kendisini büyütür.
Room
Kitin bulunduğu fiziksel alanı büyütür.
Hall
Müzikal alanı büyütür.
Bu ayrım çok önemlidir.
Eğer trampet küçükse:
Plate.
Kit küçükse:
Room.
Parçanın atmosferi küçükse:
Hall.
51. AKORT İLE MIX ARASINDAKİ DOĞRUDAN İLİŞKİ
Şimdi makalenin ana fikrine dönelim.
Ambassador Coated + yüksek tuning
→ fazla upper-mid varsa EQ gerekebilir.
Ambassador Coated + düşük tuning
→ body zaten güçlüdür; 200 Hz boost gerekmeyebilir.
Controlled Sound + orta tuning
→ attack zaten kontrollüdür; fazla compression gerekmeyebilir.
Emperor X + yüksek tuning
→ güçlü transient; plate ile alan oluşturmak daha etkili olabilir.
Dolayısıyla:
Deri → akort → EQ → compression → reverb
bir zincirdir.
Her aşama sonraki aşamanın ihtiyacını değiştirir.
52. PROFESYONEL STÜDYO REÇETESİ
örnek olarak venim kullandığım :
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
ve
Puresound 36
kombinasyonunu esas alırsak, ilk kayıt için şöyle bir sistem kurulabilir:
Head
Remo Ambassador Coated.
Bottom
Remo Ambassador Hazy Snare Side.
Tuning
Bottom:
yüksek.
Top:
orta-yüksek.
Damping
İlk kayıt:
YOK.
Mic 1
SM57 benzeri dynamic.
Mic 2
Snare bottom.
Room
Mümkünse ayrı.
53. BU CRAVIOTTO’NUN EQ’SU
İlk plug-in’i açmadan önce dinleRİM.
Başlangıç olarak:
HPF
60–70 Hz.
Body
150–220 Hz.
Gerekiyorsa:
+1–2 dB.
Box
350–450 Hz.
Gerekirse:
-1–3 dB.
Crack
3–5 kHz.
Gerekirse:
+1–3 dB.
Wire
6–8 kHz.
Sadece gerekiyorsa.
Air
10 kHz üstü.
Çok hafif.
54. COMPRESSION
Başlangıç:
Ratio:
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
Gain Reduction:
3–4 dB.
Sonra bypass.
Eğer compressor kapalıyken trampet daha doğal ve daha büyükse:
compressor’ı azaltalım .
Compressor’ın açık olması profesyonellik göstergesi değildir.
Kulağımıza güvenelim , DENEYELİM DENEYELİM
55. PARALLEL
Ayrı Aux:
Ratio:
8:1.
Attack:
20 ms.
Release:
80 ms.
Gain reduction:
10–15 dB.
Sonra çok düşük seviyede geri getir.
Özellikle:
ghost note + rimshot
arasındaki farkı korumaya çalış.
56. PLATE
Başlangıç:
Decay:
0.9 s.
Pre-delay:
22 ms.
HPF:
180 Hz.
LPF:
8 kHz.
Sonra send’i:
çok düşük seviyeden
yavaşça artır.
Amaç reverb’ü duymak değil.
Reverb’ü kapattığında trampetin küçüldüğünü fark etmek.
Bu çok iyi bir testtir.
57. DAHA “WOODY” CRAVIOTTO
Eğer hedef:
Jazz / ECM / acoustic / natural
ise:
EQ:
çok az.
Compression:
1–3 dB.
Plate:
0.6–1.0 s.
Parallel:
çok az veya hiç.
Room:
daha fazla.
Bu yaklaşım trampetin doğal ahşap karakterini korur.
58. DAHA “BIG ROCK”
Head
Ambassador X veya Controlled Sound.
EQ
200 Hz:
body.
400 Hz:
gerekiyorsa cut.
4 kHz:
crack.
7 kHz:
snap.
Compression
4:1.
Attack:
20 ms.
Release:
70 ms.
Parallel
orta.
Plate
1.0–1.4 s.
Room
orta.
Bu, aynı Craviotto’yu tamamen başka bir prodüksiyon karakterine taşıyabilir diye düşündüm öyle de oldu.
59. EN ÖNEMLİ PROFESYONEL KURAL
Miks mühendislerinin çalışma yöntemlerinden çıkarılabilecek en önemli ortak derslerden biri:
İşlem yapmak için işlem yapma. @Hakan NART
Chris Lord-Alge, aşırı EQ ve compression’ın davulların impact’ini azaltabileceğini açıkça vurguluyor.
Andrew Scheps ise processing’i farklı paralel katmanlara bölerek ana transient’in korunmasını sağlıyor.
Renaud Letang, bazı projelerde asıl compression’ı tek tek drum kanallarından ziyade drum mix aşamasına bırakıyor.
David Bottrill’in Rush kayıtlarında snare kanallarında hafif compression, snare EQ ve ayrıca plate/non-linear reverb kullanıldığı görülüyor.
Bunların hepsi farklı teknikler kullanıyor.
Fakat ortak düşünce:
Kaynağın müzikal karakterini öldürmeden onu miksin içine yerleştirmek. @stüdyo ARTLINE
60. TRAMPET MIX’İ İÇİN 10 ALTIN KURAL
1.
Kötü akort edilmiş trampeti EQ ile kurtarmaya çalışma.
2.
Önce deriyi değiştir, sonra EQ’yu düşün.
3.
Alt head’i küçümseme.
4.
Snare wire’ı maksimum sıkılıkta kullanma.
5.
Compression attack’ını transient’e göre ayarla.
6.
Parallel compression ile body eklemeyi dene.
7.
Reverb’ü insert yerine çoğu zaman send/return olarak kullan.
8.
Plate’in low-end’ini temizle.
9.
Reverb decay’ini parçanın temposuna göre ayarla.
10.
Solo’da güzel duyulan trampetin miks içinde mutlaka güzel duyulacağını düşünme. @stüdyo ARTLINE
61. SONUÇ
Trampet mikslemek aslında üç ayrı sanatın birleşimidir:
Akustik mühendislik
→ deri + shell + tuning.
Elektronik işleme
→ EQ + compression + saturation.
Müzikal miks
→ fader + automation + reverb + arrangement.
İyi bir mühendis bütün bunları birbirinden bağımsız düşünmez.
Örneğin:
Ambassador Coated + yüksek tuning
ile kaydedilmiş bir jazz trampeti;
EQ’da daha az müdahale,
compression’da daha az gain reduction,
kısa ve doğal bir plate
isteyebilir.
Buna karşılık:
Emperor X + orta tuning
ile kaydedilmiş bir hard-rock trampeti;
daha fazla transient shaping,
daha güçlü parallel compression,
daha belirgin 3–5 kHz presence
ve daha kontrollü bir plate isteyebilir.
Aynı davulun:
Ambassador Coated → Controlled Sound → Emperor X
arasında değiştirilmesi bile miks zincirinin tamamını değiştirebilir.
Bu nedenle profesyonel trampet kaydında doğru yaklaşım:
“Hangi EQ ayarını kullanmalıyım?”
değildir.
Asıl soru:
“Elimdeki deri, akort ve trampet müzikte ne söylüyor; ben miks işlemleriyle bu sesi nereye taşımak istiyorum?”
sorusudur.
Ve en iyi mühendislik çoğu zaman en fazla plug-in kullanan mühendislik değildir.
En az müdahaleyle en fazla müzikal sonucu elde eden mühendisliktir. @ARTLINE Stüdyo
TRAMPET AKORT ATLASI
10″, 12″, 13″, 14″ ve 15″ Trampetlerde Çap, Derinlik, Akort, Deri ve Miks İlişkisi
Bir trampetin çapı yalnızca fiziksel bir ölçü değildir.
Çap; temel rezonansın davranışını, pitch karakterini, sustain’i, attack algısını ve müzik içindeki kapladığı alanı değiştirir.
Bu nedenle 10″ bir trampeti 14″ bir trampet gibi akort etmeye çalışmak veya 12″ bir trampetten 14″ bir trampetin gövdesini beklemek çoğu zaman yanlış sonuç verir.
Aynı şekilde:
“Şu deri en iyi trampet derisidir.”
şeklinde evrensel bir cevap da yoktur.
Doğru soru şudur:
Hangi çap + hangi derinlik + hangi shell + hangi deri + hangi snare wire + hangi akort + hangi müzik?
Profesyonel trampet sesi bütün bu değişkenlerin birlikte çalışmasıyla oluşur.
1. ÇAP NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Genel olarak çap küçüldükçe trampetin doğal pitch potansiyeli yükselir.
Çap büyüdükçe daha düşük ve geniş bir tonal alan elde etmek kolaylaşır.
Fakat bu, “10″ mutlaka yüksek, 15″ mutlaka düşük olur” şeklinde mekanik bir kural değildir.
Shell malzemesi, derinlik, head seçimi ve özellikle tuning bu sonucu ciddi biçimde değiştirir.
Kabaca:
10″ → yüksek, keskin, hızlı
12″ → yüksek/orta, kontrollü ve modern
13″ → orta-yüksek, çok yönlü
14″ → en geniş kullanım alanına sahip standart boyut
15″ → düşük, geniş, vintage/büyük gövdeli karakter
Bu nedenle 14″ trampet, standart davul setlerinde en geniş kullanım alanına sahip olurken 10–13″ çaplar daha özel tonal görevlerde çok güçlü hale gelir.
2. 10 İNÇ TRAMPET
Karakter
10″ trampet genellikle:
-yüksek pitch
-çok hızlı attack
-kısa decay
-güçlü rimshot
-keskin snare-wire cevabı
-küçük gövde
-yüksek frekanslarda belirginlik
özellikleri gösterir.
10″ trampet özellikle:
-piccolo
-efekt trampeti
-modern pop
-funk
-gospel
-fusion
-hip-hop
-elektronik müzik
-ikinci trampet
olarak kullanılabilir.
10″ çapta amaç çoğu zaman “büyük trampet sesi” üretmek değil, miksin içine küçük ama son derece hızlı ve belirgin bir ses yerleştirmektir. @Hakan NART
10″ için deri seçimi
Ambassador Coated
En doğal başlangıç noktalarından biridir.
Sonuç:
-açık
-canlı
-yüksek pitch
-hassas ghost note
-belirgin attack
Özellikle funk ve fusion için çok başarılı olabilir.
Controlled Sound
Merkezi dot sayesinde orta bölgedeki vuruş daha kontrollü hale gelir.
Rimshot ve merkez vuruş arasında daha belirgin bir karakter oluşur.
Emperor Coated
Daha kalın yapı:
-daha kontrollü
-daha yoğun
-daha dayanıklı
-daha az açık
bir ses verebilir.
Powerstroke 77
Çok daha kontrollü ve yoğun bir karakter arandığında düşünülebilir.
Ancak 10″ trampetin doğal canlılığını fazla bastırmamak gerekir. Ben DW Collector’s 10″ trampet kullanıyorum sesi harikadır hem stüdyoda hem sahnede @ Hakan NART
10″ için snare-side
Hassasiyet isteniyorsa:
Diplomat Hazy
çok iyi bir başlangıç noktasıdır.
Biraz daha dengeli ve dayanıklı bir karakter için:
Ambassador Hazy
tercih edilebilir.
Remo’nun güncel ürün gamında hem 10″ Ambassador Hazy hem de 10″ Diplomat Hazy snare-side seçenekleri bulunuyor.
10″ akort yaklaşımı
10″ trampeti gereğinden fazla sıkmak çok kolaydır.
Aşırı yüksek tuning:
-sesi inceltebilir
-gövdeyi azaltabilir
-wire’ın karakterini küçültebilir
-deriyi boga bilir.
Bu nedenle yüksek pitch hedeflenirken bile shell’in rezonansını öldürmemek gerekir.
10″ Funk
Batter: Ambassador Coated
Bottom: Diplomat Hazy
Tuning: yüksek
Damping: çok az
Wire: orta-yüksek gerilim
Sonuç:
“tak!”
şeklinde kısa, hızlı ve keskin bir trampet. Hakan NART
3. 12 İNÇ TRAMPET
12″ trampet, küçük çaplı trampetler içinde son derece kullanışlı bir ara bölgedir.
10″ kadar küçük ve keskin değildir.
14″ kadar büyük ve geniş de değildir.
Bu nedenle:
-modern funk
-gospel
-pop
-fusion
-R&B
-ikinci trampet
-yüksek pitch jazz
için oldukça kullanışlıdır.
12″ + Ambassador Coated
12″ çapın doğal karakterini koruyan çok iyi bir kombinasyondur.
Avantajları:
-hassasiyet
-ghost note
-rimshot
-açık sustain
-kontrollü overtone
12″ + Controlled Sound
Daha belirgin merkez attack isteniyorsa.
Özellikle:
funk + pop + fusion
için.
12″ + Emperor
Daha ağır vuruşlarda avantaj sağlar.
Sonuç:
-daha kalın
-daha yoğun
-daha kontrollü
-daha az açık
bir ses.
12″ akort reçetesi
Modern Fusion
Batter: Ambassador Coated
Bottom: Ambassador Hazy
Batter: yüksek-orta
Bottom: yüksek
Damping: minimum
Compression: 4:1
Attack: orta
Release: orta-hızlı
Plate: 0.7–1.0 s
Bu yaklaşımda amaç:
küçük çap + yüksek pitch + güçlü attack + yeterli gövde
oluşturmaktır. Hakan NART
4. 13 İNÇ TRAMPET
13″ trampet çok ilginç bir noktadadır.
Çünkü 12″ kadar “piccolo” karakterli değildir.
14″ kadar da geniş değildir.
Bu nedenle 13″ trampet:
-funk
-pop
-fusion
-gospel
-R&B
-jazz
modern studio
-ikinci trampet
olarak son derece başarılıdır.
5. 13″ + AMBASSADOR COATED
13″ çapta Ambassador Coated oldukça açık ve müzikal bir sonuç verir.
Özellikle:
ghost note + rimshot + normal stroke
arasında geniş dinamik alan sağlar.
Jazz/fusion için:
Ambassador Coated + Ambassador Hazy
çok güçlü bir başlangıç kombinasyonudur.
6. 13″ + CONTROLLED SOUND
Eğer:
“Notasını korusun ama attack daha belirgin olsun.”
deniyorsa Controlled Sound çok mantıklıdır.
Özellikle stüdyoda mikrofon önünde çok kullanışlıdır.
Çünkü merkezde daha kontrollü bir tepki oluştururken kenarlardaki davranış tamamen ölmez.
@Hakan NART Stüdyo ARTLINE
7. 13″ FUNK AKORTU
Batter: Ambassador Coated veya Controlled Sound
Bottom: Ambassador Hazy
Batter tuning: yüksek-orta
Bottom: yüksek
Wire: orta-yüksek
Damping: küçük jel / küçük tape
EQ:
80–120 Hz → gövde gerektiğinde
180–300 Hz → boxiness kontrolü
2–4 kHz → attack
5–8 kHz → wire
Compression:
4:1
Attack: 15–30 ms
Release: 50–120 ms
Gain reduction:
3–6 dB
Sonuç:
“crack + body + ghost note”
üçlüsüdür.
8. 14 İNÇ TRAMPET
14″ standarttır.
Ancak “standart” olması sıradan olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine 14″ çap:
-jazz
-bebop
-big band
-funk
-soul
-R&B
-pop
-rock
-hard rock
-fusion
-metal
-gospel
gibi çok geniş bir müzikal yelpazeye uyarlanabilir.
Bu nedenle profesyonel davulcularda 14″ trampetlerin bu kadar yaygın olması şaşırtıcı değildir.
9. 14″ TRAMPETTE DERİ SEÇİMİ
Ambassador Coated
Açık, hassas ve klasik.
Özellikle:
Jazz / Funk / Soul / Studio
için.
Controlled Sound Coated
Merkez attack daha kontrollü.
Özellikle:
Pop / Funk / Rock
için.
Ambassador X
Ambassador karakterinin daha dayanıklı ve kontrollü versiyonu gibi düşünülebilir.
Emperor Coated
İki katmanlı yapı nedeniyle daha yoğun ve kontrollü.
Özellikle:
Rock / Heavy Rock / güçlü rimshot
için.
Controlled Sound X
Daha kontrollü ve dayanıklı bir karakter.
Özellikle:
yüksek ses + güçlü vuruş + modern studio
için.
Powerstroke 77
Çok güçlü bir kontrol isteyenlerde:
Rock / Gospel / Modern Pop / güçlü backbeat
için kullanılabilir.
Ancak jazz/fusion gibi açık rezonans isteyen müziklerde gereğinden fazla kontrol yaratabilir.
Remo’nun mevcut ürün gamında Powerstroke 77, Controlled Sound X ve Emperor X gibi farklı kontrol seviyelerine sahip modeller çeşitli küçük ve standart trampet çaplarında bulunuyor.
10. 14×5 İLE 14×6.5 AYNI DEĞİLDİR
Çap aynı olsa bile derinlik ciddi fark yaratır.
14×5
Daha:
-hızlı
-kısa
-saldırgan
-üst-mid odaklı
olabilir.
14×6.5
Daha:
*geniş
-gövdeli
-düşük
-rezonanslı
-derin
bir karakter verebilir.
Bu nedenle bendeki örnek :
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetim klasik 14×5 piccolo yaklaşımından oldukça farklı davranıyor. .
11. 14×6.5 mapple İÇİN ÖZEL AYAR
Burada amaç:
woody + açık overtone + snare-wire crackle + ghost notes
olduğu için trampeti gereğinden fazla öldürmemek gerekir.
Jazz / yaklaşımı
Batter: Remo Ambassador Coated
Bottom: Ambassador Hazy
Wire: Puresound 36
Batter: orta-yüksek
Bottom: yüksek
Damping: yok veya çok küçük
Wire: orta
EQ
120–180 Hz:
gövde.
250–400 Hz:
gerekiyorsa çok hafif temizlik.
1–2 kHz:
nota.
3–5 kHz:
stick attack.
6–8 kHz:
wire.
8–12 kHz:
air.
Compression
2:1
Attack:
20–40 ms
Release:
80–150 ms
Gain reduction:
1–3 dB
Buradaki amaç trampeti “ezmek” değil, doğal dinamiğini korumaktır.
12. 14×6.5 — FUSION
Batter
Ambassador Coated
veya daha kontrollü bir sonuç için:
Controlled Sound Coated.
Bottom
Ambassador Hazy.
Tuning
Batter:
orta-yüksek
Bottom:
yüksek
Damping
Minimum.
Compression
4:1
Attack:
15–25 ms
Release:
60–100 ms
Gain reduction:
3–5 dB
Plate
0.7–1.0 saniye.
Bu kombinasyon:
woody body + crack + sustain + ghost notes
dengesini korur.
13. 14×6.5 — ROCK
Batter
Controlled Sound Coated
veya
Emperor Coated.
Bottom
Ambassador Hazy.
Tuning
Orta.
Damping
Küçük jel veya küçük tape.
Compression
4:1–6:1
Gain reduction:
3–6 dB.
Parallel compression
Ayrı bir aux:
8:1 civarı
daha hızlı attack
daha hızlı release
ve yüksek miktarda compression.
Sonra bu kanal ana trampetin altına düşük seviyede karıştırılır.
Amaç:
Trampetin doğal tonunu kaybetmeden saldırganlık eklemek. Hakan NART
14. 15 İNÇ TRAMPET
15″ trampet daha az yaygın olsa da son derece ilginç bir ses alanı oluşturur.
Büyük çap nedeniyle:
-daha düşük pitch
-daha geniş gövde
-daha büyük sustain
-daha vintage karakter
-daha az “piccolo” hissi
elde edilebilir.
Özellikle:
Jazz / Vintage / Roots / Americana / düşük pitch Rock
için ilginçtir.
15″ trampeti çok yüksek akort etmek mümkündür; ancak bu durumda çapın sağladığı düşük ve geniş karakterin bir kısmı kaybolur.
15. 15″ VINTAGE JAZZ
Batter
Ambassador Coated
Bottom
Ambassador Hazy
Tuning
Batter:
orta
Bottom:
orta-yüksek
Damping
Yok.
Wire
Orta.
Amaç:
büyük gövde + açık overtone + yumuşak attack
16. ÇAP VE AKORT KARŞILAŞTIRMASI
| Çap | Doğal karakter | Yüksek tuning | Düşük tuning | Tipik kullanım |
|---|---|---|---|---|
| 10″ | Çok hızlı | Çok parlak | sınırlı | Piccolo/Funk |
| 12″ | Hızlı | Parlak | Orta | Funk/Fusion/Pop |
| 13″ | Dengeli | Parlak | Orta | Funk/Jazz/Pop |
| 14″ | Geniş | Çok kullanışlı | Çok kullanışlı | Her tür |
| 15″ | Büyük/gövdelı | Vintage-high | Çok iyi | Jazz/Rock/Vintage |
17. AYNI DERİ, FARKLI ÇAP
Örneğin:
Ambassador Coated
10″ üzerinde:
hızlı + yüksek + keskin
12″ üzerinde:
parlak + kontrollü + modern
13″ üzerinde:
dengeli + dinamik
14″ üzerinde:
açık + gövdeli + çok yönlü
15″ üzerinde:
geniş + düşük + vintage
karaktere yaklaşabilir.
Bu nedenle sadece deri modeline bakarak sonuç tahmin etmek doğru değildir.
18. TRAMPET – ALT DERİ SEÇİMİ
Snare-side head normal batter head değildir.
Çok daha ince tasarlanır.
Remo’nun verdiği teknik sınıflandırmada:
Diplomat Hazy ≈ 2 mil
Ambassador Hazy ≈ 3 mil
seviyesindedir.
İnce head daha kolay titreşir ve snare-wire hassasiyetini artırabilir.
Daha kalın snare-side seçenekleri ise daha kontrollü bir davranış sağlayabilir.
Bu nedenle:
Jazz / Ghost Notes
Diplomat Hazy
Genel kullanım
Ambassador Hazy
Çok güçlü ve kontrollü sound
Daha kontrollü/kalın snare-side seçenekleri
başlangıç noktaları olabilir.
Remo da snare-side head’lerin özellikle snare-wire hassasiyeti için çok ince tasarlandığını belirtiyor.
19.TRAMPET KORT TELİ — 20, 24, 30, 36 TEL
Tel sayısı da head kadar önemlidir.
16–20 tel
Daha:
-açık
-kuru
-kontrollü
-hızlı
karakter.
24 tel
Çok dengeli.
30 tel
Daha yoğun snare response.
36 tel
Daha geniş wire coverage.
Ancak:
“Daha fazla tel = her zaman daha iyi snare sesi”
değildir.
36 tel, özellikle benim de zaman zaman kullandığım Puresound , çok hassas ve yoğun bir wire karakteri oluşturabilir.
Bu nedenle wire tension TEL GERGİNLİĞİ çok önemlidir.
20. KORT TELİ AYARI
Wire’ı çok gevşek bırakırsan:
-buzz artabilir
-rattling oluşabilir
-transient bulanıklaşabilir.
Çok sıkarsan:
-ghost notes ölebilir
-sustain azalabilir
-trampet choke olabilir.
Doğru nokta:
Wire’ın head’e temas etmesi fakat head’i aşağı doğru kilitlememesi.
Özellikle 36 telli sistemlerde bu nokta daha kritiktir.
21. BATTER VE BOTTOM ARASINDAKİ İLİŞKİ
Remo’nun genel tuning yaklaşımında resonant head’in batter’dan biraz daha yüksek akort edilmesi, daha temiz overtone ve sustain sağlayabilir. Yaklaşık yarım seslik fark iyi bir başlangıç noktasıdır.
Ancak trampette bu:
“Bottom mutlaka tam yarım ses yukarı olacak.”
şeklinde katı bir kural değildir.
Müzik ve trampetin kendisi belirleyicidir. @Hakan NART
22. 10–15″ İÇİN AKORT FELSEFESİ
10″
Pitch’i kontrol et.
12″
Attack ile body arasında denge kur.
13″
Çok geniş bir tuning penceresi kullan.
14″
Müzikal bağlama göre ayarla.
15″
Shell’in doğal genişliğini koru.
Bu yaklaşım, “her trampete aynı reçete” yaklaşımından çok daha doğru sonuç verir.
23. TÜRLERE GÖRE HIZLI AKORT HARİTASI
| Tür | Çap | Batter | Tuning | Damping |
|---|---|---|---|---|
| Bebop | 14″ | Ambassador Coated | Orta-yüksek | Yok |
| Big Band | 14–15″ | Ambassador Coated | Yüksek | Çok az |
| Jazz | 13–14″ | Ambassador Coated | Orta-yüksek | Yok |
| Funk | 12–14″ | Ambassador / CS | Yüksek | Az |
| Gospel | 12–14″ | CS / P77 | Yüksek-orta | Az |
| R&B | 13–14″ | CS | Orta-yüksek | Az |
| Pop | 13–14″ | CS / P3 | Orta | Orta |
| Fusion | 12–14″ | Ambassador / CS | Yüksek-orta | Çok az |
| Rock | 14–15″ | CS / Emperor | Orta | Orta |
| Hard Rock | 14″ | Emperor / CS X | Orta-düşük | Orta |
| Metal | 14″ | CS X / P77 | Orta-yüksek | Kontrollü |
| Vintage | 14–15″ | Ambassador Coated | Orta | Yok/az |
| Piccolo | 10–13″ | Ambassador | Yüksek | Az |
| Modern Studio | 12–14″ | CS | Bağlama göre | Kontrollü |
24. STÜDYODA 10″ TRAMPETİ NASIL KAYDEDERİM?
10″ trampette mikrofon seçimini çok fazla “body” arayarak yapmak yanlış olabilir.
Burada amaç çoğu zaman:
attack + crack + wire
yakalamaktır.
SM57 benzeri dinamik mikrofonu merkeze yakın ama tam merkeze bakmayacak şekilde konumlandırmak iyi bir başlangıçtır.
EQ’da gereksiz low-end eklemek yerine:
2–5 kHz
bölgesindeki doğal attack korunmalıdır.
25. 14″ TRAMPETİ STÜDYODA KAYDETMEK
14″ trampet çok daha geniş bir frekans alanı üretir.
Bu nedenle:
Close mic
Attack + body.
Bottom mic
Wire + sizzle.
Overhead
Gerçek tonal karakter.
Room
Gövde ve ambiyans.
Burada önemli bir prensip:
Trampet sesini yalnızca yakın mikrofonlama üzerinden değerlendirme.
Bazen solo dinlediğinde “fazla açık” gelen bir trampet, overhead ve mix içine girdiğinde tam olarak gereken sesi verebilir.
26. EQ — ÇAPI DEĞİŞTİRDİĞİNDE NE DEĞİŞİR?
Genel frekans haritası:
60–100 Hz
Alt gövde.
100–180 Hz
Body.
180–300 Hz
Warmth.
300–500 Hz
Boxiness.
500 Hz–1 kHz
Mid character.
1–2 kHz
Note.
2–4 kHz
Crack.
4–6 kHz
Stick attack.
6–8 kHz
Snare-wire.
8–12 kHz
Air.
Ancak 10″ bir trampette 100 Hz’i yükseltmeye çalışmak ile 15″ bir trampette 100 Hz’i yükseltmek aynı sonucu vermez. @stüdyo Artlıne
27. PARALEL COMPRESSION
Özellikle:
Funk / Rock / Gospel / Modern Pop
için.
Ana trampeti doğal bırak.
Sonra ayrı aux:
8:1
yüksek compression
ve daha agresif attack/release kullan.
Bu kanal:
“daha yüksek sesli trampet”
değil,
“daha yoğun transient ve sustain”
katmanı olarak düşünülmelidir.
28. PLATE REVERB
Trampet plate reverb ile çok iyi çalışır.
Jazz
0.7–1.2 s
Funk
0.5–0.9 s
Fusion
0.7–1.0 s
Rock
0.8–1.4 s
Metal
0.5–0.8 s
Pre-delay:
10–35 ms
başlangıç noktası olabilir.
Reverb return üzerinde:
HPF 150–250 Hz
ve
LPF 7–10 kHz
kullanmak çoğu durumda reverb’ün miksin altını ve üstünü gereksiz doldurmasını engeller.
29. MODERN MİKSTE TRAMPETİ İKİ KATMAN OLARAK DÜŞÜNMEK
Profesyonel mikslerde trampet bazen tek kanal değildir.
Örneğin:
Kanal 1
Natural snare.
Kanal 2
Bottom.
Kanal 3
Compressed snare.
Kanal 4
Distorted snare.
Kanal 5
Sample.
Kanal 6
Plate.
Bunların hepsini aynı anda yüksek sesle kullanmak gerekmez.
Asıl amaç:
Her kanalın farklı bir görevi olmasıdır.
30. “CRACK” İÇİN HER ZAMAN 5 kHz BOOST GEREKMEZ
Bu çok önemli.
Bir trampetin crack’i:
-head
-shell
-stick
-tuning
-wire
-microphone
-preamp
-compression
zincirinin sonucudur.
Dolayısıyla kötü kaydedilmiş bir trampete:
+6 dB 5 kHz
vererek profesyonel crack üretilemez.
Hatta çoğu zaman sonuç:
sert + ince + yorucu
olur.
31. SNARE’DE COMPRESSION’IN EN BÜYÜK HATASI
Çok hızlı attack.
Eğer compressor transient’i daha oluşmadan yakalarsa:
“tak”
kaybolur.
Sonra mühendis:
“Trampet yeterince vurucu değil.”
der ve EQ ile 4 kHz artırır.
Bu da çoğu zaman daha sert fakat daha az doğal bir trampet oluşturur.
Bu yüzden özellikle rock/funk kayıtlarında attack süresinin transient’in geçmesine izin verecek şekilde ayarlanması önemlidir.
32. 10–15″ TRAMPETLER İÇİN PRATİK SEÇİM TABLOSU
“Ben çok keskin bir trampet istiyorum.”
10–12″
Ambassador Coated
yüksek tuning
Diplomat Hazy
“Funk istiyorum.”
12–14″
Ambassador Coated / Controlled Sound
yüksek tuning
az damping
“Jazz istiyorum.”
13–15″
Ambassador Coated
orta-yüksek tuning
açık resonans
minimum damping
“Fusion istiyorum.”
12–14″
Ambassador Coated / Controlled Sound
yüksek-orta
çok az damping
“Rock istiyorum.”
14–15″
Controlled Sound / Emperor
orta tuning
orta damping
“Çok güçlü modern sound istiyorum.”
13–14″
Controlled Sound X / Powerstroke 77
kontrollü tuning
kontrollü damping
33. EN ÖNEMLİ KURAL: ÇAPI AKORT ETMEYE ÇALIŞMA
Bir 10″ trampeti:
“14″ gibi”
yapmaya çalışmak yerine,
10″ trampetin neyi iyi yaptığını kullan.
Aynı şekilde 15″ trampeti:
“küçük ve keskin”
yapmak yerine büyük çapın sunduğu body ve sustain’i kullan.
Profesyonel yaklaşım:
Trampeti değiştirmeye çalışma; onun güçlü tarafını müziğe adapte et. Hakan NART
34. BENDEKİ ÖRNEK 14×6.5 CRAVIOTTO İÇİN SONUÇ
trampetim:
14×6.5 Solid Maple
ve
Puresound 36
olduğu için özellikle jazz/fusion tarafında çok geniş bir potansiyel taşıyor.
Benim istediğim :
woody + overtones + wire crackle + ghost notes
karakteri için ilk olarak:
SETUP A — NATURAL JAZZ
Ambassador Coated
Ambassador Hazy
36-wire
orta-yüksek batter
yüksek bottom
damping yok
Bu benim başlangıç noktam oldu
SETUP B — ECM / MODERN JAZZ
Ambassador Coated
Diplomat Hazy
36-wire
orta-yüksek batter
yüksek bottom
çok hafif wire tension
çok az veya hiç damping
Burada amaç:
head’in doğal harmonikleri + wood body + wire texture
olur.
SETUP C — FUSION
Controlled Sound Coated
Ambassador Hazy
36-wire
yüksek-orta tuning
çok küçük gel
4:1 compression
hafif parallel
0.8 s plate
SETUP D — ROCK
Controlled Sound / Emperor Coated
Ambassador Hazy
36-wire
orta tuning
küçük damping
4:1–6:1 compression
parallel compression
1 s civarı plate
35. SON SÖZ
Trampet seçerken yalnızca:
“Hangi deri daha iyi?”
diye sormak eksik bir sorudur.
Doğru soru:
“Bu çap, bu derinlik, bu shell, bu head, bu wire ve bu akort benim müziğimde ne yapıyor?”
olmalıdır.
10″ trampet bize hız ve pitch verir.
12″ bize modern attack ve çeviklik verir.
13″ olağanüstü bir ara bölge oluşturur.
14″ en geniş tonal çalışma alanını sunar.
15″ ise büyük, geniş ve düşük karakterli bir dünya açar.
Ve bütün bu sistemin merkezinde şu gerçek vardır:
İyi trampet sesi, en pahalı trampet veya en pahalı deri değildir. İyi trampet sesi; shell, head, tuning, wire, stick, mikrofon ve miksin aynı müzikal hedefe hizmet etmesidir.
@studio ARTLINE Hakan NART
Senin Craviotto gibi iyi bir maple trampette ise çoğu zaman yapılacak en önemli şey, trampetin zaten sahip olduğu doğal woody karakteri öldürmemektir.
Önce doğru akort.
Sonra doğru mikrofon.
Sonra doğru miks.
En son EQ.
İyi kayıt zincirinin sırası budur.
USTA DAVULCULARIN TRAMPETLERİ
20 büyük davulcunun trampetleri, derileri, akort anlayışları ve kayıt mikrofonları
Bir trampetin nasıl akort edileceğini öğrenmenin en iyi yollarından biri yalnızca teknik tablolar okumak değildir.
Bazen çok daha öğretici olan soru şudur:
Steve Gadd neden böyle bir trampet sesi kullanıyordu?
Jeff Porcaro’nun kayıt trampeti neden bu kadar kontrollü ama canlıydı?
David Garibaldi ghost note’ları nasıl bu kadar belirgin hale getiriyordu?
Dave Grohl’un trampetindeki o büyük “crack” nereden geliyordu?
Simon Phillips’in trampeti neden miksin içinde çok doğal ama aynı zamanda çok güçlü duyuluyor?
Bu soruların cevabı yalnızca trampetin markasında değildir.
Shell + çap + derinlik + head + snare wire + tuning + stick + vuruş + mikrofon + mikrofon pozisyonu + oda + preamp + compression + mix
aynı sistemin parçalarıdır.
Bu nedenle aşağıdaki bilgiler “ünlü davulcu ekipman listesi” olarak değil, profesyonel trampet sesinin arkasındaki düşünceyi anlamak için bir referans atlası olarak okunmalıdır.
1. STEVE GADD
Ses karakteri
Steve Gadd denildiğinde ilk akla gelen şeylerden biri:
kontrollü fakat doğal trampet
karakteridir.
Gadd’ın yaklaşımında davulun kendisinin müzikal olması çok önemlidir.
Remo’nun sanatçı profilinde Gadd’ın:
Ambassador Coated’i üstte, Clear’ı altta kullandığını; duruma göre Pinstripe Clear’a geçtiğini
belirttiği aktarılıyor. Ayrıca ekipman listesinde Diplomat Hazy snare-side head de yer alıyor.
Gadd yaklaşımı
Batter: Ambassador Coated
Snare-side: Diplomat Hazy gibi hassas, ince bir resonant head
Karakter: açık, sıcak, kontrollü
Mikrofon
Gadd’ın özellikle kayıt ve canlı kullanımında farklı mühendislerle farklı mikrofonlar kullanılmıştır. Dolayısıyla tek bir “Steve Gadd snare mic” demek doğru değildir.
Bununla birlikte Gadd’ın dönem kayıtlarında kullanılan klasik yaklaşımın merkezinde dinamik close-mic sistemi bulunur.
Nicko McBrain’in 1985 Modern Drummer röportajında kendi mikrofon sistemini anlatırken Gadd’ın güncellemesinde snare dahil tomlarda Shure SM56 kullanıldığı belirtilmiştir.
Öğreti
Gadd’ın sesinden çıkarılacak en önemli sonuç:
Trampet açık bırakılabilir; kontrol EQ ile değil, öncelikle doğru tuning ve doğru head ile sağlanabilir.
2. DAVE WECKL
Dave Weckl özellikle fusion dünyasında trampetin:
attack + articulation + body
dengesinin en önemli örneklerinden biridir.
Yamaha, Weckl adına 13×5.5 ve 14×5.5 olmak üzere iki 7-ply maple signature snare üretmiştir.
Bu iki boyut bile Weckl yaklaşımının önemli bir ipucudur:
13×5.5
Daha:
- hızlı
- parlak
- kontrollü
14×5.5
Biraz daha:
- gövdeli
- geniş
- klasik
karakter.
Weckl ayrıca Yamaha ile yaptığı röportajda tuning ve setup’ının müziğe göre değiştiğini, ancak belirli müzik türleri için oldukça “dialed-in” bir yaklaşımı olduğunu anlatıyor. Maple shell’leri sıcaklık ve low-end gücü nedeniyle sevdiğini de belirtiyor.
Mikrofon
Weckl için de tek bir mikrofon reçetesi vermek doğru değildir.
Ancak onun kayıt felsefesinin önemli tarafı:
mikrofonun davulun doğal sesini tamamlamasıdır.
Öğreti
Fusion trampetinde amaç yalnızca “yüksek crack” değildir.
Ghost note → normal stroke → accent → rimshot
arasındaki bütün dinamik bölge duyulmalıdır.
3. JEFF PORCARO
Jeff Porcaro, stüdyo trampet sesinin en önemli örneklerinden biridir.
Burada çok önemli bir kayıt dokümanı bulunuyor.
A&M’deki bir kayıt seansında kullanılan mikrofon sistemi:
Snare top
Shure SM57
Snare bottom
Sennheiser 441
olarak belirtiliyor.
Aynı seansta tomlarda AKG 414’ler, overheadlerde çok sayıda AKG C12 ve kick’te AKG D12 + Neumann FET 47 kullanılmış.
Daha da önemlisi Porcaro için getirilen özel trampet:
14×5 Solid/Select Maple
shell,
Tama die-cast hoops
ve
42-strand snare
özelliklerine sahipti.
Porcaro bu trampeti beğenmişti.
Başka bir kaynak da Porcaro’nun favorilerinden birinin 14×5 Ludwig Black Beauty olduğunu ve ikinci/efekt trampeti olarak 12×7 Brady jarrah kullandığını aktarıyor.
Porcaro’nun önemli dersi
Porcaro’nun röportajlarında çok önemli bir fikir vardır:
Aynı mikrofon, aynı EQ, aynı oda ve aynı seviyelerde bile farklı davulcuların aynı trampeti farklı duyurabileceğini vurgular. Ayrıca mühendislerin kontrol odasında değil, trampetin bulunduğu odada dinlemesini özellikle önemser.
Bu, stüdyo davul kaydı açısından çok önemli bir prensiptir:
Mikrofonu değil, önce odadaki gerçek trampeti dinle.
4. DAVID GARIBALDI
Tower of Power’ın funk sound’u için David Garibaldi çok özel bir örnektir.
Garibaldi açıkça piccolo snare karakterini sevdiğini ve bunun James Brown/R&B geleneğiyle ilişkili olduğunu söylüyor.
Ancak daha da ilginç olan tuning yaklaşımıdır.
Garibaldi yöntemi
Bottom head: çok sıkı
Snare strainer ise ghost note’a duyarlı olacak kadar ayarlanıyor.
Garibaldi özellikle ghost note çaldığında:
- fazla sıkı snare → ghost note kayboluyor
- fazla gevşek snare → rattling oluşuyor
şeklinde pratik bir kontrol yöntemi tarif ediyor. Ayrıca küçük bir Moon Gel parçası kullandığını belirtiyor.
Mikrofon
Garibaldi’nin farklı kayıtlarında mikrofon seçimi değişebilir; bu nedenle tek bir mikrofonu “Garibaldi standardı” olarak tanımlamak doğru değildir.
Asıl ders
Funk trampetinde:
snare wire tension, EQ’dan önce gelir.
Bu çok önemli.
Ghost note duyulmuyorsa önce 5 kHz boost yapmak yerine:
wire tension → bottom head → batter tuning
kontrol edilmelidir.
5. STEWART COPELAND
Stewart Copeland’ın trampet yaklaşımı rock ve reggae arasında çok özel bir yerde durur.
Copeland’ın yıllarca kullandığı karakteristik trampetlerden biri yüksek crack karakteriyle tanınır.
Tama ile yaptığı röportajda kendine özgü eski trampetinin yüksek “crack” karakterinden bahsediyor.
Daha ilginç olan ise mikrofonu efekt zincirinin bir parçası haline getirmesidir.
Copeland, erken dönemde:
snare → mikrofon → Roland Space Echo → amfi
zincirini kullanarak trampeti farklı bir ritmik enstrümana dönüştürdüğünü anlatıyor.
Ayrıca Gizmodrome kayıtlarında Neumann, AKG ve Sennheiser mikrofonlardan oluşan geniş bir sistem kullandığını ve Ehrlund mikrofonunu özellikle ambience için keşfettiğini anlatıyor.
Öğreti
Copeland’dan çıkarılacak ders:
Trampet yalnızca close mic ile değil, ambience ve efektle de miksin ritmik merkezine dönüşebilir.
6. JOHN BONHAM
John Bonham’ın en ikonik trampetlerinden biri:
Ludwig 14×6.5 Supraphonic / LM402
çevresinde şekillenir.
Bu ölçü özellikle önemlidir çünkü bugün hâlâ 14×6.5 derinliğinin rock için neden bu kadar popüler olduğunu gösteren klasik örneklerden biridir.
Bonham yaklaşımında:
- büyük body
- güçlü rimshot
- geniş transient
- room interaction
önemlidir.
Modern kayıt örneklerinden birinde 14×6.5 Ludwig Superphonic Bonham modeli kullanılmış ve snare top için Beyerdynamic M201, bottom için Telefunken M80 seçilmiştir.
Bu, Bonham’ın tarihsel olarak kullandığı her mikrofonun bu olduğu anlamına gelmez; modern bir kayıt örneğidir.
Bonham’dan çıkarılacak ders
14×6.5:
“çok büyük trampet” olmak zorunda değildir.
Doğru tuning ile hem:
fat
hem:
crack
hem de:
room
aynı anda elde edilebilir.
7. NEIL PEART
Neil Peart’ın kayıt yaklaşımı mikrofonlama açısından özellikle ilginçtir.
1980 Modern Drummer röportajında stüdyoda snare için ayrı bir mikrofon kullandığını ve hi-hat’in ayrı mikrofonlandığını söylüyor.
Daha sonra Rush’ın Moving Pictures döneminde çok ilginç bir teknik kullanıldı:
PZM — Pressure Zone Microphone
Peart’ın göğsüne bantlanarak davulcunun kendi perspektifini yakalamak için kullanıldı.
Bu mikrofon özellikle ambience/overhead perspektifine katkı sağladı.
Ders
Mikrofonun yeri yalnızca:
“davulu en iyi nereden duyarım?”
sorusuyla belirlenmez.
Bazen:
“Davulcunun duyduğu perspektifi nasıl kaydederim?”
sorusu daha önemlidir.
8. SIMON PHILLIPS
Simon Phillips, stüdyo trampet mikrofonlaması konusunda çok net konuşan davulculardan biridir.
Kendi açıklamasında:
Snare
Shure SM57
kullandığını söylüyor.
Ayrıca çok sayıda farklı stüdyoda çalışmasına rağmen mikrofon konusunda gereksiz şekilde egzotik çözümler aramadığını, mevcut mikrofonlara göre karar verdiğini anlatıyor.
Daha da önemlisi Phillips’in davul setup’ı ve tuning’i mühendisler tarafından övgüyle anlatılmıştır. Mix dergisindeki bir mühendis röportajında Phillips’in davullarını önceden mikrofonlanmış şekilde getirdiği ve Shure Beta 98 clip-on sistem kullandığı belirtiliyor.
Ders
Simon Phillips örneğinde çok önemli bir stüdyo ilkesi var:
İyi hazırlanmış davul, iyi mikrofonlamanın yarısıdır.
9. VINNIE COLAIUTA
Vinnie Colaiuta’nın 1982 Modern Drummer röportajında tuning konusunda olağanüstü önemli açıklamalar bulunuyor.
Colaiuta, davulun belli bir:
“comfortable pitch area”
olduğunu ve bunun dışına çıkıldığında davulun doğal rezonansının bozulabildiğini anlatıyor. Ayrıca tuning’in kişisel ve büyük ölçüde deneyimle gelişen bir süreç olduğunu söylüyor.
Bir başka kayıt örneğinde Colaiuta’nın snare’i:
Shure SM57
ile kaydedilmiş; room için Neumann U87 çifti, overheadlerde STC 4038 ribbon’lar kullanılmıştır.
Colaiuta’nın büyük dersi
Trampeti bir nota gibi düşün.
Ancak bunu “mutlaka şu frekansa ayarla” şeklinde değil:
Davulun doğal rezonans bölgesini bul.
şeklinde düşünmek gerekir.
10. BILL BRUFORD
Bill Bruford özellikle progressive rock açısından çok önemli bir örnektir.
Belgelenmiş bir setup’ta:
Snare: 14×6 maple/birch
ve
Evans G1 Coated
kullanıldığı belirtiliyor.
Snare mic
Shure SM57
Hi-hat
Neumann KM84
Toms
Shure SM57
Cymbals
Neumann U89 matched pair
olarak listelenmiş.
Ayrıca yaklaşımda:
snare’de minimum damping
ve genel olarak davulların fazla işlenmemesi dikkat çekiyor.
Ders
Progressive rock trampeti her zaman:
“çok sıkı + çok compression + sample”
demek değildir.
Bruford örneği:
dinamik + açık + doğal
bir trampetin karmaşık müzikte de çalışabileceğini gösterir.
11. STEVE JORDAN
Steve Jordan’ın kayıt yaklaşımı özellikle “oda + groove + doğal kit” ilişkisi açısından önemlidir.
John Mayer’ın Continuum kayıtlarıyla ilgili mühendis Chad Franscoviak’ın aktardığı sistemde:
Snare top
Shure SM57
Snare bottom
Shure SM57
Tom
Beyer M88
Overhead
Neumann U67 veya U87
kullanılmıştır. Ayrıca kitin üzerine çok yakın yerleştirilmiş Coles 4038 ribbon oldukça yoğun compression ile kullanılmıştır.
Başka bir Steve Jordan kaydında da snare için üst ve alt tarafta SM57’ler kullanılmış ve snare’e 1176 compression uygulanmıştır.
Jordan’ın önemli dersi
Close mic + ribbon room/overhead + compression
birlikte kullanıldığında trampet çok daha büyük algılanabilir.
12. DAVE GROHL
Dave Grohl’un trampet sesi rock kayıtlarının en belirgin örneklerinden biridir.
Nevermind kayıtlarında Butch Vig’in aktardığı mikrofon sistemi:
Snare
Shure SM57
ve muhtemelen/hatırlanan ikinci mikrofon olarak:
AKG 451
Overheads
AKG C414
Room
Neumann U87
olarak belirtiliyor.
Grohl ayrıca stüdyoda davulları canlı performanstaki kadar ezmeden, kaydın iyi duyulacağı şekilde çalmaya dikkat ettiğini anlatıyor. Hatta tek bir oda mikrofonuyla davulun harika duyulmasını hedeflediğini söylüyor.
Songs for the Deaf kayıtlarında ise Eric Valentine’ın küçük, oldukça kuru bir odada davulları kaydettiği ve room için yüksek konumlandırılmış Sony C37A çiftini kullandığı belirtiliyor.
Ders
Grohl örneği:
Büyük trampet sesi = yalnızca büyük close mic sesi değildir.
Oda ve davulcunun dinamikleri de sesin büyüklüğünü belirler.
13. NICKO McBRAIN
Iron Maiden döneminin güçlü rock/metal trampet yaklaşımı.
Nicko’nun Modern Drummer röportajında Gadd’ın aktardığı güncel mikrofon sisteminde:
Snare
Shure SM56
olarak belirtilmiştir.
Aynı sistemde tomlarda SM56, kick’te Beyerdynamic M88, overheadlerde Neumann KM84 kullanılmıştır.
Nicko ayrıca stüdyo davul seslerinin mümkün olduğunca doğal tutulduğunu ve esas olarak tomlarda leakage kontrolü için gate kullanıldığını anlatıyor.
Ders
Metal trampetinde:
çok mikrofon + çok processing
zorunlu değildir.
İyi tuning ve kontrollü leakage çok önemlidir.
14. DENNIS CHAMBERS
Dennis Chambers’ın güncel signature snare’lerinden biri 14″ sınıfında güçlü ve modern bir karakter sunuyor.
Bir kayıt/video setup’ında:
Snare top
Electro-Voice PL80
Snare bottom
Electro-Voice PL80
kullanılmış.
Overheadlerde AKG C414B, stereo room/overhead tarafında AEA R88 MK2 ve room’da sE2200T çiftleri bulunuyor.
Önemli ayrıntı:
Bottom snare mikrofonunun fazı ters çevrilerek top mikrofonuyla ilişkisi düzeltilmiş.
Bu, gerçek dünyada çok önemli bir hatırlatmadır:
Snare bottom mic yalnızca “daha fazla wire” değildir; faz ilişkisi de sesin gövdesini doğrudan değiştirir.
15. STEVE SMITH
Steve Smith’in sound’u jazz, fusion ve rock arasında geniş bir alana yayılır.
Burada önemli olan belirli bir mikrofon modelini genellemekten ziyade, onun farklı müzikal bağlamlarda farklı trampet ve tuning seçenekleri kullanmasıdır.
Steve Smith’in özellikle yüksek artikülasyonlu ve güçlü bir snare attack’ı vardır.
Bu karakter için:
13–14″
çaplar,
orta-yüksek tuning
ve kontrollü sustain
çok iyi bir başlangıç noktasıdır.
Ancak belirli bir albümde kullanılan mikrofonu kariyerinin tamamına genellemek doğru değildir.
16. BUDDY RICH
Buddy Rich’in yaklaşımı modern studio close-miking’den çok farklı bir perspektif sunar.
1977 Modern Drummer röportajında Rich, davul setinin esas olarak akustik bir enstrüman olduğunu ve amplifikasyonun her zaman gerekli olmadığını savunuyordu.
Bu yaklaşım bugün özellikle jazz kaydı için çok değerlidir.
Çünkü bize şunu hatırlatır:
Mikrofon, davulun yerine geçmez.
Önce:
davul + tuning + oda + davulcu
iyi olmalıdır.
17. NEIL PEART’IN MİKROFON FELSEFESİNDEN ÇIKAN DERS
Peart’ın eski röportajlarından çıkan önemli bir nokta:
Close mic kullanırken bile davulun bütünlüğünü düşünmek.
Özellikle Rush kayıtlarında davul seti çok büyük olduğundan her parçanın ayrı mikrofonlanması gerekiyordu.
Ama PZM tekniği bunun tam tersini gösteriyordu:
Davulcunun perspektifi
de ayrıca kaydediliyordu.
Bu nedenle modern bir davul miksinde şu iki yaklaşım birlikte düşünülebilir:
Close perspective
SM57
Player perspective
room / boundary / overhead
18. MODERN STÜDYO ÖRNEĞİ: MIKE MANGINI
Mike Mangini’nin devasa setup’ı mikrofonlama açısından başka bir uç noktadır.
Dream Theater kayıtlarında mühendis Paul Northfield/Paul? değil, The Astonishing kaydında John Petrucci ile çalışan Paul Northfield ve mühendislik ekibinin değil, kaynakta özellikle Paul Northfield/Paul? ayrımına dikkat etmek gerekir; ilgili Mix kaynağında Mangini’nin kitinin yaklaşık 42 input ile izlendiği ve 30 kadarının mikrofon olduğu belirtiliyor.
Snare’lerden birinde:
Top
Mojave Audio MA-101 FET
Shure SM57
Bottom
AKG 414
kullanılmıştır.
İkinci, daha küçük snare’de ise:
SM57 + AKG 414
kombinasyonu kullanılmıştır.
Bu çok öğretici bir örnektir:
Aynı trampetin üstüne iki farklı mikrofon koymak yerine, farklı mikrofonların farklı tonal görevleri olabilir.
19. BU MİKROFONLARIN GÖREVLERİ NEDİR?
Shure SM57
Trampetin:
attack + crack + midrange
bölgesinde çok güçlüdür.
Shure da SM57’nin snare üzerinde stick attack ve crack’i iyi yakaladığını ve onlarca yıldır standart seçimlerden biri olduğunu belirtiyor.
Sennheiser MD 441
Jeff Porcaro örneğinde bottom snare için kullanılmıştır.
Daha geniş ve ayrıntılı bir karakter sağlayabilir.
Beyerdynamic M201
Bonham karakterli modern kayıt örneğinde snare top için kullanılmıştır.
M201, özellikle güçlü transient ve daha kontrollü off-axis davranışı nedeniyle snare’de çok değerli olabilir.
Electro-Voice PL80
Dennis Chambers setup’ında hem top hem bottom kullanılmıştır.
Bu, geleneksel SM57 dışında dinamik mikrofonların da güçlü snare sonuçları verebileceğini gösterir.
AKG 414
Porcaro’nun kayıt setup’ında tomlarda, Mangini setup’ında snare bottom’da kullanılmıştır.
Kondansatör yapısı nedeniyle wire ve üst harmoniklerde ayrıntılı sonuç verebilir.
Coles 4038
Steve Jordan’ın kitinde merkeze çok yakın üst/overhead pozisyonunda kullanılmış ve yoğun compression uygulanmıştır.
Bu mikrofonun görevi doğrudan “snare mic” olmak zorunda değildir.
Asıl görevi:
kitin heyecanını ve yoğunluğunu toplamak
olabilir.
20. DAVULCU → TRAMPET → MİKROFON ATLASI
| Davulcu | Öne çıkan trampet | Head / tuning yaklaşımı | Belgelenmiş snare mic örneği |
|---|---|---|---|
| Steve Gadd | 14″ sınıfı | Ambassador Coated, açık/natural | SM56 örneği |
| Dave Weckl | 13×5.5 / 14×5.5 | Maple, kontrollü yüksek artikülasyon | Setup’a göre değişir |
| Jeff Porcaro | 14×5 maple / Black Beauty | Kontrollü studio tuning | SM57 top + MD441 bottom |
| David Garibaldi | Piccolo | Çok sıkı bottom, hassas wire | Setup’a göre değişir |
| Stewart Copeland | Yüksek crack karakterli snare | Yüksek/karakterli | Çeşitli; efekt zinciri önemli |
| John Bonham | 14×6.5 Ludwig | Büyük body + crack | M201/modern örnek |
| Neil Peart | Büyük kit / snare | Kontrollü, detaylı | Ayrı snare mic + PZM perspektif |
| Simon Phillips | Çoklu snare | Çok iyi hazırlanmış tuning | SM57 |
| Vinnie Colaiuta | Değişken | “Comfortable pitch area” | SM57 örneği |
| Bill Bruford | 14×6 maple/birch | Minimum damping | SM57 |
| Steve Jordan | 13×6.5 signature gibi modeller | Doğal/groove odaklı | SM57 top + bottom |
| Dave Grohl | Rock snare | Güçlü attack | SM57 + AKG451 örneği |
| Nicko McBrain | Rock/metal snare | Güçlü ama doğal | SM56 örneği |
| Dennis Chambers | Signature snare | Funk/fusion | PL80 top + bottom |
| Buddy Rich | Akustik jazz snare | Açık/akustik | Sabit bir mic standardı yok |
| Mike Mangini | Çoklu snare | Modern/çok kontrollü | MA-101 + SM57 / AKG414 |
21. EN İLGİNÇ SONUÇ: ÇOĞU ZAMAN SM57
Bu tabloya baktığımızda şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıkıyor.
Dünyanın en farklı davulcuları:
Jeff Porcaro
Simon Phillips
Vinnie Colaiuta
Bill Bruford
Dave Grohl
Steve Jordan
gibi çok farklı müzikal dünyalardan geliyor.
Ama kayıtlarında tekrar tekrar:
Shure SM57
karşımıza çıkıyor.
Bunun anlamı:
İyi trampet sesinin sırrı mutlaka egzotik mikrofon değildir.
SM57’nin güçlü olmasının nedeni:
- yüksek SPL toleransı
- kontrollü yönlülük
- belirgin upper-mid
- attack
- dayanıklılık
- bleed kontrolü
gibi özelliklerinin trampetle çok iyi uyuşmasıdır.
22. SM57’Yİ NEREYE KOYACAĞIZ?
Shure’un güncel snare-miking rehberinde yaklaşık 4 inç mesafe, üst taraftan crack’i, alt taraftan ise daha fazla wire/fizz’i yakalama yaklaşımı öneriliyor. Ayrıca top/bottom kombinasyonunda faz ilişkisinin kontrol edilmesi gerektiği özellikle belirtiliyor.
Başlangıç:
Crack
Mikrofonu batter head’e doğru.
Body
Biraz daha dışarı.
Wire
Bottom head’e.
Beef
Shell’e daha yan açı.
Bu nedenle tek bir “doğru açı” yoktur.
23. MİKROFONU ÇEVİREREK EQ YAPMAK
Bu çok profesyonel ama çoğu zaman unutulan bir yöntemdir.
Örneğin:
Fazla sert
Mikrofonu merkezden uzaklaştır.
Fazla kapalı
Biraz merkeze yaklaş.
Fazla wire
Bottom mic’i azalt.
Fazla body
Mikrofonu biraz dışarı al.
Fazla hi-hat bleed
Polar pattern ve açıyı değiştir.
Bunları EQ’dan önce yapmak daha doğal sonuç verebilir.
24. 14×6.5 İÇİN MİKROFON ATLASI
bendeki dw craviotto için.woody + overtone + wire crackle + ghost note
karakterini düşünürsek üç ayrı kayıt yaklaşımı kurulabilir.
A — DOĞAL JAZZ
Top
SM57
ancak head’e aşırı yaklaştırmadan.
Bottom
MD441 / M201 / benzeri kaliteli dinamik
Overhead
Trampetin gerçek tonunu taşıyacak condenser/ribbon.
Compression
1–3 dB.
EQ
Çok az.
Amaç:
Mikrofonun trampeti değiştirmemesi.
25. B — MODERN FUSION
Top
SM57 veya M201
Bottom
Condenser / dinamik
Room
Ribbon veya kaliteli condenser.
Compression
3–5 dB.
Parallel
8:1 veya daha agresif.
Plate
0.7–1.0 s.
Burada:
wood + crack + wire + sustain
aynı anda tutulabilir.
26. C — ROCK
Top
M201 / SM57
Bottom
SM57 veya daha ayrıntılı bir condenser
Room
U87 / C414 / ribbon tipi oda mikrofonu.
Compression
4:1–6:1.
Parallel
Yoğun.
Plate
0.8–1.2 s.
EQ
Body:
120–220 Hz
Box:
250–500 Hz
Crack:
2–5 kHz
Wire:
6–9 kHz
27. MİKROFON SEÇİMİNDE EN ÖNEMLİ FORMÜL
Bir mikrofonun pahalı olması onu trampette otomatik olarak daha iyi yapmaz.
Örneğin:
SM57 + iyi tuning + iyi oda
çoğu zaman:
çok pahalı condenser + kötü tuning
kombinasyonundan daha iyi sonuç verebilir.
Bunun nedeni kayıt zincirinin temel kuralıdır:
Mikrofon, kötü kaynak sesi iyi hale getirmez. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
28. ÜNLÜ DAVULCULARIN BİZE ÖĞRETTİĞİ 10 TEMEL KURAL
1.
Gadd → Head seçimi çok önemlidir.
2.
Weckl → Tuning müziğe göre değişmelidir.
3.
Porcaro → Davulu odada dinle.
4.
Garibaldi → Ghost note için wire tension kritik.
5.
Copeland → Efekt, trampeti başka bir enstrümana dönüştürebilir.
6.
Bonham → 14×6.5 büyük body + crack sağlayabilir.
7.
Peart → Davulcunun perspektifi ayrıca kaydedilebilir.
8.
Colaiuta → Her trampetin doğal bir “comfortable pitch area”sı vardır.
9.
Bruford → Açık ve dinamik trampet karmaşık müzikte de çalışabilir.
10.
Grohl → Büyük rock sound’u yalnızca close mic’ten gelmez; oda ve performans da sesin parçasıdır.
29. EN ÖNEMLİ SONUÇ
Bu isimlerin hepsinin trampetlerini birebir kopyalamaya çalışmak yanlış yaklaşım olur.
Çünkü:
aynı trampet
aynı head
aynı mikrofon
bile başka bir davulcuda başka ses çıkarır.
Jeff Porcaro’nun da vurguladığı gibi aynı mikrofon, aynı EQ ve aynı kayıt ortamı kullanılsa bile davulcunun kendisi sonucu değiştirir.
Bu nedenle gerçek hedef:
“Jeff Porcaro’nun trampetini nasıl aynen elde ederim?”
değil,
“Porcaro neden o trampeti o şekilde kullandı?”
sorusunu anlamaktır.
Aynı şekilde:
“Bonham’ın mikrofonunu bulursam Bonham sound’u gelir mi?”
Hayır.
Bonham sound’u:
davul + head + tuning + stick + vuruş + oda + mikrofon + preamp + compression + performans
bütünüdür.
30. SON REFERANS TABLOSU
10–15″ çap atlası ile davulcu atlasını birleştirdiğimizde
10″
Piccolo / effect
Garibaldi tipi funk yaklaşımına yakın.
12″
Effect / secondary snare
Porcaro’nun 12×7 Brady gibi ikinci trampet kullanımı burada çok öğreticidir.
13″
Fusion / modern funk / pop
Weckl ve Jordan gibi isimlerin kullandığı 13″ sınıfı modeller bu çapın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
14″
Ana trampet
Gadd, Porcaro, Bruford, Grohl, Bonham gibi çok farklı müzikal dünyalarda karşılığını buluyor.
15″
Vintage / büyük gövde
Daha geniş ve düşük karakter.
31. ALTIN CÜMLE
Trampet kaydında bütün bu araştırmadan çıkarılabilecek en önemli cümle belki de şudur:
“Önce trampeti doğru seslendir, sonra mikrofonla onu yakala; mikrofonla kötü trampet yaratmaya çalışma.”
İyi bir trampet kaydında:
davulcu → trampet → head → tuning → wire → oda → mikrofon → preamp → compression → EQ → reverb
zincirinin her halkası bir öncekinin üzerine inşa edilir.
Ve en sonunda miks mühendisi, aslında mikrofonla yeni bir trampet yaratmaz.
Odada zaten var olan doğru sesi, müziğin içine doğru yerleştirir.
Bu nedenle profesyonel trampet kaydının sırrı çoğu zaman son plugin’de değil:
davulun başına oturmadan önce başlar.
@ARTLINE Recording Studio
EBATLAR DERİ AĞAÇ KORT TON KAREKTER
10″, 12″, 13″, 14″ ve 15″ Trampetlerde Deri, Akort, Snare Wire, Mikrofon ve Mix
Bir trampetin karakterini yalnızca çapı veya gövde malzemesi belirlemez.
Aynı 14×6.5 maple trampet;
- cazda açık ve melodik,
- funk’ta kuru ve hızlı,
- pop’ta kontrollü,
- rock’ta güçlü ve derin,
- gospel’de son derece hassas,
- stüdyo kaydında ise geniş ve üç boyutlu
duyulabilir.
Bunun nedeni trampetin aslında bir sistem olmasıdır:
Gövde + çap + derinlik + üst deri + alt deri + snare wire + hoop + tuning + mikrofon + preamp + kompresyon + EQ + ambience
Dolayısıyla “en iyi trampet akordu” diye tek bir cevap yoktur.
Asıl amaç, müziğin istediği karakteri trampetten elde etmektir.
1. ÇAP NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Trampetin çapı büyüdükçe genel olarak daha düşük temel rezonanslara ulaşmak kolaylaşır.
Çap küçüldükçe:
- attack öne çıkar,
- tepki hızlanır,
- yüksek perde elde etmek kolaylaşır,
- ghost note hassasiyeti artabilir,
- ses daha kısa ve kompakt hale gelebilir.
Bu nedenle:
| Çap | Genel karakter |
|---|---|
| 10″ | Çok hızlı, yüksek perdeli, efekt/piccolo karakteri |
| 12″ | Keskin, hızlı, yüksek perdeli |
| 13″ | Dengeli, kontrollü, modern |
| 14″ | En geniş kullanım alanı |
| 15″ | Büyük, derin, vintage/orkestral karakter |
Ancak çap tek başına sesi belirlemez.
Örneğin 14×5.5 ve 14×8 aynı çapta olmasına rağmen tamamen farklı davranır.
2. DERİNLİK DE EN AZ ÇAP KADAR ÖNEMLİ
Aynı çapta derinlik arttıkça genellikle:
- gövde hissi,
- düşük frekans içeriği,
- sustain,
- “body”
- ve büyük oda hissi
artar.
Derinlik azaldıkça:
- attack,
- hızlı tepki,
- yüksek perde,
- kısa decay
öne çıkar.
Örneğin:
14×4 piccolo
ile
14×8 deep snare
aynı çapta olmalarına rağmen iki farklı enstrümandır.
3. AKORT ATLASI
10″ TRAMPET
10″ trampetler genellikle ana trampet yerine yardımcı/efekt trampeti olarak kullanılır.
Karakter
- yüksek pitch
- hızlı attack
- kısa decay
- keskin rimshot
- güçlü üst-mid
- çok hızlı response
Uygun türler
- funk
- fusion
- pop
- gospel
- modern R&B
- elektronik davul katmanları
- alternatif rock
Deri
Başlangıç için:
Üst: Ambassador Coated
Alt: Ambassador Hazy / Diplomat Hazy
Daha agresif ve kontrollü sonuç için:
Controlled Sound
veya daha kalın modeller tercih edilebilir.
Remo Ambassador Coated, 10 mil tek katlı bir deridir ve açık, sıcak fakat belirgin attack karakteri sağlar.
Akort
10″ için yüksek akort genellikle daha doğal sonuç verir.
Başlangıç yaklaşımı:
Üst: yüksek
Alt: çok yüksek
Snare-side’ın çok sıkı olması, küçük çaplı trampetin hızlı response üretmesine yardımcı olabilir.
4. 12″ TRAMPET
12″ trampetler küçük çaplı trampetler içinde oldukça kullanışlıdır.
10″ kadar ekstrem değildir.
Karakter
- yüksek ama müzikal pitch
- hızlı transient
- belirgin crack
- iyi ghost-note response
- kompakt gövde
Özellikle:
- funk
- R&B
- fusion
- gospel
- pop
için çok kullanışlıdır.
Önerilen yapı
Üst: Ambassador Coated
Alt: Diplomat Hazy veya Ambassador Hazy
Akort
Üst deri:
orta-yüksek / yüksek
Alt deri:
yüksek
Snare wire:
yüksek hassasiyet sağlayacak kadar gergin
Ancak wire’ı gereğinden fazla sıkmak ghost note’ların doğal hareketini azaltabilir.
David Garibaldi’nin yaklaşımı burada çok öğreticidir: alt deri oldukça sıkı tutulurken snare mekanizması ghost note’ların rahatça konuşacağı noktaya kadar ayarlanır; aşırı sıkılık hassasiyeti olumsuz etkileyebilir.
5. 13″ TRAMPET
13″ trampet son derece ilginç bir orta noktadır.
14″ kadar geniş değildir.
12″ kadar “piccolo” karakterinde de değildir.
Bu nedenle modern kayıt sistemlerinde çok kullanışlıdır.
Dave Weckl’in Yamaha ile geliştirdiği imza trampetlerinden bazıları 13×5.5 ölçüsündedir.
Karakter
- hızlı
- net
- kontrollü
- yüksek response
- iyi ghost notes
- modern attack
Özellikle
- fusion
- jazz fusion
- pop
- funk
- R&B
- studio session
için çok uygundur.
Öneri
13×5 – 13×6
için:
Ambassador Coated / Ambassador Hazy
çok güvenli bir başlangıçtır.
Daha güçlü ve kontrollü rock karakteri için:
Controlled Sound
veya daha ağır batter head seçenekleri değerlendirilebilir.
6. 14″ TRAMPET
14″ standart haline gelmesinin önemli nedenlerinden biri olağanüstü geniş kullanım alanıdır.
Jazz’dan metal’e kadar kullanılabilir.
Ancak 14″ trampetin karakterini esas olarak:
- derinlik,
- shell,
- head,
- tuning
belirler.
14×4 – 14×5
Daha hızlı ve parlak.
14×5.5
Modern all-rounder.
14×6 – 14×6.5
Daha fazla body ve low-mid.
14×7 – 14×8
Daha derin, büyük ve agresif karakter.
7. SENİN DW CRAVIOTTO 14×6.5 MAPLE TRAMPETİN
Senin DW Craviotto 14×6.5 solid maple trampetin özellikle ilginç bir örnek.
Solid maple gövde + 6.5″ derinlik:
- güçlü fundamental,
- sıcak low-mid,
- doğal sustain,
- belirgin rimshot,
- zengin overtone
üretebilir.
Üzerindeki:
Remo Coated Controlled Sound
ise açık bir Ambassador’a göre merkezde daha fazla kontrol sağlar.
Puresound 36-wire snare ile birlikte ise hassasiyet ve wire texture tarafında ciddi bir potansiyel bulunur.
Bu trampeti tek bir akorda kilitlemek yerine üç ayrı karakterde kullanmak daha mantıklıdır.
A — Jazz / Acoustic
Üst:
Ambassador Coated
Alt:
Diplomat Hazy
Akort:
Üst orta-yüksek
Alt yüksek
Snare wire orta-yüksek
Damping:
Minimum
Sonuç:
- ghost notes
- wood tone
- doğal overtone
- geniş ambience
B — Funk / Fusion
Üst:
Controlled Sound
Alt:
Ambassador Hazy
Akort:
Üst yüksek
Alt yüksek
Snare wire:
yüksek fakat aşırı değil
Damping:
küçük Moon Gel
Sonuç:
- crack
- ghost notes
- kısa sustain
- net transient
C — Rock
Üst:
Controlled Sound / daha kalın batter
Alt:
Ambassador Hazy
Akort:
Üst orta
Alt orta-yüksek
Wire:
orta
Damping:
gerektiğinde
Sonuç:
- daha büyük body
- güçlü backbeat
- kontrollü overtone
8. 15″ TRAMPET
15″ trampetler daha az yaygın olsa da son derece karakteristik olabilir.
Büyük çap:
- daha düşük fundamental,
- daha geniş ton,
- daha büyük gövde hissi
sağlayabilir.
Özellikle:
- vintage sound
- jazz
- big band
- orchestral
- roots
- Americana
- düşük akortlu rock
tarafında ilginç sonuçlar verebilir.
15″ trampeti küçük çaplı trampet gibi yüksek akort etmek mümkündür fakat büyük çapın doğal avantajlarından biri olan geniş rezonans alanını kaybetmemek gerekir.
9. ALT DERİ: ÇOĞU ZAMAN GÖZDEN KAÇAN ANAHTAR
Snare-side head, trampetin hassasiyetinin temel unsurlarından biridir.
Remo Diplomat Hazy 2 mil tek katlı bir snare-side deridir ve üretici tarafından özellikle hassasiyet, sustain, articulation ve projection için tasarlanmıştır.
Bu nedenle:
“Alt deriyi sadece sesi kapatan bir parça olarak düşünmek” yanlıştır.
Alt deri:
- wire response
- ghost note
- buzz
- articulation
- decay
üzerinde büyük etkiye sahiptir.
10. ALT DERİ NE KADAR SIKILMALI?
Genel başlangıç yaklaşımı:
Alt deri, üst deriden daha yüksek akort edilir.
Bunun nedeni trampetin snare mekanizmasının daha hızlı ve kontrollü tepki vermesidir.
Ancak:
yüksek = maksimum sıkılık
demek değildir.
Aşırı sıkı alt deri:
- sustain’i azaltabilir,
- doğal wire hareketini değiştirebilir,
- ghost notes’u zayıflatabilir.
Çok gevşek alt deri ise:
- buzz kontrolünün bozulmasına,
- fazla sympathetic resonance’a,
- düzensiz wire davranışına
neden olabilir.
11. SNARE WIRE AYARI
Snare wire için en büyük hata:
“Daha fazla crack = daha fazla sıkmak.”
değildir.
Asıl amaç:
wire’ın her vuruşta eşit ve hızlı tepki vermesidir.
Test:
- Snare’e çok hafif vur.
- Ghost note çal.
- Center hit yap.
- Rimshot yap.
- Sol ve sağ bölgeleri kontrol et.
Eğer yalnızca sert vuruşta wire aktif oluyorsa fazla gevşek veya dengesiz olabilir.
Eğer çok hafif vuruşta bile ses boğuluyor ve wire hareket edemiyorsa fazla sıkı olabilir.
12. 10–15″ İÇİN PRATİK AKORT HARİTASI
| Çap | Temel kullanım | Üst deri | Alt deri | Genel akort |
|---|---|---|---|---|
| 10″ | Effect/Funk | Coated | Hazy | Yüksek |
| 12″ | Funk/R&B | Coated | Hazy | Yüksek |
| 13″ | Fusion/Pop | Coated | Hazy | Orta-yüksek |
| 14″ | All-round | Coated/CS | Hazy | Orta-yüksek |
| 15″ | Jazz/Vintage | Coated | Hazy | Orta |
Bu tablo “doğru akort” değil, başlangıç noktasıdır.
Davulun shell’i, kalınlığı, hoop’u ve odanın akustiği sonucu değiştirir.
13. AYNI 14″ TRAMPETİ ÜÇ FARKLI TRAMPETE DÖNÜŞTÜRME
Aynı trampetten üç farklı karakter elde etmek mümkündür.
1 — Açık Jazz
Ambassador Coated
ince snare-side
yüksek alt akort
orta-yüksek üst akort
minimum damping
2 — Funk
Controlled Sound
yüksek alt
yüksek üst
küçük damping
yüksek wire sensitivity
3 — Rock
Daha kalın batter
orta üst akort
orta-yüksek alt akort
kontrollü damping
Burada önemli olan yalnızca pitch değil:
attack / sustain / overtone / wire response oranıdır.
14. ÜNLÜ DAVULCULAR VE DERİ YAKLAŞIMLARI
Steve Gadd
Remo’nun resmi profilinde Ambassador Coated batter ve Clear bottom; bazı dönemlerde Pinstripe Clear batter ve Diplomat Hazy Snare Side seçenekleri listelenmektedir.
Gadd örneği şunu gösterir:
“Jazz davulunda mutlaka ince deri kullanılmalıdır”
gibi katı bir kural yoktur.
Önemli olan müziğin ihtiyaç duyduğu:
- articulation
- body
- sensitivity
- dynamic response
dengesidir.
Dave Weckl
Yamaha’nın resmi ekipman bilgileri 13×5.5 ve 14×5.5 maple signature trampetlerini belirtir.
Bu ölçüler modern fusion yaklaşımının neden 13″ çapı sevdiğini anlamak açısından önemlidir.
David Garibaldi
Garibaldi özellikle piccolo/snare karakteri ve son derece hassas ghost-note response konusunda dikkat çekicidir.
Alt deri sıkı tutulur fakat snare mekanizması ghost note’ları öldürecek kadar sıkılmaz.
Bu yaklaşım funk için çok değerlidir.
Jeff Porcaro
Jeff Porcaro’nun A&M dönemindeki kayıt setup’ında snare üzerinde Shure SM57 ve Sennheiser 441 kullanıldığı; 14×5 solid/select maple bir trampet ve 42-strand snare kullanıldığı belgelenmiştir.
Buradaki önemli nokta:
mikrofon sayısından çok mikrofonların birlikte oluşturduğu tonal resimdir.
Simon Phillips
Phillips stüdyo kayıtlarında SM57 kullandığını belirtmiş ve davul sesinin yalnız solo dinlendiğinde değil, tam miks içerisinde çalışması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu yaklaşım özellikle kayıt mühendisleri için önemlidir.
Vinnie Colaiuta
Belgelenmiş bazı setup’larda snare üzerinde SM57 ve başka bir setup’ta KSM141/SM57 kombinasyonları görülmektedir. Bazı kayıtlarda oda mikrofonları da önemli rol oynar.
Colaiuta örneğinde ana ders:
mikrofonun tek başına “sesi” değil, davulun bütün kayıt içerisindeki davranışı önemlidir.
Bill Bruford
Resmi ekipman kayıtlarında farklı dönemlerde 14×6.5 brass ve maple trampetler ile Evans G1 ve Genera 190 gibi farklı head kombinasyonları görülür.
Bu da tek bir “Bruford sound” tarifinin dönemler boyunca değişebileceğini gösterir.
Steve Jordan
Continuum dönemine ilişkin kayıt bilgilerinde snare üzerinde SM57 üst ve alt mikrofonları, overhead’lerde U67/U87 ve kit üzerinde Coles 4038 gibi mikrofonlar kullanıldığı aktarılmıştır.
Buradaki önemli fikir:
Snare sound yalnızca close mic değildir.
Overhead ve room mikrofonları trampetin gerçek boyutunu belirleyebilir.
Dave Grohl
Nevermind kayıtlarında Tama Mastercraft Bell Brass 14×6.5 trampet kullanılmış; snare için SM57 ve AKG 451 kombinasyonundan, overhead’lerde AKG 414’lerden ve room için Neumann U87’lerden yararlanılmıştır.
Sound City odasının doğal ambience’i de kayıt estetiğinde önemliydi.
Lars Ulrich
Sound On Sound kaynaklarında bazı Metallica kayıtlarında snare bottom için SM57; top’ta SM57 ile Neumann KM84 kombinasyonu ve shell üzerinde KM86 gibi çoklu mikrofonlama yaklaşımları belgelenmiştir.
Metal kayıtlarında bu yaklaşım:
attack + body + wire
üçlüsünü ayrı ayrı kontrol etmeye yarar.
Dennis Chambers
Pearl’in kayıt çalışmasında snare için EV PL80 üst ve alt mikrofonları; AKG C414B overhead ve AEA R88 MK2 gibi room/kit mikrofonları kullanılmıştır. Alt snare mikrofonunda fazın ters çevrilmesi de belirtilmiştir.
Bu örnek, snare mikrofonlamasında:
faz ilişkisini
asla göz ardı etmemek gerektiğini gösterir.
15. SNARE MİKROFONLAMADA TEMEL SİSTEM
En klasik yöntem:
ÜST MİKROFON
Genellikle:
- SM57
- Sennheiser MD421/441
- Audix i5
- benzeri dinamik mikrofonlar
kullanılır.
Üst mikrofon:
attack + body + rimshot
tarafını belirler.
ALT MİKROFON
Alt mikrofon:
wire + fizz + articulation
toplar.
Ancak alt mikrofonun polaritesi çoğu zaman özellikle kontrol edilmelidir.
16. ALT MİKROFONDA FAZ
Üst ve alt mikrofon trampetin iki farklı yüzünü dinler.
Dolayısıyla birbirlerine göre faz ilişkileri önemlidir.
Pratik yöntem:
- Üst ve alt mikrofonu aç.
- Mono’ya geç.
- Polariteyi ters çevir.
- Hangisinde low-mid ve attack daha doluysa onu karşılaştır.
- Son kararı sadece tek başına değil miks içinde ver.
Bazı profesyonel kayıt setup’larında alt mikrofon polaritesinin ters çevrildiği açıkça belgelenmiştir.
17. SNARE EQ HARİTASI
60–100 Hz
Body’nin en alt kısmı.
Çoğu miks için burada agresif boost gerekli değildir.
120–220 Hz
Trampetin:
“gövdesi”
buradadır.
Fazla ise kutulu/boğuk olabilir.
300–500 Hz
Boxiness / cardboard.
Çok fazla olduğunda trampet küçük ve kapalı duyulabilir.
700 Hz–1.2 kHz
Wood / shell karakteri.
Özellikle maple trampetlerde önemli olabilir.
2–4 kHz
Attack.
Baget sesi ve presence.
5–8 kHz
Crack ve articulation.
8–12 kHz
Wire ve air.
Burada alt mikrofon büyük rol oynar.
18. KOMPRESYON
Snare compression için tek bir “doğru” ayar yoktur.
Başlangıç noktası olarak:
Ratio: 3:1 – 5:1
Attack: 10–30 ms
Release: 50–150 ms
denenebilir.
Amaç:
transient’i öldürmek değil,
transient ile sustain arasındaki ilişkiyi şekillendirmektir.
Çok hızlı attack:
baget transient’ini öldürebilir.
Çok yavaş attack:
daha fazla crack bırakabilir.
19. PARALLEL COMPRESSION
Funk, rock ve modern pop’ta çok etkilidir.
Ana snare:
doğal
kalır.
Parallel kanal:
- daha fazla compression
- daha fazla body
- daha fazla sustain
alır.
Sonra düşük seviyede ana kanala eklenir.
Bu yöntem özellikle:
“Hem doğal hem büyük snare istiyorum.”
problemini çözebilir.
20. PLATE REVERB
Snare için plate reverb hâlâ çok güçlü bir araçtır.
Başlangıç:
Decay: 0.8–1.6 s
Pre-delay: 15–35 ms
High-pass: 150–250 Hz
Low-pass: 6–10 kHz
Jazz için daha doğal ve uzun ambience.
Pop için daha kontrollü.
Rock için daha dramatik plate kullanılabilir.
21. ROOM MİKROFONLARI
İyi bir oda varsa close mic’e saldırmak yerine:
room’u kullanmak
çok daha müzikal sonuç verebilir.
Özellikle:
- jazz
- fusion
- rock
- vintage
- acoustic
kayıtlarda.
Dave Grohl/Nevermind kayıtlarında room mikrofonlarının kullanımı bunun iyi bilinen örneklerinden biridir.
22. 10–15″ TRAMPETLERİN TÜRLERE GÖRE HARİTASI
| Tür | Tercih edilebilecek çap | Genel akort |
|---|---|---|
| Jazz | 14–15″ | Orta / orta-yüksek |
| Big Band | 14–15″ | Orta-yüksek |
| Funk | 12–14″ | Yüksek |
| Fusion | 12–14″ | Orta-yüksek / yüksek |
| R&B | 12–14″ | Yüksek |
| Pop | 13–14″ | Orta-yüksek |
| Rock | 14″ | Orta |
| Hard Rock | 14″ | Orta |
| Metal | 13–14″ | Orta-yüksek |
| Gospel | 12–14″ | Yüksek |
| Vintage | 14–15″ | Orta |
| Experimental | 10–15″ | Her şey mümkün |
23. EN ÖNEMLİ KURAL
Trampeti akort ederken:
“Bu trampetin notası ne?”
sorusundan önce:
“Bu trampetin miks içerisinde ne yapmasını istiyorum?”
diye sorulmalıdır.
Çünkü aynı trampet:
solo dinlerken fazla kuru,
miks içerisinde ise mükemmel olabilir.
Ya da solo dinlerken muhteşem,
miks içerisinde ise fazla uzun ve karmaşık olabilir.
Profesyonel kayıt yaklaşımı burada başlar.
24. SENİN CRAVIOTTO İÇİN ÖZEL BAŞLANGIÇ PRESETLERİ
PRESET 1 — ECM/JAZZ
14×6.5 Solid Maple
Ambassador Coated
Diplomat Hazy
orta-yüksek üst
yüksek alt
orta snare wire
damping yok
SM57 veya daha açık karakterli condenser yaklaşımı
Sonuç:
wood + air + wire + room
PRESET 2 — PAT METHENY / FUSION
Ambassador Coated veya Controlled Sound
Hazy
yüksek alt
orta-yüksek üst
hassas wire
çok az damping
Mikrofon:
SM57 + condenser/room
Mix:
hafif compression
orta miktarda room
Sonuç:
attack + dynamics + ambience
PRESET 3 — FUNK
Controlled Sound
Hazy
yüksek tuning
yüksek wire sensitivity
küçük damping
SM57 üst
ayrı alt mikrofon
Parallel compression
Sonuç:
CRACK + GHOST NOTE + BODY
PRESET 4 — ROCK
Daha kalın batter
Hazy
orta üst
orta-yüksek alt
orta wire
kontrollü damping
SM57 + ikinci mikrofon
Room compression
Sonuç:
BIG + FAT + AGGRESSIVE
25. SONUÇ
İyi bir trampet sesi aslında tek bir ekipman seçimi değildir.
Şu zincirin sonucudur:
ÇAP
↓
DERİNLİK
↓
SHELL
↓
ÜST DERİ
↓
ALT DERİ
↓
AKORT
↓
SNARE WIRE
↓
MIKROFON
↓
FAZ
↓
PREAMP
↓
EQ
↓
COMPRESSION
↓
ROOM
↓
MIX
Bu yüzden profesyonel trampet kaydında:
“Hangi trampet en iyisi?”
sorusundan çok,
“Hangi trampet, hangi müzik için, hangi akortla ve hangi kayıt zinciriyle çalışacak?”
sorusu daha anlamlıdır.
Özellikle 10″, 12″, 13″, 14″ ve 15″ trampetlerin her birinin kendine özgü bir rolü vardır.
Ve 14×6.5 solid maple bir trampet gibi kaliteli ve dinamik bir enstrümanda, doğru deri + doğru alt akort + doğru wire ayarı yapıldığında aynı trampetten jazz, fusion, funk, pop ve rock karakterleri üretmek mümkündür.
@Stüdyo ARTLINE — Hakan Nart
“Dünyanın Referans Trampetleri “
DÜNYADA KAYIT VE SAHNEDE EN ÇOK KULLANILAN TRAMPET MARKALARI
Türlere göre en çok kullanılan modeller, karakterleri ve profesyonel kullanım alanları
Bir trampetin “iyi” olması ile kayıtta ve sahnede çok kullanılan bir standart haline gelmesi aynı şey değildir.
Bazı trampetler olağanüstü kaliteli oldukları için tercih edilir.
Bazıları ise onlarca yıl boyunca yüzlerce stüdyoda ve sahnede kullanıldıkları için artık bir çeşit ses standardı haline gelmiştir.
Örneğin Ludwig Supraphonic ve Black Beauty’nin kayıt tarihindeki ağırlığı bunun en belirgin örneklerindendir. Ludwig bugün kendi snare tarihçesinde trampetlerini dünyanın en çok turne ve kayıt görmüş modelleri arasında tanımlarken, bağımsız sektör kaynaklarında da LM402 ve Black Beauty’nin en çok satan ve en çok kaydedilen profesyonel modeller arasında olduğu görülüyor.
Bu nedenle aşağıdaki listeyi yalnızca fiyat veya teknik özelliklere göre değil;
-stüdyo kayıtları,
-canlı performans,
-profesyonel davulcular,
-rock,
-jazz,
-funk,
-pop,
-fusion,
-metal,
-R&B,
-gospel,
-vintage kayıtlar,
-modern prodüksiyon
gibi alanların tamamını dikkate alarak değerlendirmek gerekir.
1. LUDWIG
Dünyanın en güçlü kayıt trampeti mirasına sahip markalarından biri
Ludwig’i trampet tarihinde ayrı bir yere koymak gerekir.
Özellikle:
Supraphonic
ve
Black Beauty
neredeyse birer kayıt stüdyosu standardı haline gelmiştir.
Ludwig’in kendi tarihçesi de Supraphonic’in hit kayıtların büyük bölümünü şekillendiren modellerden biri olduğunu vurgular.
Ludwig Supraphonic LM400
14 × 5″
Seamless chrome-plated aluminum shell.
Karakter:
- parlak
- hızlı
- kontrollü
- hassas
- güçlü snare response
- geniş tuning aralığı
En güçlü olduğu türler
- Jazz
- Pop
- Funk
- Soul
- R&B
- Rock
- Studio session
LM400’ın 5″ derinliği onu son derece hızlı ve kontrollü hale getirir.
Özellikle daha yüksek akort edildiğinde:
crack + sensitivity
kombinasyonu çok başarılıdır.
Ludwig Supraphonic LM402
14 × 6.5″
LM400’ın daha büyük kardeşi.
Bu model kayıt dünyasının en önemli trampetlerinden biridir.
Karakter
- daha fazla body
- daha fazla low-mid
- güçlü crack
- geniş tuning range
- yüksek sensitivity
Türler
Rock
Pop
Funk
Fusion
Jazz
Studio
LM402’nin 6.5″ derinliği, onu 5″ LM400’a göre daha dolgun hale getirir.
Bu nedenle miks içerisinde:
“hem body hem crack”
isteniyorsa LM402 çok güçlü bir çözümdür.
Ludwig Black Beauty LB417
14 × 6.5″
Seamless brass shell.
Black Beauty’nin temel karakteri:
- sıcak
- yuvarlak
- metalik
- güçlü
- harmonik açıdan zengin
Ludwig’in güncel teknik bilgilerinde Black Beauty’nin 1.2 mm seamless brass shell kullandığı ve sıcak/yuvarlak metalik karaktere sahip olduğu belirtiliyor.
Türler
- Rock
- Funk
- R&B
- Pop
- Gospel
- Soul
- Studio
Black Beauty özellikle:
rimshot
ve
backbeat
kayıtlarında çok güçlüdür.
Ludwig Acrolite
14 × 5″
Aluminum shell.
LM400 kadar ünlü olmasa da stüdyo dünyasında çok önemli bir alternatif.
Daha hafif:
- dry
- papery
- crisp
- kontrollü
bir karakter sağlayabilir.
Özellikle:
- indie
- alternative
- vintage
- funk
- lo-fi
- pop
için çok değerlidir.
2. PEARL
Pearl, profesyonel dünyada özellikle:
SensiTone
Music City Custom
Masters
Reference
serileriyle güçlü bir konuma sahiptir.
Güncel profesyonel kullanımda bunun güzel bir örneği Olivia Rodrigo’nun 2025 turne kitidir; main snare olarak 14×6.5 SensiTone Brass, side snare olarak ise Reference One kullanılmıştır.
Pearl SensiTone
SensiTone serisinin en önemli özelliği:
profesyonel sonuç + yüksek kullanım esnekliği
olmasıdır.
Seride:
- Steel
- Brass
- Aluminum
gibi farklı shell seçenekleri bulunur. Pearl’in katalog bilgilerinde 14×5 çelik ve pirinç SensiTone modellerinin yüksek pitch, snap ve attack karakterleri özellikle vurgulanmaktadır.
SensiTone Brass
Özellikle:
- Funk
- Gospel
- R&B
- Rock
- Pop
için çok güçlüdür.
SensiTone Steel
Daha:
- bright
- aggressive
- cutting
bir karakter verir.
Pearl Music City Custom
Daha üst düzey butik/özel üretim tarafıdır.
Özellikle:
- studio
- session
- professional touring
için tercih edilir.
Sweetwater’ın güncel ürün gamında Music City Custom snare serisinin geniş bir profesyonel seçenek olarak yer aldığı görülüyor.
Pearl Reference / Reference One
Amaç:
çok güçlü attack + kontrollü body + modern projection
elde etmektir.
Modern pop ve büyük sahne prodüksiyonlarında özellikle avantajlıdır.
3. TAMA
Tama’nın snare dünyasında üç önemli alanı vardır:
Starphonic
Starclassic
S.L.P.
Tama’nın resmi ürün gamı Starphonic’i farklı shell materyalleri ve boyutlarıyla; Starclassic’i profesyonel performans standardı olarak; S.L.P.’yi ise farklı müzikal durumlara yönelik geniş bir snare ailesi olarak konumlandırıyor.
Tama Starclassic
Starclassic özellikle:
- Rock
- Hard Rock
- Metal
- Pop
- Live
alanında çok güçlüdür.
Güçlü donanım ve yüksek projection sahnede avantaj sağlar.
Tama Starphonic
Starphonic daha rafine bir yaklaşım sunar.
Örneğin güncel Starphonic Maple:
14 × 6″
ve açık, resonant bir ton ile crisp attack sunuyor.
Spruce modeli ise daha yumuşak high-mid karakteriyle farklı bir renk sunuyor.
Özellikle
- Jazz
- Fusion
- Pop
- Studio
- Acoustic
için çok başarılıdır.
Tama S.L.P.
S.L.P. serisi Tama’nın:
“belirli bir ses karakteri istiyorum”
diyen davulculara yönelik serilerinden biridir.
Özellikle farklı:
- wood
- steel
- brass
- specialty shell
seçenekleriyle çok geniştir.
Tama Bell Brass
14 × 6.5″
Bu model özellikle metal ve rock tarihinde çok önemli hale gelmiştir.
Dave Grohl’un Nevermind kayıtlarında kullandığı 14×6.5 Tama Mastercraft Bell Brass bunun en meşhur örneklerinden biridir.
Ayrıca Tama bugün Bell Brass 14×6.5 modelini hâlâ özel bir kategori olarak sunuyor.
Karakter:
devasa attack + yoğun low-mid + güçlü crack
4. YAMAHA
Yamaha’nın en önemli özelliklerinden biri:
tutarlılık.
Aynı modelden iki trampetin birbirine çok yakın davranabilmesi özellikle stüdyo ve turne dünyasında büyük avantajdır.
Yamaha Recording Custom
Bu seri özellikle kayıt mühendisleri açısından çok değerlidir.
Güncel Recording Custom wood snare:
14 × 5.5
ve
14 × 8
seçenekleriyle 6-ply, 6 mm birch shell kullanıyor.
Yamaha’nın ayrıca:
Recording Custom Brass
serisi de bulunmaktadır.
14×6.5 brass modelinde 1.2 mm brass shell, Coated Ambassador batter ve Snare Ambassador resonant head kullanılıyor.
Recording Custom Wood
Karakter
- kontrollü
- focused
- punchy
- hızlı
- studio-friendly
Türler
- Pop
- Funk
- Fusion
- Jazz
- Session
- Rock
Recording Custom Brass
Daha:
- açık
- parlak
- agresif
- metalik
karakter.
Özellikle
Funk + Rock + Pop + Gospel
için çok güçlüdür.
5. DW — DRUM WORKSHOP
DW’nin snare dünyasındaki temel gücü:
Collector’s Series
serisidir.
Bu seri sıradan bir “model” olmaktan çok bir custom platform olarak düşünülebilir.
DW’nin Collector’s Series’i profesyonel touring ve recording kullanımına yönelik California custom shop üretimi olarak tanımlanıyor.
DW Collector’s Series
Avantajı:
Shell materyali, kalınlığı, bearing edge, tuning karakteri ve finish açısından çok geniş seçim imkânı.
Maple
- warm
- punchy
- musical
Brass
- attack
- body
- projection
Aluminum
- dry
- fast
- controlled
Steel
- bright
- aggressive
DW True Sonic
Örneğin güncel True Sonic 14×5 modeli chrome-over-brass shell ve özel snare bridge kullanıyor.
Bu tip modeller:
studio + stage
arasında çok iyi bir köprü oluşturur.
DW ICON
DW’nin Neil Peart, Hal Blaine, Jim Keltner, Nick Mason ve başka önemli davulculara ait Collector’s Series ICON modelleri de bulunuyor.
Bunların bir kısmı koleksiyon ürünü olsa da önemli bir şeyi gösterir:
DW’nin profesyonel snare dünyasında çok geniş bir artistik ve tonal mirası vardır.
6. GRETSCH
Gretsch’in trampet dünyasındaki en önemli kelimesi:
“The Great Gretsch Sound”
Özellikle:
USA Custom
serisi.
Gretsch USA Custom snare’ler 1950’lerden beri klasik Amerikan drum sound’unun önemli temsilcilerindendir. Gretsch günümüzde de bu seriyi geniş ölçü ve donanım seçenekleriyle üretmektedir.
Gretsch USA Custom 14×5.5 / 14×6.5
Karakter:
- warm
- round
- focused
- woody
- musical
En güçlü alanlar
Jazz
Big Band
Studio
Roots
Soul
Pop
Gretsch Solid Maple
Gretsch’in single-ply maple snare’leri özellikle ilginçtir.
14×5.5 ve 14×6.5 seçeneklerinde:
- solid maple
- 30° bearing edge
- 4 mm die-cast hoops
- 42-strand snare wire
gibi özellikler bulunuyor.
Bu karakter senin DW Craviotto solid maple 14×6.5 trampetine de oldukça yakın bir felsefeyi temsil ediyor.
7. SONOR
Sonor özellikle:
- Avrupa
- progressive
- jazz
- fusion
- studio
- orchestral
alanlarında çok güçlü bir geçmişe sahiptir.
Önemli seriler:
SQ2
Benny Greb
Kompressor
Artist
Sonor SQ2
SQ2’nin en büyük avantajı:
customization
ve shell seçeneklerinin genişliği.
Profesyonel studio için çok ciddi bir seçenek.
Sonor Benny Greb
Benny Greb signature snare’ler özellikle modern davulculukta çok popüler hale geldi.
Sektör satış verilerinde Sonor tarafında SQ2 snare satışlarının güçlü olduğu ve Benny Greb’in hem beech hem brass signature modellerinin ciddi ilgi gördüğü belirtilmişti.
Benny Greb yaklaşımı
- controlled
- dry
- articulate
- ghost-note friendly
özellikle:
Funk + Fusion + Pop
için çok uygundur.
8. MAPEX
Mapex’in trampet dünyasındaki en önemli serisi:
BLACK PANTHER
Black Panther yalnızca fiyat/performans açısından değil, profesyonel düzeyde de oldukça ciddi bir seridir.
Mapex’in 2021 sektör satış verilerinde Black Panther’ın en çok satan snare serileri arasında olduğu ve Hammered Brass Persuader modelinin serinin en çok satan modeli olduğu aktarılmıştır.
Mapex Black Panther Persuader
14 × 6.5″
1.2 mm hammered brass
Mapex bu modeli:
deep / dry
karakterde tanımlıyor.
Karakter
- dark
- dry
- punchy
- powerful
- aggressive
Türler
- Rock
- Funk
- Gospel
- R&B
- Metal
- Pop
Mapex Black Panther
Black Panther’ın önemli avantajı:
farklı shell karakterlerini oldukça uygun maliyetle profesyonel seviyede sunabilmesi.
Bu yüzden özellikle touring davulcuları için dikkat çekicidir.
9. SLINGERLAND
Bu marka günümüzde Ludwig veya Pearl kadar yüksek adetlerde yeni trampet satan bir marka olarak düşünülmemeli.
Fakat kayıt tarihi açısından listeye girmemesi mümkün değildir.
Çünkü:
RADIO KING
davul tarihinin en önemli trampetlerinden biridir.
Slingerland’ın resmi tarihçesine göre Gene Krupa ile olan birliktelik 1930’lardan 1973’e kadar sürdü ve Krupa özellikle 5.5×14 ve 6.5×14 Radio King solid-shell trampetlerle özdeşleşti.
Slingerland Radio King
Karakter
- woody
- warm
- round
- resonant
- musical
Özellikle:
Jazz
Big Band
Vintage Pop
Blues
Roots
için olağanüstüdür.
Modern Slingerland Radio King modellerinde de bu vintage solid-maple yaklaşım korunuyor.
Gene Krupa Radio King
Özellikle:
6.5 × 14″
çok önemli bir ölçüdür.
Gene Krupa’nın 1937’de Benny Goodman ile “Sing, Sing, Sing” performansı davulun popüler müzikte solo bir enstrüman haline gelmesinin kilometre taşlarından biridir.
Bu nedenle Radio King yalnızca bir trampet değil:
davul tarihinin bir parçasıdır.
10. PREMIER
Premier’i günümüzün küresel satış hacminde Ludwig, Pearl veya Tama ile aynı seviyeye koymak doğru olmaz.
Ancak özellikle:
- İngiliz davul tarihi
- rock
- progressive rock
- marching
- orchestral percussion
alanlarında çok önemli bir markadır.
Özellikle eski Premier trampetleri ve artist signature modelleri koleksiyon ve kayıt dünyasında hâlâ değerlidir.
Premier’in güncel ürün gamında Traditional marching snare’ler gibi modeller de bulunuyor; bu modeller güçlü, yüksek perdeli ve sahnede/prosesyonda projection odaklı olarak tasarlanmış.
TÜRLERE GÖRE HANGİ MARKA / MODEL?
Şimdi bütün bu bilgileri müzisyen açısından daha kullanışlı hale getirelim.
| Tür | En güçlü modeller |
|---|---|
| Jazz | Gretsch USA Custom, Ludwig LM400, Slingerland Radio King |
| Big Band | Gretsch USA Custom, Slingerland Radio King, Ludwig |
| Funk | Ludwig Black Beauty, Pearl SensiTone Brass, Yamaha Recording Custom Brass |
| R&B | Ludwig Black Beauty, Pearl SensiTone Brass, Tama Starphonic |
| Soul | Ludwig Black Beauty, Gretsch USA Custom |
| Pop | Ludwig LM402, Yamaha Recording Custom, Pearl SensiTone |
| Fusion | Yamaha Recording Custom, Tama Starphonic, DW Collector’s |
| Rock | Ludwig LM402, Black Beauty, Tama Starclassic |
| Hard Rock | Ludwig Black Beauty, Tama Starclassic, Tama Bell Brass |
| Metal | Tama Bell Brass, Black Panther Brass, Ludwig Black Beauty |
| Gospel | Pearl SensiTone Brass, Ludwig Black Beauty, Mapex Black Panther |
| Studio Session | Ludwig LM400/402, Yamaha Recording Custom, DW Collector’s |
| Vintage | Slingerland Radio King, Gretsch USA Custom, Ludwig |
| Progressive | Sonor SQ2, Tama Starclassic, DW Collector’s |
| Acoustic/ECM yaklaşımı | Gretsch USA Custom, Sonor, Yamaha Recording Custom, solid maple modeller |
KAYIT STÜDYOSUNDA EN GÜVENLİ 10 MODEL
Eğer bir stüdyonun yalnızca 10 profesyonel trampetten oluşan bir koleksiyonu olsaydı, benim tonal kapsama açısından oluşturacağım liste şöyle olurdu:
1. Ludwig LM402
14×6.5 aluminum
All-rounder
2. Ludwig LM400
14×5 aluminum
Jazz / pop / funk / studio
3. Ludwig Black Beauty
14×6.5 brass
Rock / funk / pop / R&B
4. Gretsch USA Custom
14×6 veya 14×6.5 maple/gum
Jazz / acoustic / vintage / studio
5. Yamaha Recording Custom
14×5.5 birch
Pop / fusion / session
6. Pearl SensiTone Brass
14×6.5
Funk / gospel / R&B / pop
7. Tama Bell Brass
14×6.5
Rock / metal / aggressive productions
8. DW Collector’s Maple
14×5.5 veya 14×6.5
Modern studio / pop / rock
9. Sonor SQ2 veya Benny Greb
13–14″
Fusion / funk / progressive / modern studio
10. Slingerland Radio King
14×5.5 veya 14×6.5
Vintage / jazz / roots / old-school recording
SAHNE İÇİN EN GÜVENLİ MODELLER
Sahnede ise kriter biraz değişir.
Burada:
- tuning stability
- projection
- hardware reliability
- mic compatibility
- feedback kontrolü
- farklı müziklerde kullanılabilirlik
önem kazanır.
Bu nedenle:
Ludwig LM402
çok güçlü bir all-round sahne seçimidir.
Pearl SensiTone
özellikle güvenilir profesyonel touring setup’ları için.
Tama Starclassic / Starphonic
özellikle rock ve modern müzik.
Yamaha Recording Custom
tutarlılık açısından.
DW Collector’s
yüksek seviye profesyonel touring.
Mapex Black Panther
farklı tonal karakterleri uygun maliyetle elde etmek için.
ÖZEL KARŞILAŞTIRMA
benim severek kullandığım :
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetimi bu listeye koyarsak çok ilginç bir yere oturuyor.
| Trampet | Karakter |
|---|---|
| Ludwig LM402 | Açık, metalik, hızlı |
| Black Beauty | Sıcak, brass, güçlü |
| Yamaha Recording Custom | Focused, kontrollü |
| Pearl SensiTone Brass | Bright, punchy |
| Tama Bell Brass | Devasa, agresif |
| Gretsch USA Custom | Warm, focused |
| Slingerland Radio King | Woody, vintage, resonant |
| DW Collector’s Maple | Modern maple punch |
| DW Craviotto Solid Maple | Woody + resonant + musical + dynamic |
Burada benim trampetimin özellikle:
Jazz + Fusion + Acoustic + Studio + Vintage/modern crossover
alanında çok güçlü.
Ve daha önce tarif ettiğim:
wood + overtone + snare-wire crackle + ghost note
karakteri için aslında çok doğru bir platform gibi duruyor:)
@Hakan NART Studio ARTLINE drummer &recording engineer
SONUÇ: “EN İYİ” TRAMPET YOKTUR
Profesyonel kayıt dünyasında çok sık yapılan hata:
“En iyi trampet hangisi?”
diye sormaktır.
Daha doğru soru:
“Hangi müzikte hangi frekans karakterine, hangi transient yapısına ve hangi sustain süresine ihtiyacım var?” @Hakan NART
olmalıdır.
Örneğin:
LM402
bir pop kaydında olağanüstü olabilir.
Ama aynı trampet bir jazz kaydında Gretsch USA Custom kadar doğal olmayabilir.
Black Beauty
funk ve rock’ta mükemmel olabilir.
Ama çok açık bir ECM yaklaşımında solid maple trampetin doğal wood resonance’ı daha uygun olabilir.
Tama Bell Brass
metal kaydında olağanüstü olabilir.
Ama Bill Evans tarzı küçük bir jazz üçlüsünde gereksiz derecede agresif kalabilir.
Dolayısıyla profesyonel bir stüdyonun ideal trampet koleksiyonu:
tek bir “en iyi” trampetten değil, birbirinden farklı tonal karakterlere sahip trampetlerden oluşmalıdır.
Ve bu açıdan bakıldığında;
Ludwig
Pearl
Tama
Yamaha
DW
Gretsch
Sonor
Mapex
Slingerland
Premier
markaları, modern ve tarihsel trampet dünyasının en önemli referans noktaları arasında yer alır.
@Stüdyo ARTLINE — Hakan Nart
Dünyada Adına Signature Trampet Üretilmiş Önemli Davulcular
| Davulcu | Marka | Signature model | Ölçü | Malzeme |
|---|---|---|---|---|
| Steve Gadd | Yamaha | YSS1455SG | 14×5.5 | 1.2 mm çelik |
| Steve Gadd | Yamaha | MSD14ASG | 14×5 | Maple |
| Steve Gadd | Yamaha | BSD14ASG | 14×5 | Birch |
| Dave Weckl | Yamaha | MSD-13ADW | 13×5.5 | 7-ply Maple |
| Dave Weckl | Yamaha | MSD-14ADW | 14×5.5 | 7-ply Maple |
| Peter Erskine | Tama | PE1445 | 14×4.5 | Maple/Spruce hybrid |
| Peter Erskine | Tama | PE1045M | 10×4.5 | Spruce/Maple |
| Simon Phillips | Tama | SP1465 | 14×6.5 | African Mahogany |
| Mike Portnoy | Tama | MP125 | 12×5 | Hammered Steel |
| Mike Portnoy | Tama | MP1455ST | 14×5.5 | Hammered Steel |
| Mike Portnoy | Tama | MP1455BU | 14×5.5 | Bubinga |
| Lars Ulrich | Tama | LU1465 | 14×6.5 | 3 mm Diamond Plate Steel |
| Stewart Copeland | Tama | SC145 | 14×5 | 1.5 mm Brass |
| John Tempesta | Tama | JT147 | 14×7 | 2 mm Brass |
| Charlie Benante | Tama | CB1465 | 14×6.5 | 1.2 mm Stainless Steel |
| Anika Nilles | Tama | AN1465 | 14×6.5 | Signature model |
| Omar Hakim | Pearl | OH1350 | 13×5 | 6-ply African Mahogany |
| Dennis Chambers | Pearl | DC1465S | 14×6.5 | 1 mm Steel |
| Joey Jordison | Pearl | JJ1365N | 13×6.5 | 4-ply Maple + re-rings |
| Ian Paice | Pearl | Ian Paice Signature | 14×6.5 | Signature model |
| Matt Halpern | Pearl | MH1460/B | 14×6 | Black/Brass |
| Matt McGuire | Pearl | MM1465S/C | 14×6.5 | Steel |
| Brian Frasier-Moore | Pearl | Signature Snare | — | Signature model |
| Gavin Harrison | Sonor | Protean | 12×5 | Birch |
| Gavin Harrison | Sonor | Protean | 14×5.25 | Birch |
| Benny Greb | Sonor | Benny Greb | 13×5.75 | Beech |
| Benny Greb | Sonor | Benny Greb Brass | 13×5.75 | 1.2 mm Brass |
| Jost Nickel | Sonor | Jost Nickel Signature | 14×6.25 | Signature model |
| Chris Adler | Mapex | Warbird | 12×5.5 | Maple/Walnut |
| Jeff Hamilton | Mapex | Maximus | 14×6 | Mahogany |
| Craig Blundell | Mapex | Machine | 14×5.5 | Maple/Walnut |
1. Steve Gadd – Yamaha
Steve Gadd’ın signature geçmişi özellikle önemli; Yamaha ile birden fazla model geliştirdi.
Yamaha’nın arşivinde:
- MSD14ASG – 14×5 Maple
- BSD14ASG – 14×5 Birch
- SD255ASG – 14×5.5 Steel
modelleri bulunuyor. Gadd bu modeller için geniş akort aralığı ve farklı müzikal ortamlarda çalışabilme özelliğini özellikle vurgulamıştı.
Daha sonraki çok özel model:
YSS1455SG – 14×5.5 Steel
1.2 mm çelik gövde, siyah nikel kaplama, alüminyum die-cast hoop ve Gadd için geliştirilen 10 telli snare wire kullanıyor. Model sınırlı sayıda üretildi.
Bu modelin çok ilginç tarafı şu:
Gadd’ın signature anlayışı sadece ismini bir trampete koymak değil; snare wire, shell, hoop ve tuning davranışını birlikte tasarlamak üzerine kurulmuş.
2. Dave Weckl – Yamaha
Dave Weckl’ın Yamaha signature modelleri özellikle fusion ve modern studio davulculuğu açısından çok önemli.
MSD-13ADW
- 13×5.5
- 7-ply Maple
- Çift snare strainer sistemi
MSD-14ADW
- 14×5.5
- 7-ply Maple
- Çift strainer
Yamaha, bu modelleri Weckl’ın uzun yıllar geliştirdiği signature sound’un sonucu olarak tanımlıyor.
Burada 13″ çapın özellikle önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizim hazırladığımız 10/12/13/14/15″ akort atlasında 13″ snare’in neden fusion, funk ve modern studio işlerinde bu kadar etkili olduğunu bu model üzerinden gösterebiliriz.
Tama Signature Dünyası
Tama’nın signature trampet arşivi olağanüstü geniş.
3. Simon Phillips – Tama SP1465
14×6.5 African Mahogany
8-ply / 6 mm African Mahogany.
Tama’nın tasarımında amaç:
- sıcaklık
- derinlik
- zengin midrange
- net attack
- hızlı snare response
kombinasyonu.
Özellikle Simon Phillips’ın çok dinamik çalımına göre tasarlanmış.
4. Mike Portnoy – Tama Melody Master
Portnoy için birden fazla signature üretildi.
MP125
- 12×5
- Hammered Steel
- Side snare karakteri
MP1455ST
- 14×5.5
- Hammered Steel
MP1455BU
- 14×5.5
- 9-ply Bubinga
Dolayısıyla Portnoy signature serisi çok güzel bir örnek:
aynı davulcunun hem metal hem de ahşap gövdeli farklı karakterleri signature olarak tasarlanmış.
5. Lars Ulrich – Tama LU1465
14×6.5
3 mm diamond-plated steel
Bu trampet doğrudan Metallica’nın agresif ve yüksek SPL’li karakterine göre tasarlanmış.
Karakter:
- çok yüksek projection
- sert attack
- agresif rimshot
- güçlü upper-mid
- uzun sustain
Tama halen modeli signature serisinde listeliyor.
6. Stewart Copeland – Tama SC145
14×5
1.5 mm Brass
Bu model özellikle ilginç çünkü Copeland’ın The Police dönemindeki karakterini hedefliyor.
Brass shell:
- güçlü attack
- yüksek sensitivity
- parlak üst frekanslar
- çok belirgin rimshot
sağlıyor. Tama modeli klasik Police trampet karakterinin yeniden üretimi olarak tanımlıyor.
7. Peter Erskine – Tama
Burada senin jazz tarafın açısından çok önemli iki model var.
PE1445
- 14×4.5
- Maple/Spruce hybrid
- Sığ gövde
PE1045M
- 10×4.5
- 4-ply Spruce + 2 inner Maple
- batter tarafında Sound Focus Ring
Özellikle 10×4.5 model, küçük çaplı trampetin nasıl jazz için ciddi bir ana enstrümana dönüşebileceğini gösteriyor.
Pearl Signature Trampetler
Pearl bu konuda en zengin üreticilerden biri.
8. Omar Hakim – Pearl OH1350
13×5
6-ply African Mahogany
Modelin adı:
Omar Hakim Power Piccolo
Pearl özellikle bu trampetin mevcut ana trampete yardımcı/auxiliary snare olarak kullanılabilecek şekilde tasarlandığını belirtiyor.
Ses:
- hızlı attack
- projection
- tonal color
- piccolo karakteri
- güçlü snare response
9. Dennis Chambers – Pearl DC1465S
14×6.5
1 mm Steel
Amaç:
- yüksek sensitivity
- geniş tonal alan
- güçlü projection
- çok hızlı response
Pearl günümüzde Dennis Chambers’ın önceki signature modellerindeki özellikleri birleştiren yeni versiyonu da sunuyor.
10. Joey Jordison – Pearl JJ1365N
13×6.5
4-ply Maple + reinforcement rings.
Amaç:
yüksek hızlı metal çalımında keskin, güçlü ve çok belirgin snare attack.
Pearl bunu özellikle yüksek hızlı ve artiküle çalan davulcular için geliştirilmiş bir model olarak tanımlıyor.
11. Ian Paice – Pearl
14×6.5
Ian Paice Signature.
Özellikle:
- yüksek volume
- bright overtones
- biting attack
- projection
üzerine kurulmuş.
Paice’in kendi açıklamasında bu trampetin uzun yıllar kitinin merkezindeki trampet olduğunu belirtiyor.
SONOR Signature Dünyası
12. Benny Greb – SONOR
Bence signature trampetler arasında en mühendislik açısından ilginç modellerden biri.
13×5.75 Beech
9-ply / 5 mm German Beech + Scandinavian Birch veneer.
Ve yeni versiyonda:
- Bubinga inlay
- Teardrop lugs
- Dual Glide strainer
- MonoRail damping
- değiştirilebilir Felt / Sheep dampening
bulunuyor.
Ayrıca:
Benny Greb Brass
13×5.75
1.2 mm Brass
Böylece Greb’in signature ailesinde:
Beech → sıcak, açık, geniş tuning
ve
Brass → daha yuvarlak metalik ton, rimshot ve projection
karşılaştırması yapılabiliyor.
13. Gavin Harrison – SONOR Protean
Gavin Harrison’ın Protean signature serisi iki temel ölçüde:
12×5 Birch
ve
14×5.25 Birch
olarak üretildi.
6-ply / 6 mm Birch shell.
Üstte rounded bearing edge, altta 45° edge kullanılması da çok ilginç bir hibrit tasarım.
Gavin’in yaklaşımı:
tek bir müzik türüne ait olmayan, hızlı biçimde farklı müzikal ortamlara adapte olabilen bir trampet.
Bu nedenle özellikle progressive/modern studio kayıtları açısından önemli.
MAPEX
14. Chris Adler – Mapex Warbird
12×5.5
Maple/Walnut hybrid.
Model:
Black Panther Design Lab Warbird
Karakter:
- dark
- biting
- powerful
- punchy
- explosive
Mapex ayrıca Puresound teller ve geniş tuning range kullanıyor.
15. Jeff Hamilton – Mapex Maximus
14×6
100% Mahogany
Bu model ise metal ve rock’ın tam karşı tarafında:
- jazz
- vintage ton
- sıcaklık
- düşük ses seviyesinde sensitivity
- büyük ve yuvarlak gövde
için tasarlanmış.
Dünyanın En Önemli 50 Signature Trampeti
Davulcu • Marka • Model • Ölçü • Gövde • Karakter • Kullanım Alanı
ARTLINE DRUM CLUB TRAMPET ANSİKLOPEDİSİ
1. Signature trampet nedir?
Bir trampetin üzerinde ünlü bir davulcunun imzasının bulunması, tek başına o trampeti “signature” yapmaz.
Gerçek Signature Snare Drum, genellikle üç unsurun birleşimidir:
Davulcunun kişisel ses anlayışı + üreticinin mühendisliği + belirli teknik özelliklerin birlikte geliştirilmesi.
Bu nedenle signature trampetler, davul tarihinin yalnızca ticari ürünleri değildir. Aynı zamanda belirli davulcuların ses estetiğini fiziksel bir enstrümana dönüştüren tasarım belgeleridir.
Steve Gadd’ın Yamaha ile geliştirdiği model bunun en iyi örneklerinden biridir. Gadd, sadece bir gövde seçmemiş; shell kalınlığı, snare bed, die-cast hoop, snare wire, head ve tuning davranışı üzerinde Yamaha Ar-Ge ekibiyle çalışmıştır. Yamaha’nın kendi açıklamasına göre sonuç 14×5.5″, 1.2 mm çelik gövdeli, 10 telli snare-wire kullanan bir modeldir.
Dave Weckl’da ise daha da farklı bir yaklaşım görülür: Yamaha’nın 13×5.5″ ve 14×5.5″ maple signature modellerinde çift strainer sistemi kullanılmıştır. Böylece aynı gövde üzerinden iki farklı snare karakteri elde edilebilir.
Bu nedenle signature trampetleri incelerken yalnızca:
“Kim kullanıyor?”
sorusunu değil,
“Bu davulcunun sesini elde etmek için ne tasarlanmış?”
sorusunu sormak gerekir.
2. SIGNATURE TRAMPET ATLASI
Aşağıdaki liste, tarihsel önemi, profesyonel kullanım alanı, üretici tarafından doğrulanmış signature geçmişi ve tasarım etkisi birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır.
1 — Steve Gadd
Yamaha Steve Gadd Signature
Marka: Yamaha
Model ailesi: MSD14ASG / BSD14ASG / SD255ASG ve sonraki Gadd Signature modelleri
Önemli ölçüler:
- 14×5″ Maple
- 14×5″ Birch
- 14×5.5″ Steel
- 14×5.5″ özel YSS1455SG
Gadd’ın signature anlayışının en önemli özelliği geniş tuning range ve düşük miktarda snare wire kullanımıdır.
Özellikle YSS1455SG:
- 14×5.5″
- 1.2 mm steel
- black nickel
- aluminum die-cast hoops
- 10-strand snare wire
- 3.5 mm snare bed
özelliklerine sahiptir.
Yamaha bu modelin 800 adetlik dünya üretimi olduğunu; önceki ABD versiyonunun ise 200 adetle sınırlı olduğunu açıklıyor.
Karakter:
Jazz / fusion / pop / session / funk
Ses:
Dryer snare response + açık gövde + net attack + ghost-note hassasiyeti.
2 — Dave Weckl
Yamaha Dave Weckl Signature
MSD-13ADW
- 13×5.5″
- 7-ply Maple
MSD-14ADW
- 14×5.5″
- 7-ply Maple
En önemli özelliği:
Dual Strainer System
İki farklı snare mekanizmasıyla farklı telleri devreye sokabilir.
Yamaha’nın açıklamasında 13×5.5″ ve 14×5.5″ modellerin 100% 7-ply maple shell kullandığı belirtiliyor.
Daha sonraki 30. yıl modellerinde:
- 13×5 maple
- 14×5.5 brass
versiyonları da geliştirildi.
Karakter:
Fusion / jazz-rock / studio / funk
Özellikle önemli:
13″ signature snare’in profesyonel fusion dünyasındaki en önemli örneklerinden biridir.
3 — Peter Erskine
Tama Peter Erskine Signature
Önemli modeller:
PE1445
- 14×4.5″
PE1045M
- 10×4.5″
Hybrid wood construction yaklaşımı kullanılmıştır.
Peter Erskine modellerinin temel amacı:
- hızlı response
- hassas ghost notes
- düşük hacimde artikülasyon
- jazz tuning
- kontrollü overtones
elde etmektir.
Tür: Jazz / fusion / acoustic / studio
Özellikle 10×4.5″ model, küçük çaplı trampetin profesyonel ana/yardımcı snare olarak ne kadar güçlü olabileceğini gösteren çok önemli bir tasarımdır.
4 — Simon Phillips
Tama Simon Phillips Signature
SP1465
- 14×6.5″
- African Mahogany
Phillips’ın güçlü rimshot ve büyük sahne sound’una yönelik.
Karakter:
- deep
- warm
- powerful
- high projection
- strong low-mid body
Tür: Rock / fusion / progressive / live
5 — Mike Portnoy
Tama Mike Portnoy Signature
Portnoy’un signature ailesi özellikle ilginçtir çünkü aynı davulcu için farklı malzemeler ve ölçüler denenmiştir.
MP125
- 12×5″
- hammered steel
MP1455ST
- 14×5.5″
- hammered steel
MP1455BU
- 14×5.5″
- Bubinga
Böylece:
12″ steel → hızlı / yüksek pitch
ve
14″ Bubinga → daha büyük / koyu / güçlü body
karşılaştırması ortaya çıkar.
Tür: Progressive metal / rock / studio
6 — Lars Ulrich
Tama LU1465
14×6.5″
Özel:
3 mm Diamond Plate Steel
gövde.
Bu trampetin amacı özellikle:
- çok yüksek projection
- güçlü rimshot
- sert attack
- yoğun üst midrange
- metal mix içinde kaybolmama
üzerinedir.
Tür: Heavy metal / hard rock
7 — Stewart Copeland
Tama SC145
14×5″
1.5 mm Brass
Copeland signature yaklaşımının temelinde yüksek sensitivity ve güçlü üst frekans attack bulunur.
Tür: Rock / reggae / new wave / pop
Özellikle hızlı ghost notes ve rimshot kombinasyonları için karakteristik.
8 — Charlie Benante
Tama Charlie Benante Signature
14×6.5″
Stainless-steel karakteriyle yüksek projection ve agresif attack hedeflenmiştir.
Tür: Thrash metal / hard rock
9 — John Tempesta
Tama John Tempesta Signature
14×7″
Brass construction.
Derin gövde sayesinde:
- güçlü low-mid
- büyük backbeat
- uzun sustain
- yüksek projection
hedeflenir.
Tür: Rock / metal
10 — Anika Nilles
Tama Anika Nilles Signature
Modern davulculuğun önemli isimlerinden Nilles için geliştirilen signature yaklaşımında:
- articulation
- sensitivity
- dynamic control
- modern studio response
ön plandadır.
Tür: Modern fusion / progressive / contemporary.
Tama’nın signature serisi, klasik rock modellerinin yanında modern artist tasarımlarını da kapsamaktadır.
11 — Dennis Chambers
Pearl Dennis Chambers Signature
DC1465
- 14×6.5″
- steel
Pearl’ün güncel signature sayfasında Dennis Chambers modeli özellikle versatility, sensitivity ve sonic possibilities açısından tanımlanıyor.
Tür: Funk / fusion / jazz-rock / gospel
12 — Omar Hakim
Pearl Omar Hakim Power Piccolo
OH1350
- 13×5″
- 6-ply African Mahogany
Pearl’ün orijinal signature işbirliklerinden biri.
Küçük çap + nispeten derin gövde kombinasyonu:
- projection
- tonal color
- power
- hızlı response
sağlıyor.
13 — Joey Jordison
Pearl Joey Jordison Signature
JJ1365N
- 13×6.5″
- Maple
- reinforcement rings
Amaç:
yüksek hızlı metal çalımında güçlü ve keskin snare attack.
Pearl modeli özellikle yüksek hızlı ve artiküle çalım için geliştirilmiş olarak tanımlıyor.
14 — Ian Paice
Pearl Ian Paice Signature
14×6.5″
Deep Purple’ın karakteristik hard-rock trampet yaklaşımını hedefleyen model.
Karakter:
- güçlü backbeat
- bright attack
- projection
- büyük gövde
15 — Chad Smith
Pearl Chad Smith Signature
Chad Smith’in Pearl dönemindeki signature modelleri, modern rock/funk snare tasarımının önemli örnekleri arasında yer alır.
Pearl tarihçesinde Dennis Chambers, Omar Hakim, Chad Smith, Steve Ferrone, Ian Paice ve Joey Jordison signature snare serilerinin üretildiği açıkça belirtilmektedir.
Tür: Funk / rock / alternative / pop-rock
16 — Steve Ferrone
Gretsch Steve Ferrone Signature
GAS6514-SF
- 14×6.5″
- 3-ply Broadkaster maple/poplar/maple
- 302 hoops
- built-in tone control
Gretsch bu modelin gevşek ve hafif damped tuning’de koyu/dirty backbeat, yüksek tuning’de ise daha keskin attack verebildiğini belirtiyor.
Tür: Pop / rock / soul / studio
17 — Vinnie Colaiuta
Gretsch Vinnie Colaiuta Signature
İki ayrı model:
GAS0514-VC
- 14×5″
GAS0412-VC
- 12×4″
Her ikisi de:
- 6-ply North American Maple/Gum
- 4 mm die-cast hoops
- Gretsch Lightning throw-off
kullanıyor.
14″ model primary, 12″ model ise auxiliary snare olarak tasarlanmıştır. Gretsch bunu açıkça hem stage hem studio ihtiyaçlarına göre geliştirdiğini belirtiyor.
Bu, signature snare tarihindeki en başarılı primary + auxiliary kombinasyonlarından biridir.
18 — Gergo Borlai
Gretsch Gergo Borlai Signature
GAS42514-GB
- 14×4.25″
- 1.2 mm Brass
- 42-strand wire
- 4 mm die-cast hoops
Shell sandblasted yüzeye sahiptir.
Gretsch modeli:
sensitive + multifunctional + loud
yaklaşımıyla tanımlıyor.
Tür: Fusion / modern jazz / progressive / studio
19 — Keith Carlock
Gretsch Keith Carlock Signature
GAS5514-KC
- 14×5.5″
- 2 mm Brass
- vintage patina
- 20-strand snare
- 4 mm die-cast hoops
Carlock özellikle studio work için geniş ses aralığı istemiştir.
Bu nedenle 42-strand yerine 20-strand wire seçilmiştir.
Tür: Studio / jazz / funk / pop / rock
20 — Benny Greb
SONOR Benny Greb Signature
13×5.75″
Beech tabanlı özel shell.
SONOR, Benny Greb signature projesinin yeniden geliştirildiğini ve yeni modelin yanında ek versiyonlar getirildiğini açıklıyor.
Ayrıca:
Benny Greb Brass
13×5.75″ Brass
Bu iki model birlikte değerlendirildiğinde çok öğretici:
Beech → sıcak / organik / kontrollü
Brass → daha metalik / güçlü attack / projection
Tür: Funk / fusion / pop / modern studio
21 — Gavin Harrison
SONOR Protean
Önemli modeller:
- 12×5″
- 14×5.25″
Birch shell.
SONOR, Protean projesinin 2011 sonunda Gavin Harrison ile başlatıldığını ve hedefin onun kadar müzikal olarak çok yönlü bir snare oluşturmak olduğunu açıklıyor.
Tür: Progressive / studio / modern rock
22 — Jost Nickel
SONOR Jost Nickel Signature
14×6.25″
14-ply / 9 mm German Beech
Bu son derece ilginç bir shell tasarımıdır.
SONOR:
- güçlü attack
- dengeli mid
- güçlü low
karakterinden söz ediyor.
Ayrıca özel Dual Glide strainer kullanılıyor.
Tür: Funk / fusion / pop / modern studio
23 — Jeff Hamilton
Mapex Jeff Hamilton Maximus
14×6″
Mahogany.
Amaç:
- warm
- dark
- round
- jazz-oriented
bir karakter.
Tür: Jazz / big band / acoustic.
24 — Chris Adler
Mapex Black Panther Warbird
12×5.5″
Maple/Walnut hybrid.
Tür: Metal / progressive metal.
Özellikle küçük çapın yüksek pitch avantajını daha kalın/deeper shell ile birleştirir.
25 — Gene Krupa
Slingerland Radio King
Gene Krupa ismi signature snare tarihinin en önemli isimlerinden biridir.
Radio King
özellikle Krupa’nın Sing, Sing, Sing dönemindeki sesinin tarihsel sembollerinden biri haline gelmiştir.
Slingerland bugün dahi:
Gene Krupa Radio King Signature Snare
adıyla özel üretim sunuyor.
Tür: Big band / swing / jazz
Bu model modern signature kavramından çok daha eski bir geleneğin başlangıç noktalarından biridir.
26 — Neil Peart
SONOR / Tama / DW dönemlerine ait signature ve artist modelleri
Neil Peart için farklı dönemlerde farklı üreticiler tarafından özel modeller geliştirilmiştir.
Burada önemli nokta:
Neil Peart’ın kullandığı her snare’i “Neil Peart Signature” kabul etmemek gerekir.
Özellikle DW dönemindeki özel modeller, Peart’ın sahne sisteminin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Tür: Progressive rock
27 — John Bonham
Ludwig özel/artist modelleri
Bonham’ın adı modern davul tarihinde özellikle:
Ludwig 14×6.5 Supraphonic / 402 ailesi
ile ayrılmaz biçimde ilişkilidir.
Ancak burada akademik olarak önemli bir ayrım vardır:
LM402 = John Bonham Signature değildir.
Bonham’ın bu modeli yoğun kullanmış olması onu tarihsel olarak Bonham sound’unun sembolü yapar; ancak gerçek signature modeli ile aynı şey değildir.
Bu ayrımı ansiklopedide özellikle korumak gerekir.
28 — Buddy Rich
Ludwig / artist-era modeller
Buddy Rich’in adı birçok özel Ludwig trampet ve artist konfigürasyonuyla ilişkilendirilmiştir.
Ancak mevcut kataloglarda görülen her Buddy Rich modeli için “signature production model” ifadesini kullanmak doğru değildir.
Bu nedenle Buddy Rich’i:
Historical Artist / Signature-associated
olarak sınıflandırmak daha doğrudur.
29 — Tony Williams
Yamaha / Pearl / Gretsch dönemsel artist modelleri
Tony Williams’ın trampet sesi:
- yüksek tuning
- hızlı response
- açık tone
- güçlü rimshot
ile karakterize edilir.
Ancak modern üretici kataloglarında Tony Williams adına satılan her model gerçek bir commercial signature snare değildir.
Bu nedenle Tony Williams için:
Historical Signature Influence
tanımı daha güvenlidir.
30 — Art Blakey
Pearl / Historical Artist
Pearl tarihçesinde Art Blakey, Pearl’ün “True Legends” listesinde yer alıyor.
Ancak Art Blakey adına üretilmiş her tarihsel trampetin teknik olarak commercial signature snare kabul edilmesi doğru değildir.
Bu nedenle:
Historical Artist / Signature influence
olarak değerlendirilmelidir.
31 — Steve Smith
Pearl / Sonor artist collaborations
Steve Smith özellikle:
- yüksek sensitivity
- articulate ghost notes
- controlled overtone
- powerful rimshot
karakteriyle modern jazz-rock snare sound’unun önemli isimlerindendir.
Fakat onun kullandığı birçok trampet gerçek signature model değildir.
Bu nedenle artist model ile signature model ayrımı korunmalıdır.
32 — Jost Nickel
SONOR Jost Nickel
Daha önceki modelin aksine Jost Nickel modeli gerçek anlamda SONOR tarafından:
Jost Nickel Signature Snare
olarak tanımlanıyor.
14×6.25″
14-ply German Beech / 9 mm
Bu nedenle veri tabanımızdaki en kesin doğrulanmış signature modellerinden biridir.
33 — Vinnie Colaiuta
Gretsch VC 14 + VC 12
Tekrar ayrıca vurgulanması gereken modeller:
GAS0514-VC — 14×5
GAS0412-VC — 12×4
Çünkü burada tek signature değil, bir signature snare system söz konusudur.
Gretsch’in açıklamasında 14″ model primary, 12″ model auxiliary olarak tanımlanıyor.
34 — Steve Ferrone
Gretsch GAS6514-SF
14×6.5
Broadkaster shell.
Özellikle built-in tone control önemli.
Bu, vintage studio/backbeat sound’unun modern üretimdeki güzel örneklerinden biridir.
35 — Keith Carlock
Gretsch GAS5514-KC
14×5.5
2 mm brass.
20-strand snare.
Burada özellikle 20 strand tercihinin, 42 strand yerine daha geniş dinamik/pitch davranışı sağlamak amacıyla yapıldığı Gretsch tarafından açıklanıyor.
36 — Gergo Borlai
Gretsch GAS42514-GB
14×4.25
Brass.
42-strand wire.
Bu model özellikle modern fusion davulculuğunda:
yüksek sensitivity + yüksek projection
kombinasyonunu temsil ediyor.
37 — Dennis Chambers
Pearl DC1465S
14×6.5 Steel
Funk/fusion dünyasında signature snare tasarımının önemli örneklerinden.
Pearl, güncel modeli Chambers’ın eski modellerindeki özelliklerin geliştirilmiş birleşimi olarak tanımlıyor.
38 — Omar Hakim
Pearl OH1350
13×5
African Mahogany.
Bu model:
13″ piccolo
kavramının en tanınmış signature örneklerinden biridir.
39 — Joey Jordison
Pearl JJ1365N
13×6.5
Maple.
Metal için:
- projection
- crack
- speed
- articulation
ön planda.
40 — Ian Paice
Pearl Ian Paice Signature
14×6.5
Hard-rock signature yaklaşımının önemli örneklerinden.
Özellikle:
rimshot + backbeat + projection
üçlüsü üzerine kuruludur.
41 — Chad Smith
Pearl Chad Smith Signature
Chad Smith signature serisi:
funk + rock
arasında çalışan bir trampet tasarımının önemli örneklerinden biridir.
Pearl tarihçesi, Chad Smith’i signature snare üretimi yapılan isimler arasında açıkça listeliyor.
42 — Jojo Mayer
SONOR artist collaboration
Jojo Mayer’ın SONOR ilişkisi çok güçlü olmakla birlikte burada önemli bir katalog ayrımı vardır:
SONOR’un güncel sayfasında Jojo Mayer için Perfect Balance Pedal signature olarak öne çıkarılırken, Benny Greb, Gavin Harrison ve Jost Nickel doğrudan Signature Snare olarak listeleniyor.
Dolayısıyla Jojo Mayer’ı:
Signature Snare değil → Signature Artist / Equipment
olarak sınıflandırmak gerekir.
Bu ayrımı veri tabanında özellikle tutuyoruz.
43 — Neil Peart
DW Artist / ICON özel modelleri
Neil Peart’ın DW dönemindeki modelleri özellikle modern custom drum üretiminin en önemli örnekleri arasındadır.
Ancak:
DW tarafından Peart için üretilen özel model ≠ her zaman commercial Signature Snare.
Bu nedenle veri tabanında:
Artist-specific / limited / signature-associated
olarak işaretlenmelidir.
44 — Terry Bozzio
Tama / DW artist-specific modeller
Bozzio’nun trampet tasarımındaki önemi, özellikle:
- geniş tuning range
- yüksek sensitivity
- extreme articulation
üzerinden okunmalıdır.
Ancak katalog bazında her özel Bozzio snare’i commercial signature kabul edilmemelidir.
45 — Mike Mangini
Pearl artist/specialty snares
Pearl’ün profesyonel artist kataloğunda Mike Mangini önemli Pearl artistlerinden biridir.
Ancak burada da:
artist endorsement ≠ signature snare
ayrımını korumak gerekir.
46 — Matt Halpern
Pearl Artist / Signature-related
Periphery davulcusu Matt Halpern, Pearl’ün güncel artist portföyünde yer alıyor.
Modern metal/progressive kullanım açısından önemlidir.
Ancak belirli üretim yılına ait modellerin gerçek signature status’ü ayrıca katalog numarası üzerinden doğrulanmalıdır.
47 — Jocke Wallgren
Pearl Artist / modern metal
Pearl’ün güncel artist kataloglarında Jocke Wallgren de yer alıyor.
Ancak bu isim için de:
artist model / signature model
ayrımı korunmalıdır.
48 — Jason Bittner
Pearl / Mapex artist collaborations
Modern metal davulculuğunda önemli bir isimdir.
Özellikle yüksek projection ve articulate snare yaklaşımıyla signature snare tarihine yakın bir artist collaboration örneğidir.
49 — George Kollias
Pearl artist / extreme-metal snare tradition
Extreme metalde çok yüksek hız ve güçlü attack gereksinimleri nedeniyle George Kollias gibi isimlerin snare tercihleri signature tasarım açısından önemlidir.
Pearl’ün profesyonel kataloglarında Kollias yer almaktadır.
Ancak mevcut kaynaklarda kesin commercial signature model kodu bulunmadığı sürece onu “gerçek signature” listesine kesin olarak sokmamak gerekir.
50 — Billy Hart
Pearl / Jazz Artist
Billy Hart, Pearl’ün güncel artist portföyünde yer alan önemli jazz davulcularındandır.
Ancak Billy Hart’ın adıyla üretilmiş belirli bir commercial signature snare modeli konusunda güvenilir üretici kaydı bulunmadıkça:
Jazz Artist / Signature Influence
şeklinde sınıflandırılmalıdır.
3. EN ÖNEMLİ SIGNATURE TRAMPETLER — KISA KARŞILAŞTIRMA
| Davulcu | Marka | Ölçü | Gövde | Temel karakter |
|---|---|---|---|---|
| Steve Gadd | Yamaha | 14×5.5 | Steel | Açık, kontrollü, articulate |
| Dave Weckl | Yamaha | 13×5.5 | Maple | Fusion, hızlı response |
| Peter Erskine | Tama | 14×4.5 | Hybrid wood | Jazz, hızlı |
| Peter Erskine | Tama | 10×4.5 | Hybrid wood | Küçük, hızlı, hassas |
| Simon Phillips | Tama | 14×6.5 | Mahogany | Büyük, sıcak |
| Mike Portnoy | Tama | 12×5 | Steel | Keskin, hızlı |
| Lars Ulrich | Tama | 14×6.5 | Steel | Agresif, yüksek SPL |
| Stewart Copeland | Tama | 14×5 | Brass | Parlak, hassas |
| Dennis Chambers | Pearl | 14×6.5 | Steel | Funk/fusion |
| Omar Hakim | Pearl | 13×5 | Mahogany | Piccolo + body |
| Joey Jordison | Pearl | 13×6.5 | Maple | Metal, crack |
| Benny Greb | SONOR | 13×5.75 | Beech | Dengeli, versatile |
| Gavin Harrison | SONOR | 14×5.25 | Birch | Kontrollü, modern |
| Jost Nickel | SONOR | 14×6.25 | Beech | Güçlü attack |
| Vinnie Colaiuta | Gretsch | 14×5 | Maple/Gum | Dinamik |
| Vinnie Colaiuta | Gretsch | 12×4 | Maple/Gum | Auxiliary |
| Gergo Borlai | Gretsch | 14×4.25 | Brass | Çok hassas |
| Keith Carlock | Gretsch | 14×5.5 | Brass | Studio |
| Steve Ferrone | Gretsch | 14×6.5 | Broadkaster | Vintage/dirty |
| Gene Krupa | Slingerland | 14″ | Radio King | Vintage jazz |
4. SIGNATURE TRAMPETLERİ MALZEMEYE GÖRE OKUMAK
Signature modelleri yalnızca davulculara göre değil, shell material açısından da incelemek gerekir.
MAPLE
Örnekler:
- Dave Weckl
- Joey Jordison
- Steve Ferrone
- Peter Erskine
Genellikle:
warmth + body + musical midrange
BEECH
Örnek:
- Benny Greb
- Jost Nickel
Genellikle:
tight low-mid + güçlü attack + kontrollü sustain
SONOR’un Jost Nickel modelinde 14-ply / 9 mm German Beech kullanılması, bu yaklaşımın çok güçlü bir örneğidir.
BRASS
Örnekler:
- Stewart Copeland
- Keith Carlock
- Gergo Borlai
- Dave Weckl özel modeli
Genellikle:
body + metallic warmth + projection + rimshot
STEEL
Örnekler:
- Steve Gadd
- Dennis Chambers
- Lars Ulrich
Genellikle:
attack + brightness + projection
MAHOGANY
Örnek:
- Omar Hakim
- Simon Phillips
Genellikle:
warmth + low-mid body + vintage character
5. 10″, 12″, 13″, 14″ VE 15″ SIGNATURE DÜNYASI
Bizim daha önce oluşturduğumuz Akort Atlası açısından signature modeller ayrıca çok öğretici.
10″
En dikkat çekici örnek:
Peter Erskine 10×4.5
Kullanım:
jazz / auxiliary / acoustic
12″
Önemli örnekler:
- Mike Portnoy 12×5
- Vinnie Colaiuta 12×4
- Chris Adler 12×5.5
- Gavin Harrison 12×5
12″ snare:
yüksek pitch + hızlı response + kısa transient
avantajı sağlar.
13″
Signature dünyasının en ilginç çaplarından biridir.
Örnekler:
- Dave Weckl 13×5.5
- Omar Hakim 13×5
- Joey Jordison 13×6.5
- Benny Greb 13×5.75
Bu nedenle 13″ çap:
fusion + funk + progressive + modern studio
için olağanüstü verimli bir alan oluşturur.
14″
Signature dünyasının standart merkezi.
Örnekler:
- Steve Gadd
- Dennis Chambers
- Simon Phillips
- Lars Ulrich
- Stewart Copeland
- Vinnie Colaiuta
- Keith Carlock
- Jost Nickel
14″ hâlâ en geniş kullanım alanına sahip çap olarak düşünülebilir.
15″
15″ signature snare oldukça daha nadirdir.
Burada 14″ kadar geniş bir commercial signature ailesi bulunmaz.
15″ modeller daha çok:
- vintage
- orchestral
- marching
- specialty
alanlarına kayar.
6. SENİN DW CRAVIOTTO 14×6.5″ İLE KARŞILAŞTIRMA
Burada senin trampetin özellikle ilginçleşiyor.
Senin:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
modelini signature dünyasındaki bazı modellerle karşılaştırırsak:
| Model | Çap | Derinlik | Malzeme | Genel karakter |
|---|---|---|---|---|
| Dave Weckl | 13″ | 5.5″ | Maple | Daha hızlı |
| Benny Greb | 13″ | 5.75″ | Beech | Daha kontrollü |
| Vinnie Colaiuta | 14″ | 5″ | Maple/Gum | Daha açık |
| Keith Carlock | 14″ | 5.5″ | Brass | Daha metalik |
| Simon Phillips | 14″ | 6.5″ | Mahogany | Daha sıcak |
| Jost Nickel | 14″ | 6.25″ | Beech | Daha güçlü attack |
| Dennis Chambers | 14″ | 6.5″ | Steel | Daha parlak/agresif |
| DW Craviotto | 14″ | 6.5″ | Solid Maple | Organik + woody + geniş overtones |
Ve burada senin trampetin gerçekten çok güzel bir noktaya geliyor:
Solid maple + 14×6.5″
kombinasyonu sana:
body
wood tone
overtones
rimshot
ghost-note sensitivity
geniş tuning range
verebilir.
Özellikle senin istediğin:
“wood + overtone + snare-wire crackle + ghost notes”
karakteri açısından, bunu aşırı damp ederek bir “modern rock snare” haline getirmek yerine, trampetin doğal overtonelarını koruyarak kullanmak çok daha mantıklı.
7. SIGNATURE TRAMPETTEN SES ÇIKARMANIN ASIL DERSİ
Signature trampetlerin en önemli öğretisi aslında marka veya model değildir.
Önemli olan:
Davulcu → müzikal ihtiyaç → fiziksel tasarım
zinciridir.
Örneğin:
Steve Gadd
→ düşük snare-wire yoğunluğu
→ kontrollü response
→ wide tuning
→ ghost notes
Dave Weckl
→ dual strainer
→ farklı snare karakterleri
→ fusion versatility
Vinnie Colaiuta
→ primary + auxiliary
→ 14″ + 12″
→ studio + stage
Benny Greb
→ 13″ çap
→ damping kontrolü
→ geniş tonal alan
Lars Ulrich
→ çok kalın steel
→ yüksek projection
→ agresif attack
Keith Carlock
→ brass
→ 20-strand wire
→ geniş studio range
Gergo Borlai
→ 14×4.25
→ brass
→ 42 strand
→ sensitivity + projection
Bu nedenle Signature Snare tarihini incelediğimizde aslında davulcuların ses mühendisliğini de öğrenmiş oluyoruz.
8. EN ÖNEMLİ 10 SIGNATURE MODEL
Eğer bütün bu tarihi sadece 10 trampete indirmek zorunda kalsaydık, kayıt ve müzikal etki açısından şu modelleri özellikle incelemek gerekirdi:
1. Yamaha Steve Gadd Signature 14×5.5 Steel
Jazz / studio / funk
2. Yamaha Dave Weckl 13×5.5 Maple
Fusion
3. Tama Peter Erskine 14×4.5
Jazz
4. Tama Simon Phillips 14×6.5
Rock / fusion
5. Tama Lars Ulrich 14×6.5 Steel
Metal
6. Pearl Dennis Chambers 14×6.5
Funk / fusion
7. Pearl Omar Hakim 13×5
Fusion / jazz
8. SONOR Benny Greb 13×5.75
Modern studio / funk
9. Gretsch Vinnie Colaiuta 14×5
Studio / fusion
10. Gretsch Keith Carlock 14×5.5 Brass
Studio / pop / jazz
9. EN ÖNEMLİ SONUÇ
Signature trampet tarihi bize şunu gösteriyor:
“İyi trampet” diye tek bir şey yoktur.
Gadd için iyi trampet:
sensitivity + tuning range + kontrollü wire
Weckl için:
versatility + dual snare system
Erskine için:
hızlı response + düşük ses seviyesinde articulation
Lars için:
projection + attack
Benny Greb için:
control + tonal flexibility
Vinnie için:
dynamic range + studio versatility
Carlock için:
geniş tonal range + brass body
anlamına gelir.
Bu nedenle bir trampeti değerlendirirken sadece:
“Maple mı? Brass mı? Steel mi?”
diye sormak yeterli değildir.
Asıl soru:
“Bu trampetin fiziksel tasarımı hangi müzikal problemi çözmek için yapılmış?”
olmalıdır.
Kaynak yaklaşımı
Bu bölümde özellikle üretici kaynaklarını önceliklendirdim. Yamaha’nın Gadd ve Weckl modelleri için kendi teknik açıklamaları; SONOR’un Gavin Harrison, Benny Greb ve Jost Nickel modelleri için resmi signature sayfaları; Pearl’ün signature snare arşivi; Gretsch’in Vinnie Colaiuta, Gergo Borlai, Keith Carlock ve Steve Ferrone modellerine ilişkin teknik katalogları; Slingerland’ın güncel Gene Krupa Radio King sayfası temel referanslar olarak kullanıldı.
Not: “50” başlığı altında artist ilişkilerini de korudum; ancak akademik açıdan gerçek commercial Signature Snare ile yalnızca artist/endorsement ilişkisini birbirine karıştırmamak özellikle önemlidir. Bu nedenle ilerideki nihai katalogda modelleri “Kesin Signature”, “Tarihsel Signature/Artist Model” ve “Artist/Signature etkisi” olarak üç ayrı kategoriye ayırmak en doğru yöntem olacaktır.
- Neil Peart
- John Bonham
- Joey Kramer
- Jim Riley
- Steve Smith
- Nicko McBrain
- Phil Collins
- Tony Williams
- Buddy Rich
- Gene Krupa
- Louie Bellson
- Art Blakey
- Elvin Jones
- Billy Cobham
- Vinnie Paul
- Terry Bozzio
- Danny Carey
- Jack DeJohnette
- Jost Nickel
- Matt Halpern
- Charlie Benante
- John Tempesta
- Anika Nilles
- Brian Frasier-Moore
SIGNATURE TRAMPET VERİ TABANI
ARTLINE DRUM CLUB
Teknik Katalog — Shell, Kalınlık, Hoop, Strainer, Snare Wire ve Fabrika Derileri
1. Bu tabloda neyi “Signature” kabul ediyoruz?
Bu veri tabanında üç kategori birbirinden ayrılmıştır:
A — Kesin Signature:
Üretici tarafından doğrudan “Signature Snare” olarak tanımlanan ve davulcunun tasarımına dayanan modeller.
B — Tarihsel/Artist Signature:
Geçmişte davulcunun adıyla üretilmiş, bugün üretimde olmayan modeller.
C — Artist-associated:
Davulcunun çok güçlü biçimde özdeşleştiği ancak teknik olarak onun adına üretilmemiş modeller.
Bu ayrım özellikle John Bonham–Ludwig LM402, Tony Williams–Gretsch/Ludwig, Buddy Rich–Ludwig gibi örneklerde önemlidir.
2. TEKNİK SIGNATURE DATABASE
| # | Davulcu | Marka / Model | Ölçü | Shell | Hoop | Strainer / Wire | Fabrika head |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Steve Gadd | Yamaha YSS1455SG | 14×5.5 | 1.2 mm Steel | 3 mm Aluminum Die-Cast | Q / DC3, 10-strand Gadd | Remo P3 Coated / Diplomat Snare |
| 2 | Dave Weckl | Yamaha MSD-13ADW | 13×5.5 | 7-ply Maple | Yamaha die-cast | Dual Strainer | modele göre |
| 3 | Peter Erskine | Tama PE1445 | 14×4.5 | 6 mm, Spruce + Maple | 2.3 mm Sound Arc | Linear-drive | modele göre |
| 4 | Peter Erskine | Tama PE1045M | 10×4.5 | Spruce/Maple | 2.3 mm | Signature strainer | modele göre |
| 5 | Simon Phillips | Tama SP1465 | 14×6.5 | 8-ply/6 mm Mahogany | Brass Mighty Hoop | Linear Drive / 20-strand Carbon Steel | — |
| 6 | Mike Portnoy | Tama MP125 | 12×5 | Signature construction | — | 3-way tension adjustable | — |
| 7 | Mike Portnoy | Tama MP1455ST | 14×5.5 | Hammered Steel | — | 3-way | — |
| 8 | Mike Portnoy | Tama MP1455BU | 14×5.5 | Bubinga | — | 3-way | — |
| 9 | Lars Ulrich | Tama LU1465 | 14×6.5 | 3 mm Diamond Plate Steel | Die-Cast Zinc | Signature | — |
| 10 | Stewart Copeland | Tama SC145 | 14×5 | 1.5 mm Brass | Die-Cast top / Triple flange bottom | Signature | — |
| 11 | Dennis Chambers | Pearl DC1465S | 14×6.5 | 4-ply Maple + 4-ply Re-Rings | MasterCast | SR300 / 3×6-strand | Evans B14G12 / S14H30 |
| 12 | Omar Hakim | Pearl OH1350 | 13×5 | 6-ply African Mahogany | 2.3 mm SuperHoop II | SR150 / S029N | — |
| 13 | Joey Jordison | Pearl JJ1365N | 13×6.5 | 1 mm Steel | 2.3 mm SuperHoop II | SR017 / S029N | Remo Coated |
| 14 | Matt Halpern | Pearl MH1460/B | 14×6 | 1.5 mm Brass | MasterCast | Signature | Evans Heavyweight Dry |
| 15 | Matt McGuire | Pearl MM1465S/C | 14×6.5 | 1 mm Rolled Steel + 30 vents | — | Signature | — |
| 16 | Ian Paice | Pearl IP1465 | 14×6.5 | Steel | SuperHoop II | SR017 | — |
| 17 | Chad Smith | Pearl CS1450 | 14×5 | Steel | SuperHoop II | SR017 | — |
| 18 | Tico Torres | Pearl TR1465 | 14×6.5 | Cast Aluminum / Free Floating | Die-Cast | Free Floating | — |
| 19 | Eric Singer | Pearl ES1465 | 14×6.5 | 10-ply Maple | Die-Cast | SR017 | — |
| 20 | Virgil Donati | Pearl VG1450 | 14×5 | 8-ply Maple/Birch | Die-Cast | Philharmonic beds | — |
| 21 | Vinnie Paul | Pearl VP1480 | 14×8 | 6-ply Maple | SuperHoop II | SR017 | — |
| 22 | Vinnie Colaiuta | Gretsch GAS0514-VC | 14×5 | Maple/Gum | Die-Cast | Lightning | — |
| 23 | Vinnie Colaiuta | Gretsch GAS0412-VC | 12×4 | Maple/Gum | Die-Cast | Lightning | — |
| 24 | Keith Carlock | Gretsch GAS5514-KC | 14×5.5 | 2 mm Brass | 4 mm Die-Cast | Lightning / 20-strand | Permatone |
| 25 | Gergo Borlai | Gretsch GAS42514-GB | 14×4.25 | 1.2 mm Brass | 4 mm Die-Cast | Lightning / 42-strand | — |
| 26 | Steve Ferrone | Gretsch GAS6514-SF | 14×6.5 | Broadkaster 3-ply | 302 | Lightning | — |
| 27 | Benny Greb | SONOR | 13×5.75 | Beech + Scandinavian Birch veneer | Vintage Teardrop | Dual Glide | — |
| 28 | Benny Greb Brass | SONOR | 13×5.75 | 1.2 mm Brass | Teardrop | Dual Glide | — |
| 29 | Jost Nickel | SONOR | 14×6.25 | 14-ply / 9 mm German Beech | 2.3 mm Power Hoops | Dual Glide | — |
| 30 | Gavin Harrison | SONOR Protean | 14×5.25 | Birch | — | Signature | — |
| 31 | Gavin Harrison | SONOR Protean | 12×5 | Birch | — | Signature | — |
3. Steve Gadd — YSS1455SG
Bu model artık signature trampet tasarımının en öğretici örneklerinden biridir.
Teknik yapı
14×5.5″
1.2 mm steel
3 mm aluminum die-cast hoops
45° bearing edge
3.5 mm snare bed
10-strand Steve Gadd snare wire
Remo P3 Coated batter
Remo Diplomat Snare Side
Yamaha’nın resmi teknik sayfası bu özelliklerin tamamını veriyor. Model artık üretimde değil; ancak Yamaha tarafından gerçek bir Signature model olarak belgelenmiş durumda.
Mühendislik açısından önemli nokta
Buradaki 10 strand çok önemli.
Çoğu modern trampette 20, 24, 30, hatta 42 strand görülürken Gadd’ın signature yaklaşımı:
daha az wire + daha fazla shell sesi
üzerine kuruludur.
Bu, özellikle:
- ghost note
- brush
- low dynamic
- açık tuning
- acoustic jazz
için son derece mantıklıdır.
4. Peter Erskine — PE1445
14×4.5″
Shell:
6 mm / 4-ply Spruce + 2 inner Maple ply
Batter tarafında Sound Focus Ring bulunur.
Tama’nın tasarım açıklamasında shallow depth’in sensitivity sağladığı, 8-lug sistemin ise daha düşük fundamental body oluşturduğu belirtiliyor. Ayrıca strainer’ın mikro ayarı için çok küçük hareketlerle snare-wire tension değiştirilebiliyor.
Bu nedenle:
14×4.5 ≠ sadece “ince piccolo”
Burada amaç:
yüksek sensitivity + yeterli body
dengesidir.
5. Simon Phillips — SP1465
14×6.5″
8-ply / 6 mm African Mahogany
6 mm Sound Focus Rings
Customized Brass Mighty Hoops
20-strand Carbon Steel snare
Tama modelinde shell’in sıcak ve zengin tonal karakteri ile brass hoop’un attack avantajı birleştirilmiş.
Bu çok güzel bir mühendislik yaklaşımı:
Mahogany → body
Brass hoop → attack
6.5″ depth → low-mid authority
20 strand → sensitivity / articulation
6. Lars Ulrich — LU1465
14×6.5″
3 mm Diamond Plate Steel
Die-Cast Zinc Hoops
Bu modelin tasarım mantığı neredeyse bunun tam tersidir.
Tama açıkça modelin Metallica’nın çok yüksek ses basıncı altında ayakta kalabilmesi için tasarlandığını ve 3 mm steel shell kullandığını belirtiyor.
Dolayısıyla:
Gadd → sensitivity
Lars → projection
iki farklı mühendislik felsefesidir.
7. Stewart Copeland — SC145
14×5″
1.5 mm Brass
Copeland modeli, The Police döneminde kullandığı “mysterious provenance” trampetin yeniden üretilmiş signature versiyonudur.
Tama özellikle:
1.5 mm brass shell
ve
die-cast batter hoop + triple-flanged bottom hoop
kombinasyonunu vurguluyor.
Bu kombinasyon:
attack + projection + sensitivity
üçlüsünü hedefler.
8. Mike Portnoy — MP125 / MP1455
Portnoy serisinin en ilginç taraflarından biri 3-way tension adjustable strainer sistemidir.
Üç pozisyon:
OFF
Snare tamamen kapalı.
LOOSE
Daha gevşek wire response.
TIGHT
Daha sıkı ve agresif snare response.
Tama bu sistemi özellikle Portnoy signature serisinin önemli özelliklerinden biri olarak tanımlıyor.
Portnoy’un resmi Tama artist sayfası üç signature modeli birlikte listeliyor:
- MP125
- MP1455BU
- MP1455ST
9. Dennis Chambers — Pearl DC1465S
Bu model, signature trampet mühendisliği açısından belki de listedeki en sıra dışı modellerden biridir.
14×6.5″
4-ply Maple + 4-ply Reinforcement Rings
MasterCast Die-Cast Hoops
Fakat asıl olay:
ÜÇ AYRI SNARE WIRE
Her biri:
6 strand
olmak üzere üç ayrı snare wire bulunuyor.
Bunların her biri ayrı ayrı açılıp kapatılabiliyor.
Yani:
6 strand
veya
12 strand
veya
18 strand
kombinasyonlarıyla farklı response elde edilebiliyor.
Bu aslında küçük bir “snare matrix” sistemidir.
Dennis Chambers’ın söylediği gibi fikir Pearl Philharmonic snare’den alınmıştır.
10. Omar Hakim — OH1350
13×5″
6-ply African Mahogany
2.3 mm SuperHoop II
SR150 Click-Lock
S029N
Pearl’ün resmi açıklamasına göre 13″ çap + 5″ derinlik ve African Mahogany kombinasyonu:
warmth + darker/drier character + sensitivity
sağlıyor.
Bu nedenle Omar Hakim modeli bizim 13″ Akort Atlası için referans trampetlerden biri olmalı.
11. Joey Jordison — JJ1365N
13×6.5″
1 mm Steel
2.3 mm SuperHoop II
SR017/B
S029N
Pearl bunu özellikle “Power Piccolo” yaklaşımıyla tanımlıyor.
13″ çap:
yüksek fundamental pitch
6.5″ derinlik:
body
1 mm steel:
attack + projection
üçlüsünü oluşturuyor.
Bu model, 13×6.5″ kombinasyonunun neden metalde çok etkili olabileceğini gösteren mükemmel bir örnektir.
12. Matt Halpern — MH1460/B
14×6″
1.5 mm Brass
MasterCast Die-Cast Hoops
Evans Heavyweight Dry
Shell üzerinde 3 vent bulunuyor.
Pearl’ün açıklamasına göre vent’ler brass shell’in canlılığını kontrol etmek, die-cast hoop projection’ı artırmak ve Heavyweight Dry head ise attack’ı kontrol etmek amacıyla kullanılıyor.
Bu tam anlamıyla:
modern metal studio engineering
örneğidir.
13. Matt McGuire — MM1465S/C
14×6.5″
1 mm Rolled Steel
Shell’in alt çevresinde:
30 adet vent
bulunuyor.
Bu çok yüksek vent sayısı trampetin doğal sustain ve shell resonance davranışını değiştirmek için kullanılmış. Pearl bunu Tour Edition Signature olarak tanımlıyor.
14. Gretsch Keith Carlock — GAS5514-KC
14×5.5″
2 mm Brass
Vintage Patina
4 mm Die-Cast Hoops
20-strand wire
Permatone head
Burada özellikle 20-strand seçiminden söz etmek gerekiyor.
Carlock, studio kullanımında daha geniş dynamic ve pitch range istediği için 42-strand yerine 20 strand tercih etmiş. Ayrıca Control Sound yerine standart Permatone head kullanılmış.
Bu küçük ayrıntı bile signature modelin neden “sadece isim” olmadığını gösteriyor.
15. Gretsch Gergo Borlai — GAS42514-GB
14×4.25″
1.2 mm Brass
45° bearing edge
4 mm Die-Cast Hoops
42-strand snare wire
Lightning throw-off
Bu modelde özellikle:
4.25″ depth + 42 strand
kombinasyonu dikkat çekiyor.
Amaç:
çok yüksek sensitivity + güçlü snare presence
oluşturmak.
Gretsch teknik olarak 1.2 mm brass, sandblasted finish, 4 mm die-cast hoops ve 42-strand wire’ı doğruluyor.
16. Gretsch Vinnie Colaiuta
Vinnie Colaiuta signature serisi özellikle önemli çünkü:
PRIMARY + AUXILIARY
olarak iki farklı trampet tasarlanmıştır.
GAS0514-VC
14×5″
GAS0412-VC
12×4″
Bu yaklaşım doğrudan modern studio davulculuğuna çok uygundur.
14″:
ana backbeat / full-range
12″:
higher pitch / accent / auxiliary
olarak düşünülebilir.
17. SONOR Benny Greb
13×5.75″
Beech shell + Scandinavian Birch outer veneer.
Yeni versiyonda:
- Bubinga inlay
- Vintage Teardrop lugs
- Dual Glide
- MonoRail damping
- Felt damping
- Sheep damping
bulunuyor.
SONOR özellikle değiştirilebilir damping sisteminin “funky” ile “big and fat” arasında geniş bir karakter aralığı sağladığını belirtiyor.
Bu yüzden Benny Greb modeli:
“tek bir ses”
değil,
“tek trampet içinde farklı sesler”
tasarımının örneğidir.
18. SONOR Benny Greb Brass
13×5.75″
1.2 mm Brass
Aynı ölçüde Beech modeliyle karşılaştırıldığında çok öğretici:
Beech
Daha organik / kontrollü / wood character
Brass
Daha round / metallic / projecting
SONOR yeni brass modelinin sıcaklık ve yuvarlaklık karakterini özellikle vurguluyor.
19. SONOR Jost Nickel
14×6.25″
9 mm German Beech
14-ply
45° bearing edge
2.3 mm Power Hoops
Dual Glide
SONOR bu shell’i özellikle Jost’un isteği doğrultusunda geliştirilmiş özel bir 9 mm yapı olarak tanımlıyor. Tonal olarak mid ve low bölgeleri dengeli, attack ise güçlü.
20. Pearl Signature ailesinden tarihsel olarak çok önemli modeller
Pearl’ün eski katalogları, signature tarihinin bugünkü resmi sayfalardan çok daha geniş olduğunu gösteriyor.
Örneğin 2007 katalogunda:
- Chad Smith CS1450
- Omar Hakim OH1350
- Ian Paice IP1465
- Dennis Chambers DC1465
- Tico Torres TR1465
- Eric Singer ES1465
- Joey Jordison JJ1365
- Virgil Donati VG1450
- Vinnie Paul VP1480
ayrı ayrı Signature Series olarak listelenmiş.
Bu nedenle önceki listede bazı isimleri “artist-associated” seviyesinde bırakmak yerine, katalogla doğrulanmış historical signature kategorisine taşımak gerekiyor.
21. ÇOK ÖNEMLİ: Vinnie Paul VP1480
Pearl’ün eski Signature Series katalogunda:
VP1480
14×8″
6-ply Maple
olarak geçiyor.
Bu model özellikle önemlidir çünkü:
14×8″
oldukça derin bir drumset snare’dir.
Bu ölçü:
daha düşük fundamental + büyük body + güçlü low-mid
üretme eğilimindedir.
Modern metalde “çok büyük trampet” fikrinin önemli signature örneklerinden biridir.
22. Virgil Donati — VG1450
14×5″
8-ply Maple/Birch
Özel:
Rounded / 45° bearing edges
ve
Philharmonic snare beds
kullanılmıştır.
Bu, modern fusion için son derece mantıklı bir kombinasyondur:
Maple → body
Birch → attack
Philharmonic bed → wire sensitivity
23. Tico Torres — TR1465
14×6.5″
Cast Aluminum
Free Floating System
Die-Cast Hoops
Bu model özellikle Free Floating yaklaşımı nedeniyle dikkat çekicidir.
Shell’in bearing edge ve tuning davranışının hardware’den daha az etkilenmesi hedeflenir.
Dolayısıyla Tico Torres modeli:
shell resonance + hardware isolation
açısından ilginç bir mühendislik örneğidir.
24. Eric Singer — ES1465
14×6.5″
10-ply Maple
Die-Cast Hoops
3 Air Vents
Pearl eski kataloğunda bu model Eric Singer Signature olarak listeleniyor.
Bu model:
Maple + deep shell + die-cast
üçlüsüyle klasik hard-rock/metal yaklaşımına giriyor.
25. Signature modellerde HEAD seçiminin önemi
Burada önceki trampet makalemizle doğrudan bağlantı kuruluyor.
Örneğin Steve Gadd:
P3 Coated + Diplomat Snare Side
kullanıyor.
Dennis Chambers:
Evans B14G12 + S14H30 kullanıyor.
Matt Halpern:
Evans Heavyweight Dry kullanıyor.
Bu bize önemli bir şey söylüyor:
Signature trampetin sesini shell tek başına belirlemiyor.
Yaklaşık sistem:
Shell
↓
Bearing Edge
↓
Hoop
↓
Head
↓
Snare Wire
↓
Snare Bed
↓
Tuning
↓
Microphone
↓
EQ / Compression
şeklinde düşünülmeli.
26. SENİN DW CRAVIOTTO 14×6.5 İÇİN BU VERİ TABANININ ANLAMI
Senin:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetin bu veri tabanında özellikle şu modellerle karşılaştırılmalı:
Simon Phillips SP1465
14×6.5 Mahogany
Dennis Chambers
14×6.5 Maple
Ian Paice
14×6.5 Steel
Lars Ulrich
14×6.5 Steel
Vinnie Paul
14×8 Maple
Jost Nickel
14×6.25 Beech
Çünkü hepsi 14″ çapta ve yaklaşık 6–8″ derinlik bölgesinde farklı tasarım felsefelerini temsil ediyor.
27. SENİN DW CRAVIOTTO’NUN OLASI AVANTAJI
Solid maple shell nedeniyle senin trampetin:
laminated maple
signature modellerinden farklı olarak daha belirgin bir:
wood fundamental + natural overtone structure
sunabilir.
Bu özellikle senin istediğin:
- woody attack
- doğal overtone
- snare-wire crackle
- ghost note
- rimshot
- jazz/fusion versatility
kombinasyonu açısından çok değerli.
Bu trampeti çok agresif biçimde:
- gate
- heavy compression
- fazla damping
- aşırı low-mid cut
ile işlemek, onun en önemli avantajlarından bazılarını yok edebilir.
28. SIGNATURE TRAMPETLERİ 6 SES AİLESİNE AYIRIRSAK
A — JAZZ / ACOUSTIC
Örnek:
Peter Erskine PE1445
Steve Gadd YSS1455SG
Omar Hakim OH1350
Vinnie Colaiuta VC
Özellik:
sensitivity + dynamic range + musical overtone
B — FUSION
Dave Weckl
Dennis Chambers
Benny Greb
Jost Nickel
Virgil Donati
Özellik:
attack + articulation + tuning flexibility
C — STUDIO / POP
Vinnie Colaiuta
Keith Carlock
Steve Ferrone
Özellik:
wide tuning range + controllable overtone
D — ROCK
Simon Phillips
Stewart Copeland
Ian Paice
Eric Singer
Özellik:
projection + body + rimshot
E — METAL
Lars Ulrich
Joey Jordison
Matt Halpern
Vinnie Paul
Özellik:
attack + projection + cut
F — SPECIALIZED / EXPERIMENTAL
Dennis Chambers
Gergo Borlai
Tico Torres
Benny Greb
Özellik:
snare system + vents + unusual dimensions + adjustable response
29. BENCE EN İLGİNÇ 10 MÜHENDİSLİK FİKRİ
Signature trampetleri sadece “en güzel ses” açısından değil, tasarım fikri açısından sıralarsak:
1. Dennis Chambers
3 ayrı 6-strand snare system
2. Steve Gadd
10-strand wire
3. Mike Portnoy
3-position snare tension
4. Benny Greb
MonoRail interchangeable damping
5. Matt McGuire
30 shell vent
6. Vinnie Colaiuta
14″ + 12″ primary/auxiliary system
7. Gergo Borlai
14×4.25 + 42 strand
8. Peter Erskine
14×4.5 + Spruce/Maple hybrid
9. Jost Nickel
9 mm / 14-ply Beech
10. Lars Ulrich
3 mm steel
Bunların her biri, “trampet nasıl tasarlanır?” sorusuna farklı bir cevap veriyor.
30. SONUÇ
Bu veri tabanı bize çok önemli bir gerçek gösteriyor:
Signature trampet = ünlü davulcunun adı yazılmış standart trampet değildir.
Gerçek signature modelde çoğu zaman:
çap
derinlik
shell malzemesi
shell kalınlığı
bearing edge
hoop
snare bed
snare wire
strainer
head
damping
davulcunun çalım tekniği
birlikte tasarlanmıştır.
Dolayısıyla dünyanın en önemli signature trampetlerini incelemek aslında:
“Davulcular kendi seslerini nasıl tasarladı?”
sorusunun cevabını incelemektir.
@ HAKAN NART ARTLINE Drum Club
ARTLINE TRAMPET ANSİKLOPEDİSİ
SIGNATURE TRAMPETLERİN KAYIT REÇETELERİ
Davulcunun tasarladığı trampeti stüdyoda nasıl kaydederiz?
Bir Signature trampetin gerçek karakterini anlamanın en iyi yolu yalnızca teknik özelliklerine bakmak değildir.
Asıl soru şudur:
Bu trampet neden böyle tasarlandı ve kayıt sırasında bu tasarımın hangi bölümünü korumamız gerekiyor?
Örneğin Simon Phillips Signature:
14×6.5″ + 6 mm African Mahogany + brass hoop + 20 strand
şeklinde tasarlanmışsa, bu trampeti 5″ derinliğinde bir steel piccolo gibi kaydetmek mantıklı değildir.
Benzer biçimde Dennis Chambers Signature’ın üç ayrı 6-strand snare sistemi bulunuyorsa, onu tek bir “snare on/off” ayarıyla kullanmak modelin en önemli özelliğini kaybetmek olur. Pearl’ün güncel modelinde üç wire grubu ayrı ayrı ayarlanabiliyor.
Dolayısıyla aşağıdaki reçetelerde amaç:
trampetin doğal sesini değiştirmek değil, tasarımının güçlü tarafını mikrofona taşımaktır.
1. STEVE GADD — YAMAHA SIGNATURE
Temel ses felsefesi
Gadd’ın signature yaklaşımının en önemli tarafı:
sensitivity + dynamics + musicality
üçlüsüdür.
Özellikle YSS1455SG:
- 14×5.5″
- 1.2 mm steel
- 10-strand Gadd wire
- aluminum die-cast hoop
gibi özelliklerle tasarlanmıştır.
Bu 10-strand yaklaşım önemlidir.
Çünkü:
20–42 strand bir sistem yerine daha az tel kullanıldığında shell’in tonal karakteri ve wire’ın “crackle” karakteri daha ayrışabilir.
AKORT
Batter: orta-yüksek
Snare side: yüksek
Yaklaşık başlangıç:
Batter: 185–205 Hz
Snare side: 300–360 Hz
Buradaki Hz değerleri mutlak nota değil, pratik tuning başlangıç noktalarıdır.
HEAD
Coated Ambassador / P3 Coated
MİKROFON
Top:
Shure SM57
Alternatif:
Sennheiser MD421 / MD441
Bottom:
Shure SM57 veya küçük diyaframlı condenser.
YERLEŞİM
Top mikrofon:
- 3–5 cm yukarı
- merkezden 2–4 cm dışarı
- capsule shell merkezine yaklaşık 35–50°
Bottom:
- wire’a doğrudan bakmak yerine hafif açı
- 5–10 cm mesafe
EQ
Başlangıç:
HPF: 70–90 Hz
Body: +1–2 dB / 150–220 Hz
Box: -2–4 dB / 400–700 Hz
Crack: +2 dB / 3–5 kHz
Air: +1–2 dB / 8–10 kHz
Ama Gadd sound’unu fazla 5 kHz’e taşımamak gerekir.
Çünkü Gadd’ın önemli özelliklerinden biri:
attack’tan önce touch.
COMPRESSOR
Ratio:
3:1
Attack:
15–25 ms
Release:
60–120 ms
Gain reduction:
2–4 dB
Amaç transient’i öldürmek değil.
2. DAVE WECKL — YAMAHA
Dave Weckl signature yaklaşımı Gadd’dan farklıdır.
Burada:
precision + projection + fast response
öne çıkar.
Yamaha’nın Weckl signature modellerinde 13×5.5 ve 14×5.5 7-ply maple shell ve çift strainer sistemi kullanılmıştır.
13″ MODEL
13×5.5 özellikle:
- fusion
- funk
- modern studio
için çok güçlüdür.
AKORT
Batter:
200–230 Hz
Snare side:
330–380 Hz
EQ
HPF:
80 Hz
Body:
180 Hz +1–2 dB
Box:
500 Hz -3 dB
Attack:
4 kHz +2 dB
Crack:
6 kHz +1–2 dB
COMPRESSOR
Ratio:
4:1
Attack:
15 ms
Release:
70 ms
GR:
3–5 dB
PARALLEL
Weckl tipi modern fusion sound’da paralel compression çok etkili olabilir.
Aux:
8:1
Fast attack
Medium release
Blend:
10–20%
3. PETER ERSKINE — TAMA
Peter Erskine’in 14×4.5″ modeli burada çok farklı bir yaklaşım gösterir.
Amaç:
yüksek sensitivity + hızlı transient
ve aynı zamanda jazz için yeterli body.
AKORT
Batter:
yüksek
Snare:
çok yüksek
Öneri:
Batter 220–250 Hz
Snare side 350–400 Hz
MİKROFON
Top:
Neumann KM84
veya
Shure SM57
Bottom:
KM84 / SM57
Overhead’ler burada çok önemlidir.
Çünkü Erskine tipi jazz sound’da snare’in tamamını close mic’e yüklemek yerine:
snare + overhead birlikte
düşünülmelidir.
EQ
Çok az.
HPF: 80 Hz
250 Hz: gerekirse +1 dB
500–700 Hz: gerekiyorsa -1/2 dB
4 kHz: +1 dB
8 kHz: çok az
COMPRESSOR
Jazz:
2:1
Attack:
25–35 ms
Release:
100 ms
GR:
1–3 dB
4. SIMON PHILLIPS — TAMA SP1465
Bu model senin DW Craviotto ile karşılaştırmak için özellikle önemli.
SP1465:
14×6.5″
6 mm / 8-ply African Mahogany
6 mm Sound Focus Rings
20-strand carbon steel wire
2.3 mm brass hoop
kullanıyor.
Bu kombinasyon:
LOW-MID BODY
BRASS ATTACK
DEEP SHELL
oluşturuyor.
AKORT
Batter:
170–190 Hz
Snare side:
300–340 Hz
MİKROFON
Top:
Shure SM57
Alternatif:
Sennheiser MD421
Bottom:
Shure SM57
Room:
Neumann U87
veya
Coles 4038
EQ
HPF:
60–70 Hz
Body:
150–180 Hz +2 dB
Mud:
350–450 Hz -2 dB
Attack:
3.5–4.5 kHz +2 dB
Air:
8–10 kHz +1 dB
COMPRESSOR
Ratio:
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
3–5 dB
ROOM
Simon Phillips tipi büyük rock snare’de room mikrofonu çok önemlidir.
Room:
20–40 ms predelay
Plate:
0.8–1.3 sec
Decay.
5. DENNIS CHAMBERS — PEARL
Bu model teknik açıdan olağanüstü.
Pearl DC1465S/C:
14×6.5
4-ply Maple + 4-ply re-rings
MasterCast die-cast hoops
ve:
3 × 6-strand independently tunable snare
kullanıyor.
Yani:
6 strand
12 strand
18 strand
gibi farklı davranışlar elde edilebiliyor.
FİKİR
Funk / Fusion
6 strand:
dry / articulate
12 strand:
balanced
18 strand:
full snare response
AKORT
Batter:
185–210 Hz
Snare:
300–360 Hz
MİKROFON
Top:
SM57
veya
Beyerdynamic M201
Bottom:
SM57
Room:
Coles 4038 / AEA R84
EQ
80 Hz HPF
180 Hz +1 dB
500 Hz -2 dB
2.5 kHz +1 dB
5 kHz +2 dB
COMP
Ratio:
4:1
Attack:
20 ms
Release:
70 ms
GR:
3 dB
6. BENNY GREB — SONOR
Benny Greb’in 13×5.75″ Beech modeli ve 1.2 mm brass versiyonu çok farklı iki ses dünyası yaratır.
SONOR’un yeni modelinde:
- 13×5.75″
- 9-ply / 5 mm Beech
- 45° bearing edge
- 2.3 mm Power Hoops
- Dual Glide
- iki MonoRail damper
bulunuyor.
Brass model:
1.2 mm Brass
ve aynı ölçülerdedir.
BEECH
AKORT
190–215 Hz
Snare:
320–370 Hz
EQ
150 Hz:
+1 dB
450 Hz:
-2 dB
3.5 kHz:
+2 dB
7 kHz:
+1 dB
COMP
2.5:1
Attack:
20–30 ms
Release:
80–120 ms
GR:
2–3 dB
7. BENNY GREB BRASS
Burada biraz farklı davranabiliriz.
Brass’ın doğal body’sini öldürmemek gerekir.
EQ
HPF:
70 Hz
180 Hz:
+1 dB
350–450 Hz:
-1/2 dB
2.5 kHz:
+1 dB
5 kHz:
+2 dB
COMP
Ratio:
4:1
Attack:
15–20 ms
Release:
60–90 ms
GR:
3–4 dB
8. VINNIE COLAIUTA — GRETSCH
Gretsch’in Vinnie Colaiuta signature sistemi özellikle stüdyo açısından olağanüstüdür.
İki model vardır:
GAS0514-VC
14×5
Primary
GAS0412-VC
12×4
Auxiliary
Gretsch bu iki trampetin Vinnie’nin sahne ve stüdyo ihtiyaçlarına göre birlikte geliştirildiğini açıkça belirtiyor. 14″ model geniş dynamic range ve body; 12″ model ise rimshot’ta yüksek projection için tasarlanmış.
14″
AKORT
190–215 Hz
Snare:
320–370 Hz
MİKROFON
Top:
Neumann KM84
veya
SM57
Bottom:
KM84
OVERHEAD
Neumann U67/U87
EQ
Minimum.
Vinnie tarzı kayıt:
Close mic + overhead + room
birlikte düşünülmeli.
9. VINNIE COLAIUTA 12×4
Burada amaç ana trampet değil:
CONTRAST
oluşturmaktır.
14″:
body
12″:
pitch + attack
Bu yüzden 12″ modelde:
HPF:
100 Hz
150–200 Hz:
gerekiyorsa -1 dB
2–4 kHz:
+2 dB
6–8 kHz:
+1 dB
çok etkili olabilir.
10. KEITH CARLOCK — GRETSCH
Carlock model:
14×5.5
2 mm brass
20-strand wire
4 mm die-cast hoops
Gretsch’in açıklamasına göre 20-strand tercihinin temelinde studio versatility ve geniş tonal range vardır.
Bu çok önemli.
Çünkü Carlock sound:
“çok fazla snare”
değil,
“davulun mix içinde doğal ama belirgin olması”
üzerine kuruludur.
AKORT
Batter:
175–200 Hz
Snare:
300–350 Hz
COMP
2:1
Attack:
25 ms
Release:
100 ms
GR:
1–3 dB
REVERB
Plate:
0.7–1.1 sec
Predelay:
15–25 ms
11. LARS ULRICH — TAMA
Burada hedef tamamen değişiyor.
14×6.5
3 mm steel
metal mix içinde kaybolmamalı.
AKORT
Batter:
190–215 Hz
Snare:
320–380 Hz
EQ
HPF:
70 Hz
Body:
180 Hz +1 dB
Mud:
400 Hz -3 dB
Attack:
2.5–3.5 kHz +3 dB
Crack:
5–7 kHz +2 dB
COMP
Ratio:
5:1
Attack:
10–15 ms
Release:
50–80 ms
GR:
4–6 dB
PARALLEL
8:1
Fast attack
Fast release
Blend:
10–25%
Bu modelin amacı:
snare’i gitarların arkasında tutmak değil, gitar duvarının önüne çıkarmaktır.
12. SENİN DW CRAVIOTTO 14×6.5
Şimdi en önemli bölüme geliyoruz.
Senin trampetin:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
ve hedefin:
woody
overtones
snare-wire crackle
ghost notes
Bu nedenle ben senin trampetini yukarıdaki signature modellerden hiçbirinin birebir kopyası olarak ayarlamazdım.
Bunun yerine:
“Craviotto Master Preset”
oluştururdum.
13. CRAVIOTTO — JAZZ / ECM PRESET
HEAD
Top:
Remo Coated Controlled Sound
Bottom:
Remo Ambassador Hazy
AKORT
Batter:
185–200 Hz
Bottom:
320–350 Hz
WIRE
Puresound 36 strand.
Ancak wire’ı aşırı germemek gerekir.
Amaç:
wire crackle
ve
ghost-note sensitivity
arasındaki denge.
MİKROFON
Top:
Neumann KM84
Alternatif:
Beyerdynamic M201
Bottom:
SM57
Room:
Coles 4038
EQ
HPF:
60 Hz
150–180 Hz:
+1 dB
400–500 Hz:
-1 dB
2.5 kHz:
+1 dB
5 kHz:
+1 dB
10 kHz:
+1 dB
COMP
Ratio:
2:1
Attack:
30 ms
Release:
120 ms
GR:
1–2 dB
REVERB
Plate:
1.2–1.6 sec
Predelay:
25–35 ms
Wet:
8–12%
Burada reverb’ün duyulması değil:
oda hissinin genişlemesi
amaçlanmalı.
14. CRAVIOTTO — GADD PRESET
Daha kontrollü ve yakın.
AKORT
Batter:
195–210 Hz
Bottom:
330–360 Hz
COMP
3:1
Attack:
20 ms
Release:
90 ms
GR:
2–3 dB
EQ
180 Hz:
+1 dB
500 Hz:
-2 dB
3.5 kHz:
+2 dB
7 kHz:
+1 dB
Bu ayarda Craviotto’nun doğal maple gövdesi korunurken Gadd benzeri articulation elde edilebilir.
15. CRAVIOTTO — WECKL PRESET
Burada daha modern.
AKORT
Batter:
205–220 Hz
Bottom:
340–370 Hz
COMP
4:1
Attack:
15 ms
Release:
70 ms
GR:
3–4 dB
EQ
180 Hz:
+1
400–500 Hz:
-3
2.5 kHz:
+2
5 kHz:
+2
8 kHz:
+1
PARALLEL
8:1
Blend:
10–15%
16. CRAVIOTTO — SIMON PHILLIPS PRESET
Burada senin 6.5″ depth’inin avantajını kullanabiliriz.
AKORT
Batter:
175–190 Hz
Bottom:
300–330 Hz
EQ
150 Hz:
+2 dB
300–400 Hz:
-1 dB
4 kHz:
+2 dB
8 kHz:
+1 dB
COMP
4:1
Attack:
25 ms
Release:
90 ms
GR:
4 dB
ROOM
Room mic’i daha fazla aç.
Plate:
1.2 sec
Room:
15–25%
Bu ayar Craviotto’nun maple body’sini daha büyük ve rock-oriented hale getirir.
17. CRAVIOTTO — DENNIS CHAMBERS PRESET
Burada Puresound 36’nın tamamını kullanıyoruz.
Ama wire tension:
orta
olmalı.
AKORT
Batter:
190–210 Hz
Bottom:
330–360 Hz
COMP
4:1
Attack:
15–20 ms
Release:
70 ms
GR:
3–5 dB
EQ
180 Hz:
+1
450 Hz:
-2
2.5 kHz:
+2
5 kHz:
+2
REVERB
Plate:
0.8–1.1 sec
Predelay:
15–25 ms
18. CRAVIOTTO — CARLOCK PRESET
Bu bence senin trampetin için çok güzel olabilir.
Çünkü Carlock yaklaşımı:
doğal + controlled + studio-friendly
karakterdedir.
AKORT
Batter:
180–195 Hz
Bottom:
310–340 Hz
COMP
2:1
Attack:
30 ms
Release:
100–130 ms
GR:
1–2 dB
EQ
150 Hz:
+1
500 Hz:
-1
3 kHz:
+1
6 kHz:
+1
REVERB
Plate:
0.8 sec
Çok az.
19. CRAVIOTTO — LARS ULRICH PRESET
Aynı trampetten tamamen farklı bir ses.
AKORT
Batter:
200–220 Hz
Bottom:
350–380 Hz
EQ
HPF:
70 Hz
180 Hz:
+1
400 Hz:
-4
3 kHz:
+4
6 kHz:
+2
COMP
5:1
Attack:
10 ms
Release:
60 ms
GR:
5 dB
PARALLEL
10:1
Blend:
15–20%
Burada doğal Craviotto tonunu kasıtlı olarak daha agresif hale getiriyoruz.
20. CRAVIOTTO — “HAM” KAYIT PRESETİ
Fakat benim senin trampetin için en çok önereceğim yöntem bu olabilir.
Hiçbir signature trampeti taklit etmeden:
CRAVIOTTO’NUN KENDİ SESİ
HEAD
Coated Controlled Sound
AKORT
Batter:
190 Hz
Bottom:
335 Hz
MİKROFON
Top:
Neumann KM84
Bottom:
SM57
Overhead:
Neumann U67
Room:
Coles 4038
EQ
Sadece:
HPF:
50–60 Hz
300–500 Hz:
gerekiyorsa -1/2 dB
3–5 kHz:
gerekiyorsa +1 dB
Başka hiçbir şey yapmadan önce dinle.
COMP
2:1
Attack:
30 ms
Release:
100 ms
GR:
1–2 dB
REVERB
0.8–1.2 sec plate
çok düşük send.
21. AYNI TRAMPETTEN 7 FARKLI DAVULCU
Burada artık Signature Database’in asıl amacı ortaya çıkıyor.
Senin tek trampetin:
Craviotto 14×6.5
şu karakterlere yaklaştırılabilir:
| Hedef | Tuning | EQ | Compression | Reverb |
|---|---|---|---|---|
| Gadd | Orta-yüksek | Az | 3:1 | Kısa |
| Weckl | Yüksek | Attack | 4:1 | Kısa |
| Erskine | Yüksek | Çok az | 2:1 | Room |
| Simon Phillips | Orta | Low-mid | 4:1 | Büyük |
| Chambers | Orta-yüksek | Crack | 4:1 | Plate |
| Carlock | Orta | Natural | 2:1 | Çok az |
| Lars | Yüksek | Aggressive | 5:1 | Short |
Burada çok önemli bir gerçek var:
Signature sound’u yalnızca signature trampet yaratmaz.
Aynı shell:
head + tuning + wire + microphone + mic position + room + EQ + compression
değiştiğinde bambaşka bir davula dönüşür.
22. MİKROFON SEÇİMİNİ DEĞİŞTİRDİĞİMİZDE NE OLUR?
SM57
attack + midrange + familiar rock snare
Beyerdynamic M201
daha smooth + daha doğal + transient kontrolü
Sennheiser MD441
çok temiz + hızlı transient + ayrıntılı
Neumann KM84
açık + doğal + transient detail
Neumann U67
daha büyük + body + room integration
Coles 4038
yumuşak transient + dark room character
Dolayısıyla aynı Craviotto:
SM57
ile:
rock
KM84
ile:
jazz/fusion
U67
ile:
large studio
4038 room
ile:
ECM/organic
yöne gidebilir.
23. EN ÖNEMLİ MİKROFONLAMA KURALI
Signature sound ararken şu hataya düşmemek gerekir:
“Davulcu X → mikrofon Y kullanmış → ben de Y kullanmalıyım.”
Hayır.
Doğru yaklaşım:
Davulun akustik problemi → mikrofon seçimi
olmalıdır.
Örneğin:
çok parlak snare:
→ ribbon
çok karanlık snare:
→ condenser
fazla transient:
→ M201
az attack:
→ SM57
fazla body:
→ daha küçük diyafram
fazla room:
→ close mic ağırlığı
24. PHASE
Bottom mic’in polarity’si çoğu durumda ters çevrilerek başlanmalıdır.
Ancak:
“bottom mic = her zaman polarity reverse”
kural değildir.
Asıl kontrol:
waveform + mono sum + kulak
ile yapılmalıdır.
Özellikle 100–300 Hz bölgesinde phase cancellation varsa snare’in gövdesi dramatik biçimde küçülebilir.
25. ROOM MICROPHONE
Signature snare’i büyük yapan şeylerden biri çoğu zaman close mic değildir.
ROOM
özellikle:
- Simon Phillips
- Vinnie Colaiuta
- Steve Gadd
- Dave Weckl
- Dennis Chambers
gibi farklı soundlarda çok önemlidir.
Room mic’i tamamen temiz bırakmak yerine:
1176 / 8:1
veya
Fairchild-style compression
ile yoğunlaştırıp çok düşük seviyede mix’e sokmak son derece etkili olabilir.
26. PLATE REVERB
Signature snare için başlangıç noktaları:
Jazz
1.2–1.8 s
Fusion
0.9–1.3 s
Pop
0.8–1.2 s
Rock
0.8–1.4 s
Metal
0.5–1.0 s
Predelay:
15–35 ms
Ama en önemli parametre:
MIX
Reverb’ü duyduğun anda biraz fazla açmışsındır.
Biraz geri çek.
27. SONUÇ: SENİN CRAVIOTTO İÇİN EN ÖNEMLİ ÜÇ AYAR
Senin istediğin:
woody + overtones + snare-wire crackle + ghost notes
karakteri için ben üç farklı kayıt presetini özellikle saklardım.
PRESET 1 — ECM / JAZZ
190 / 335 Hz
KM84 top
SM57 bottom
U67 overhead
4038 room
2:1 compression
1.4 s plate
PRESET 2 — MODERN FUSION
205 / 355 Hz
M201 top
SM57 bottom
4:1
15–20 ms attack
70 ms release
0.9 s plate
PRESET 3 — BIG ROCK
180 / 320 Hz
SM57 top
MD421 veya SM57 bottom
4:1
25 ms attack
80 ms release
1.2 s room/plate
Parallel compression:
10–15%
28. EN SON VE EN ÖNEMLİ NOKTA
Senin DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple’ını modern bir rock snare’e dönüştürmek kolaydır.
Zor olan:
onun doğal karakterini kaybetmeden büyük ve profesyonel duyurmak.
Bunun için ilk tercih:
daha fazla EQ değil, daha iyi tuning.
İkinci tercih:
daha fazla compression değil, daha iyi mic placement.
Üçüncü tercih:
daha fazla reverb değil, daha iyi room.
Ve dördüncü:
daha fazla damping değil, doğru head ve wire tension.
Bu yaklaşım özellikle senin aradığın woody body + overtone + wire crackle + ghost-note sensitivity kombinasyonuna çok daha uygundur.
@Stüdyo ARTLINE Hakan NART
50 SIGNATURE TRAMPETİN FABRİKA AKORDU VE KAYIT TUNING ATLASI
Giriş: Bu tablo nasıl kullanılmalı?
Bir signature trampetin üzerinde yazan ölçü ve gövde malzemesi, onun yalnızca başlangıç karakterini belirler. Gerçek kayıt sesi ise:
shell + bearing edge + hoop + lug + head + snare wire + tuning + damping + microphone + microphone position + room
zincirinin tamamından oluşur.
Bu nedenle aşağıdaki değerler “bu trampet mutlaka şu Hz’e akort edilir” anlamına gelmez.
Örneğin aynı 14×6.5 maple trampet:
- düşük tuning ile koyu ve büyük,
- orta tuning ile dengeli ve modern,
- yüksek tuning ile açık, hızlı ve keskin
hale gelebilir.
Remo’nun genel yaklaşımında da resonant tarafın batter’dan bir miktar daha yüksek akort edilmesi daha belirgin overtone, sustain ve fokus sağlayabilir. Snare-side head ise normal resonant head’lerden çok daha incedir; Ambassador Hazy yaklaşık 3 mil, Diplomat Hazy ise yaklaşık 2 mil kalınlıktadır.
Dolayısıyla bu atlasın amacı:
“Ünlü trampetin aynısını akort etmek” değil, o trampetin tasarım felsefesini kendi davulunda yeniden oluşturabilmektir.
1. AKORT SİSTEMİNİN OKUNMASI
Tablolarda:
Batter Hz = üst derinin temel titreşim bölgesi
Snare-side Hz = alt/snare-side derinin temel titreşim bölgesi
Δ Hz = iki taraf arasındaki yaklaşık fark
Wire = snare wire gerginliği
Damping = kontrollü susturma miktarı
olarak kullanılacaktır.
Önemli:
Davul derisinin ölçülen Hz değeri, tek bir “nota” gibi davranmaz.
Çünkü gerçek bir trampette:
- head mode’ları,
- shell resonance,
- air cavity,
- snare wire coupling,
- hoop tension,
- bearing edge
birlikte çalışır.
Bu yüzden tuning uygulamasında tek bir merkez frekansa bakmak yerine lug-to-lug eşitliği + genel rezonans + müzikal bağlam birlikte değerlendirilmelidir.
2. REFERANS TUNING BÖLGELERİ
| Karakter | Batter | Snare-side | Kullanım |
|---|---|---|---|
| Çok düşük / büyük | 180–220 Hz | 260–310 Hz | Rock, büyük backbeat |
| Düşük | 220–250 Hz | 300–340 Hz | Modern rock |
| Orta | 250–280 Hz | 330–370 Hz | Pop / fusion |
| Orta-yüksek | 280–310 Hz | 360–410 Hz | Funk / studio |
| Yüksek | 310–350 Hz | 400–450 Hz | Jazz / big band |
| Çok yüksek | 350–400+ Hz | 450+ Hz | Bebop / orchestral |
Bunlar başlangıç bölgeleridir, mutlak standart değildir.
Özellikle 13″, 12″ ve piccolo trampetlerde aynı Hz değerleri 14″ trampetten çok farklı davranacaktır.
3. 50 SIGNATURE TRAMPET ATLASI
01 — Steve Gadd
Model: Yamaha Steve Gadd Signature
Tip: 14×5.5
Karakter: hızlı, kontrollü, sıcak, articulate
Batter: 285–315 Hz
Snare-side: 380–420 Hz
Δ: yaklaşık +90–110 Hz
Wire: Orta
Damping: çok az / yok
Başlangıç reçetesi:
- Coated single-ply
- İnce snare-side
- orta-yüksek batter
- snare-side belirgin şekilde daha yüksek
- rimshot’a izin veren açık tuning
Kayıt yaklaşımı:
SM57 gibi dinamik bir mikrofon 2–4 cm off-axis konumlandırıldığında güçlü attack elde edilir.
Jazz kaydında fazla EQ uygulamak yerine doğal overtone’ların korunması tercih edilir.
02 — Dave Weckl
Model: Yamaha Dave Weckl Signature
Tip: 13×5.5
Shell: Maple
Karakter: hızlı attack + yüksek sensitivity
Batter: 300–340 Hz
Snare-side: 400–440 Hz
Δ: +90–110 Hz
Wire: Orta-yüksek
Damping: çok az
Weckl karakterinin temelinde:
high tuning + sensitivity + articulate transient
vardır.
Özellikle ghost note çalan bir davulcuda snare-side’ın aşırı gevşetilmesi bu karakteri bozar.
03 — Peter Erskine
Model: Tama Peter Erskine
Karakter: kontrollü fakat doğal
Batter: 275–305 Hz
Snare-side: 365–405 Hz
Wire: Orta
Damping: düşük
Jazz/fusion için:
- coated batter
- açık tuning
- kısa olmayan sustain
- kontrollü wire tension
çok iyi başlangıçtır.
Amaç “ölü” bir studio snare değil, miks içerisinde nefes alan bir trampettir.
04 — Simon Phillips
Model: Tama SP1465
Ölçü: 14×6.5
Shell: 8-ply African Mahogany + Sound Focus Rings
Wire: 20-strand carbon steel
Bu modelin tasarımı özellikle güçlü gövde ve kontrollü attack üretmeye yöneliktir.
Batter: 250–285 Hz
Snare-side: 350–390 Hz
Wire: Orta-yüksek
Damping: düşük
Tama’nın resmi modelinde 14×6.5 ölçü, African Mahogany gövde ve Sound Focus Rings kullanılır.
Bu nedenle düşük tuning’de bile ince bir 14×5 trampet gibi davranmaz; daha fazla gövde üretir.
05 — Dennis Chambers
Model: Pearl DC1465S/C
Ölçü: 14×6.5
Shell: Maple
Batter: 270–305 Hz
Snare-side: 365–410 Hz
Wire: Orta-yüksek
Damping: düşük
Dennis Chambers yaklaşımında trampetin:
ghost note → articulation → rimshot → full stroke
aralığını aynı anda taşıması gerekir.
Bu nedenle aşırı damping kullanılmamalıdır.
Pearl’ün güncel DC1465S/C modeli 14×6.5 maple gövde, MasterCast hoops ve üç ayrı ayarlanabilir 6-strand snare sistemine sahiptir.
Bu tasarım, snare response üzerinde alışılmış 20-strand sistemlerden daha farklı bir kontrol imkânı verir.
06 — Benny Greb
Model: SONOR Benny Greb Signature
Ölçü: 13×5.75
Batter: 285–320 Hz
Snare-side: 390–430 Hz
Wire: Orta
Damping: kontrollü
Benny Greb karakterinde trampetin:
- attack,
- body,
- ghost note,
- rimshot
arasında çok geniş bir dinamik alan taşıması önemlidir.
SONOR’un modelinde gövde yapısı ve Dual Glide strainer sistemi bu kullanım anlayışını destekler.
07 — Vinnie Colaiuta
Model: Gretsch GAS0514-VC
Ölçü: 14×5
Batter: 285–320 Hz
Snare-side: 390–430 Hz
Wire: Orta-yüksek
Damping: minimum
Vinnie tarzında özellikle:
ghost notes + articulation + rimshot
bir arada düşünülmelidir.
Bu nedenle deriyi fazla gevşetmek, trampetin “cevap hızını” düşürür.
08 — Keith Carlock
Karakter: modern jazz / rock / fusion
Batter: 260–295 Hz
Snare-side: 350–390 Hz
Wire: orta
Damping: hafif
Amaç:
dry değil — controlled open
bir karakterdir.
Bu yaklaşım ECM tipi aşırı kuru snare ile modern rock snare arasında güzel bir noktaya oturur.
09 — Lars Ulrich
Model: Tama LU1465
Ölçü: 14×6.5
Batter: 220–255 Hz
Snare-side: 315–350 Hz
Wire: Orta
Damping: orta
Metal için:
body + attack + projection
önceliklidir.
Bu nedenle tuning çok yükseltilirse büyük gövde kaybolabilir.
10 — Stewart Copeland
Model: Pearl/Tama signature dönemleri
Karakter: çok hızlı transient
Batter: 310–350 Hz
Snare-side: 410–450 Hz
Wire: orta-yüksek
Damping: minimum
Copeland tipi sound için:
high pitch + fast response + bright attack
önemlidir.
11 — Steve Jordan
Karakter: vintage / open / fat
Batter: 235–270 Hz
Snare-side: 330–370 Hz
Wire: orta
Damping: düşük
Burada önemli nokta trampetin “fazla düzgün” hale getirilmemesidir.
Bir miktar overtone müzikal karakterin parçasıdır.
12 — Chad Smith
Karakter: funk-rock / aggressive
Batter: 260–295 Hz
Snare-side: 360–400 Hz
Damping: hafif
Attack’in miks içinde öne çıkması için:
- 1–2 kHz body,
- 3–5 kHz attack,
- 7–10 kHz wire
bölgeleri ayrı ayrı dinlenmelidir.
13 — Joey Jordison
Karakter: metal / yüksek projection
Batter: 240–275 Hz
Snare-side: 350–390 Hz
Wire: yüksek
Damping: orta
Metal miksinde amaç:
shorter decay + aggressive transient
olabilir.
14 — Matt Halpern
Karakter: modern metal
Batter: 235–270 Hz
Snare-side: 345–390 Hz
Damping: orta
Modern metal için çok önemli nokta:
Snare’i tek başına güzel yapmak yerine gitar duvarının arasında duyulmasını sağlamaktır.
15 — Matt McGuire
Karakter: modern pop / electronic / rock
Batter: 250–290 Hz
Snare-side: 360–400 Hz
Damping: orta
Burada transient’in sample layer ile birleştirilmesi de mümkündür.
16 — Mike Portnoy
Karakter: progressive rock/metal
Batter: 230–275 Hz
Snare-side: 345–390 Hz
Wire: orta-yüksek
Damping: orta
Portnoy yaklaşımında büyük backbeat ile hızlı progressive pasajların aynı trampette çalışması gerekir.
17 — Neil Peart
Karakter: precise / articulate
Batter: 280–315 Hz
Snare-side: 390–430 Hz
Damping: düşük
Özellikle intricate pattern’lerde yüksek tuning, stroke separation sağlar.
18 — Bill Bruford
Karakter: articulate / progressive / orchestral
Batter: 280–320 Hz
Snare-side: 390–435 Hz
Damping: düşük
Bruford tarzında trampetin notaları birbirine yapışmamalıdır.
19 — Jeff Porcaro
Karakter: studio pocket
Batter: 245–280 Hz
Snare-side: 345–385 Hz
Damping: hafif
Burada hedef:
fat center + controlled crack
kombinasyonudur.
20 — Steve Smith
Karakter: jazz-rock / fusion
Batter: 275–315 Hz
Snare-side: 380–425 Hz
Wire: orta-yüksek
21 — Ian Paice
Karakter: classic hard rock
Batter: 230–265 Hz
Snare-side: 335–370 Hz
Damping: hafif-orta
22 — Tico Torres
Karakter: arena rock
Batter: 230–270 Hz
Snare-side: 340–380 Hz
Damping: orta
23 — Eric Singer
Karakter: hard rock
Batter: 225–260 Hz
Snare-side: 335–375 Hz
24 — Virgil Donati
Karakter: extreme fusion
Batter: 295–335 Hz
Snare-side: 395–440 Hz
Damping: minimum
Çok hızlı pasajlarda yüksek tuning response’u artırır.
25 — Omar Hakim
Karakter: fusion / pop / jazz
Batter: 275–310 Hz
Snare-side: 375–415 Hz
Damping: düşük
26 — Vinnie Paul
Karakter: heavy metal
Batter: 220–255 Hz
Snare-side: 325–365 Hz
Damping: orta
27 — Gergo Borlai
Karakter: modern fusion
Batter: 285–325 Hz
Snare-side: 390–430 Hz
Wire: orta-yüksek
28 — Jost Nickel
Karakter: modern funk / fusion
Batter: 285–320 Hz
Snare-side: 380–425 Hz
Damping: düşük
29 — Gavin Harrison
Karakter: progressive / highly controlled
Batter: 270–310 Hz
Snare-side: 370–415 Hz
Damping: orta-düşük
Burada transient ve decay ayrı ayrı kontrol edilir.
30 — Steve Ferrone
Karakter: studio rock / pop
Batter: 245–280 Hz
Snare-side: 350–385 Hz
Damping: hafif
31 — Dave Grohl
Karakter: huge rock snare
Batter: 220–250 Hz
Snare-side: 325–360 Hz
Damping: düşük-orta
Bu tip sound’da trampetin doğal shell resonance’ı önemlidir.
32 — Buddy Rich
Karakter: yüksek tension / big band
Batter: 330–370 Hz
Snare-side: 430–470 Hz
Buddy Rich’in yüksek head tension kullandığı ve overtone’ları özellikle büyük grup içerisinde koruduğu aktarılıyor. Remo’nun Buddy Rich üzerine yayımladığı teknik değerlendirme de yüksek tension ve overtone’ların brass section karşısında projection sağladığını vurguluyor.
33 — Tony Williams
Karakter: open jazz / explosive
Batter: 300–350 Hz
Snare-side: 410–460 Hz
Damping: yok veya minimum
Bu yaklaşımda trampetin:
ring
özelliği düşman değil, karakterdir.
34 — Art Blakey
Karakter: hard bop / explosive attack
Batter: 290–335 Hz
Snare-side: 390–435 Hz
Damping: minimum
35 — Elvin Jones
Karakter: open / dynamic / organic
Batter: 270–315 Hz
Snare-side: 370–420 Hz
Damping: minimum
36 — Jack DeJohnette
Karakter: open modern jazz
Batter: 280–320 Hz
Snare-side: 380–425 Hz
37 — Dennis Elliott
Karakter: classic rock
Batter: 235–270 Hz
Snare-side: 340–375 Hz
38 — Phil Collins
Karakter: controlled pop-rock
Batter: 240–275 Hz
Snare-side: 345–385 Hz
Damping: orta
39 — Steve Shelley
Karakter: alternative / indie
Batter: 230–270 Hz
Snare-side: 340–380 Hz
Damping: hafif
40 — Josh Freese
Karakter: modern rock / studio
Batter: 245–285 Hz
Snare-side: 350–395 Hz
Damping: hafif-orta
41 — Abe Laboriel Jr.
Karakter: pop / groove / large studio
Batter: 250–285 Hz
Snare-side: 355–395 Hz
42 — Taylor Hawkins
Karakter: aggressive open rock
Batter: 235–275 Hz
Snare-side: 345–390 Hz
Damping: düşük
43 — Questlove
Karakter: deep pocket / vintage funk
Batter: 225–260 Hz
Snare-side: 330–365 Hz
Damping: düşük
Amaç kısa ve cansız bir sound değil; groove’un içine oturan geniş body’dir.
44 — David Garibaldi
Karakter: funk / ghost notes
Batter: 290–330 Hz
Snare-side: 390–430 Hz
Wire: orta
Garibaldi’nin ghost-note yaklaşımında snare-side ve snare-wire gerginliği kritik hale gelir. Çok fazla gerginlik hassasiyeti azaltabilir; çok gevşek ayar ise istenmeyen rattling oluşturabilir.
45 — Dennis Chambers / Fusion High-Response
Batter: 300–335 Hz
Snare-side: 400–440 Hz
Wire: orta-yüksek
Bu ayar özellikle:
- ghost note
- double stroke
- fast grace note
- rimshot
için kullanılabilir.
46 — ECM Jazz / Garbarek Estetiği
Bu bir signature model değil, fakat atlasın özellikle Hakan Nart / ARTLINE kayıt yaklaşımı açısından önemli bir referans presetidir.
14×5 veya 14×6.5 maple
Batter: 260–295 Hz
Snare-side: 360–405 Hz
Head: Coated single-ply
Wire: düşük-orta
Damping: minimum
Mikrofon:
Neumann U67 / U47 FET / KM84 / M201
yaklaşımı düşünülebilir.
Burada amaç:
“Modern pop snare” değil, davulun odanın içinde gerçekten varmış gibi duyulmasıdır.
47 — Vintage Recording Snare
14×5 – 14×6.5 wood
Batter: 235–275 Hz
Snare-side: 335–380 Hz
Damping: tek küçük gel / tape
Mikrofon:
SM57 + ribbon/large diaphragm condenser
Bu kombinasyon özellikle 1960–70’ler karakterini taklit etmek için kullanılabilir.
48 — Modern Pop Snare
14×5.5 – 14×6.5
Batter: 270–310 Hz
Snare-side: 370–415 Hz
Damping: orta
EQ başlangıcı:
- 100 Hz: HPF
- 180–220 Hz: body
- 400–700 Hz: boxiness kontrolü
- 2–4 kHz: attack
- 6–8 kHz: crack
- 10 kHz+: air/wire
49 — Modern Metal Snare
14×6.5 – 14×7
Batter: 220–260 Hz
Snare-side: 330–375 Hz
Damping: orta-yüksek
Compression:
Attack: 15–30 ms
Release: 50–100 ms
Ratio: 4:1–6:1
Amaç:
transient’i öldürmeden sustain’i kontrol etmek.
50 — HAKAN NART / DW CRAVIOTTO 14×6.5 SOLID MAPLE
Bu atlasın senin trampetin için özel referans noktasıdır.
Trampet:
DW Craviotto
14×6.5
Solid Maple
Mevcut wire:
Puresound 36-strand
Batter:
Remo Coated Controlled Sound
PRESET A — ECM / JAZZ
Batter: 265–285 Hz
Snare-side: 365–395 Hz
Δ: +90–120 Hz
Wire:
düşük-orta
Damping:
yok
Bu ayar:
- brush
- ghost note
- rim
- open stroke
arasında çok geniş bir alan bırakır.
PRESET B — STEVE GADD
Batter: 285–305 Hz
Snare-side: 385–415 Hz
Wire:
orta
Damping:
çok hafif
Sonuç:
dry + woody + articulate
PRESET C — DAVE WECKL
Batter: 300–325 Hz
Snare-side: 400–430 Hz
Wire:
orta-yüksek
Damping:
minimum
Sonuç:
fast + sensitive + bright
PRESET D — SIMON PHILLIPS
Batter: 250–280 Hz
Snare-side: 350–390 Hz
Wire:
orta-yüksek
Damping:
hafif
Sonuç:
big body + powerful attack
PRESET E — DENNIS CHAMBERS
Batter: 285–315 Hz
Snare-side: 390–425 Hz
Wire:
orta-yüksek
Damping:
minimum
Sonuç:
ghost note + rimshot + projection
PRESET F — CARLOCK / MODERN JAZZ
Batter: 260–290 Hz
Snare-side: 360–400 Hz
Wire:
orta
Damping:
çok hafif
Sonuç:
controlled open
PRESET G — VINTAGE ROCK
Batter: 235–265 Hz
Snare-side: 335–370 Hz
Wire:
orta
Damping:
tek küçük gel
Sonuç:
fat + woody + punchy
PRESET H — MODERN ROCK
Batter: 250–280 Hz
Snare-side: 350–390 Hz
Wire:
orta-yüksek
Damping:
orta
Sonuç:
crack + body + controlled tail
4. 14×6.5 CRAVIOTTO İÇİN EN ÖNEMLİ NOKTA
Senin DW Craviotto’nun solid maple yapısı nedeniyle, ben ilk denemede çok yüksek tuning’e gitmezdim.
Önce:
Batter
275 Hz civarı
Snare-side
380–390 Hz civarı
ile başlardım.
Sonra üç ayrı bölgeyi dinlerdim:
1. Ghost note
Çok zayıfsa:
→ wire biraz gevşetilir.
2. Rimshot
Yeterince “crack” yoksa:
→ batter biraz yükseltilir.
3. Body
Trampet fazla ince duyuluyorsa:
→ batter biraz düşürülür.
Bu üç değişkeni aynı anda değiştirmemek çok önemlidir.
5. HEAD SEÇİMİ İLE AKORT ARASINDAKİ İLİŞKİ
Remo’nun head sınıflandırmasına göre Ambassador yaklaşık 10 mil, Diplomat yaklaşık 7.5 mil; snare-side Ambassador Hazy yaklaşık 3 mil ve Diplomat Hazy yaklaşık 2 mildir.
Dolayısıyla:
Ambassador Coated + Ambassador Hazy
Daha:
balanced / open / woody
karakter.
Ambassador Coated + Diplomat Hazy
Daha:
sensitive / fast / bright
karakter.
Diplomat Coated + Diplomat Hazy
Daha:
light / responsive / delicate
karakter.
Emperor/P3/P77 + Ambassador Hazy
Daha:
controlled / punchy / powerful
karakter.
6. AKORTTA EN BÜYÜK HATA
Bir trampeti sadece merkez frekansına göre akort etmek.
Örneğin:
“Batter 280 Hz, tamam.”
demek yeterli değildir.
Aynı 280 Hz değerinde iki trampet birbirinden tamamen farklı duyulabilir.
Çünkü:
Head tension distribution
çok önemlidir.
Her lug çevresindeki pitch birbirine mümkün olduğunca yakın olmalıdır.
Önce:
lug-to-lug
eşitliği.
Sonra:
batter / snare-side relationship.
En son:
shell resonance.
7. MİKROFONLA AKORT ETMEK
Kayıtta çok önemli bir prensip:
Trampeti sadece davulcunun bulunduğu noktadan dinleyerek akort etme.
Buddy Rich üzerine Remo’nun teknik değerlendirmesinde de trampetin sahne/miks içerisindeki davranışının, davulcunun kulağının hemen arkasındaki algıdan daha önemli olduğu özellikle vurgulanıyor.
Bu nedenle:
- Davulcu çalsın.
- Mühendis kontrol odasından dinlesin.
- Mikrofon pozisyonunu değiştirerek kontrol etsin.
- Sonra tuning’e müdahale etsin.
8. SON KURAL
Bir trampetin “doğru” tuning’i:
en güzel solo duyulan tuning değildir.
Doğru tuning:
şarkının içerisinde kick, bass, guitar, vocal ve overhead’lerle birlikte en iyi çalışan tuning’dir.
Bu nedenle profesyonel kayıt sürecinde:
Önce trampeti kaydetmek için akort etme; önce şarkıyı dinle, sonra trampeti şarkıya göre akort et.
Bu yaklaşım, signature trampetlerin gerçek mühendislik değerini ortaya çıkarır. @ARTLINE Drum Club Hakan NART
TRAMPET VE KAYIT
50 SIGNATURE TRAMPETİN KAYIT REÇETELERİ
Mikrofon → Preamp → EQ → Compression → Reverb → Room → Mix
Bu bölümde amaç, dünyaca tanınan davulcuların signature trampetlerini yalnızca model ve ölçü olarak incelemek değil, kayıt mühendisliği açısından nasıl ele alınabileceklerini ortaya koymaktır.
Buradaki değerler:
- kesin tarihsel kayıt ayarları değildir,
- belirli bir albümün birebir mühendislik reçetesi değildir,
- başlangıç noktalarıdır,
- kullanılan mikrofon, oda ve davulcunun vuruşuna göre değiştirilmelidir.
En önemli prensip:
İyi akort edilmiş bir trampete az işlem yapmak, kötü akort edilmiş bir trampeti EQ ile düzeltmeye çalışmaktan çok daha etkilidir.
Kayıt mühendisleri de tuning ve mikrofon yerleşiminin temel belirleyiciler olduğunu özellikle vurgular. Barry Rudolph, trampetin miksin önemli bir bölümünü overhead mikrofonlarda zaten taşıdığını ve tuning’in kritik olduğunu belirtirken; modern kayıt yaklaşımında mikrofonun kafa üzerindeki konumunun birkaç santimetre değişmesinin bile ciddi tonal fark yaratabildiği gösteriliyor.
1. ORTAK KAYIT ZİNCİRİ
Başlangıç için:
SNARE TOP
SM57 / M201 / MD441 / KM84
↓
PREAMP
temiz, hızlı transient verebilen preamp
↓
HPF
70–100 Hz
↓
BODY
150–250 Hz
↓
BOXINESS
400–800 Hz
↓
ATTACK
2–4 kHz
↓
CRACK
4–7 kHz
↓
WIRE / AIR
7–12 kHz
↓
COMPRESSOR
2–6 dB gain reduction
↓
PLATE / ROOM
tempo ve müziğe göre
Bu değerlerin hiçbiri “zorunlu” değildir.
Özellikle snare’in üst mikrofonunu merkeze yaklaştırmak low-end/body miktarını artırırken rim’e doğru hareket ettirmek snare-wire ve attack oranını artırır. Bu nedenle bazen 3 dB EQ yerine mikrofonu birkaç santimetre hareket ettirmek çok daha doğru çözümdür.
2. SNARE TOP MİKROFON POZİSYONU
İyi bir başlangıç:
head’den 3–5 cm
rim’in yaklaşık 4–6 cm içerisi
head’e 25–45° açı
Daha fazla body
Mikrofonu merkeze yaklaştır.
Daha fazla crack
Mikrofonu rim’e yaklaştır.
Daha fazla wire
Mikrofonu daha dış bölgeye yönlendir.
Daha az cymbal bleed
Mikrofonun arkasını hi-hat/cymbal yönüne çevir.
Mikrofon konumunun çok küçük değişikliklerle bile ciddi sonuçlar verebilmesi nedeniyle önce fiziksel yerleşim, sonra EQ yapılmalıdır.
3. SNARE BOTTOM
Bottom mikrofonunun görevi genellikle:
wire + high-mid + transient detail
eklemektir.
Başlangıç:
SM57 / M201 / KM84
Head’den:
3–6 cm
Bottom mic genellikle üst mikrofonun ters polaritesinde denenmelidir.
Ancak:
“Bottom mic her zaman polarity reverse yapılmalıdır”
yanlış bir genellemedir.
Doğru olan:
dinle → polarity değiştir → hangisi daha doluysa onu kullan.
Bottom mikrofonunun amacı ayrı bir trampet sesi yaratmak değil, üst mikrofonun eksik bıraktığı wire bilgisini tamamlamaktır.
4. 50 KAYIT REÇETESİ
01 — STEVE GADD
Model: Yamaha Steve Gadd Signature
14×5.5 steel
Tuning
Batter:
285–310 Hz
Snare-side:
385–415 Hz
Head
Powerstroke 3 Coated
Snare-side:
Diplomat Hazy
Mic
Top:
Shure SM57
Alternatif:
Sennheiser MD421 / M201
Bottom:
SM57 veya KM84
Top mic
Rim’den 4–5 cm içeri.
Açı:
30–40°
EQ
HPF:
80 Hz
Body:
+1–2 dB @ 180–220 Hz
Box:
−2–4 dB @ 500–700 Hz
Attack:
+1–3 dB @ 3.5 kHz
Air:
+1–2 dB @ 8–10 kHz
Compression
Ratio:
4:1
Attack:
15–25 ms
Release:
70–120 ms
Gain reduction:
2–4 dB
Reverb
Plate:
0.9–1.3 s
Pre-delay:
15–25 ms
High-pass:
250 Hz
Low-pass:
7–8 kHz
Karakter
dry / articulate / musical
Gadd yaklaşımında trampeti aşırı “işlenmiş” hale getirmek yerine davulun doğal karakterini korumak önemlidir. Gadd’ın kendisi de sabit bir “drum sound” peşinde olmadığını, davulun davul gibi duyulmasını istediğini vurgulamıştır.
02 — DAVE WECKL
Model: Yamaha Dave Weckl Signature
13×5.5 maple
Tuning
Batter:
300–335 Hz
Bottom:
405–440 Hz
Mic
Top:
SM57 / M201
Bottom:
KM84 / SM57
EQ
HPF:
90 Hz
Body:
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 600 Hz
Attack:
+3 dB @ 3–4.5 kHz
Wire:
+2 dB @ 7–9 kHz
Compression
Ratio:
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
3–5 dB
Reverb
Bright plate:
0.8–1.1 s
Pre-delay:
20 ms
Mix
Overhead’ler ile birlikte dinlenmelidir.
Weckl’in kendi açıklamasında da tuning’in müziğin havasına göre değişebildiği özellikle belirtiliyor.
03 — PETER ERSKINE
14×4.5
Tuning
Batter:
275–305 Hz
Bottom:
370–410 Hz
Mic
Top:
M201
Bottom:
SM57
EQ
HPF:
90 Hz
Body:
+2 dB @ 180–200 Hz
−2 dB @ 600 Hz
Attack:
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
Attack:
25 ms
Release:
100 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
Short plate:
0.7–1.0 s
Karakter
dry / articulate / jazz-fusion
04 — SIMON PHILLIPS
TAMA SP1465
14×6.5 African Mahogany
Tuning
Batter:
250–280 Hz
Bottom:
350–390 Hz
Mic
Top:
SM57
Alternatif:
MD441
Bottom:
SM57
Room:
U67 / U87
EQ
HPF:
70 Hz
Body:
+2–3 dB @ 160–200 Hz
Box:
−2 dB @ 500 Hz
Attack:
+3 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
Attack:
15–25 ms
Release:
70 ms
GR:
4–6 dB
Plate
1.0–1.4 s
Pre-delay:
20 ms
Room
Room mikrofonu çok önemlidir.
Bu trampet:
close mic + room
birlikte değerlendirildiğinde çok daha büyük hale gelir.
05 — DENNIS CHAMBERS
Pearl DC1465S/C
14×6.5 maple
Tuning
Batter:
285–315 Hz
Bottom:
390–425 Hz
Mic
Top:
SM57 / M201
Bottom:
SM57
Room:
AEA R88 / stereo ribbon
EQ
HPF:
80 Hz
Body:
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 650 Hz
Attack:
+3 dB @ 3.5 kHz
Wire:
+2 dB @ 7 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
70–90 ms
GR:
3–5 dB
Reverb
Plate:
0.8–1.2 s
Önemli
Dennis Chambers tipi çalımda ghost note ile rimshot arasındaki dinamik fark çok geniş olduğu için kompresörü aşırı hızlı yapmak transient’i öldürebilir.
06 — BENNY GREB
13×5.75 Beech
Tuning
Batter:
290–320 Hz
Bottom:
390–430 Hz
Mic
Top:
M201
Bottom:
SM57
EQ
HPF:
90 Hz
Body:
+1.5 dB @ 200 Hz
−3 dB @ 600 Hz
Attack:
+2 dB @ 3.2 kHz
Wire:
+2 dB @ 8 kHz
Compression
3:1
Attack:
25 ms
Release:
90 ms
GR:
2–4 dB
Reverb
0.7–1.0 s plate
Karakter
fast / detailed / controlled-open
07 — VINNIE COLAIUTA
Gretsch 14×5
Tuning
Batter:
285–320 Hz
Bottom:
390–430 Hz
Mic
Top:
SM57 / M201
Bottom:
KM84
EQ
HPF:
80 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500–650 Hz
+2 dB @ 3.5 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
3 dB
Reverb
Plate:
0.8 s
Pre-delay:
20 ms
Amaç
Ghost notes’in kaybolmaması.
08 — KEITH CARLOCK
Tuning
260–295 Hz
Bottom:
355–395 Hz
Mic
M201 top
SM57 bottom
EQ
HPF:
80 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
Attack:
25 ms
Release:
100 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
0.9 s dark plate
Karakter
modern jazz / controlled / warm
09 — LARS ULRICH
Tuning
230–260 Hz
Bottom:
330–370 Hz
Mic
Top:
SM57 + KM84
Bottom:
SM57
EQ
HPF:
70 Hz
+3 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
6:1
Attack:
15 ms
Release:
60 ms
GR:
5–7 dB
Reverb
0.7–1.0 s
Mix
Gitarlar yoğunlaştığında 2–4 kHz bölgesinin gitarlarla çakışıp çakışmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
10 — STEWART COPELAND
Tuning
310–350 Hz
Bottom:
410–450 Hz
Mic
SM57
Alternatif:
M201
EQ
HPF:
100 Hz
Body:
+1 dB @ 200 Hz
Attack:
+3 dB @ 3–5 kHz
Wire:
+3 dB @ 8–10 kHz
Compression
3:1
Attack:
30 ms
Release:
80 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
Short bright plate:
0.6–0.9 s
Karakter
high-pitched / fast / aggressive
11 — STEVE JORDAN
Tuning
240–270 Hz
Bottom:
335–375 Hz
Mic
Top:
SM57
Bottom:
SM57
Room:
Coles 4038
EQ
HPF:
70 Hz
+3 dB @ 150–200 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+1–2 dB @ 3 kHz
Compression
4:1
Attack:
25 ms
Release:
100 ms
GR:
3–4 dB
Room compression
Room mikrofonuna daha güçlü compression uygulanabilir.
Karakter
fat / open / vintage
12 — JEFF PORCARO
Tuning
245–275 Hz
Bottom:
345–385 Hz
Mic
Top:
SM57 / C451
Bottom:
SM57
Room:
C12 / C24 / 414
EQ
HPF:
70 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 450–600 Hz
+2 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
100 ms
GR:
3–4 dB
Reverb
0.8–1.2 s
Karakter
studio pocket / fat / controlled
13 — DAVE GROHL
Tuning
220–250 Hz
Bottom:
325–360 Hz
Mic
Top:
SM57
Bottom:
SM57
Room:
U87
EQ
HPF:
60–70 Hz
+3 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
Attack:
15 ms
Release:
70 ms
GR:
5 dB
Room
Room kanalını paralel compression ile büyütmek mümkündür.
Karakter
huge / aggressive / rock
14 — BILL BRUFORD
Tuning
285–320 Hz
Bottom:
390–435 Hz
Mic
M201 / SM57
Bottom:
SM57
Room:
Ribbon
EQ
HPF:
80 Hz
+1 dB @ 200 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
Attack:
30 ms
Release:
100 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
1.0–1.5 s
Karakter
articulate / progressive / dynamic
15 — NEIL PEART
Tuning
290–320 Hz
Bottom:
390–430 Hz
Mic
SM57
Bottom:
SM57
Room:
large condenser
EQ
HPF:
80 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
3–4 dB
16 — ART BLAKEY
Tuning
295–335 Hz
Bottom:
400–440 Hz
Mic
Ribbon veya vintage dynamic
EQ
HPF:
80 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
2:1–3:1
GR:
2–3 dB
Reverb
Short room / plate
0.7–1.0 s
Karakter
open jazz + explosive attack
17 — TONY WILLIAMS
Tuning
300–350 Hz
Bottom:
410–460 Hz
Damping
yok
Mic
KM84 / M201
EQ
Minimum.
HPF:
80 Hz
−2 dB @ 500–700 Hz gerekirse
+1 dB @ 4 kHz
Compression
2:1
Attack:
30 ms
Release:
120 ms
GR:
1–2 dB
Reverb
Room ağırlıklı.
18 — ELVIN JONES
Tuning
270–315 Hz
Bottom:
370–420 Hz
Mic
Ribbon / large diaphragm condenser
EQ
Minimum.
Compression
2:1
GR:
1–2 dB
Reverb
Natural room.
Ana prensip
Trampeti “modernize etme”.
19 — JACK DEJOHNETTE
Tuning
280–320 Hz
Bottom:
380–425 Hz
Mic
M201 / KM84
EQ
HPF:
80 Hz
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+1–2 dB @ 4 kHz
Compression
2:1–3:1
20 — STEVE SMITH
Tuning
275–315 Hz
Bottom:
380–425 Hz
Mic
SM57
Bottom:
SM57
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3.5 kHz
+1 dB @ 8 kHz
Compression
4:1
GR:
3 dB
21 — CHAD SMITH
Tuning
260–295 Hz
Bottom:
360–400 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+3 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
Attack:
15 ms
Release:
70 ms
GR:
4–5 dB
Reverb
0.8 s plate
22 — IAN PAICE
Tuning
235–265 Hz
Bottom:
335–375 Hz
EQ
+3 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
GR:
3–5 dB
23 — TICO TORRES
Tuning
235–270 Hz
Bottom:
340–380 Hz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
4 dB
Reverb
1.0 s plate
24 — ERIC SINGER
Tuning
225–260 Hz
Bottom:
335–375 Hz
EQ
+3 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
GR:
5 dB
25 — VIRGIL DONATI
Tuning
295–335 Hz
Bottom:
400–440 Hz
Compression
3:1
Attack:
25 ms
Release:
70 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
Short plate
26 — OMAR HAKIM
Tuning
275–310 Hz
Bottom:
375–415 Hz
EQ
+1.5 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
GR:
2–3 dB
27 — VINNIE PAUL
Tuning
220–255 Hz
Bottom:
325–365 Hz
EQ
+4 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
6:1
Attack:
15 ms
Release:
60 ms
GR:
5–7 dB
Reverb
0.6–0.9 s
28 — GERGO BORLAI
Tuning
285–325 Hz
Bottom:
390–430 Hz
EQ
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3.5 kHz
+1 dB @ 8 kHz
Compression
3:1
29 — JOST NICKEL
Tuning
285–320 Hz
Bottom:
380–425 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
GR:
2–3 dB
30 — GAVIN HARRISON
Tuning
270–310 Hz
Bottom:
370–415 Hz
Damping
hafif
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500–700 Hz
+3 dB @ 3–4 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
3–4 dB
31 — STEVE FERRONE
Tuning
245–280 Hz
Bottom:
350–385 Hz
Mic
M201 / SM57
Compression
3:1
GR:
2–3 dB
Reverb
0.9–1.2 s
32 — BUDDY RICH
Tuning
330–370 Hz
Bottom:
430–470 Hz
Damping
yok
Mic
dynamic veya condenser
EQ
minimum.
+1 dB @ 3–4 kHz
Compression
2:1
GR:
1–2 dB
Reverb
Natural room.
Temel fikir
High tension + open resonance + projection
33 — DAVID GARIBALDI
Tuning
290–330 Hz
Bottom:
390–430 Hz
Wire
orta
Mic
SM57 / M201
EQ
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+2 dB @ 3 kHz
+2 dB @ 7 kHz
Compression
3:1
Attack:
25 ms
Release:
80 ms
GR:
2–3 dB
Kritik
Ghost notes’in altında noise gate kullanılmamalıdır.
34 — QUESTLOVE
Tuning
225–260 Hz
Bottom:
330–365 Hz
EQ
+3 dB @ 160–180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+1 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
GR:
2–4 dB
Reverb
dark room:
1.0–1.4 s
35 — PHIL COLLINS
Tuning
240–275 Hz
Bottom:
345–385 Hz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
80 ms
GR:
4 dB
Reverb
Plate:
1.0–1.5 s
36 — TAYLOR HAWKINS
Tuning
235–275 Hz
Bottom:
345–390 Hz
EQ
+3 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
4:1
GR:
4–5 dB
Reverb
0.8–1.1 s
37 — JOSH FREESE
Tuning
245–285 Hz
Bottom:
350–395 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
38 — ABE LABORIEL JR.
Tuning
250–285 Hz
Bottom:
355–395 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
GR:
2–3 dB
39 — STEVE SHELLEY
Tuning
230–270 Hz
Bottom:
340–380 Hz
Damping
hafif
Compression
3:1
Reverb
0.8–1.2 s room
40 — MIKE PORTNOY
Tuning
230–275 Hz
Bottom:
345–390 Hz
EQ
+3 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
Attack:
15 ms
Release:
60–80 ms
GR:
4–6 dB
41 — MATT HALPERN
Tuning
235–270 Hz
Bottom:
345–390 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−4 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
GR:
5 dB
Reverb
0.6–0.9 s
42 — MATT McGUIRE
Tuning
250–290 Hz
Bottom:
360–400 Hz
EQ
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 600 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
4:1
43 — JOEY JORDISON
Tuning
240–275 Hz
Bottom:
350–390 Hz
EQ
+3 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
6:1
GR:
5–7 dB
44 — LARS / MODERN METAL
Tuning
220–255 Hz
Bottom:
330–370 Hz
EQ
HPF:
60 Hz
+4 dB @ 160 Hz
−4 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
6:1
Attack:
15 ms
Release:
60 ms
GR:
5–7 dB
Parallel
1176-style aggressive parallel compression.
45 — MODERN POP
Tuning
270–310 Hz
Bottom:
370–415 Hz
EQ
HPF:
80 Hz
+2 dB @ 180 Hz
−3 dB @ 500–700 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
4:1
GR:
3–4 dB
Reverb
Plate:
1.0–1.4 s
Pre-delay:
20–35 ms
46 — ECM / MODERN JAZZ
Bu preset özellikle doğal ve akustik kayıt isteyenler için hazırlanmıştır.
Tuning
Batter:
265–290 Hz
Bottom:
365–405 Hz
Head
Coated single-ply
Mic
M201 / KM84 / U67
EQ
Minimum.
HPF:
60–80 Hz
−1–2 dB @ 500–700 Hz gerekirse
+1 dB @ 3–5 kHz gerekirse
Compression
2:1
Attack:
30 ms
Release:
120 ms
GR:
1–2 dB
Reverb
Öncelik:
room
Plate gerekiyorsa:
0.7–1.0 s
Temel ilke
Trampetin oda içindeki gerçek konumunu koru.
47 — VINTAGE ROCK
Tuning
235–270 Hz
Bottom:
335–380 Hz
Mic
SM57 + ribbon
EQ
+3 dB @ 160–180 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+3 dB @ 3 kHz
Compression
4:1
GR:
3–5 dB
Reverb
1.0 s plate
48 — BIG BAND / JAZZ
Tuning
310–350 Hz
Bottom:
410–460 Hz
Mic
Ribbon / condenser
EQ
çok az.
Compression
2:1
GR:
1–2 dB
Reverb
Natural room:
1.0–1.5 s
Hedef
Trampetin brass section karşısında kaybolmaması fakat brass ile savaşmaması.
49 — MODERN METAL
Tuning
220–260 Hz
Bottom:
330–375 Hz
Mic
Top:
SM57 / M201
Bottom:
SM57
EQ
HPF:
60–70 Hz
+3 dB @ 160 Hz
−3–5 dB @ 450–600 Hz
+4 dB @ 4 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
6:1
Attack:
10–20 ms
Release:
50–80 ms
GR:
5–7 dB
Reverb
0.5–0.8 s
Parallel compression
Güçlü paralel compression kullanılabilir.
Ancak ana close mic’in transient’i korunmalıdır.
50 — HAKAN NART / DW CRAVIOTTO 14×6.5 SOLID MAPLE
Bu atlasın en önemli presetlerinden biridir.
Çünkü burada amaç başka bir davulcuyu kopyalamak değil, mevcut DW Craviotto’nun karakterini farklı müziklere uyarlamaktır.
Mevcut setup:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
Puresound 36-wire
Remo Coated Controlled Sound batter
PRESET 50A — ARTLINE / ECM JAZZ
Tuning
Batter:
275 Hz
Snare-side:
385 Hz
Wire
Düşük-orta
Mic
M201
veya:
KM84
Position
Rim’den yaklaşık 5 cm içeri.
EQ
HPF:
70 Hz
+1.5 dB @ 180 Hz
−1.5 dB @ 600 Hz
+1 dB @ 3.5 kHz
Compression
2:1
Attack:
30 ms
Release:
120 ms
GR:
1–2 dB
Reverb
Natural room
veya
0.8 s dark plate
Sonuç
woody + open + sensitive + natural
PRESET 50B — STEVE GADD
Tuning
Batter:
295 Hz
Bottom:
400 Hz
Wire
Orta
Damping
Çok küçük gel veya hiç yok.
Mic
SM57
EQ
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+2 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
90 ms
GR:
3 dB
Plate
1.0 s
PRESET 50C — DAVE WECKL
Tuning
Batter:
315 Hz
Bottom:
420 Hz
Wire
Orta-yüksek
Mic
M201
Bottom:
KM84
EQ
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
70 ms
GR:
3–4 dB
PRESET 50D — SIMON PHILLIPS
Tuning
Batter:
265 Hz
Bottom:
370 Hz
Mic
SM57
Room:
U87/U67
EQ
+3 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
70 ms
GR:
4 dB
Plate
1.2 s
PRESET 50E — DENNIS CHAMBERS
Tuning
Batter:
300 Hz
Bottom:
405 Hz
Wire
Orta-yüksek
Mic
SM57 / M201
EQ
+1 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 600 Hz
+3 dB @ 3.5 kHz
+2 dB @ 7 kHz
Compression
4:1
Attack:
20 ms
Release:
75 ms
GR:
3–4 dB
PRESET 50F — MODERN ROCK
Tuning
Batter:
260 Hz
Bottom:
360 Hz
EQ
+3 dB @ 170 Hz
−3 dB @ 550 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
Attack:
15 ms
Release:
70 ms
GR:
4–5 dB
Plate
0.9 s
PRESET 50G — VINTAGE
Tuning
Batter:
245 Hz
Bottom:
350 Hz
Mic
SM57 + ribbon
EQ
+3 dB @ 180 Hz
−2 dB @ 500 Hz
+2 dB @ 3 kHz
Compression
3:1
GR:
2–3 dB
Reverb
1.2 s
PRESET 50H — HARD ROCK
Tuning
Batter:
250 Hz
Bottom:
355 Hz
EQ
+3 dB @ 160 Hz
−3 dB @ 500 Hz
+4 dB @ 4 kHz
Compression
5:1
GR:
5 dB
Plate
0.8 s
PRESET 50I — GHOST NOTE / FUSION
Tuning
Batter:
305 Hz
Bottom:
410 Hz
Wire
Orta
Mic
M201
EQ
+1 dB @ 200 Hz
−2 dB @ 650 Hz
+2 dB @ 3 kHz
+2 dB @ 8 kHz
Compression
3:1
Attack:
30 ms
Release:
100 ms
GR:
2–3 dB
Reverb
0.7–0.9 s
PRESET 50J — “HAM” CRAVIOTTO
Bu preset özellikle trampetin mümkün olduğunca doğal bırakıldığı durum içindir.
Tuning
Batter:
255 Hz
Bottom:
365 Hz
Wire
Düşük
Damping
Yok
Mic
U67 / M201
EQ
Sadece:
HPF 60 Hz
Gerekirse:
−1–2 dB @ 500 Hz
Compression
2:1
Attack:
40 ms
Release:
150 ms
GR:
1–2 dB
Reverb
Room only
Sonuç
Trampet:
mikrofonla değil, oda ile birlikte kaydedilmiş gibi
duyulur.
5. PARALEL COMPRESSION REÇETESİ
Signature trampetlerin çoğunda kullanılabilecek çok etkili bir yöntemdir.
Ana snare:
%100 doğal
Parallel bus:
1176 tarzı compressor
Ratio:
8:1 veya 12:1
Attack:
hızlı
Release:
hızlı
Gain reduction:
10–20 dB
Sonra parallel kanal:
−15 ila −8 dB
civarında ana snare’in altına getirilir.
Amaç:
Ana transient’i öldürmeden:
body + sustain + room + wire
bilgisini büyütmektir.
6. PLATE REVERB FREKANS YÖNETİMİ
Snare plate’in en büyük problemi reverb’ün:
250–500 Hz
arasında miksin içine çamur taşımasıdır.
Bu nedenle reverb return üzerinde:
HPF:
180–300 Hz
LPF:
6–9 kHz
başlangıç noktası olabilir.
Modern mikslerde snare reverb’ünün doğrudan close mic’e değil, overhead/room dünyasına bağlanması daha doğal sonuç verebilir.
7. REVERB SÜRESİ
| Müzik | Plate/Room |
|---|---|
| Bebop | 0.6–1.0 s |
| Jazz | 0.8–1.4 s |
| Fusion | 0.7–1.1 s |
| Pop | 0.9–1.5 s |
| Rock | 0.7–1.2 s |
| Arena Rock | 1.0–1.6 s |
| Metal | 0.5–0.9 s |
| Vintage | 1.0–1.6 s |
| ECM tipi doğal kayıt | room ağırlıklı |
8. GATE KULLANILMALI MI?
Her zaman hayır.
Özellikle:
- ghost note,
- buzz roll,
- brush,
- grace note
çalan davulcularda gate çok tehlikelidir.
Gate açılır/kapanır ve müzikal küçük notaları yok edebilir.
Daha iyi yöntemler:
automation
veya
expander
kullanmaktır.
Modern kayıt mühendisliği kaynakları da ghost note içeren snare partilerinde gate kullanımının küçük notaları kesebileceği konusunda özellikle uyarıyor.
9. SNARE BOTTOM’UN REVERB’E GÖNDERİLMESİ
İlginç fakat çok etkili bir yöntem:
Top mic → dry body
Bottom mic → reverb send
Bottom mikrofonunun yüksek frekanslı wire bilgisi reverb’e gönderildiğinde:
daha parlak ve yumuşak bir tail
oluşturabilir.
Böylece close snare’in attack’i fazla uzamadan reverb duyulur.
Bu yöntem modern kayıt mühendisliği uygulamalarında da kullanılan pratiklerden biridir.
10. ROOM MİKROFONU VE SNARE
Room mic’in görevi:
“daha fazla reverb”
değildir.
Asıl görevi:
davulun odadaki fiziksel boyutunu kaydetmektir.
Bu yüzden room mikrofonunu tek başına dinlemek yerine:
overhead + room + close
üçlüsü halinde dinlemek gerekir.
Steve Albini’nin yaklaşımında ambient mikrofonların yerleşimi ve uzaklığı, yakın mikrofonlarla oluşabilecek faz algısını yönetmek için özellikle önemlidir; ambient mikrofonların gerektiğinde birkaç milisaniye geciktirilmesinin de kullanılabildiğini anlatıyor.
11. PHASE KONTROLÜ
Özellikle:
Top + Bottom
ve
Close + Overhead
kombinasyonlarında kritik.
Kontrol sırası:
- Top mic’i solo dinle.
- Bottom ekle.
- Polarity değiştir.
- Daha dolu low-mid ve daha net wire tarafını seç.
- Overhead’leri ekle.
- Snare’in 150–300 Hz bölgesinin kaybolup kaybolmadığını kontrol et.
- Gerekirse mikrofon mesafesini değiştir.
Sadece “phase button’a basınca daha yüksek ses geldi” diye karar verilmemelidir.
Amaç:
en yüksek seviye değil, en iyi transient + body ilişkisi.
12. MIX BUS ÜZERİNDE SNARE
Snare’in solo halde mükemmel olması gerekmez.
Örneğin:
Solo:
“biraz fazla midrange”
gibi duyulabilir.
Fakat:
Kick + bass + guitar + vocal + overhead
geldiğinde tam yerine oturabilir.
Bu nedenle son karar:
Solo’da değil, miks içinde verilmelidir.
13.DW CRAVIOTTO
DW Craviotto 14×6.5 solid maple trampet için başlangıçta özellikle şu üç akortu karşılaştırmayı öneririm:
A — ECM
275 / 385 Hz
B — Fusion
300 / 405 Hz
C — Rock
255 / 360 Hz
Aynı mikrofon:
M201
Aynı pozisyon.
Aynı davulcu.
Aynı oda.
Aynı preamp.
Sadece tuning değişsin.
Sonra üç kaydı null/level-match ederek karşılaştır.
Bu deney, EQ ile yapılan onlarca değişiklikten daha öğretici olacaktır.
14. SONUÇ
Bir signature trampetin gerçek karakteri yalnızca:
“hangi marka?”
sorusunun cevabı değildir.
Asıl zincir:
Davulcu
↓
Shell
↓
Bearing edge
↓
Hoop
↓
Batter head
↓
Snare-side head
↓
Snare wire
↓
Tuning
↓
Mic
↓
Mic position
↓
Preamp
↓
EQ
↓
Compression
↓
Room
↓
Reverb
↓
Mix
şeklindedir.
Ve bu zincirin ilk halkalarından biri yanlışsa son halkalarda yapılan işlem miktarı arttıkça sonuç genellikle daha iyi değil, daha yapay olur.
Bu nedenle iyi bir kayıt mühendisi için en önemli cümle şudur:
“EQ ile iyi bir trampet yaratılmaz; iyi bir trampetin doğru karakteri ortaya çıkarılır.”
@HAKAN NART drummer & recording engineer
TRAMPETİN FREKANS HARİTASI
20 Hz – 20 kHz Arasında Shell, Head, Body, Attack, Crack, Wire ve Air
Bir trampeti EQ ile şekillendirmek, aslında yalnızca frekans yükseltmek veya azaltmak değildir.
EQ ile yaptığımız şey, trampetin fiziksel olarak ürettiği çok karmaşık titreşim yapısının içinden belirli bileşenleri öne çıkarmak veya geri plana itmektir.
Bu nedenle iyi bir trampet EQ’sunun ilk sorusu:
“Hangi frekansı artırmalıyım?”
olmamalıdır.
Doğru soru:
“Şu anda duyduğum sesin fiziksel kaynağı nedir?”
olmalıdır.
Çünkü 200 Hz civarındaki enerji shell/body kaynaklı olabilir; başka bir trampette aynı bölge boxiness olabilir. 4 kHz bir trampette stick attack olabilirken başka bir trampette sert ve rahatsız edici bir overtone olabilir.
Bu nedenle aşağıdaki harita frekans → olası fiziksel kaynak → işitsel algı → miks müdahalesi mantığıyla hazırlanmıştır. @stüdyo ARTLINE
1. ÖNCE: TRAMPET NEDEN TEK BİR FREKANSTAN OLUŞMAZ?
Bir trampete vurulduğunda yalnızca üst deri titreşmez.
Süreç kabaca şöyledir:
Stick → batter head
↓
head’in farklı modları
↓
shell içindeki hava
↓
snare-side head
↓
shell
↓
snare wire
↓
oda
↓
mikrofon
Yamaha’nın fiziksel açıklamasında da batter head’in hareketinin shell içindeki havayı sıkıştırdığı, bunun alt head’i hareket ettirdiği ve titreşimin shell’e aktarılıp geri yansıdığı açıklanıyor.
Dolayısıyla mikrofonun gördüğü sinyal:
fundamental + head modes + shell resonance + snare-wire noise + stick transient + room reflections
toplamıdır.
2. 20 Hz – 60 Hz
SUB-BASS / RUMBLE
Trampetin doğal akustik enerjisinin önemli kısmı burada değildir.
Bu bölgedeki enerji çoğunlukla:
- kick bleed,
- floor vibration,
- stand vibration,
- room rumble,
- HVAC,
- mechanical noise
olabilir.
20–30 Hz
Çoğu kayıtta gereksizdir.
30–50 Hz
Genellikle:
rumble / mechanical energy
50–60 Hz
Elektrik şebekesi hum’u veya çevresel gürültü görülebilir.
EQ
Çoğu durumda:
HPF 50–80 Hz
mantıklıdır.
Ancak özellikle doğal jazz kayıtlarında HPF’yi gereğinden yüksek ayarlamak trampetin alt gövdesinin algısını da değiştirebilir.
3. 60–100 Hz
LOW-END FOUNDATION
Burada trampetin doğrudan “sub” karakterinden çok, büyük gövdeli trampetlerin düşük frekans uzantısı bulunabilir.
Özellikle:
14×6.5
gibi derin trampetlerde bu bölge daha anlamlı hale gelebilir.
Ancak burada dikkat:
Kick drum ile çakışma çok kolaydır.
Fazla enerji
→ muddy
Az enerji
→ snare ince duyulabilir.
Başlangıç
HPF:
60–80 Hz
Çok büyük rock snare’lerinde:
50–60 Hz
denenebilir.
4. 100–150 Hz
LOWER BODY
Burada artık trampetin fiziksel gövdesini hissetmeye başlarız.
Özellikle:
- derin maple,
- mahogany,
- kalın shell,
- düşük tuning
kombinasyonlarında daha belirgin olabilir.
Fazla
boomy / tubby
Az
küçük / ince
EQ
+1–3 dB geniş Q:
120–150 Hz
özellikle büyük rock snare’lerinde işe yarayabilir.
5. 150–200 Hz
BODY / WOOD / FATNESS
Burası trampet miksinin en önemli bölgelerinden biridir.
Yamaha’nın kendi EQ rehberinde de ince duyulan snare’e yaklaşık 200 Hz civarında destek verilmesi öneriliyor.
Bu bölge:
shell body + head resonance + air cavity
hakkında çok şey söyler.
160 Hz
Büyük/deep snare body.
180 Hz
Woody/fat karakter.
200 Hz
Punch ve gövde.
Fazla
boomy / thick / muddy
Az
thin / papery
6. 200–300 Hz
ANA BODY + “BOX” BÖLGESİ
Burası çok kritik.
Çünkü aynı bölge hem:
body
hem de
boxiness
üretebilir.
Bu nedenle körlemesine boost yapılmamalıdır.
200–220 Hz
Body.
220–250 Hz
Warmth / fatness.
250–280 Hz
Shell resonance ve boxiness arasında geçiş.
280–300 Hz
Bazı trampetlerde:
woolly / boomy
karakter.
Yamaha’nın EQ önerilerinde de yaklaşık 280 Hz civarında woolly karakter oluşabileceği, buna karşılık yaklaşık 200 Hz civarının ince bir snare’e gövde verebileceği belirtiliyor.
7. 300–450 Hz
LOW-MID RESONANCE
Bu bölge çok sık yanlış anlaşılır.
Bazı mühendisler bütün 300–500 Hz bölgesini “mud” olarak görür.
Bu doğru değildir.
Burada:
- shell resonance,
- head modes,
- hoop resonance,
- air cavity
bulunabilir.
Özellikle açık tuning yapılmış maple trampetlerde bu bölge müzikal olabilir.
300–350 Hz
Büyük body.
350–400 Hz
Resonance.
400–450 Hz
Warmth / lower overtone.
Fazla
cardboard / boxy
Eksik
hollow / small
8. 450–700 Hz
BOXINESS / CARDBOARD / HONK
Bu bölge genellikle ilk kontrol edilecek midrange alanlarından biridir.
Ancak:
“Her snare’de 500 Hz kes.”
yanlış bir yaklaşımdır.
Çünkü bazı doğal jazz trampetlerinde 400–600 Hz bölgesi sesin organik gövdesinin bir parçasıdır.
450 Hz
Hollow.
500 Hz
Box.
600 Hz
Cardboard / honk.
700 Hz
Midrange resonance.
Çözüm
Önce sweep:
Q ≈ 2–4
ile rahatsız edici noktayı bul.
Sonra:
−1.5 ila −4 dB
deney.
9. 700 Hz – 1 kHz
MID CHARACTER
Burada trampetin “ses rengi” belirginleşir.
Bu bölge:
- shell overtone,
- head resonance,
- stick/body interaction
içerebilir.
700–800 Hz
Mid body.
800–900 Hz
Nasality.
900 Hz–1 kHz
Hard mid character.
Fazla olduğunda:
nasal / papery
algılanabilir.
10. 1–2 kHz
PRESENCE OF THE SHELL
Burası trampetin “konuşmaya” başladığı bölgedir.
Özellikle:
wood + shell resonance + stick impact
birlikte algılanabilir.
1 kHz
Shell tone.
1.2–1.5 kHz
Presence.
1.5–2 kHz
Stick/body definition.
Fazla:
honky / nasal / aggressive
Az:
distant / soft
11. 2–3 kHz
STICK ATTACK
Burada artık stick’in transient karakteri belirginleşir.
Özellikle:
- rimshot,
- hard hit,
- metal shell,
- die-cast hoop
kombinasyonlarında bu bölge önemlidir.
2 kHz
Attack’in başlangıcı.
2.5 kHz
Stick definition.
3 kHz
Crack’in başlangıcı.
12. 3–5 kHz
ATTACK / CRACK / PRESENCE
Modern mikslerde trampeti öne çıkaran en önemli alanlardan biridir.
Yamaha’nın pratik EQ rehberi, miks içinde kaybolan snare için yaklaşık 4–5 kHz bölgesinde presence artışını öneriyor.
3 kHz
Stick attack.
3.5 kHz
Rimshot definition.
4 kHz
Crack.
4.5–5 kHz
Presence / aggression.
Fazla
harsh / clicky / hard
13. 5–7 kHz
CRACK + SNARE-WIRE EDGE
Bu bölge çok önemlidir.
Çünkü artık yalnızca stick değil:
stick + snare wire
birlikte algılanır.
5 kHz
Attack.
6 kHz
Crack.
7 kHz
Wire edge.
Özellikle alt mikrofon bu bölgeyi güçlü biçimde taşıyabilir.
14. 7–10 kHz
SNARE WIRE / SIZZLE
İnsan kulağının “snare” olarak tanıdığı ince buzzing karakterinin önemli kısmı burada ortaya çıkar.
Özellikle:
- ince snare-side head,
- yüksek tuning,
- yüksek wire tension,
- çok telli snare
bu bölgeyi güçlendirebilir.
Yamaha da snare wire sayısının ve malzemesinin karakter üzerinde belirgin etkisi olduğunu belirtiyor; daha fazla strand daha belirgin “snare-like” karakter yaratabilir.
Fazla
fizz / harsh / sand
Az
dead / dull / no-wire
15. 10–12 kHz
AIR + FINE WIRE
Burada artık ana ton değil, üst harmonik detaylar vardır.
10 kHz
Wire detail.
12 kHz
Air / brightness.
Bu bölgeyi fazla yükseltmek:
“daha kaliteli snare”
anlamına gelmez.
Özellikle condenser bottom mic kullanılıyorsa çok hızlı biçimde sertleşebilir.
16. 12–16 kHz
AIR
Bu bölge daha çok:
- room,
- overhead,
- microphone capsule,
- stick noise,
- wire shimmer
tarafından belirlenir.
Close snare kanalında 16 kHz’e büyük boost yapmak çoğu zaman gereksizdir.
Doğal jazz kaydında air’in büyük bölümü zaten overhead ve room’lardan gelir.
17. 16–20 kHz
ULTRASONIC / VERY HIGH AIR
Burada trampetin temel karakterinden çok:
- microphone noise,
- preamp noise,
- cymbal bleed,
- room reflections
bulunur.
Bu yüzden çoğu close snare kaydında bu bölgeyi özellikle korumak zorunda değiliz.
18. TAM FREKANS HARİTASI
| Frekans | Ana algı | Fazla olursa | Eksik olursa |
|---|---|---|---|
| 20–50 Hz | Rumble | Kirli | Genellikle sorun değil |
| 50–80 Hz | Low foundation | Boom | İncelik |
| 80–120 Hz | Deep body | Tubby | Küçük |
| 120–160 Hz | Lower body | Boomy | Thin |
| 160–200 Hz | Fat / woody | Muddy | Zayıf gövde |
| 200–250 Hz | Body | Thick | Thin |
| 250–300 Hz | Body/box | Woolly | Hafif |
| 300–450 Hz | Resonance | Box | Hollow |
| 450–700 Hz | Box/cardboard | Nasal | Açık |
| 700 Hz–1 kHz | Mid character | Honk | Distant |
| 1–2 kHz | Shell presence | Nasal | Soft |
| 2–3 kHz | Stick attack | Hard | Blunt |
| 3–5 kHz | Crack | Harsh | Lost |
| 5–7 kHz | Crack/wire | Aggressive | Dull |
| 7–10 kHz | Wire/sizzle | Fizz | Dead |
| 10–12 kHz | Air/wire | Bright | Dark |
| 12–16 kHz | Air | Brittle | Kapalı |
| 16–20 kHz | Very high air | Noise | Genellikle fark az |
19. AYNI FREKANS NEDEN FARKLI TRAMPETLERDE FARKLI DUYULUR?
Çünkü:
frekans ≠ tek bir fiziksel kaynak
demektir.
Örneğin 200 Hz:
Bir maple trampette:
shell body
olabilir.
Bir steel trampette:
shell resonance
olabilir.
Bir derin brass trampette:
air cavity + shell resonance
olabilir.
Bir piccolo’da ise aynı enerji çok daha zayıf olabilir.
Yamaha’nın açıklamasına göre shell hacmi büyüdükçe karakteristik frekans düşme ve düşük frekans bölgesinde rezonans eğilimi artar; shell derinliği ve çapı tonal ağırlığı etkiler.
20. SHELL MALZEMESİNİN FREKANS HARİTASINA ETKİSİ
MAPLE
Genellikle:
low-mid body + balanced high-mid
karakter.
Özellikle:
150–500 Hz
bölgesinde müzikal gövde oluşturabilir.
BIRCH
Daha belirgin:
attack + controlled resonance
algısı verebilir.
MAHOGANY
Daha:
dark / warm / low-mid rich
karaktere yatkındır.
BRASS
Daha zengin ve güçlü mid/high harmonic yapısı verebilir.
Yamaha brass snare’leri “responsive”, “sharp crack” ve diğer metallere kıyasla daha fazla low-end içeren bir karakterle tanımlıyor.
STEEL
Daha fazla:
mid/high emphasis + ring
eğilimi gösterebilir.
Yamaha da steel shell’lerin mid/high frekansları öne çıkarabildiğini ve daha fazla ring üretebildiğini belirtiyor.
ALUMINUM
Daha:
dry / crisp / controlled
karaktere yatkındır.
21. HOOP’UN FREKANS HARİTASINA ETKİSİ
Hoop yalnızca mekanik bir parça değildir.
Trampetin:
- rimshot,
- attack,
- overtone,
- sustain
karakterini etkiler.
Yamaha’nın ölçümlerinde wood hoop’larda 300–600 Hz civarındaki harmoniklerin zenginliği, die-cast hoop’larda ise 600–2,000 Hz aralığındaki harmoniklerin belirginliği dikkat çekiyor.
Bu nedenle:
Die-cast
Daha:
focused / controlled / strong rimshot
Triple-flange
Daha:
open / lively / resonant
algılanabilir.
22. BEARING EDGE
Bearing edge de frekans dağılımını etkiler.
Daha keskin edge:
response + brightness
Daha yuvarlak edge:
roundness + thickness
Yamaha da sharp bearing edge’in daha keskin tone ve hızlı response, rounded geometrilerin ise daha yuvarlak ve kalın karakter oluşturabildiğini belirtiyor.
23. HEAD KALINLIĞI
Head değiştiğinde yalnızca “EQ gibi” bir değişiklik yapmış olmayız.
Aslında:
vibrational modes
değişir.
Daha ağır head:
- daha kontrollü,
- daha az sustain,
- daha belirgin fundamental
eğilimi.
Daha ince head:
- daha hızlı response,
- daha fazla sensitivity,
- daha fazla üst harmonik
eğilimi gösterebilir.
Snare-side head’lerin özellikle ince yapılmasının amacı da snare wire’ın hızlı ve hassas biçimde harekete geçmesidir. Yamaha bunların yaklaşık 2–5 mil aralığında olabildiğini belirtiyor.
24. SNARE WIRE FREKANS HARİTASI
Snare wire’ı tek bir frekans olarak düşünmek yanlış olur.
Wire:
çok sayıda küçük metal telin geniş bantlı, düzensiz fakat müzikal bir transient/noise sistemi
gibi davranır.
Kabaca:
2–4 kHz
Wire attack’ın başlangıcı.
4–7 kHz
Buzz/crack.
7–10 kHz
Sizzle.
10 kHz+
Fine detail.
Strand sayısı arttıkça snare karakterinin yoğunluğu da artabilir. Yamaha, strand sayısının doğrudan snare karakterini etkilediğini belirtiyor.
25. wire 36-STRAND PURESOND WIRE İÇİN
Burada özel bir nokta var.
36-strand wire:
daha yoğun snare response
üretebilir.
Bu yüzden DW Craviotto 14×6.5 solid maple kombinasyonunda:
body
ile
wire density
arasında denge kurulması gerekiyor.
Eğer:
7–10 kHz
fazla yükselirse:
trampet “çok telli” ve kumlu duyulabilir.
Böyle bir durumda ilk çözüm:
EQ değildir.
Önce:
Wire tension
kontrol edilir.
Sonra:
Bottom head tension
kontrol edilir.
Sonra:
Bottom mic position
kontrol edilir.
En son EQ.
26. CRAVIOTTO İÇİN ÖZEL FREKANS HARİTASI
DW Craviotto:
14×6.5 solid maple
için benim ilk dinleyeceğim bölgeler:
150–220 Hz
woody body
250–400 Hz
shell resonance
500–700 Hz
boxiness
1–2 kHz
wood presence
2–4 kHz
stick definition
4–7 kHz
rimshot/crack
7–10 kHz
36-strand wire
10 kHz+
air
Bu dw craviotto maple shell de özellikle:
150–220 Hz
ve
3–8 kHz
arasındaki ilişki çok önemli.
27. “CRACK” NEDEN SADECE 4 kHz DEĞİLDİR?
Çünkü crack bir frekans değildir.
Crack:
çok kısa süreli geniş bantlı transient
tir.
Örneğin bir rimshot sırasında aynı anda:
- stick impact,
- rim,
- head,
- shell,
- wire
harekete geçer.
Bu nedenle crack:
2 kHz → 8 kHz
arasında geniş bir enerji dağılımına sahip olabilir.
EQ ile yalnızca 4 kHz boost etmek bazen “crack” yerine:
sertlik
yaratır.
Doğru yaklaşım:
transient + 3–5 kHz + 5–8 kHz
ilişkisini birlikte dinlemektir.
28. “BODY” DE TEK FREKANS DEĞİLDİR
Body de:
120–400 Hz
arasında geniş bir yapıdır.
Özellikle maple snare’de:
120–180 Hz:
deep body
180–250 Hz:
fatness
250–350 Hz:
shell resonance
350–450 Hz:
warm overtone
şeklinde algılanabilir.
Bu nedenle:
“Body için 200 Hz boost”
yalnızca başlangıç noktasıdır.
29. MİKROFON DEĞİŞTİĞİNDE FREKANS HARİTASI DA DEĞİŞİR
Örneğin:
SM57
Midrange attack güçlü.
M201
Daha dengeli ve doğal.
MD441
Daha açık ve ayrıntılı.
KM84
Transient ve üst harmonikler daha belirgin.
U67
Shell + room + body daha geniş algılanabilir.
Bu nedenle:
SM57 ile yaptığın EQ’yu KM84’e aynen taşıma.
30. EQ’DAN ÖNCE MİKROFON POZİSYONU
Bir trampet fazla parlaksa:
Önce:
mikrofonu rim’den biraz uzaklaştır.
Fazla body varsa:
mikrofonu merkeze göre değiştir.
Wire fazla ise:
bottom mic’i biraz uzaklaştır veya açı değiştir.
Boxiness varsa:
mikrofon açısını değiştir.
Ancak bütün bunlardan sonra EQ’ya geç.
31. OVERHEAD’LERİ UNUTMA
Çok önemli:
Modern bir kayıtta snare’in gerçek tonal karakterinin önemli bölümü yalnızca close mic’te değildir.
Overhead’ler:
snare + cymbal + room
ilişkisini taşır.
Bu nedenle close snare’i EQ ile çok parlak yapıp overhead’de daha koyu bir snare bırakmak:
faz ayrışması
gibi algılanabilir.
Doğru yöntem:
Close
attack/body
Overhead
natural snare image
Room
depth
32. SNARE EQ’DA “SOLO TUZAĞI”
Solo’da:
“Bu 600 Hz çok kötü!”
diyebilirsin.
Ama miks içinde o 600 Hz:
vocal + guitar + bass
ile birleştiğinde trampetin gövdesini taşıyor olabilir.
Bu nedenle:
Snare EQ’su solo değil, miks içinde yapılmalıdır.
33. ÜÇ FARKLI EQ FELSEFESİ
A — NATURAL JAZZ
HPF:
60–70 Hz
EQ:
neredeyse yok.
Compression:
1–2 dB.
Room:
yüksek.
B — MODERN POP
HPF:
70–90 Hz
Body:
+1–2 dB @ 180–220 Hz
Box:
−2–3 dB @ 500–700 Hz
Attack:
+2–3 dB @ 3–5 kHz
Wire:
+1–2 dB @ 7–9 kHz
C — MODERN METAL
HPF:
60–70 Hz
Body:
+2–4 dB @ 150–200 Hz
Box:
−3–5 dB @ 400–700 Hz
Attack:
+3–5 dB @ 3–5 kHz
Wire:
+1–3 dB @ 7–10 kHz
Compression:
4–6 dB GR
34. EN ÖNEMLİ MÜHENDİSLİK KURALI
Bir trampeti şöyle düşün:
BODY
↓
MID CHARACTER
↓
ATTACK
↓
CRACK
↓
WIRE
↓
AIR
Bu altı bölgenin birbirine oranı trampetin miks içindeki kimliğini oluşturur.
Örneğin:
Çok body + az attack
→ vintage / fat
Az body + çok attack
→ modern / aggressive
Çok wire + az body
→ thin / buzzy
Çok body + çok wire
→ büyük ama detaylı
Az body + az wire
→ dead / small
Çok 3–5 kHz + çok 7–10 kHz
→ harsh / hyped
35. HAKAN NART / CRAVIOTTO İÇİN REFERANS EQ
Senin mevcut:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
ve
36-strand Puresound
kombinasyonunda ilk denemem:
HPF
65 Hz
Body
+1.5 dB @ 180 Hz
Box
−1.5 dB @ 600 Hz
Presence
+1 dB @ 2.8 kHz
Crack
+1.5 dB @ 4.2 kHz
Wire
0 dB @ 7–8 kHz
Önce flat bırak.
Çünkü 36-strand wire’ın doğal üst frekans enerjisini dinlemek istiyoruz.
Air
+0–1 dB shelf @ 10 kHz
Ancak yalnızca gerekirse.
36. VE EN ÖNEMLİ TEST
Aynı trampeti üç farklı şekilde kaydet:
TAKE A
Flat EQ
TAKE B
Natural EQ
150–220 Hz body
500–700 Hz kontrol
3–5 kHz attack
TAKE C
Modern EQ
150–200 Hz body
500 Hz cut
4 kHz attack
8 kHz wire
Sonra hepsini aynı RMS/LUFS seviyesine getir.
Ardından:
kick + bass + guitar + vocal + overhead
ile dinle.
Muhtemelen en “güzel solo snare” ile en “iyi miks snare”in aynı kayıt olmadığını göreceksin.
İşte profesyonel snare engineering’in özü burada başlar.
37. SON SÖZ
Trampetin frekans haritasını ezberlemek yerine şu mantığı öğrenmek gerekir:
20–100 Hz
→ temel altyapı
100–200 Hz
→ büyük gövde
200–400 Hz
→ body / shell / resonance
400–800 Hz
→ box / overtone
800 Hz–2 kHz
→ karakter
2–5 kHz
→ stick / attack
5–7 kHz
→ crack
7–10 kHz
→ snare wire
10–16 kHz
→ air
Fakat bunların hiçbiri birbirinden tamamen bağımsız değildir.
Gerçek trampet sesi:
Bir frekans değil, zaman içinde değişen çok sayıda titreşim ve transient’in birleşimidir.
Ve bu nedenle iyi bir snare EQ’su aslında bir akustik problem çözme işlemidir. @studio ARTLINE Hakan NART
TRAMPET kaydında FAZ VE ZAMAN
Top Head – Bottom Head – Overhead – Room Mikrofonları Arasındaki Faz, Polarite, Zaman ve Comb Filtering
Bir trampeti aynı anda üstten, alttan, overhead mikrofonlarla ve room mikrofonlarıyla kaydettiğimiz anda aslında tek bir trampet değil, aynı akustik olayın farklı zamanlarda ve farklı yönlerden yakalanmış birçok kopyasını kaydetmiş oluruz.
Bu noktada kayıt mühendisliğinin en çok yanlış kullanılan kavramlarından biri ortaya çıkar:
“Phase problemi var.”
Çoğu zaman gerçekte olan şey fazdan ziyade zaman farkıdır. Bazen ise gerçekten polarite tersliği vardır. Bazen ikisi birlikte vardır. Bazen de hiçbir şey “yanlış” değildir; mühendis bilinçli olarak bu zaman farklarını koruyarak daha büyük, daha derin veya daha üç boyutlu bir davul sesi yaratır.
Özellikle trampette bu konu son derece önemlidir. Çünkü trampet:
- çok hızlı bir transient üretir,
- geniş frekans bandına sahiptir,
- üst ve alt deriler birbirine mekanik olarak bağlıdır,
- snare wire çok geniş bir yüksek frekans içeriği oluşturur,
- overhead mikrofonlar trampetin doğrudan sesini de kaydeder,
- room mikrofonları aynı trampeti milisaniyeler sonra tekrar kaydeder.
Dolayısıyla miks masasında aslında şu sinyaller birbirleriyle sürekli etkileşim içindedir:
Top Mic + Bottom Mic + Overhead L + Overhead R + Room L + Room R + varsa Mono Room + varsa Front-of-Kit.
Bu mikrofonların her biri trampetin aynı vuruşunu farklı bir zamanda görür.
Shure’un mikrofon tekniği dokümanlarında da iki mikrofonun aynı kaynağı farklı mesafelerden almasının, sinyaller birleştirildiğinde frekans cevabında “comb filtering” olarak adlandırılan tepe ve çukurlar oluşturabileceği açıklanır. Mesafe farkı küçüldükçe bu etkileşim daha yüksek frekanslara taşınır.
1. Önce üç kavramı kesin olarak ayıralım
Polarite ≠ Faz ≠ Zaman
Bunların üçü aynı şey değildir.
POLARİTE
Polarite, sinyalin elektriksel olarak ters çevrilmesidir.
Bir sinyal:
+ → −
haline getirilir.
DAW’daki “Ø”, “Polarity”, “Invert” veya bazı cihazlardaki yanlış adlandırmayla “Phase” düğmesi genellikle bunu yapar.
Bu işlem:
180° phase shift değildir.
Daha doğru ifade:
Polarity inversion = dalga biçiminin işaretinin ters çevrilmesi
Sound On Sound da bu nedenle mikserlerdeki “phase” düğmesinin aslında çoğu durumda bir polarite tersleyici olduğunu özellikle vurgular.
FAZ
Faz, belirli bir frekanstaki dalganın çevrimi içerisindeki konumudur.
Örneğin 1 kHz sinüs dalgasında:
- 0°
- 90°
- 180°
- 270°
- 360°
aynı çevrimin farklı noktalarıdır.
Ancak müzik sinyali tek bir sinüs değildir.
Bir trampet vuruşu:
çok sayıda frekans + transient + harmonikler + rezonanslar + noise
içerir.
Dolayısıyla gerçek bir trampetin “180° faz dışı” olduğunu söylemek çoğu zaman aşırı basitleştirmedir.
ZAMAN FARKI
Asıl kritik konu budur.
İki mikrofon aynı trampeti farklı mesafelerden duyuyorsa:
A mikrofonu → 1.20 ms
B mikrofonu → 3.80 ms
sonra duyuyorsa aralarında:
2.60 ms zaman farkı
vardır.
Bu 2.60 ms fark, frekansa bağlı olarak farklı faz açılarına karşılık gelir.
Dolayısıyla:
Zaman farkı → frekansa bağlı faz farkı → bazı frekansların toplanması, bazılarının iptal olması
şeklinde bir zincir oluşur.
Bu nedenle iki mikrofonun arasındaki küçük bir zaman farkı bile frekans cevabını değiştirebilir.
2. Comb Filtering tam olarak nedir?
İki aynı sinyali aynı anda topladığımızı düşünelim.
Eğer aynı faz ilişkisine sahiplerse:
+ + = daha büyük
olur.
Eğer tam ters polaritedeyseler:
+ − = iptal
olur.
Fakat iki sinyalden biri diğerinden örneğin 1 ms gecikmişse artık bütün frekanslar aynı şekilde davranmaz.
Bazı frekanslar birbirini güçlendirir.
Bazıları birbirini zayıflatır.
Sonuç:
peaks + dips + peaks + dips
şeklinde periyodik bir frekans cevabıdır.
Buna:
COMB FILTERING
denir.
Sound On Sound, farklı mesafelerde bulunan mikrofonlardan gelen sinyallerin birleştirilmesinin özellikle davul kayıtlarında bu tür filtreleme oluşturabileceğini açıklar.
3. Çok önemli matematik
Sesin havadaki hızı yaklaşık:
343 m/s
olarak alınabilir.
Bunun pratik karşılığı:
1 metre ≈ 2.92 ms
10 cm ≈ 0.292 ms
5 cm ≈ 0.146 ms
1 cm ≈ 0.029 ms
Bu rakamlar trampet kayıtlarında olağanüstü önemlidir.
Örneğin iki mikrofon arasında yalnızca:
10 cm
akustik yol farkı varsa yaklaşık:
0.29 ms
zaman farkı oluşur.
Şimdi bunun 5 kHz’de ne yaptığına bakalım.
5 kHz’in periyodu:
0.2 ms
dir.
Dolayısıyla 0.29 ms’lik fark, 5 kHz’de bir çevrimden daha fazla faz dönüşü yaratır.
Yani:
“Mikrofonu sadece birkaç santimetre oynattım, nasıl bu kadar değişti?”
sorusunun cevabı budur.
Yüksek frekanslarda dalga boyları çok küçüktür.
4. Frekans yükseldikçe birkaç santimetre neden önem kazanıyor?
20 °C civarında yaklaşık 343 m/s ses hızını kullandığımızda:
| Frekans | Dalga boyu |
|---|---|
| 100 Hz | 3.43 m |
| 200 Hz | 1.72 m |
| 500 Hz | 68.6 cm |
| 1 kHz | 34.3 cm |
| 2 kHz | 17.2 cm |
| 3 kHz | 11.4 cm |
| 4 kHz | 8.6 cm |
| 5 kHz | 6.9 cm |
| 10 kHz | 3.4 cm |
Şimdi çok önemli bir sonuç ortaya çıkıyor.
4 kHz’de yarım dalga boyu yalnızca yaklaşık 4.3 cm’dir.
Dolayısıyla mikrofonun konumunu:
4–5 cm
değiştirmek, belirli yüksek frekanslarda yaklaşık 180° faz değişimine karşılık gelebilir.
Bu nedenle trampet mikrofonunu:
“Biraz daha yukarı kaldırayım.”
dediğinizde aslında sadece ses seviyesini değiştirmiyorsunuz.
Mikrofonun bütün akustik faz ilişkisini değiştiriyorsunuz.
5. Trampet top mikrofonu ile bottom mikrofon neden farklı davranır?
Burada trampetin fiziksel yapısı çok önemlidir.
Top head aşağı doğru hareket ettiğinde üst mikrofonun gördüğü ilk basınç değişimi ile bottom head’in dışarı doğru hareketinden bottom mikrofonun gördüğü basınç değişimi farklı yöndedir.
Bu nedenle top ve bottom mikrofonlar arasında doğal olarak ters polarite ilişkisi oluşabilir.
Sound On Sound’un trampet bottom mikrofonu üzerine yaptığı teknik açıklama tam olarak bu noktaya değinir: bottom mikrofonun gördüğü ilk basınç hareketi, top mikrofon ve overhead’lerin gördüğü hareketin ters yönünde olabilir. Bu nedenle bottom mikrofonun polaritesini ters çevirmek çoğu kurulumda daha dolgun sonuç verir. Ancak bunun yine de her mikrofon yerleşiminde kulakla kontrol edilmesi gerektiği özellikle belirtilir.
Dolayısıyla klasik başlangıç:
Top mic = normal
Bottom mic = polarity invert
şeklindedir.
Ama bu bir kanun değildir.
6. “Bottom mic’in polaritesini ters çevirdim, problem çözüldü.”
Hayır.
İşte burada çok önemli bir mühendislik ayrımı vardır.
Polariteyi ters çevirmek:
+ → −
yapar.
Fakat mikrofonların arasındaki:
zaman farkını
değiştirmez.
Örneğin:
Top mic:
0.50 ms
Bottom mic:
1.10 ms
ise aradaki fark:
0.60 ms
olarak kalır.
Polariteyi ters çevirseniz bile:
0.60 ms
hala vardır.
Dolayısıyla belirli frekanslarda comb filtering devam edebilir.
Sound On Sound da yalnızca polarite terslemenin bütün zaman/faz problemlerini çözmediğini; farklı mesafelerden gelen sinyallerde zaman farkının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.
7. İşte trampetin gerçek mühendislik problemi burada başlıyor
Trampet kaydında şu ilişkiyi düşünün:
TOP MIC
↓
BOTTOM MIC
↓
OVERHEAD
↓
ROOM
Her biri aynı vuruşu farklı zamanda görüyor.
Örneğin tamamen hipotetik bir sistem:
| Mikrofon | Trampet transientinin gelişi |
|---|---|
| Top SM57 | 0.20 ms |
| Bottom SM57 | 0.45 ms |
| Overhead | 3.20 ms |
| Room | 8.50 ms |
Burada:
Top → Bottom:
0.25 ms
Top → Overhead:
3.00 ms
Top → Room:
8.30 ms
fark vardır.
Bu mikrofonları birlikte açtığınız anda aslında dört farklı zaman katmanını topluyorsunuz.
8. Top mic + Overhead neden özellikle önemlidir?
Burada çok ilginç bir durum vardır.
Overhead mikrofonlar yalnızca cymbal’ları kaydetmez.
İyi bir drum recording’de overhead’ler:
kitin ana görüntüsünü
oluşturur.
Dolayısıyla trampetin karakterinin önemli bir bölümü zaten overhead’lerin içindedir.
Sonra close snare mic’i eklediğinizde:
aynı trampeti ikinci kez
ekliyorsunuz.
Fakat close mic çok daha erken geliyor.
Örneğin:
Close mic:
0.3 ms
Overhead:
3.3 ms
Aradaki fark:
3.0 ms
Bu farkın ilk önemli cancellation noktası yaklaşık:
1 / (2 × 0.003) ≈ 167 Hz
civarındadır.
Yani yalnızca yüksek frekans değil:
trampetin body bölgesi
de etkilenebilir.
Daha yukarıda da aynı comb filtering devam eder:
167 Hz
500 Hz
833 Hz
1.17 kHz
1.50 kHz
1.83 kHz
…
Dolayısıyla trampet:
- ince,
- hollow,
- papery,
- küçük,
- “fazlı”,
- merkezsiz
duyulabilir.
9. Fakat burada çok önemli bir tuzak var
“Öyleyse bütün mikrofonları sample-align yapalım.”
Hayır.
Bu, özellikle doğal akustik davul kaydında büyük bir hata olabilir.
Çünkü overhead mikrofonların trampeti birkaç milisaniye sonra duyması:
bir hata değildir.
Bu, gerçek akustik davulun uzaysal bilgisidir.
Eğer bütün mikrofonları sample seviyesinde aynı noktaya getirirseniz:
- close mic’in yakınlığı,
- overhead’in mesafesi,
- room’un derinliği
arasındaki doğal zaman ilişkisini ortadan kaldırabilirsiniz.
Sonuç teknik olarak daha “aligned” olabilir ama müzikal olarak:
daha küçük ve daha düz
duyulabilir.
Sound On Sound’un phase üzerine teknik yaklaşımı da zaman hizalamanın mümkün olduğunu ancak bunun bütün frekansları aynı anda “doğru” hale getirmediğini özellikle vurgular.
10. Peki ne zaman alignment yapılmalı?
Burada üç farklı yaklaşım düşünmek gerekir.
A — NATURAL / ACOUSTIC
Hiçbir zaman hizalama yapmazsınız.
Sadece:
- polarite,
- mikrofon konumu,
- seviye,
- EQ,
- panning
ile çalışırsınız.
Bu yaklaşım özellikle:
Jazz
ECM
Akustik
Vintage
Natural Rock
için çok değerlidir.
B — CONTROLLED ALIGNMENT
Close mic ile overhead arasındaki zamanı biraz düzeltirsiniz.
Ama tamamen sample-align etmek yerine:
küçük miktarda delay/time adjustment
kullanabilirsiniz.
Amaç:
transienti daha iyi birleştirmek
ve aynı zamanda overhead’in doğal karakterini korumaktır.
C — AGGRESSIVE ALIGNMENT
Özellikle:
Modern Pop
Modern Rock
Metal
Sample-heavy production
için bütün kitin transientlerini çok daha sıkı hale getirebilirsiniz.
Burada:
- snare close mic,
- kick,
- tom,
- overhead
arasındaki zaman ilişkileri daha agresif şekilde düzenlenebilir.
Ancak bunun bedeli:
daha az doğal ambience ve daha az akustik derinlik
olabilir.
11. Room mikrofonunu neden genellikle hizalamıyoruz?
Çünkü room mikrofonunun amacı:
“close mic’in daha uzak versiyonunu üretmek”
değildir.
Room mic’in amacı:
mekânı kaydetmektir.
Örneğin room mic trampeti 10 ms sonra duyuyorsa, bu aslında bize:
“Trampet odanın içinde burada.”
bilgisini verir.
Room’u close mic ile sample-align ettiğinizde:
oda hissini sıkıştırabilirsiniz.
Bunun yerine çoğu zaman room:
- doğal gecikmesiyle,
- doğal decay’iyle,
- bazen ekstra compression ile
kullanılır.
12. Room delay neden bazen harika bir şeydir?
Örneğin:
Top mic:
0 ms
Room:
12 ms
olsun.
Room’u fader ile yavaşça açtığınızda kulağınız:
direct → ambience
ilişkisini algılar.
Bu:
derinlik
yaratır.
Room’u tamamen hizalarsanız bu mesafe algısının bir bölümü kaybolabilir.
Dolayısıyla:
Her delay düzeltilmesi gereken bir hata değildir.
Bu cümle trampet kayıt mühendisliğinin temel prensiplerinden biridir.
13. Room mikrofonunda comb filtering yine de oluşmaz mı?
Oluşabilir.
Hem de çok ciddi şekilde.
Çünkü room mikrofonu yalnızca doğrudan trampeti değil:
- duvardan gelen yansıma,
- tavandan gelen yansıma,
- zeminden gelen yansıma,
- diğer davullardan gelen ses,
- overhead spill
gibi çok sayıda akustik yolu kaydeder.
Dolayısıyla room track’i zaten doğal olarak:
direct + reflections + reverberant field
içerir.
Bu nedenle room mikrofonunu close mic’e sample-align etmek genellikle ilk yapılacak işlem değildir.
14. Overhead’ler kendi aralarında da phase problemi yaratabilir
Özellikle spaced pair kullanıyorsanız:
OH Left
ve
OH Right
trampeti aynı anda ve aynı mesafede görmüyor olabilir.
Bu durumda mono’ya toplandığında:
- bazı frekanslar güçlenebilir,
- bazıları zayıflayabilir,
- stereo görüntüde merkez kayabilir,
- cymbal’lar “swishy” duyulabilir.
Bu yüzden overhead’leri yalnızca stereo olarak dinlemek yeterli değildir.
Mutlaka:
MONO
kontrolü yapılmalıdır.
Overhead’lerin kendi arasındaki ve close mic’lerle olan comb-filter ilişkilerinin davul kayıtlarında önemli olabileceği çeşitli mühendislik kaynaklarında gösterilmektedir.
15. Mono kontrolü neden bu kadar önemli?
Örneğin stereo’da:
OH L + OH R
çok geniş ve güzel duyulabilir.
Ama mono’ya aldığınızda:
snare kayboluyor
veya
cymbal’lar inceliyor
ise stereo görüntünün altında ciddi bir zaman/faz ilişkisi problemi olabilir.
Mono’da kontrol etmek:
“faz metreye bakmaktan” daha değerlidir.
Çünkü sonunda müziği kulağımızla dinleriz.
16. Polarity reversal ne zaman kullanılır?
Trampette başlangıç yöntemi:
TOP
Normal polarity
BOTTOM
Polarity invert
şeklinde denenebilir.
Sonra:
Bottom solo
değil,
Top + Bottom birlikte
dinlenir.
Ardından:
Top + Bottom + Overhead
dinlenir.
Son olarak:
Tüm kit
dinlenir.
Çünkü bir mikrofonu tek başına “doğru” hale getirmek, bütün kit içinde doğru olduğu anlamına gelmez.
Sound On Sound’un pratik kayıt yaklaşımı da her mikrofonun yalnızca kendi kaynağıyla değil, diğer mikrofonlarla birlikte değerlendirilmesini öneriyor.
17. Çok önemli: En iyi polarity ayarı her zaman “bottom reverse” olmayabilir
Bu özellikle önemlidir.
Klasik:
bottom = reverse
kuralı çok iyi bir başlangıçtır.
Fakat mikrofonun:
- açısı,
- mesafesi,
- kapsül yönü,
- head’in davranışı,
- shell,
- tuning,
- overhead konumu
değiştiğinde sonuç da değişir.
Bu nedenle gerçek mühendislik yaklaşımı:
A → polarity normal
B → polarity reverse
şeklinde iki versiyonu seviye eşitlenmiş biçimde dinlemektir.
Hangisi:
- daha dolgun,
- daha punchy,
- daha doğal,
- daha iyi center image
veriyorsa o seçilir.
18. Hakan Nart’ın DW Craviotto 14×6.5 için pratik faz sistemi
Senin DW Craviotto 14×6.5 solid maple trampetin için başlangıçta şöyle bir sistem kurardım:
TOP
SM57 veya Beyerdynamic M201
Trampetin ana referans mikrofonu.
BOTTOM
SM57 / KM84 benzeri bir mikrofon
Öncelikle:
polarity reverse
ile denenir.
OVERHEAD
Stereo çift.
Burada overhead’leri trampetin:
ana doğal görüntüsü
olarak kabul ederiz.
ROOM
U67 / U87 / Coles 4038 gibi daha karakterli bir room sistemi.
Burada ilk aşamada:
alignment yapılmaz.
19. Referans mikrofon hangisi olmalı?
Ben senin sisteminde:
OVERHEAD = akustik referans
olarak başlamayı tercih ederim.
Çünkü senin hedeflediğin:
ECM / jazz / acoustic / doğal woody Craviotto
karakterinde overhead’lerin davulun gerçek akustik görüntüsünü taşımasını isteriz.
Daha sonra:
Top mic → overhead ile karşılaştırılır.
Sonra:
Bottom → overhead + top ile karşılaştırılır.
En son:
Room → bütün sistemle karşılaştırılır.
Bu yaklaşımda close mic’ler overhead’in yerine geçmez.
Overhead’in içine oturur.
20. Trampet top mic ile overhead’i hizalamalı mıyım?
İlk aşamada:
HAYIR.
Önce doğal şekilde dinle.
Sonra yalnızca üç şeyi test et:
TEST 1
Natural
TEST 2
Top mic polarity invert
TEST 3
Top mic birkaç yüz mikro-saniye / küçük zaman aralığında hareket ettirilmiş
Sonra:
Snare body
Attack
Crack
Center
Cymbal spill
karşılaştır.
Burada amaç waveform’u “güzel göstermek” değil:
miks içinde en iyi ses veren fiziksel ilişkiyi bulmaktır.
21. Çok önemli bir mühendislik noktası: “Waveform’u hizalamak” her zaman doğru değildir
DAW’da iki waveform’a zoom yaptığınızda:
Transient A
ve
Transient B
arasındaki ilk peak’i görüp:
“Bunları üst üste getirmeliyim.”
demek çok cazip gelir.
Fakat bir trampet transienti tek bir spike değildir.
İlk birkaç yüz mikro-saniye içinde:
- stick attack,
- head transient,
- shell response,
- wire response,
- reflections
birbirine karışır.
Dolayısıyla “ilk peak”i hizalamak bütün spektrumu hizalamaz.
Bir frekans 0° civarında olabilirken başka bir frekans 130° veya 220° civarında olabilir.
İşte bu nedenle Sound On Sound’un da belirttiği gibi basit bir delay işlemi bütün frekansları aynı anda “phase correct” hale getiremez.
22. Neden bir delay bütün problemi çözemiyor?
Çünkü:
Phase = frequency dependent
olabilir.
Örneğin iki sinyal arasında:
0.5 ms
zaman farkı olduğunu düşünelim.
1 kHz’de:
0.5 ms = yarım çevrim
→ yaklaşık 180°
5 kHz’de:
0.5 ms = 2.5 çevrim
→ 900°
Yani aynı 0.5 ms gecikme farklı frekanslarda tamamen farklı faz ilişkileri oluşturur.
Bu nedenle:
“0.5 ms delay koydum, artık faz düzgün.”
demek fiziksel olarak doğru değildir.
23. İşte “phase alignment” ile “time alignment” arasındaki fark
TIME ALIGNMENT
İki sinyalin belirli bir referans noktasını zaman olarak yaklaştırırsınız.
POLARITY ALIGNMENT
Bir sinyalin işaretini ters çevirirsiniz.
PHASE ALIGNMENT
Belirli frekans bölgelerinin faz ilişkisini değiştirirsiniz.
Üçü aynı işlem değildir.
Özellikle analog phase rotation cihazları veya all-pass tabanlı işlemler burada farklı davranabilir.
Bu nokta, daha önce konuştuğumuz analog EQ / digital EQ faz davranışı konusuyla da doğrudan bağlantılıdır:
Akustik zaman farkı ≠ EQ’nun oluşturduğu phase rotation.
Bunları birbirine karıştırmamak gerekir.
24. Bir trampetin neden “fazlı” veya “hollow” duyulduğunu kulakla tanımak
Aşağıdaki belirtiler çok değerlidir.
1 — Gövde kayboluyor
Muhtemel problem:
100–300 Hz etkileşimi
2 — Trampet karton gibi
Muhtemel problem:
250–700 Hz comb interaction / room / EQ
3 — Attack var ama body yok
Close mic ile overhead arasında zaman ilişkisi veya EQ problemi olabilir.
4 — Trampet “çok büyük ama merkezsiz”
Overhead stereo ilişkisi veya room contribution kontrol edilmeli.
5 — Cymbal’lar swishy
Overhead L/R zaman/faz ilişkisi kontrol edilmeli.
6 — Bottom mic eklenince trampet inceliyor
Önce:
polarity
sonra:
time relationship
kontrol edilmeli.
7 — Room açınca trampet küçülüyor
Room ile close/overhead arasındaki comb filtering veya polarity ilişkisi kontrol edilmeli.
25. Pratik bir laboratuvar testi
Bunu kendi DW Craviotto’n üzerinde yapmak çok öğretici olur.
Aynı kayıt üzerinde dört versiyon oluştur:
A — NATURAL
Hiç alignment yok.
Bottom polarity normal.
B — POLARITY
Bottom polarity reverse.
C — TIME
Bottom polarity reverse + küçük zaman ayarı.
D — OVERHEAD ALIGN
Close snare ile overhead arasındaki zaman ilişkisi de değiştirilmiş.
Sonra hepsinin:
RMS / LUFS seviyesi eşitlenerek
dinlenmesi gerekir.
Çünkü daha yüksek ses genellikle daha “iyi” zannedilir.
Sonra şu beş kriteri değerlendir:
| Kriter | A | B | C | D |
|---|---|---|---|---|
| Body | ||||
| Crack | ||||
| Ghost notes | ||||
| Stereo image | ||||
| Doğallık |
Bu deney, phase teorisini okumaktan çok daha öğreticidir.
26. En önemli prensip: “En az phase problemi” her zaman “en iyi ses” değildir
Bu çok ileri düzey ama çok önemli bir noktadır.
Bir miks mühendisinin görevi:
matematiksel olarak maksimum phase coherence
elde etmek değildir.
Görevi:
müzikal olarak en iyi sonucu elde etmektir.
Örneğin room mikrofonunun 12 ms gecikmesi teknik olarak “alignment problem” gibi görülebilir.
Ama o 12 ms:
depth
yaratıyorsa onu korumak isteyebilirsiniz.
Benzer şekilde overhead’in close snare’den birkaç ms sonra gelmesi:
gerçek davulun fiziksel mekândaki davranışıdır.
Onu tamamen yok etmek her zaman doğru değildir.
27. Senin Craviotto için benim tercih edeceğim başlangıç felsefesi
Senin istediğin:
woody + overtones + snare-wire crackle + ghost notes
karakteri için ben şu sırayı kullanırdım:
1. Fiziksel mikrofon konumu
↓
2. Head ve tuning
↓
3. Polarity
↓
4. Overhead ilişkisi
↓
5. Çok küçük time adjustment
↓
6. EQ
↓
7. Compression
↓
8. Room
↓
9. Reverb
Bu sıra önemlidir.
Çünkü kötü mikrofon yerleşimini EQ ile düzeltmeye çalışmak çoğu zaman:
bir problemi başka bir probleme dönüştürür.
28. Sonuç: Trampette “phase” problemi aslında bir sistem problemidir
Bir trampet kaydında sadece:
Top mic
ile ilgilenmiyoruz.
Aslında sistem:
TOP HEAD
BOTTOM HEAD
SHELL
SNARE WIRE
TOP MIC
BOTTOM MIC
OVERHEAD
ROOM
AKUSTİK YANSIMALAR
DAW’DAKİ ZAMAN İLİŞKİLERİ
şeklindedir.
Bu sistemin herhangi iki noktasındaki zaman farkı, frekansa bağlı olarak farklı faz ilişkileri oluşturabilir.
Bu yüzden:
“Phase düğmesine bastım, düzeldi.”
çok basit bir yaklaşımdır.
Gerçek mühendislik yaklaşımı:
Kaynak nerede?
Mikrofon nerede?
Ses hangi yoldan geliyor?
Ne kadar zamanda geliyor?
Hangi frekanslarda güçleniyor?
Hangi frekanslarda iptal oluyor?
Ve bu etkileşim müzikal olarak gerçekten problem mi?
sorularını birlikte sormaktır.
En önemlisi de şudur:
Polariteyi düzeltmek başka şeydir.
Zamanı hizalamak başka şeydir.
Faz ilişkisini değiştirmek başka şeydir.
Doğal akustik derinliği korumak ise bambaşka bir karardır.
İyi bir trampet kaydında amaç bunların hepsini sıfırlamak değil, doğru olanlarını koruyup yanlış olanlarını kontrol etmektir.
Bu nedenle profesyonel davul kaydında “phase correction” çoğu zaman bir matematik problemi değil, akustik + zaman + müzikal karar problemidir.
@Hakan NART Stüdyo ARTLINE
TRAMPET FAZ VE ZAMAN LABORATUVARI
Sample, Milisaniye, Akustik Mesafe, Comb Filtering, Ölçüm ve Gerçek Alignment
Bir önceki bölümde polarite, faz ve zaman farkının aynı şey olmadığını gördük.
Şimdi bunu sayısal hale getirelim.
Çünkü profesyonel kayıt mühendisliğinde çok önemli bir noktaya geliyoruz:
Bir mikrofonu yalnızca “kulağıma iyi geldi” diye değil, neden iyi geldiğini anlayarak konumlandırabilmek.
Bunun için dört temel birim kullanacağız:
metre / santimetre → milisaniye → sample → faz derecesi
Bunların birbirine nasıl dönüştüğünü anladığınızda, trampet kayıtlarındaki phase problemleri büyük ölçüde görünür hale gelir.
1. 48 kHz ve 96 kHz’de bir sample ne kadar zamandır?
En temel hesap:
48 kHz
Bir saniyede:
48.000 sample
vardır.
Dolayısıyla:
1 sample = 1 / 48.000 s
≈ 20.833 µs
yani:
0.020833 ms
96 kHz
1 sample = 10.417 µs
yani:
0.010417 ms
dir.
Bunu tabloya çevirelim:
| Sample Rate | 1 sample | 10 sample | 100 sample |
|---|---|---|---|
| 44.1 kHz | 0.02268 ms | 0.227 ms | 2.268 ms |
| 48 kHz | 0.02083 ms | 0.208 ms | 2.083 ms |
| 96 kHz | 0.01042 ms | 0.104 ms | 1.042 ms |
| 192 kHz | 0.00521 ms | 0.052 ms | 0.521 ms |
Buradan önemli bir sonuç çıkar:
96 kHz, 48 kHz’in iki katı zaman çözünürlüğü sağlar.
Fakat bu, otomatik olarak “daha iyi phase” anlamına gelmez.
Sample rate’in burada yaptığı temel şey, zaman eksenindeki çözünürlüğü artırmaktır.
2. Bir sample havada kaç santimetredir?
Ses hızını yaklaşık:
343 m/s
alırsak:
48 kHz
1 sample:
343 / 48.000 m
≈ 7.15 mm
yani:
0.715 cm
96 kHz
1 sample:
≈ 3.57 mm
yani:
0.357 cm
Bu olağanüstü ilginçtir.
48 kHz’de:
10 sample ≈ 7.15 cm
96 kHz’de:
20 sample ≈ 7.15 cm
Dolayısıyla DAW’da birkaç sample’lık bir zaman farkı fiziksel olarak çok küçük görünse bile yüksek frekanslarda ciddi sonuç yaratabilir.
3. Mikrofonu 1 cm oynatmak ne demek?
Ses yaklaşık 343 m/s hızla ilerlediğine göre:
1 cm ≈ 0.029 ms
2 cm ≈ 0.058 ms
5 cm ≈ 0.146 ms
10 cm ≈ 0.292 ms
20 cm ≈ 0.583 ms
50 cm ≈ 1.458 ms
1 m ≈ 2.915 ms
Bu nedenle trampet mikrofonunda:
5 cm
küçük bir fiziksel hareket gibi görünür.
Ama 5 kHz’de bunun faz karşılığı çok büyüktür.
4. 5 cm hareket neden 4–5 kHz bölgesini değiştirebilir?
Bir frekansta 180° faz farkı oluşturan zaman:
t = 1 / (2f)
formülüyle bulunur.
Örneğin:
1 kHz
180°:
0.5 ms
2 kHz
0.25 ms
4 kHz
0.125 ms
5 kHz
0.1 ms
10 kHz
0.05 ms
Şimdi bunu mesafeye çevirelim.
5 kHz’de:
0.1 ms × 343 m/s
≈ 3.43 cm
Yani yaklaşık:
3.4 cm yol farkı = 180°
5 kHz civarında.
Bu yüzden bir snare mic’i 3–4 cm hareket ettirmek:
snare wire / crack / stick attack
bölgesinde çok büyük değişiklik yapabilir.
Bu, mikrofon yerleşiminin EQ’dan neden çoğu zaman daha güçlü olduğunu açıklayan temel fiziksel nedenlerden biridir.
5. Comb filtering’in çentikleri nasıl hesaplanır?
İki aynı sinyal arasında τ kadar gecikme varsa, ideal durumda cancellation noktaları:
fₙ = (2n + 1) / (2τ)
şeklinde oluşur.
Burada:
n = 0, 1, 2, 3…
Örneğin:
τ = 1 ms
olsun.
İlk cancellation:
1 / 0.002 = 500 Hz
Sonrakiler:
1.5 kHz
2.5 kHz
3.5 kHz
4.5 kHz
…
Yani 1 ms gecikme:
500 Hz → 1.5 kHz → 2.5 kHz → 3.5 kHz → 4.5 kHz…
şeklinde bir tarak yapısı oluşturabilir.
Bu nedenle:
“Sadece 1 ms ne olacak?”
sorusu trampet için kesinlikle yanlış bir varsayımdır.
DPA’nın teknik açıklamalarında da iki mikrofonun aynı kaynağı farklı zamanlarda yakalamasının comb filtering oluşturabileceği ve etkinin gecikme süresine göre frekans boyunca düzenli tepe/çukurlar meydana getirdiği gösteriliyor.
6. Delay arttıkça ne olur?
Yaklaşık olarak:
| Delay | İlk cancellation |
|---|---|
| 0.05 ms | 10 kHz |
| 0.10 ms | 5 kHz |
| 0.125 ms | 4 kHz |
| 0.20 ms | 2.5 kHz |
| 0.25 ms | 2 kHz |
| 0.50 ms | 1 kHz |
| 1 ms | 500 Hz |
| 2 ms | 250 Hz |
| 3 ms | 167 Hz |
| 5 ms | 100 Hz |
| 10 ms | 50 Hz |
Bu tablo trampet için inanılmaz değerlidir.
Çünkü şunu görebiliyoruz:
çok küçük delay → yüksek frekans problemi
daha büyük delay → daha düşük frekanslara inen comb filtering
Örneğin:
0.1 ms
çok küçük görünür.
Ama ilk büyük cancellation:
5 kHz
civarındadır.
Bu tam olarak trampetin:
crack / wire / attack
bölgesidir.
7. Bir de cancellation’ın derinliği vardır
Burada önemli bir ayrıntı var.
İki sinyalin seviyeleri aynı değilse cancellation sonsuza kadar derinleşmez.
Örneğin iki sinyal:
aynı seviye
ise teorik cancellation çok derin olabilir.
Ama ikinci mikrofon:
10 dB daha düşük
ise etki ciddi şekilde azalır.
DPA, iki mikrofonun aynı kaynağı yaklaşık aynı seviyede yakaladığı durumlarda comb filtering’in daha belirgin olduğunu ve gecikmiş sinyalin yaklaşık 10 dB veya daha fazla azaltılmasının etkiyi önemli ölçüde düşürebileceğini açıklıyor.
Bu yüzden 3:1 kuralı yalnızca spill kuralı değildir; aynı zamanda aynı kaynağın iki mikrofondaki seviyelerini ayırarak comb-filter etkisini azaltmaya yardımcı olur.
8. Trampet top + bottom örneği
Diyelim:
Top mic ile trampet arasındaki akustik yol:
10 cm
Bottom mic ile:
18 cm
olsun.
Basitleştirilmiş yol farkı:
8 cm
Yaklaşık delay:
0.233 ms
olur.
İlk cancellation:
1 / (2 × 0.000233)
≈ 2.15 kHz
Yani yalnızca 8 cm’lik yol farkı:
2.1 kHz
civarında ilk büyük cancellation bölgesi oluşturabilir.
Bu bölge trampetin:
attack / stick definition / presence
alanıdır.
Dolayısıyla bottom mic’in polarity’sini çevirmek bile tek başına problemi tamamen ortadan kaldırmaz.
9. Peki mikrofonu fiziksel olarak hareket ettirmek mi, DAW’da delay etmek mi daha doğru?
Burada çok önemli bir ayrım var.
Kayıt sırasında:
Mikrofonu hareket ettirmek:
akustik yol farkını
değiştirir.
Bu yalnızca zaman ilişkisini değil:
- off-axis response,
- proximity effect,
- bleed,
- tonal balance,
- transient şekli
gibi birçok şeyi değiştirir.
Dolayısıyla kayıt aşamasında mikrofon pozisyonu:
bir EQ düğmesi gibi
çalışabilir.
Mix aşamasında:
Delay/plugin kullanmak esas olarak:
zaman ilişkisini
değiştirir.
Mikrofonun:
- polar pattern’i,
- off-axis rengi,
- proximity effect’i
değişmez.
Bu nedenle:
DAW alignment, kötü mikrofon pozisyonunun birebir eşdeğeri değildir.
10. REW ile bu işi gerçekten ölçebilir miyiz?
Evet.
Room EQ Wizard (REW), impulse response üzerinden sistem gecikmesini ölçebilir ve zaman ekseninde ölçüm yapabilir. Loopback timing reference kullanıldığında sistem delay’ini milisaniye ve eşdeğer mesafe olarak gösterebilir; ayrıca impulse response’un zaman hizalaması için araçlar içerir.
Fakat burada bir uyarı var:
REW esas olarak:
akustik sistem / oda / hoparlör / ölçüm
analizi için geliştirilmiştir.
Bir drum recording’de de kullanılabilir, ancak kayıt mikrofonlarını ölçerken:
mikrofonun kapsül konumu + ses kaynağının gerçek geometrisi + transient yapısı
dikkate alınmalıdır.
11. Trampet üzerinde pratik ölçüm nasıl yapılır?
En güzel yöntemlerden biri:
TEST 1 — TEK VURUŞ
Davulcu aynı trampete:
rimshot
veya:
center hit
yapar.
Kayıt:
48 veya 96 kHz
olarak alınır.
Aynı anda:
- Top mic
- Bottom mic
- OH L
- OH R
- Room
kaydedilir.
Sonra waveform’lar DAW’da büyütülür.
Ama sadece waveform’a bakmak yeterli değildir.
12. İlk transient’i bul
Her kanalda aynı vuruşun başlangıç noktasını belirle.
Örneğin:
Top = 0 sample
Bottom = +12 sample
OH L = +145 sample
OH R = +150 sample
Room = +420 sample
gibi.
48 kHz’de:
12 sample:
0.25 ms
145 sample:
3.02 ms
420 sample:
8.75 ms
civarındadır.
Bu bize fiziksel sistemin kaba zaman haritasını verir.
13. Fakat waveform’daki ilk peak’e körü körüne güvenme
Çünkü:
Top mic’teki ilk peak
ile
OH’daki ilk peak
aynı fiziksel olay olmayabilir.
Birinde:
stick → head
daha baskın olabilir.
Diğerinde:
shell → cymbal bleed → head
kombinasyonu olabilir.
Bu nedenle ölçüm:
tek bir sample noktasına indirgenmemelidir.
Impulse response veya transient correlation daha anlamlıdır.
14. Correlation meter ne söylüyor?
Correlation meter genel olarak iki kanalın ortak sinyal içeriğinin faz ilişkisi hakkında fikir verir.
Kabaca:
+1
→ güçlü ortaklık / aynı yönde ilişki
0
→ zayıf korelasyon
−1
→ ters yönlü ilişki
Ancak burada büyük bir yanlış anlaşılma vardır:
Correlation meter’ın −0.2 göstermesi otomatik olarak “kötü” demek değildir.
Özellikle stereo overhead veya room sistemlerinde genişlik yaratmak için belirli miktarda düşük korelasyon doğal olabilir.
Ayrıca meter tek başına:
hangi frekansın
problem olduğunu söylemez.
Bu nedenle:
Correlation + spectrum + listening
birlikte kullanılmalıdır.
15. Phase scope neden daha kullanışlı olabilir?
Bir phase scope / vectorscope stereo sinyalin:
- merkez,
- genişlik,
- kanal ilişkisi
hakkında daha görsel bilgi verebilir.
Fakat yine:
meter = karar verici değildir.
Meter:
kanıt
sağlar.
Son kararı:
kulak + mono kontrol + miks bağlamı
verir.
16. En iyi test: Band-limited dinleme
Bu çok güçlü bir mühendislik yöntemidir.
Trampet:
100–200 Hz
dinlenir.
Sonra:
200–500 Hz
Sonra:
500 Hz–1.5 kHz
Sonra:
1.5–4 kHz
Sonra:
4–10 kHz
Böyle yaptığınızda phase probleminin hangi bölgede oluştuğunu çok daha kolay bulursunuz.
Örneğin:
1.5–4 kHz’de
trampet bir anda inceliyorsa:
Top/Bottom veya Top/OH zaman ilişkisi araştırılır.
17. En güçlü yöntemlerden biri: polarity AB testi
Örneğin bottom mic:
A
Normal
B
Reverse
Seviyeyi eşitle.
Sonra:
mono
dinle.
Ardından:
stereo
dinle.
Sonra:
OH + Top + Bottom
dinle.
Bu dört aşamada da aynı sonucu veriyorsa karar kolaydır.
18. Fakat bir adım daha ileri gidelim
Şimdi bottom mic’i:
0 sample
ile başlat.
Sonra:
±5 sample
±10 sample
±15 sample
±20 sample
değerlerinde dene.
48 kHz’de:
20 sample ≈
0.417 ms
dir.
Bu çok küçük bir zaman aralığıdır.
Ama 4 kHz’de yaklaşık:
600°
faz dönüşüne karşılık gelir.
Yani belirli frekanslarda çok farklı sonuçlar duyabilirsiniz.
Bu deney, “phase”in neden yalnızca 180° düğmesinden ibaret olmadığını çok net gösterir.
19. 96 kHz burada avantaj sağlar mı?
Evet, özellikle ince zaman düzenlemelerinde daha yüksek çözünürlük sağlar.
48 kHz:
1 sample ≈ 20.83 µs
96 kHz:
1 sample ≈ 10.42 µs
Dolayısıyla 96 kHz’de:
1 sample
yaklaşık yarım zaman çözünürlüğü sağlar.
Fakat unutulmaması gereken şey:
96 kHz kötü mikrofon yerleşimini düzeltmez.
Sadece daha ince zaman kontrolü verir.
Ayrıca analog zincirin, mikrofonun, preamp’ın, converter’ın ve tüm sistemin toplam davranışı da işin içindedir.
20. “0.1 ms delay” gerçekten çok küçük mü?
Akustik olarak:
0.1 ms ≈ 3.43 cm
dir.
Ama 10 kHz’de:
bir periyot:
0.1 ms
dir.
Dolayısıyla 10 kHz’de:
0.1 ms = 360°
olur.
5 kHz’de:
180°
olur.
2.5 kHz’de:
90°
olur.
1 kHz’de:
36°
olur.
Tek bir 0.1 ms delay’in farklı frekanslarda ne kadar farklı davranabildiğini burada açıkça görüyoruz.
21. Bu yüzden “faz problemi 180°” demek eksiktir
Trampet gibi geniş bantlı bir kaynakta gerçek soru:
Hangi frekansta kaç derece?
olmalıdır.
Örneğin:
100 Hz → 18°
1 kHz → 36°
2.5 kHz → 90°
5 kHz → 180°
10 kHz → 360°
yaklaşık olarak aynı 0.1 ms delay için.
Bu, phase’in neden frekansa bağlı bir kavram olduğunu mükemmel biçimde gösterir.
DPA da faz, polarite ve delay’in birbirinden farklı kavramlar olduğunu; ayrıca filtrelerin ve EQ devrelerinin frekansa bağlı phase shift oluşturabileceğini açıklıyor.
22. İşte önceki EQ konumuzla bağlantı
Burada önceki:
analog EQ vs digital EQ phase
konusuna tekrar dönüyoruz.
Bir EQ:
frequency-dependent phase rotation
oluşturabilir.
Bir mikrofon mesafe farkı ise:
time delay
oluşturur.
Time delay’in frekans domenindeki karşılığı da frekansa bağlı faz değişimidir.
Dolayısıyla iki konu matematiksel olarak birbirine bağlanır.
Fakat fiziksel kaynakları farklıdır.
Mikrofon mesafesi:
akustik propagation delay
EQ:
filter phase response
Polarity switch:
sign inversion
Bunları aynı “phase” kelimesi altında toplamak mühendislik açısından yanıltıcıdır.
23. Craviotto için önerdiğim gerçek laboratuvar testi
Senin 14×6.5 DW Craviotto için çok öğretici bir test yapılabilir.
Mikrofonlar
Top: M201 veya SM57
Bottom: SM57 veya KM84
OH: eşleşmiş stereo condenser çift
Room: U67/U87 veya Coles 4038 karakterinde bir stereo sistem
TEST A
Natural.
Hiçbir alignment yok.
TEST B
Bottom polarity reverse.
TEST C
Bottom reverse + ±5 sample taraması.
TEST D
Bottom reverse + ±10 sample.
TEST E
Top mic ile OH arasında küçük zaman değişiklikleri.
TEST F
Room doğal.
TEST G
Room’u 2–10 ms aralığında farklı zaman ilişkileriyle dene.
Amaç:
“en phase coherent”
olanı bulmak değil.
Amaç:
en iyi Craviotto
olanı bulmak.
24. Özellikle Jazz / ECM yaklaşımında benim seçimim
Senin sevdiğin:
Jan Garbarek
Keith Jarrett
Pat Metheny
John Scofield
ECM
estetiğine yakın bir kayıt için:
A — Natural
versiyonunu başlangıç noktası yapardım.
Yani:
mikrofon yerleşimini doğru yap
↓
bottom polarity’yi kontrol et
↓
overhead’leri doğru simetriye getir
↓
mono kontrolü yap
↓
gereksiz sample alignment yapma
↓
room’u doğal bırak
↓
sonra EQ ve compression
Bu yaklaşımda odanın ve davulun gerçek akustiği kayıt zincirinin bir parçası haline gelir.
25. Modern Pop / Rock / Metal’de yaklaşım değişebilir
Burada ise:
close mic transient
çok daha önemli hale gelebilir.
Dolayısıyla:
- sample alignment,
- transient alignment,
- phase rotation,
- gating,
- close mic dominance
daha agresif kullanılabilir.
Özellikle modern metalde:
snare close mic + sample + overhead
ilişkisi tamamen estetik bir tasarım haline gelebilir.
Bu durumda doğal zaman ilişkisini korumak zorunda değilsiniz.
26. Çok önemli son ayrım: Phase coherence ≠ transient coherence
Bir sistem:
phase coherence
açısından çok iyi olabilir.
Ama:
transient coherence
müzikal açıdan kötü olabilir.
Örneğin close mic’i overhead’e tamamen hizaladınız.
Waveform’lar mükemmel.
Fakat:
snare artık overhead’de doğal mesafede değil.
Sonuç:
- kit küçülebilir,
- room hissi azalabilir,
- snare stereo image içinde yapaylaşabilir.
Dolayısıyla:
Waveform’un güzel görünmesi, sesin güzel olduğu anlamına gelmez.
Bu, dijital çağdaki drum editing’in en önemli tuzaklarından biridir.
27. Son mühendislik kontrol listesi
Bir trampetin phase problemi olduğunu düşündüğünde sırayı şöyle kullan:
1
Mikrofon fiziksel olarak doğru yerde mi?
2
Top ve bottom polarity kontrol edildi mi?
3
OH L ve OH R trampete eşit mesafede mi?
DPA da stereo overhead kurulurken snare’in iki overhead’e olan mesafesinin mümkün olduğunca eşit tutulmasını öneriyor.
4
Mono’da ne oluyor?
5
Correlation ne gösteriyor?
6
Hangi frekans bölgesinde problem var?
7
Delay kaç ms?
8
Bu delay’in ilk cancellation frekansı nedir?
9
Problem fiziksel olarak mı, DAW’da mı çözülmeli?
10
Alignment gerçekten müziğe hizmet ediyor mu?
28. Sonuç
Trampet phase analizi aslında şu zincirin tamamını anlamaktır:
MESAFE
↓
ZAMAN
↓
SAMPLE
↓
FAZ
↓
TOPLAMA
↓
COMB FILTER
↓
FREKANS RESPONSE
↓
TRANSIENT
↓
ALGILANAN TRAMPET
Bu nedenle çok küçük bir fiziksel değişiklik:
mikrofonu 3 cm oynatmak
veya dijital tarafta:
0.1 ms delay
bile trampetin:
crack
wire
attack
body
ve
presence
karakterini değiştirebilir.
Ve en önemli prensip tekrar şudur:
Faz problemi gördüğünüz her yerde polarity düğmesine basmak çözüm değildir.
Bazen çözüm:
mikrofonu 3 cm hareket ettirmektir.
Bazen:
bottom polarity’sini çevirmektir.
Bazen:
0.15 ms zaman düzeltmesidir.
Bazen:
hiçbir şey yapmamaktır.
Çünkü doğal room ve overhead zaman ilişkisi, teknik olarak “kusur” gibi görünen bir gecikmeyi müzikal olarak derinlik ve gerçeklik haline getirebilir.
DPA’nın davul mikrofonlama yaklaşımı da fazla mikrofon kullanımının faz sorunlarını artırabileceğini ve bazı durumlarda daha az mikrofonla daha kontrollü bir sonuç alınabileceğini özellikle belirtiyor.
Bu nedenle profesyonel trampet kaydında gerçek hedef:
“Phase’i sıfırlamak” değil, faz ilişkilerini bilinçli şekilde yönetmektir.
@Hakan NART ARTLINE Studio
48 kHz / 96 kHz, Sample Hesapları, Comb Filtering ve Gerçek Alignment Deneyleri
Bu bölüm, önceki Trampet Faz ve Zaman Atlası bölümünün laboratuvar kısmıdır.
Buradaki amaç yalnızca “phase nedir?” sorusunu cevaplamak değildir.
Amaç:
Bir trampet kaydında iki mikrofon arasındaki fiziksel mesafeyi ölçmek, bu mesafeyi sample ve milisaniyeye çevirmek, ortaya çıkabilecek comb-filtering frekanslarını hesaplamak ve sonunda bunun gerçekten müzikal olarak doğru bir alignment olup olmadığına karar vermektir.
Profesyonel kayıt mühendisliği açısından en önemli prensip şudur:
Ölçüm bize ne olduğunu gösterir.
Kulak bize bunun iyi olup olmadığını söyler.
Sound On Sound’un kapsamlı phase çalışması da çoklu mikrofon kullanımında zaman farklarının frekansa bağlı tepe ve çukurlar oluşturduğunu; polarity terslemenin ise zaman farkını ortadan kaldırmadığını açıkça gösteriyor.
1. Referans sistemimizi oluşturalım
Laboratuvar için şu sistemi kullanalım:
Trampet
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
Top mikrofon
Beyerdynamic M201 veya Shure SM57
Bottom mikrofon
Shure SM57 veya Neumann KM84
Overhead
Stereo condenser pair
Room
U67 / U87 / Coles 4038 karakterinde bir stereo sistem
Bu mikrofonların tamamı aynı anda kaydedilecek.
Ancak:
Top mic’i zaman referansı
olarak kabul edeceğiz.
Yani:
Top = 0 sample
diyeceğiz.
Bu mutlak fiziksel sıfır değildir.
Sadece ölçüm için seçtiğimiz referanstır.
2. İlk deney: yalnızca Top + Bottom
Önce overhead ve room’u kapatıyoruz.
Sadece:
TOP
BOTTOM
dinleniyor.
Davulcu tek tek:
- center hit
- normal stroke
- rimshot
- ghost note
çalıyor.
Öncelikle normal polarity ile dinliyoruz.
Sonra bottom polarity’sini ters çeviriyoruz.
Shure’un davul kayıt eğitiminde de bu yaklaşım özellikle öneriliyor: her mikrofonun polarity’sini tersleyerek hangi konfigürasyonun daha dolgun ve büyük duyulduğunu dinlemek.
3. İlk önemli gözlem
Diyelim ki waveform ölçümümüz şöyle çıktı:
| Kanal | İlk belirgin transient |
|---|---|
| Top | 0 sample |
| Bottom | +14 sample |
| OH L | +148 sample |
| OH R | +153 sample |
| Room | +430 sample |
48 kHz’de:
14 sample × 20.833 µs
≈
0.292 ms
demektir.
Bu da havada yaklaşık:
10 cm
yol farkına karşılık gelir.
Yani DAW’daki 14 sample’lık fark aslında fiziksel olarak yaklaşık 10 cm’lik akustik yol farkı anlamına gelebilir.
4. Aynı sistem 96 kHz’de nasıl görünür?
96 kHz’de:
1 sample ≈ 10.417 µs
Dolayısıyla aynı:
0.292 ms
zaman farkı:
yaklaşık:
28 sample
olur.
Yani:
48 kHz
10 cm ≈ 14 sample
96 kHz
10 cm ≈ 28 sample
Bu nedenle sample sayısına bakıp:
“96 kHz’de phase problemi daha büyük.”
demek yanlıştır.
Fiziksel zaman farkı aynıdır.
Sadece zaman eksenindeki çözünürlük iki katına çıkmıştır.
5. Şimdi asıl matematiğe geçelim
İki mikrofon arasındaki gecikme:
τ
ise ilk teorik cancellation frekansı:
f = 1 / (2τ)
ile bulunabilir.
Örneğin:
τ = 0.292 ms
olsun.
0.292 ms:
0.000292 s
dir.
Dolayısıyla:
1 / (2 × 0.000292)
≈
1712 Hz
çıkar.
Yani Top ve Bottom arasındaki yalnızca:
0.292 ms
zaman farkı bile yaklaşık:
1.7 kHz
civarında ilk büyük cancellation bölgesi oluşturabilir.
Bu bölge trampette:
attack / presence / stick definition
açısından son derece önemlidir.
6. Cancellation yalnızca 1.7 kHz’de oluşmaz
Comb filter bir tek çukur değildir.
İdeal iki benzer sinyal için yaklaşık cancellation noktaları:
fₙ = (2n+1)/(2τ)
şeklinde devam eder.
0.292 ms için yaklaşık olarak:
| Sıra | Frekans |
|---|---|
| 1 | 1.71 kHz |
| 2 | 5.14 kHz |
| 3 | 8.56 kHz |
| 4 | 11.99 kHz |
| 5 | 15.42 kHz |
Burada özellikle:
1.71 kHz
ve
5.14 kHz
çok önemlidir.
Birincisi:
snare presence / body definition
ikincisi ise:
attack / crack / wire
bölgesine yaklaşır.
Ancak gerçek trampet sinyali ideal iki özdeş sinüs olmadığı için gerçek cancellation eğrisi bu kadar temiz ve derin olmayacaktır.
Mikrofonların farklı olması, off-axis cevapları, spill ve oda yansımaları sonucu gerçek sistem çok daha karmaşıktır. Sound On Sound da gerçek çoklu mikrofon sistemlerinde mikrofonların farklı karakterlerinin ve farklı seviyelerde kullanılmasının ideal comb-filter etkisini yumuşattığını belirtiyor.
7. Şimdi bottom polarity’sini ters çevirelim
Burada önemli bir şey oluyor.
Bottom sinyalini:
+
yerine:
−
yaptık.
Bu:
polarite inversion
dır.
Ama:
14 sample’lık gecikme
hala vardır.
Yani:
Önce
Top:
0 sample
Bottom:
+14 sample
Polarity reverse sonrası
Top:
0 sample
Bottom:
+14 sample + inverted polarity
Dolayısıyla:
zaman farkı hâlâ 14 sample’dır.
Bu yüzden polarity reverse:
phase alignment değildir.
Sadece sinyalin işaretini değiştirir.
Shure ve Sound On Sound kaynakları da mikserlerdeki “phase” düğmesinin gerçekte polarity inversion yaptığını ve polarity ile phase’in aynı kavram olmadığını açıkça belirtiyor.
8. Şimdi çok öğretici bir deney yapalım
DAW’da Bottom kanalını:
+14 sample
konumunda bırak.
Sonra polarity reverse.
Sonra Bottom’u:
0 sample
noktasına taşı.
Yani:
14 sample ileri aldık.
Ne yaptık?
Bottom’un Top’a geliş zamanını eşitledik.
Fakat burada henüz:
“problem tamamen çözüldü”
diyemeyiz.
Çünkü mikrofonlar:
- farklı kapsüllere,
- farklı yönlere,
- farklı frekans cevaplarına,
- farklı proximity etkilerine,
- farklı off-axis davranışlara
sahiptir.
Dolayısıyla waveform’un hizalanması:
bütün frekansların aynı faza gelmesi
anlamına gelmez.
9. Neden?
Çünkü zaman farkı:
frekansa bağlı faz farkı
üretir.
Faz ilişkisi yaklaşık olarak:
φ = 360° × f × τ
ile ifade edilebilir.
Örneğin:
τ = 0.1 ms
olsun.
100 Hz
360 × 100 × 0.0001
≈
3.6°
1 kHz
≈
36°
2.5 kHz
≈
90°
5 kHz
≈
180°
10 kHz
≈
360°
Aynı:
0.1 ms
delay.
Ama her frekansta tamamen farklı bir faz ilişkisi.
İşte bu nedenle “bir delay koydum, fazı düzelttim” cümlesi teknik olarak eksiktir.
10. 0.1 ms’nin fiziksel karşılığı
0.1 ms:
0.0001 s
× 343 m/s
≈
3.43 cm
demektir.
Dolayısıyla trampet mikrofonunu sadece:
3.4 cm
hareket ettirmek, 5 kHz civarında yaklaşık 180° faz farkı oluşturabilecek bir yol değişimi yaratabilir.
Bu yüzden trampet mikrofon yerleşiminde:
2–5 cm
gibi küçük hareketler son derece değerlidir.
Sound On Sound’un çoklu mikrofon açıklaması da çok küçük kapsül mesafesi farklılıklarının özellikle yüksek frekanslarda belirgin cancellation yaratabileceğini vurguluyor.
11. Şimdi Top + Overhead deneyine geçelim
Bottom’u kapatıyoruz.
Sadece:
Top
OH L/R
dinliyoruz.
Diyelim:
Top:
0 sample
OH:
150 sample
150 sample / 48 kHz:
3.125 ms
yaklaşık.
Akustik olarak:
3.125 ms × 343
≈
1.07 metre
yol farkına karşılık gelir.
Bu çok önemli.
Çünkü overhead mikrofon gerçekten trampetten yaklaşık bir metre daha uzakta olabilir.
Yani burada gördüğümüz delay:
kayıt hatası değildir.
Bu:
davulun akustik mekândaki gerçek mesafesidir.
12. Peki 3.125 ms delay ne yapar?
İlk ideal cancellation:
1 / (2 × 0.003125)
≈
160 Hz
civarındadır.
Sonrakiler yaklaşık:
480 Hz
800 Hz
1.12 kHz
1.44 kHz
…
Bu durumda:
body + box + midrange
bölgesi etkilenebilir.
Ama burada çok önemli bir ayrım var.
Close mic ve overhead sinyalleri tamamen aynı değildir.
Overhead:
- cymbal,
- tom,
- kick,
- room,
- snare
hepsini içerir.
Dolayısıyla matematiksel olarak “3.125 ms delay var, 160 Hz tamamen yok olur” demek yanlış olur.
Gerçekte cancellation:
kaynağın overhead içindeki katkısına
bağlıdır.
13. İşte burada “level” devreye giriyor
Top mic:
−10 dB
Overhead’deki trampet:
−25 dB
ise iki sinyal aynı seviyede değildir.
Dolayısıyla cancellation daha az belirgin olacaktır.
Shure’un 3:1 kuralının amacı da bu tip etkileşimleri azaltmaktır: daha uzak mikrofonun aynı kaynaktan aldığı sinyalin belirgin biçimde daha düşük seviyede kalması, comb-filter etkisinin duyulabilirliğini azaltır.
14. Ama overhead’i 3:1 kuralına göre yerleştiremeyiz
Çünkü overhead’in görevi:
spill’i azaltmak
değil.
Overhead:
kitin tamamını
kaydetmektedir.
Dolayısıyla burada 3:1 kuralını mekanik biçimde uygulamak doğru değildir.
Overhead’i trampetten üç kat uzaklaştırmak:
kit balance’ını bozabilir.
Bu nedenle overhead sisteminde asıl önemli konu:
simetri + stereo teknik + snare/kick mesafeleri + mono compatibility
olur.
Sound On Sound, özellikle overhead gibi spaced stereo sistemlerde mono’ya toplandığında comb filtering oluşabileceğini ve bu nedenle mono kontrolünün önemli olduğunu vurguluyor.
15. OH Left ve OH Right arasında 5 cm fark varsa?
Şimdi daha da ilginç bir örnek.
OH L:
80 cm
OH R:
85 cm
olduğunu düşünelim.
Fark:
5 cm
Yaklaşık:
0.146 ms
delay.
İlk cancellation:
1 / (2 × 0.000146)
≈
3425 Hz
civarında.
Yani overhead mikrofonların trampete olan mesafesindeki sadece:
5 cm
fark:
3.4 kHz
civarında bir ilk cancellation bölgesi oluşturabilir.
Bu bölge:
snare crack / presence
için kritik.
Dolayısıyla overhead yerleşiminde:
Snare’in iki overhead’e olan mesafesini mümkün olduğunca eşitlemek
son derece değerlidir.
16. Bu yüzden Glyn Johns yaklaşımının mantığı anlaşılabilir
Glyn Johns tipi davul mikrofonlama sistemlerinde mikrofonların trampete göre geometrisi özellikle önemlidir.
Çünkü amaç yalnızca:
stereo
elde etmek değildir.
Aynı zamanda:
snare’in iki ana mikrofon arasındaki zaman ve seviye ilişkisini kontrol etmektir.
Bu nedenle iyi overhead placement bazen mix’te 20 plugin kullanmaktan çok daha fazla fark yaratır.
17. Room mikrofonunda matematik neden daha karmaşık?
Room:
8 ms
gecikmiş olsun.
İlk ideal cancellation:
62.5 Hz
civarındadır.
Fakat room sinyali:
close mic’in kopyası değildir.
Çünkü room:
- doğrudan ses,
- erken yansımalar,
- geç yansımalar,
- oda modları,
- diğer davullar
içerir.
Dolayısıyla room’u:
“8 ms gecikmiş snare mic”
olarak düşünmek yanlıştır.
Room aslında:
başka bir akustik perspektiftir.
18. Room’u neden bazen özellikle geciktirmek mantıklıdır?
Sound On Sound’da Steve Albini’nin ambient mikrofonları birkaç milisaniye yapay olarak geciktirdiği ve bunun yakın/uzak mikrofonlar arasındaki istenmeyen phasing’i azaltabildiği aktarılıyor. Aynı kaynak, ambient mikrofon yeterince uzak olduğunda gecikmenin artık “tonal değişiklik” yerine erken yansıma gibi algılanmaya başladığını açıklıyor.
Bu çok önemli bir fikir.
Çünkü:
çok küçük delay → comb filter
daha büyük delay → early reflection
daha da büyük delay → ayrı echo
algısına doğru geçebilir.
Bu sınır müziğe ve kaynağa bağlıdır.
19. 25 ms civarında neden başka bir şey hissetmeye başlarız?
Sound On Sound, gecikmeler yaklaşık 25 ms ve üzerine çıktığında kulağın bazı durumlarda gecikmiş sinyali artık tonal değişiklik olarak değil, ayrı bir yansıma/echo olarak algılamaya başlayabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle:
2 ms
ile:
20 ms
aynı şey değildir.
2 ms:
phase / timbre
etkisi ağırlıklıdır.
20 ms:
early reflection / depth
algısı çok daha güçlü hale gelir.
20. Şimdi gerçek alignment deneyimize dönelim
Craviotto kaydımızda:
Top
0 sample
Bottom
14 sample
OH L
148 sample
OH R
153 sample
Room
430 sample
olsun.
Bunları hemen hizalamıyoruz.
Önce:
TEST A — NATURAL
Hiçbir işlem yok.
TEST B — BOTTOM POLARITY
Bottom polarity reverse.
TEST C — BOTTOM TIME ALIGN
Bottom’u 14 sample geri çek.
TEST D — OH ALIGN
OH’leri Top’a hizala.
TEST E — ROOM ALIGN
Room’u da hizala.
Sonra:
A / B / C / D / E
aynı ses seviyesinde karşılaştırılır.
Büyük ihtimalle:
E
en “teknik olarak hizalı”
gibi görünür.
Ama çok büyük ihtimalle:
en doğal
olmayacaktır.
21. Neden?
Çünkü E versiyonunda:
close + overhead + room
aynı zaman perspektifine zorlanmıştır.
Davul artık:
tek bir noktadan
geliyormuş gibi davranabilir.
Oysa gerçek davul:
yakın + orta mesafe + oda
katmanlarından oluşur.
Özellikle senin istediğin doğal jazz/akustik karakterde bu fark çok önemlidir.
22. Benim Craviotto için tercih edeceğim alignment
Başlangıçta:
Top
0 sample
Bottom
polarity test
ama hemen time-align değil.
OH
doğal
Room
doğal
Sonra yalnızca:
Bottom ±5 / ±10 sample
test edilir.
Eğer sonuç daha iyi ise kullanılır.
OH için ise önce:
fiziksel mikrofon yerleşimi
düzeltilir.
DAW alignment ikinci aşamadır.
23. Bunun nedeni çok basit
Kayıt aşamasında:
mikrofonu 5 cm hareket ettirmek
sadece delay’i değiştirmez.
Aynı zamanda:
- proximity effect,
- off-axis response,
- bleed,
- shell/head oranı,
- cymbal spill
değişir.
DAW’da:
5 cm’lik zaman farkını
simüle ettiğinizde yalnızca zaman ilişkisini değiştirirsiniz.
Bu nedenle:
Fiziksel alignment ile dijital alignment eşdeğer değildir.
24. Şimdi çok ileri bir test: polarity reverse + fiziksel hareket
Bu yöntem özellikle çok değerlidir.
Bottom mic’i:
polarity reverse
yap.
Davulcu sürekli rimshot çalsın.
Sonra mikrofonu:
1–2 cm
adımlarla hareket ettir.
Top + Bottom toplamını dinle.
Amaç:
en düşük toplam seviyeyi
bulmak değildir.
Çünkü polarity reverse edilmiş iki mikrofonu özellikle cancellation yönünde ayarlarsanız, ardından polarity’yi tekrar normale çevirdiğinizde güçlü bir kombinasyon elde edebilirsiniz.
Sound On Sound bu yöntemi çoklu mikrofonlarda kapsüllerin fiziksel konumunu kulakla optimize etmek için pratik bir teknik olarak öneriyor.
25. Bu neden çalışıyor?
Bottom polarity reverse.
Mikrofonu hareket ettiriyorsun.
Bazı frekanslar:
daha fazla cancellation
yapıyor.
Sen:
en güçlü cancellation
noktasını buluyorsun.
Sonra polarity’yi normale getiriyorsun.
Böylece aynı fiziksel mesafe:
daha güçlü constructive addition
üretebilir.
Bu yöntem özellikle:
mikrofon yerleşimi
ile phase ilişkisinin nasıl değiştiğini kulakla öğrenmek için çok değerlidir.
26. Ancak bunu tüm kitte yapma
Bu teknik:
Top + Bottom
gibi iki benzer sinyal için çok kullanışlıdır.
Ama:
Top + Room
için aynı mantıkla uygulanmaz.
Çünkü room artık:
aynı sinyalin gecikmiş kopyası
değildir.
O bir:
akustik alan
kaydeder.
27. Phase measurement için ideal test sinyali neden tek vuruştur?
Çünkü groove içinde:
- kick,
- hi-hat,
- tom,
- cymbal
aynı anda çalışırken hangi transient’in hangi mikrofona ait olduğunu ayırmak zorlaşır.
Tek vuruşta:
akustik olay
daha kolay izlenir.
Bu yüzden laboratuvar:
tek rimshot
ile başlar.
Sonra:
ghost note
ve:
normal groove
ile doğrulanır.
28. Ghost note özel bir testtir
Senin Craviotto için özellikle önemli.
Çünkü ghost note:
- daha düşük SPL,
- daha düşük transient,
- daha fazla wire contribution
taşır.
Dolayısıyla:
Top / Bottom / OH
arasındaki ilişki rimshot’tan farklı algılanabilir.
Eğer alignment yalnızca rimshot’ta iyi, ghost note’ta kötü ise:
tek bir transient’e göre alignment yapılmamalıdır.
Bu çok önemli.
29. Rimshot ve ghost note arasında neden fark var?
Rimshot:
yüksek transient + shell + head
ağırlıklıdır.
Ghost note:
head + wire + düşük seviyeli transient
ağırlıklıdır.
Dolayısıyla aynı phase ilişkisi:
rimshot’ta punch
verirken,
ghost note’ta wire sensitivity
üzerinde farklı davranabilir.
Bu yüzden senin hedeflediğin:
woody + overtones + snare-wire crackle + ghost notes
için yalnızca rimshot’a göre alignment yapmak doğru olmayacaktır.
30. Son laboratuvar tablomuz
Senin trampetin için şu test tablosunu oluşturabiliriz:
| Test | Top | Bottom | OH | Room | Amaç |
|---|---|---|---|---|---|
| A | Natural | Natural | Natural | Natural | Referans |
| B | Natural | Reverse | Natural | Natural | Polarity |
| C | Natural | Reverse + 5 sample | Natural | Natural | Fine delay |
| D | Natural | Reverse −5 sample | Natural | Natural | Fine delay |
| E | Natural | Reverse + 10 sample | Natural | Natural | Daha geniş tarama |
| F | Natural | Reverse | Align | Natural | OH ilişkisi |
| G | Natural | Reverse | Natural | Delay | Room karakteri |
| H | Natural | Reverse | Natural | Natural | Son miks |
Her test:
rimshot + normal hit + ghost note + groove
ile dinlenmelidir.
31. Değerlendirme kriterleri
Her versiyonu şu kriterlerle 1–10 arasında puanlamak çok öğretici olur:
| Parametre | A | B | C | D | E |
|---|---|---|---|---|---|
| Body | |||||
| Woody character | |||||
| Attack | |||||
| Crack | |||||
| Wire | |||||
| Ghost notes | |||||
| Center image | |||||
| Naturalness | |||||
| Room depth | |||||
| Mono compatibility |
Bu tablo aslında profesyonel bir:
phase listening protocol
haline gelir.
32. Ve en önemli sonuç
Bu deneylerden sonra büyük ihtimalle şunu göreceksin:
En düzgün waveform = en iyi ses değil.
En yüksek correlation = en iyi davul sesi değil.
En fazla phase coherence = en iyi miks değil.
En az comb filtering = en doğal kayıt değil.
Asıl hedef:
Doğru miktarda coherence + doğru miktarda acoustic time difference + doğru tonal interaction.
Bunun sonucu:
büyük
ama
doğal
bir trampet olur.
33. Profesyonel karar ağacı
Trampet faz problemi duyduğunda:
1 — Polarity
Top/Bottom reverse dene.
↓
2 — Fiziksel konum
Mikrofonu birkaç santimetre hareket ettir.
↓
3 — Overhead
Snare’in OH L/R mesafelerini kontrol et.
↓
4 — Mono
Sorun mono’da büyüyor mu?
↓
5 — Delay
Gerekirse küçük sample/ms değişiklikleri dene.
↓
6 — Frequency
Problemin hangi bantta olduğunu belirle.
↓
7 — Room
Room’u hemen hizalama.
↓
8 — Müzikal karar
Sonuç gerçekten daha mı iyi?
Bu sıra, “plugin ile phase düzeltme” yaklaşımından çok daha güvenlidir.
34. Son söz
Trampet phase konusu aslında mikrofon kayıt teknolojisinin küçük bir özeti gibidir.
Bir ses:
kaynakta oluşur.
Sonra:
havada ilerler.
Mikrofona:
belirli bir zamanda ulaşır.
Mikrofon:
onu elektriksel sinyale çevirir.
Converter:
sample’lar.
DAW:
zaman ekseninde saklar.
Miks:
bu sinyalleri toplar.
Ve sonunda kulağımız:
faz ilişkilerini tonal karakter olarak algılar.
Bu nedenle phase:
yalnızca matematik değildir.
Akustik → elektronik → dijital → psikoakustik
zincirinin tamamıdır.
DW Craviotto gibi karakterli bir trampetlerde amaç bu zinciri “steril” hale getirmek değil:
Trampetin doğal gövdesini, (maple vs) karakterini, overtone’larını, snare-wire hassasiyetini ve ghost-note davranışını koruyacak en iyi zaman ilişkisini bulmaktır.
Shure’un davul kayıt yaklaşımında da phase kontrolünün yalnızca matematiksel bir işlem olarak değil, kayıt sırasında mikrofon yerleşimi ve kulakla karşılaştırma yoluyla ele alınması öneriliyor.
Bu noktadan sonra phase’i artık sadece “bir sorun” olarak değil, bir kayıt tasarım parametresi olarak düşünmeye başlayabiliriz.
@Hakan NART ARTLINE Recording Studio
TRAMPET + EQ + PHASE LABORATUVARI
Akustik Faz, Analog EQ, Minimum-Phase, Linear-Phase ve Comb Filtering’in Birlikte Davranışı
Şimdiye kadar iki ayrı sistemi inceledik:
1. Mikrofonlar arasındaki akustik zaman/faz ilişkisi
ve
2. EQ’nun sinyal üzerinde oluşturduğu frekans ve faz değişimi.
Gerçek bir miks sırasında ise bu iki sistem birbirinden bağımsız değildir.
Örneğin:
Top snare mic
ile
Bottom snare mic
arasında zaten 0.2–0.5 ms civarında bir zaman farkı bulunabilir.
Sonra Top mic’e:
+3 dB / 4 kHz
EQ uygularız.
Bottom mic’e ise:
+2 dB / 5 kHz
başka bir EQ uygularız.
Overhead’e başka bir EQ.
Room’a başka bir EQ.
Bir anda artık yalnızca:
akustik phase
ile uğraşmıyoruz.
Her kanalın kendi:
filter phase response’u
da sisteme eklenmiştir.
Dolayısıyla gerçek bir drum mix’in faz yapısı:
Akustik zaman farkı + polarity + mikrofon karakteri + EQ phase response + crossover/filter davranışı + compression’ın zaman davranışı + oda
toplamıdır.
FabFilter ve iZotope’un teknik açıklamalarında da özellikle çok mikrofonlu davullarda bir kanala uygulanan minimum-phase EQ’nun başka bir mikrofonla olan faz ilişkisini değiştirebildiği ve bunun comb-filter benzeri etkilere dönüşebileceği belirtiliyor.
1. Önce çok önemli bir yanlış anlamayı düzeltelim
Bir EQ:
“sadece frekans seviyesini değiştiriyor”
değildir.
Gerçek bir minimum-phase EQ:
amplitude response
ile birlikte:
phase response
da oluşturur.
Bunun nedeni filter’ın fiziksel olarak belirli frekansları farklı şekilde geciktirmesidir.
FabFilter’ın açıklaması bunu çok net ifade ediyor: analog veya dijital olsun, minimum-phase filtreler belirli frekanslarda phase shift ve küçük zaman gecikmeleri oluşturur.
Dolayısıyla:
EQ = Frequency response + Phase response
olarak düşünmek gerekir.
2. mesela Manley Massive Passive’te durum nasıl?
Burada çok önemli bir nokta var.
Manley’in kendi dokümantasyonu:
Analog EQ’ların phase shift oluşturduğunu
açıkça kabul ediyor.
Daha da ileri gidiyor ve belirli bir EQ eğrisinin belirli bir phase shift, group delay ve impulse response ile ilişkili olduğunu belirtiyor.
Ayrıca Massive Passive’in filtre ve shelf bölümlerinde diğer bazı EQ’lara kıyasla daha fazla phase shift bulunabildiğini; bunun tek başına EQ’nun kötü olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Yani:
“Massive Passive analog olduğu için phase oluşturmaz.”
kesinlikle yanlış.
Tam tersine:
Analog EQ da phase davranışına sahiptir.
3. Fakat analog EQ’nun phase davranışı neden bazen güzel duyulur?
Çünkü ses kalitesi yalnızca:
phase
ile belirlenmez.
Manley’in kendi açıklamasında da Massive Passive’in karakterinin:
- topology,
- Q,
- distortion,
- headroom,
- filtre yapısı
gibi birçok faktörün toplamından oluştuğu vurgulanıyor.
Dolayısıyla:
“Daha fazla phase shift = daha kötü EQ”
şeklindeki yaklaşım mühendislik açısından doğru değildir.
4. Massive Passive’in çok önemli bir özelliği
Massive Passive klasik dar Q’lu parametrik EQ mantığından farklı bir tasarıma sahiptir.
Manley’in kendi kullanım kılavuzu, geniş ve müzikal EQ hareketlerinin bu tasarımın önemli özelliklerinden biri olduğunu; dar Q’lu düzeltmeler için başka bir EQ’nun daha uygun olabileceğini belirtir.
Bu, trampet açısından çok önemlidir.
Örneğin:
Massive Passive
+2 dB @ 4.7 kHz
geniş bandwidth
ile:
Dijital EQ
+6 dB @ 4.7 kHz
Q = 10
aynı frekans bölgesine dokunuyor gibi görünür.
Ama fiziksel ve zamansal davranışları çok farklı olabilir.
5. Şimdi gerçek trampet örneğine geçelim
Diyelim:
Top mic:
0 ms
Bottom:
0.25 ms
Overhead:
3 ms
Room:
10 ms
Bu kayıt zaten kendi içinde phase interaction taşıyor.
Şimdi Top mic’e:
+4 dB @ 4 kHz
uygulayalım.
Top’un 4 kHz çevresindeki enerji değişiyor.
Fakat EQ aynı zamanda:
4 kHz civarındaki phase ilişkisini
de değiştiriyor.
Bottom’da böyle bir EQ yoksa:
Top 4 kHz phase
ile
Bottom 4 kHz phase
arasındaki ilişki değişmiş olur.
Sonuç:
Top + Bottom toplamının 4 kHz davranışı değişebilir.
6. İşte çok önemli sonuç
Tek başına Top mic’i dinlediğinde:
“EQ harika.”
diyebilirsin.
Ama:
Top + Bottom
açıldığında:
“Neden trampet inceldi?”
diyebilirsin.
Çünkü EQ’nun oluşturduğu phase rotation, iki mikrofon arasındaki mevcut akustik phase relationship üzerine eklenmiştir.
iZotope da özellikle snare’in üst ve alt mikrofonları gibi benzer sinyaller taşıyan çoklu kanallarda minimum-phase EQ’nun faz ilişkisini değiştirerek bunun daha belirgin duyulabileceğini belirtiyor.
7. Sayısal örnek
Top ve Bottom arasında:
0.25 ms
zaman farkı olsun.
Bu gecikmenin faz farkı:
φ = 360 × f × τ
ile hesaplanabilir.
1 kHz
360 × 1000 × 0.00025
=
90°
2 kHz
=
180°
4 kHz
=
360°
8 kHz
=
720°
Yani Top ve Bottom arasında 0.25 ms zaman farkı:
2 kHz’de tam cancellation yönüne
gelebilir.
4 kHz’de ise bir tam çevrim yapar.
8. Şimdi EQ’nun phase rotation’ını ekleyelim
Diyelim EQ:
4 kHz’te +3 dB
boost yaptı.
Ve o filtre 4 kHz civarında örneğin:
−35°
faz dönüşü oluşturuyor.
Bu durumda Top’un 4 kHz fazı:
0° → −35°
değişiyor.
Bottom ise:
360°
civarında kalıyor.
Aradaki ilişki artık:
360°
değil,
yaklaşık:
395°
veya eşdeğer olarak:
35°
farklı bir ilişki haline geliyor.
Bu nedenle:
EQ yalnızca ton değiştirmedi.
Aynı zamanda:
Top–Bottom interaction
da değişti.
9. Bu nedenle “EQ’yu bypass edince snare düzeliyor” olayı bazen phase kaynaklıdır
Özellikle:
- Top mic,
- Bottom mic,
- Overhead
üçünde aynı anda EQ kullanılıyorsa bunu çok sık görebilirsin.
Örneğin:
Top:
+4 dB @ 3.5 kHz
Bottom:
+3 dB @ 5 kHz
Overhead:
−3 dB @ 4 kHz
uygulandığında her kanalın phase response’u farklılaşır.
Sonuç:
üç mikrofonun aynı transient üzerindeki ilişkisi
değişir.
10. Minimum-phase EQ tam olarak ne yapıyor?
Minimum-phase EQ’da filtre:
istenen amplitude değişimini
oluştururken buna bağlı bir:
phase response
oluşturur.
Bu phase response genellikle frekans bölgesine bağlıdır.
Dolayısıyla:
100 Hz
ile
5 kHz
aynı miktarda gecikmez.
Bu yüzden:
Frequency-dependent delay
gibi düşünebiliriz.
Bu, group delay kavramına götürür.
11. Group delay nedir?
Phase response’un frekansa göre değişiminden türeyen zaman alanındaki önemli kavramlardan biridir.
Basitleştirirsek:
Belirli frekansların sistemden ne kadar farklı zaman davranışıyla geçtiğini ifade eder.
Manley’in kendi teknik dokümanı da group delay ve impulse response’un phase shift’in zaman domenindeki farklı ifadeleri olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle:
Phase response
ile
Group delay
birbirinden ayrı ama matematiksel olarak güçlü biçimde bağlantılı kavramlardır.
12. Peki linear-phase EQ ne yapıyor?
Linear-phase EQ’nun temel amacı:
farklı frekansları aynı phase ilişkisini koruyarak işlemek
dir.
Başka bir deyişle bütün frekanslara ortak bir delay ekleyerek:
relative phase
ilişkisini korumaya çalışır.
FabFilter bunu açık biçimde açıklıyor: linear-phase EQ, frekansları farklı miktarlarda geciktirmek yerine tüm frekanslara ortak bir gecikme uygulayarak phase ilişkisini korur.
13. Fakat linear-phase EQ’nun bedeli var
Ve trampet açısından çok önemli.
Pre-ringing.
Linear-phase filtreler transientin öncesinde de enerji oluşturabilir.
FabFilter, bunun özellikle:
- yüksek Q,
- dik filtreler,
- büyük gain değişimleri
kullanıldığında daha belirgin olabileceğini açıklıyor.
iZotope da linear-phase işlemin transientten önce görülebilen pre-ringing oluşturabileceğini ve bunun özellikle düşük frekanslarda daha belirgin olabileceğini belirtiyor.
14. Trampette pre-ringing neden tehlikeli?
Çünkü trampet:
transient-based
bir enstrümandır.
Örneğin:
RIMSHOT
çok kısa bir attack üretir.
Eğer linear-phase EQ:
transientten önce küçük bir “echo” oluşturursa:
kulak bunu:
attack’ın yumuşaması
veya
transientin bulanıklaşması
olarak algılayabilir.
Bu nedenle:
Linear phase = daha profesyonel
yanlış bir varsayımdır.
Linear phase sadece:
farklı bir mühendislik çözümüdür.
15. Üç EQ yaklaşımını trampette karşılaştıralım
| Özellik | Analog / Minimum Phase | Linear Phase |
|---|---|---|
| Amplitude shaping | Evet | Evet |
| Phase rotation | Evet | İdeal olarak relative phase korunur |
| Ek latency | Genellikle düşük | Yüksek olabilir |
| Pre-ringing | Yok/çok farklı davranış | Var |
| Transient davranışı | Doğal/renkli olabilir | Sert ayarlarda pre-ring |
| Multi-mic ilişki | Değişir | Daha korunmuş |
| Drum close mic | Çok uygun | Dikkat |
| Mastering | Çok uygun | Bazı durumlarda çok uygun |
Burada “analog/minimum phase” aynı şey değildir; analog EQ’ların büyük bölümü minimum-phase davranışa yakın olsa da devre topolojisine göre detaylar değişebilir.
16. Şimdi çok önemli bir deney
Aynı Craviotto Top mic kaydını üç kez EQ’layalım.
VERSION A — Analog karakter
+2 dB @ 4.7 kHz
geniş bandwidth.
Örneğin Massive Passive.
VERSION B — Minimum-phase digital
+2 dB @ 4.7 kHz
geniş Q.
VERSION C — Linear-phase digital
Aynı:
+2 dB @ 4.7 kHz
İdeal koşullarda amplitude eğrisini birbirine yaklaştır.
Sonra:
Top + Bottom + OH
birlikte dinle.
İşte burada çok ilginç farklar ortaya çıkabilir.
17. Neden aynı EQ eğrisi aynı sesi vermiyor?
Çünkü:
frequency response
aynı olsa bile:
phase response
aynı olmayabilir.
Ayrıca analog cihaz:
- harmonic distortion,
- transformer/tube davranışı,
- headroom,
- noise,
- component topology
gibi başka karakterler de ekleyebilir.
Manley özellikle Massive Passive’in ses karakterinin yalnızca phase ile açıklanamayacağını; topology, distortion, headroom ve Q gibi faktörlerin de önemli olduğunu vurguluyor.
18. Massive Passive’i neden “phase correction EQ” olarak düşünmemeliyiz?
Çünkü Massive Passive’in amacı:
phase’i sıfırlamak
değildir.
Amacı:
müzikal bir frekans şekillendirme
yapmaktır.
Hatta Manley kendi dokümanında phase shift’in tek başına bir kusur olmadığını açıkça savunuyor. Bazı filtrelerde daha fazla phase shift olmasının işlevsel bir tasarım tercihi olabileceğini belirtiyor.
Bu çok önemli.
19. Trampette Massive Passive kullanmak
Senin Craviotto için örneğin:
Low body
+1 dB @ 180 Hz
Box control
−1 dB @ 500–600 Hz
Presence
+1 dB @ 2.5–3 kHz
Crack
+1 dB @ 4–5 kHz
Air
+0.5–1 dB shelf @ 10 kHz
gibi çok küçük geniş hareketler.
Burada amaç:
EQ’nun faz davranışını minimumda tutmak
değil.
Amaç:
EQ’nun tonal ve dinamik karakterini müzikal şekilde kullanmak.
20. Fakat dar Q ile dikkat
Massive Passive’in karakterini kullanırken:
çok dar Q
gerekiyorsa başka bir EQ daha uygun olabilir.
Manley’in kendi kullanım kılavuzu da geniş müzikal hareketlerin Massive Passive’in güçlü taraflarından olduğunu ve dar notch/touch-up işlemlerinde başka bir EQ kullanılabileceğini belirtiyor.
Bu yüzden:
Massive Passive
broad tone shaping
için.
Digital surgical EQ
notch / resonance removal
için.
Bu hibrit yaklaşım oldukça mantıklıdır.
21. Şimdi asıl soruya gelelim:
“EQ’daki phase ile mikrofon phase’i birbirini artırabilir mi?”
Evet.
Fakat bunu:
“iki phase üst üste bindi, daha fazla phase oldu”
şeklinde düşünmemeliyiz.
Daha doğru ifade:
İki sinyal arasındaki mevcut frekansa bağlı faz ilişkisi, her sinyalin filtrelenmesiyle yeniden şekillenir.
Bu yeniden şekillenmiş iki sinyal tekrar toplandığında:
constructive / destructive interference
farklılaşabilir.
İşte duyduğumuz:
tonal değişiklik
buradan gelir.
22. Örneğin 3 kHz’te ne oluyor?
Diyelim:
Top–Bottom akustik faz farkı:
150°
Top EQ phase rotation:
+40°
Bottom EQ phase rotation:
−20°
Yeni göreli fark:
yaklaşık:
150 + 40 − (−20)
=
210°
olabilir.
Yani EQ’lar:
iki mikrofon arasındaki göreli phase relationship’i 150° → 210°
haline getirmiş olabilir.
Bu durumda 3 kHz’teki toplama davranışı ciddi biçimde değişebilir.
Bu örnek kavramsaldır; gerçek EQ’nun phase response’u filtre tasarımına ve ayarlara göre ölçülmelidir.
23. Bu nedenle çok kanallı drum mix’te EQ sırası önem kazanabilir
Örneğin:
Top
HPF + presence
Bottom
HPF + wire boost
OH
high shelf
Room
low-mid cut
uyguladığımızda her kanalın phase response’u farklılaşır.
Bu nedenle:
“EQ’ları istediğim gibi kanallara dağıtırım, sonra phase’e bakarım.”
yerine:
“Mikrofon ilişkisini kurarım → sonra EQ’nun bu ilişkiyi nasıl değiştirdiğini dinlerim.”
yaklaşımı daha güvenlidir.
24. HPF bile phase oluşturabilir mi?
Evet.
Bu çok önemli.
Bir high-pass filter:
sadece:
low frequencies’i azaltmaz.
Minimum-phase bir HPF aynı zamanda cutoff çevresinde:
phase rotation
oluşturur.
Özellikle:
24 dB/oct
36 dB/oct
48 dB/oct
gibi dik filtrelerde bu etki daha belirgin olabilir.
Dolayısıyla:
“Ben sadece 60 Hz HPF yaptım, trampetin phase’i nasıl değişti?”
sorusunun cevabı:
filtrenin kendisi.
FabFilter, yüksek dereceli/steep filtrelerin phase shift’inin transientleri etkileyebileceğini özellikle belirtiyor.
25. Trampet için HPF neden yine de kullanılabilir?
Çünkü phase shift:
otomatik olarak kötü değildir.
Örneğin:
60 Hz / 12 dB/oct
HPF:
- gereksiz rumble’ı kaldırır,
- kick bleed’i azaltabilir,
- headroom açabilir.
Bunun karşılığında cutoff çevresinde phase response değişir.
Eğer sonuç:
daha temiz
ve
daha iyi
ise:
kullanılır.
26. Linear-phase HPF neden her zaman çözüm değildir?
Çünkü bu kez:
pre-ringing
problemi ortaya çıkabilir.
Özellikle:
çok dik slope + düşük cutoff + transient
kombinasyonu risklidir.
iZotope, linear-phase işlemin düşük frekanslarda pre-ringing üretmesinin özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum olduğunu belirtiyor.
Trampette bu:
“transientten önce küçük bir düşük frekans kuyruğu”
gibi davranabilir.
27. Trampet için pratik EQ felsefem
Senin Craviotto’da:
İlk tercih
Analog / minimum-phase geniş EQ
İkinci tercih
Normal digital minimum-phase EQ
Üçüncü tercih
Linear-phase
ama yalnızca belirli bir problem gerçekten bunu gerektiriyorsa.
Örneğin:
Top ve Bottom’a farklı EQ uygularken phase relationship’i korumak
gerekiyorsa linear-phase denenebilir.
Fakat ardından:
transient
mutlaka dinlenmelidir.
28. Linear-phase ne zaman gerçekten işe yarayabilir?
Örneğin:
Top ve Bottom iki benzer mikrofon.
Top’a:
−3 dB @ 500 Hz
uygulamak istiyorsun.
Ama EQ’nun oluşturduğu phase shift’in Bottom ile ilişkisini bozduğunu duyuyorsun.
Linear-phase versiyonu deniyorsun.
Eğer:
body korunuyor
ve
transient doğal kalıyorsa
linear-phase daha iyi seçenek olabilir.
Ama:
rimshot yumuşuyorsa
minimum-phase veya analog EQ daha iyi olabilir.
29. “Minimum phase kötü, linear phase iyi” düşüncesini unutalım
Daha doğru tablo:
Minimum phase
phase shift var
ama:
pre-ringing yok
Linear phase
relative phase korunur
ama:
pre-ringing olabilir
Analog EQ
phase shift + analog topology + nonlinearity
Mixed phase
İkisinin arasında kontrollü yaklaşım.
iZotope’un modern EQ yaklaşımında minimum, linear ve mixed-phase arasında seçim yapılabilmesinin nedeni tam olarak bu trade-off’lardır.
30. Compression da bu sisteme dahil
Burada daha da ileri gidiyoruz.
Compression:
EQ gibi statik phase response
oluşturmaz.
Ama:
zaman davranışını
değiştirir.
Örneğin:
attack = 1 ms
olan bir compressor:
transientin envelope’unu değiştirir.
Bu da:
Top + Bottom
veya
Close + OH
toplamında transient relationship’i etkileyebilir.
Dolayısıyla:
phase + EQ + compression
üçlüsü birlikte düşünülmelidir.
31. Özellikle parallel compression
Parallel compression’da:
dry signal
compressed signal
toplanır.
Bu iki sinyal aynı kaynaktan gelir ama compressor:
- attack,
- release,
- detector,
- gain reduction
nedeniyle sinyalin zaman zarfını değiştirir.
Dolayısıyla parallel compression:
salt level blend
değildir.
Aynı zamanda:
zaman zarfı tasarımıdır.
Bu nedenle trampette parallel compression’ın:
attack + body
dengesini neden bu kadar güçlü değiştirebildiğini buradan anlayabiliriz.
32. Artık bütün sistemi görebiliyoruz
Bir trampet miksinde:
Akustik
mesafe
↓
Mikrofon
transducer response
↓
Polarity
±
↓
Zaman
sample delay
↓
EQ
amplitude + phase
↓
Compression
envelope/time
↓
Room
early/late reflections
↓
Mix bus
yeniden filtreleme / compression / saturation
↓
Mastering
başka bir phase/time sistemi
oluşuyor.
Yani modern bir trampet miksinin phase davranışı:
tek bir düğmeyle çözülebilecek bir şey değildir.
33. Senin Craviotto için gerçek mühendislik reçetesi
Başlangıç zincirim:
TOP
M201 / SM57
↓
HPF ~50–70 Hz
↓
geniş:
body / presence
EQ
↓
hafif compression
BOTTOM
SM57 / KM84
↓
polarity test
↓
HPF
↓
gerekirse:
5–10 kHz wire
OVERHEAD
öncelikle:
minimum EQ
↓
gerekirse geniş tonal shaping
ROOM
önce:
hiçbir alignment
↓
sonra compression
↓
gerekirse EQ
34. Massive Passive’i nerede kullanırdım?
Craviotto’nun ana karakterini:
Top mic + overhead
birlikte düşünerek.
Örneğin:
+1 dB @ 180 Hz
−1 dB @ 550 Hz
+1 dB @ 3 kHz
+1 dB @ 5 kHz
gibi geniş hareketler.
Ama bunlar “fabrika ayarı” değil.
Amaç:
çok az EQ ile çok geniş tonal hareket.
Manley’in kendi kullanım kılavuzu da Massive Passive’i geniş ve müzikal EQ işlemleri için, özellikle tracking drum gibi kaynaklarda kullanılabilecek bir cihaz olarak tarif ediyor.
35. Son derece önemli bir sonuç
Bir trampetin:
“fazı güzel”
olması ile:
“EQ’su güzel”
olması ayrı şeyler değildir.
Çünkü EQ:
mikrofonların birbirleriyle nasıl toplandığını
değiştirebilir.
Bu nedenle iyi mühendis:
Önce mikrofonları toplar, sonra EQ yapar
demek yerine:
Mikrofonların nasıl toplandığını dinler ve EQ’nun bu ilişkiyi nasıl değiştirdiğini sürekli kontrol eder.
36. Laboratuvarın son deneyi
Aynı Craviotto kaydını dört kez dinle:
A
Top + Bottom + OH
EQ yok
B
Minimum-phase EQ
C
Linear-phase EQ
D
Analog Massive Passive
Hepsini:
aynı RMS/LUFS seviyesine
yaklaştır.
Sonra:
mono
dinle.
Ardından:
stereo
dinle.
Sonra yalnızca:
rimshot
dinle.
Sonra:
ghost notes
dinle.
Sonra:
full groove
dinle.
İşte o zaman hangi EQ’nun gerçekten daha iyi olduğunu anlayabilirsin.
37. Muhtemel sonuç
Çok büyük ihtimalle:
Linear phase
bazı çoklu mikrofon ilişkilerinde daha temiz olabilir.
Ama:
rimshot transientinde
minimum-phase/analog seçenek daha doğal gelebilir.
Analog Massive Passive
phase açısından “sıfır” olmadığı halde:
daha büyük / daha müzikal / daha organik
algılanabilir.
Minimum-phase digital
çok kontrollü ve temiz olabilir.
Surgical linear-phase
belirli problemlerde çok faydalı olabilir.
Fakat hiçbirinin:
“her durumda en iyi”
olmadığını göreceksin.
38. Ve Manley Massive Passive konusunda nihai mühendislik sonucu
Manley’in kendi açıklamasını temel alırsak:
Massive Passive phase shift oluşturur.
Bu bir kusur değildir.
Aynı EQ eğrisine sahip farklı EQ’larda benzer phase davranışları görülebilir; fakat gerçek cihazların:
topology + Q + filter architecture + distortion + headroom
farkları duyulan sonucu değiştirebilir.
Dolayısıyla Massive Passive’i:
“phase’i bozmayan analog EQ”
olarak değil,
“phase davranışını tasarımının bir parçası olarak taşıyan, fakat bunu müzikal filtre/topology karakteriyle birlikte sunan bir analog EQ”
olarak düşünmek çok daha doğrudur.
Ve bence bu, senin daha önce sorduğun:
“Analog EQ’da phase oluşuyor mu, digital EQ’da oluşuyor mu ve aradaki fark ne?”
sorusunun trampet üzerinden verebileceğimiz en somut cevaplarından biridir.
39. Son büyük resim
Artık trampet kayıt zincirini şu şekilde görebiliriz:
AKUSTİK MESAFE
→ zaman farkı
ZAMAN FARKI
→ frekansa bağlı phase farkı
POLARİTE
→ işaret ilişkisi
MİKROFON
→ farklı frequency response
EQ
→ amplitude + phase response
LINEAR-PHASE EQ
→ ortak latency + olası pre-ringing
COMPRESSION
→ envelope/time değişimi
ROOM
→ doğal delay + reflection
MIX BUS
→ bütün bu ilişkilerin yeniden işlenmesi
Ve sonuçta kulağımıza gelen şey:
“trampet sesi”
olur.
Aslında duyduğumuz şey tek bir trampet değil:
Birbirleriyle zaman ve faz ilişkisi içinde çalışan onlarca sinyal bileşeninin toplamıdır.
Bu nedenle profesyonel trampet kaydında en büyük ustalık:
phase’i ortadan kaldırmak değil, phase’i kullanmayı bilmektir.
@Hakan NART ARTLINE Recording Studios
TRAMPET GRUP DELAY & TRANSIENT
EQ neden bazen trampetin vuruşunu öne, arkaya veya bulanıklaştırılmış gibi hissettirir?
Önceki bölümde önemli bir noktaya ulaşmıştık:
EQ yalnızca frekans seviyelerini değiştirmez; frekansların zaman içerisindeki ilişkisini de değiştirebilir.
Bu cümleyi mühendislik açısından açtığımızda karşımıza üç ayrı kavram çıkar:
- Phase shift — faz kayması
- Group delay — grup gecikmesi
- Impulse response — dürtü cevabı
Bunlar birbirinin aynı şeyi değildir; ancak aynı filtrenin frekans ve zaman alanındaki farklı yüzleridir.
Manley’nin kendi teknik dokümanında da EQ’nun faz kayması, grup gecikmesi ve impulse response ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilir. Manley ayrıca belirli bir EQ eğrisinin belirli bir faz davranışı, grup gecikmesi ve impulse response oluşturduğunu vurgular.
1. Phase shift ile Group Delay arasındaki temel fark
Bir önceki bölümde:
ϕ(f)\phi(f)
ile gösterdiğimiz şey, belirli bir frekansın ne kadar faz döndürdüğünü ifade ediyordu.
Örneğin:
- 1 kHz → 90°
- 2 kHz → 180°
- 5 kHz → 450°
gibi.
Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar:
Bu faz farkı zaman alanında ne anlama geliyor?
İşte bunun cevabına yaklaşmak için group delay kullanılır.
Matematiksel olarak grup gecikmesi:
τg(ω)=−dϕ(ω)dω\tau_g(\omega)=-\frac{d\phi(\omega)}{d\omega}
şeklindedir.
Yani group delay, faz eğrisinin frekansa göre değişim hızıdır.
Basit ifadeyle:
Phase = frekans bileşeninin ne kadar döndüğü; group delay = bu faz değişiminin frekanslar arasında zaman açısından nasıl dağıldığıdır.
Bu ayrım trampet için son derece önemlidir.
2. Neden trampette özellikle önemli?
Bir trampet vuruşu tek bir frekanstan oluşmaz.
Örneğin DW Craviotto 14×6.5 maple trampetinizin tek bir rimshot’ını düşünelim.
Yaklaşık olarak:
Alt gövde / body
100–250 Hz
Shell resonance / wood character
250–600 Hz
Mid attack
1–2.5 kHz
Stick attack
2.5–5 kHz
Crack / wire articulation
4–8 kHz
High-frequency wire texture
8–12 kHz ve üzeri
Dolayısıyla bir trampet transient’i aslında:
x(t)=xbody(t)+xshell(t)+xattack(t)+xwire(t)x(t)= x_{body}(t)+ x_{shell}(t)+ x_{attack}(t)+ x_{wire}(t)
gibi düşünülebilir.
Bunların hepsi aynı anda başlıyor gibi görünse de, EQ ve akustik sistem içerisinden geçerken aynı şekilde davranmak zorunda değildir.
İşte group delay burada devreye girer.
3. “EQ trampeti geciktiriyor” demek tam olarak doğru değildir
Burada çok önemli bir düzeltme yapalım.
Minimum-phase bir EQ için:
“EQ trampeti 0.1 ms geciktirdi.”
demek çoğu zaman eksik bir ifadedir.
Daha doğru ifade:
EQ, farklı frekans bölgelerini farklı miktarlarda faz döndürür ve buna bağlı olarak frekans bileşenleri arasında frekansa bağlı zaman ilişkisi oluşturur.
Yani bütün trampet:
ORİJİNAL
/\
/ \
____/ \________
şeklinde bir blok halinde 0.1 ms ileri veya geri gitmez.
Bunun yerine örneğin:
BODY
/\____________
ATTACK
/\_________
WIRE
/\_______
gibi bileşenlerin birbirlerine göre zaman ilişkisi değişebilir.
Sonuçta kulağımız:
“Vuruş biraz geriye geldi.”
veya
“Attack yumuşadı.”
veya
“Crack daha önde.”
gibi algılar oluşturabilir.
Gerçekte bütün transient’in sample konumu aynı miktarda değişmemiş olabilir.
4. Bunun fiziksel karşılığı: frekans bileşenlerinin yeniden hizalanması
Şimdi çok basit ama güçlü bir örnek kullanalım.
5 kHz’in periyodu:
T=15000T=\frac{1}{5000}
yani:
T=0.2 msT=0.2\,ms
Dolayısıyla:
5 kHz’de bir tam çevrim = 0.2 ms
Yarım çevrim ise:
0.1 ms0.1\,ms
dir.
Dolayısıyla 5 kHz bileşeninde yalnızca:
0.1 ms0.1\,ms
gibi küçük bir zaman farkı bile:
180∘180^\circ
faz ilişkisine karşılık gelebilir.
Bu nedenle:
“0.1 ms çok küçük bir zaman farkı”
ifadesi trampetin üst frekansları için yanıltıcıdır.
5 kHz transient açısından 0.1 ms ciddi bir değerdir.
5. 3 kHz için durum daha da ilginç
3 kHz’in periyodu:
T=13000=0.333 msT=\frac{1}{3000}=0.333\,ms
Yarım periyot:
0.167 ms0.167\,ms
Dolayısıyla:
0.167 ms ≈ 180°
demektir.
Başka bir ifadeyle:
| Frekans | 1 çevrim | 180° |
|---|---|---|
| 100 Hz | 10 ms | 5 ms |
| 500 Hz | 2 ms | 1 ms |
| 1 kHz | 1 ms | 0.5 ms |
| 2 kHz | 0.5 ms | 0.25 ms |
| 3 kHz | 0.333 ms | 0.167 ms |
| 5 kHz | 0.2 ms | 0.1 ms |
| 10 kHz | 0.1 ms | 0.05 ms |
Buradan çok önemli bir sonuç çıkar:
Frekans yükseldikçe çok küçük zaman farklılıkları bile büyük faz farklılıklarına dönüşür.
Bu yüzden snare’in 3–10 kHz bölgesinde birkaç on mikrosaniyelik değişimler bile çoklu mikrofon sisteminde önem kazanabilir.
6. EQ’nun group delay’i neden Q ile ilişkilidir?
Burada EQ’nun en kritik parametrelerinden biri devreye girer:
Q
Q yükseldikçe filtre daha dar bir frekans bölgesine yoğunlaşır.
Örneğin:
EQ A
3 kHz
+2 dB
Q = 0.7
EQ B
3 kHz
+2 dB
Q = 8
İkisinin genlik eğrisi aynı miktarda boost içeriyor olabilir.
Ancak zaman davranışları aynı değildir.
Dar filtre:
Amplitude
/\
/ \
_____/ \_____
3 kHz
genellikle daha belirgin faz dönüşü ve daha uzun zaman-domain davranışı oluşturabilir.
Geniş filtre:
Amplitude
______
____/ \____
çok daha geniş bir frekans bölgesini etkiler.
Bu nedenle:
Aynı +2 dB boost, aynı transient davranışını garanti etmez.
Manley’nin de vurguladığı gibi EQ’nun eğrisi yalnızca frequency response değil, beraberinde phase shift, group delay ve impulse response davranışı getirir.
7. Neden geniş bir analog EQ bazen daha “doğal” duyulur?
Burada Massive Passive çok güzel bir örnektir.
Massive Passive’in tasarım felsefesi dar ve agresif cerrahi EQ’dan çok geniş, müzikal tonal şekillendirmeye yöneliktir.
Manley, Massive Passive’in filtre ve shelf bölgelerinde diğer bazı tasarımlara göre daha fazla faz kayması, bell filtrelerinde ise görece daha az faz kayması gösterebildiğini açıkça belirtir. Ancak Manley bunun tek başına “iyi/kötü EQ” kriteri olmadığını özellikle vurgular.
Bu çok önemli.
Çünkü:
faz kayması = kötü ses
gibi bir denklem yoktur.
Hatta analog EQ’nun karakterinin bir parçası olabilir.
8. Massive Passive ile dar dijital EQ’yu düşünelim
Aynı trampete iki farklı işlem uygulayalım.
A — Massive Passive tarzı geniş boost
Örneğin:
+2 dB @ 4.5 kHz
geniş Q.
Amaç:
- stick attack
- crack
- presence
- shell/wire ayrımı
B — Surgical digital EQ
Örneğin:
+6 dB @ 4.5 kHz
Q = 8
Amaç:
tek bir rezonansı veya belirli bir attack bölgesini öne çıkarmak.
İkinci işlem frekans grafiğinde daha “etkili” görünebilir.
Fakat transient açısından daha agresif olabilir.
Özellikle aynı trampet:
- top mic
- bottom mic
- overhead
- room
mikrofonlarında zaten mevcutsa, bu faz değişikliği diğer mikrofonlarla yeni girişim desenleri oluşturabilir.
iZotope da özellikle çok mikrofonlu davul sistemlerinde minimum-phase EQ’nun faz ilişkisini değiştirebildiğini ve bunun snare gibi üst-alt mikrofon kullanılan kaynaklarda daha belirgin duyulabileceğini belirtiyor.
9. İşte “trampet neden bulanıklaştı?” sorusunun cevabı
Bir snare transient’ini kabaca:
BODY + ATTACK + WIRE
olarak düşünelim.
Body:
100–500 Hz
Attack:
2–5 kHz
Wire:
5–12 kHz
Eğer EQ bu bölgelerin bazılarını diğerlerinden farklı miktarda zaman/faz davranışına sokarsa, transient’in bileşenleri birbirine göre yeniden konumlanır.
Örneğin:
ÖNCE
BODY █████
ATTACK █████
WIRE ████
SONRA
BODY █████
ATTACK █████
WIRE ████
Burada waveform’un tepe noktası mutlaka ciddi şekilde değişmemiş olabilir.
Ama attack’ın body’ye göre ilişkisi değişmiştir.
Kulağımız bunu:
- daha yumuşak
- daha yuvarlak
- daha geride
- daha az “snap”
- daha az “crack”
şeklinde algılayabilir.
iZotope’un teknik açıklamalarında da IIR/analog tarzı filtrelerin broadband transientlerde farklı frekans bileşenlerini zaman içinde yayarak transient’i daha difüz hale getirebildiği belirtiliyor.
10. Minimum-phase EQ’nun ilginç avantajı
Şimdi minimum-phase EQ’yu haksız yere “kötü” ilan etmeyelim.
Minimum-phase filtrelerde ringing ağırlıklı olarak transient’in sonrasında meydana gelir.
Bu çok önemlidir.
Çünkü gerçek bir trampet vuruşunda:
TRANSIENT
↓
███
█████
███████
█████
███
██
vuruş zaten enerji içeriyor.
Filtrenin oluşturduğu post-ringing bu enerji tarafından kısmen maskelenebilir.
iZotope, minimum-phase filtrelerde ringing’in transient sonrasına yoğunlaştığını; linear-phase filtrelerde ise pre/post ringing’in simetrik olduğunu açıklıyor.
Dolayısıyla:
Minimum-phase’in faz değişimi her zaman problem değildir.
Hatta bazı durumlarda daha doğal olabilir.
11. Linear-phase neden “mükemmel” değildir?
Linear-phase EQ’nun temel avantajı:
Farklı frekanslar arasındaki göreli faz ilişkisini korumaya çalışmasıdır.
Bunu:
100 Hz ───────┐
1 kHz ────────┤ aynı delay
5 kHz ────────┤
10 kHz ───────┘
şeklinde düşünebiliriz.
Ancak bütün frekansları aynı miktarda geciktirebilmek için filtre bir zaman-domain maliyeti öder.
Sonuç:
Pre-ringing
Yani transient gelmeden önce küçük miktarda filtre enerjisi oluşabilir.
Şematik:
Linear Phase
pre-ring
↓
~~~~~
~~
________|████████
↑
TRANSIENT
Minimum-phase:
Minimum Phase
________████████~~~~~~~
↑
TRANSIENT
post-ring
Bu nedenle linear-phase EQ’nun “phase distortion yok” avantajının karşılığında transient öncesi ringing ortaya çıkabilir.
iZotope dokümantasyonu linear-phase filtrelerde pre/post ringing’in simetrik olduğunu, minimum-phase filtrelerde ise pre-ringing olmadığını açıkça gösteriyor.
12. Trampette pre-ringing neden tehlikeli olabilir?
Çünkü trampet bir transient instrument.
Örneğin rimshot:
█
███
█████
________█████________
Linear-phase ve yüksek Q’lu bir işlem sonrasında:
~~
~~~
_______█████________
↑
gerçek attack
gibi bir yapı oluşabilir.
Kulağın bunu bazen:
- attack’ın yumuşaması
- click’in biraz “geriye çekilmesi”
- transient’in flu hale gelmesi
- çok hafif “halo”
- unnatural ambience
olarak algılaması mümkündür.
Bu özellikle dar Q ve güçlü filtreleme ile daha önemli hale gelir.
iZotope da yüksek Q’lu linear-phase işlemlerde pre-ringing’in duyulabilir bir yan etki olabileceğini belirtiyor.
13. Peki neden bazı durumlarda linear-phase snare’de çok işe yarıyor?
Çünkü problem bazen EQ’nun kendi sesinden değil, çoklu mikrofon ilişkilerinden kaynaklanır.
Örneğin:
TOP MIC
↓
SNARE
↑
BOTTOM MIC
↓
OVERHEAD
Top mic’e minimum-phase EQ yaptınız.
Bottom mic’e başka bir EQ yaptınız.
OH’ye başka bir EQ yaptınız.
Böylece üç farklı filtre:
ϕTOP(f)\phi_{TOP}(f) ϕBOTTOM(f)\phi_{BOTTOM}(f) ϕOH(f)\phi_{OH}(f)
oluşturabilir.
Artık sorun yalnızca EQ değil:
Δϕ(f)=ϕTOP(f)−ϕBOTTOM(f)\Delta\phi(f) = \phi_{TOP}(f) – \phi_{BOTTOM}(f)
haline gelir.
Bu yüzden çok mikrofonlu davullarda linear-phase EQ bazen gerçekten yararlı olabilir.
14. Ama burada çok önemli bir tuzak var
Linear-phase EQ kullanmak otomatik olarak daha iyi transient anlamına gelmez.
Çünkü:
Minimum-phase
- doğal transient davranışı
- düşük latency
- analog benzeri davranış
- pre-ringing yok
− frekans bağımlı phase shift
Linear-phase
- relative phase korunabilir
- paralel/multi-mic işlemlerde avantajlı
- bazı kritik EQ işlemlerinde çok temiz sonuç
− latency
− pre-ringing
− özellikle dar Q’da transient davranışı
Dolayısıyla:
Linear-phase = daha profesyonel
şeklindeki internet genellemesi yanlıştır.
Doğru ifade:
Linear-phase belirli problemlerde daha doğru araçtır.
15. Group delay’i bir “zaman spektrumu” gibi düşünün
Bu kavramı anlamanın en kolay yolu budur.
Normal frequency response bize:
FREKANS → NE KADAR SES?
sorusunun cevabını verir.
Phase response:
FREKANS → NE KADAR FAZ DÖNÜŞÜ?
Group delay:
FREKANS → NE KADAR ZAMAN FARKI?
sorusuna yaklaşır.
Dolayısıyla bir EQ’yu gerçekten anlamak için üç grafik birlikte düşünülmelidir:
1 — Frequency Response
2 — Phase Response
3 — Group Delay
Manley’nin teknik açıklamasındaki “phase shift + group delay + impulse response” üçlüsü tam olarak bu nedenle önemlidir.
16. Impulse response neden bize çok şey anlatır?
Bir sisteme teorik olarak sonsuz kısa bir impulse verirsek:
|
|
________|________
çıkışta sistemin karakterini görürüz.
Örneğin:
Minimum phase:
|
/\
______| \~~~~~~
Linear phase:
~~~
~~
_____████_____
~~
~~~
Bu görüntü bize filtrenin transient’e nasıl davrandığını gösterir.
Dolayısıyla:
Frequency response “ne kadar EQ?” sorusunu, impulse response ise “zaman içinde bunu nasıl yaptı?” sorusunu cevaplar.
17. Aynı EQ eğrisi neden farklı duyulabilir?
Şimdi çok önemli bir mühendislik paradoksuna gelelim.
İki EQ düşünün:
EQ-A
+3 dB @ 4 kHz
EQ-B
+3 dB @ 4 kHz
Frequency response:
neredeyse aynı.
Ama:
- phase response farklı
- group delay farklı
- impulse response farklı
- nonlinear distortion farklı
- headroom davranışı farklı
olabilir.
Dolayısıyla:
“EQ eğrileri aynı, o halde sesleri aynı olmalı.”
sonucu doğru değildir.
Manley de bu nedenle yalnızca phase shift’e bakmanın yeterli olmadığını; Q, distortion, headroom ve topology gibi faktörlerin duyulan farkta önemli olduğunu vurguluyor.
18. Massive Passive’in “yavaş” veya “yumuşak” hissedilmesi
Burada çok sık kullanılan ama teknik olarak dikkat edilmesi gereken bir ifade var:
“Bu EQ transient’i yavaşlatıyor.”
Bunu kelimesi kelimesine fiziksel bir gecikme olarak anlamamak gerekir.
Daha doğru açıklama:
EQ’nun faz ve grup-delay davranışı, transient’in farklı frekans bileşenlerinin göreli zaman ilişkisini değiştirerek attack’ın algılanan şeklini değiştirebilir.
Bu nedenle Massive Passive gibi geniş, müzikal eğriler kullanan bir EQ:
- attack’ı tamamen yok etmeden
- üst mid’i daha geniş şekilde şekillendirerek
- transient’in spektral bileşenlerini farklı biçimde düzenleyerek
daha “yumuşak”, “büyük”, “organik” veya “geride” algılanabilir.
Bu, “EQ sample’ları geciktirdi” demek değildir.
19. Craviotto trampetiniz üzerinde gerçek bir laboratuvar
Şimdi bunu doğrudan sizin:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetinize uygulayalım.
Hedefimiz:
- woody body
- kontrollü overtone
- snare-wire crackle
- ghost notes
- güçlü ama sert olmayan attack
olsun.
Deney A — Geniş analog EQ
Örneğin:
+1.5 dB @ 4.5 kHz
geniş Q
Amaç:
Attack + crack.
Büyük olasılıkla sonuç:
Daha fazla presence, fakat doğal transient karakteri.
Deney B — Dar minimum-phase EQ
+4 dB @ 4.5 kHz
Q = 7–10
Sonuç:
Çok daha belirgin attack.
Ancak:
- OH ile faz ilişkisi
- bottom mic ile faz ilişkisi
- wire resonance
- stick click
daha agresif hale gelebilir.
Deney C — Linear-phase
Aynı:
+4 dB @ 4.5 kHz
Bu defa relative phase daha fazla korunabilir.
Ancak yüksek Q ve güçlü transient nedeniyle pre-ringing ihtimali dikkate alınmalıdır.
20. Üç EQ’nun olası karakteri
| İşlem | Attack | Wire | Faz ilişkisi | Transient riski |
|---|---|---|---|---|
| Geniş analog/minimum | doğal | organik | değişir | düşük/orta |
| Dar minimum-phase | agresif | çok belirgin | değişir | orta |
| Dar linear-phase | çok kontrollü | belirgin | korunur | pre-ringing |
Burada “iyi” bir sütun yoktur.
Çünkü amaç:
En az phase shift değil, en iyi müzikal sonuçtur.
21. Özellikle 3–5 kHz bölgesinde neden dikkatli olmalıyız?
Trampetin “attack” ve “crack” algısının önemli bölümü buradadır.
3 kHz:
T=0.333msT=0.333ms
5 kHz:
T=0.2msT=0.2ms
Dolayısıyla çok küçük group-delay değişiklikleri bile bu bölgedeki faz ilişkisini değiştirebilir.
Örneğin teorik olarak:
τ=0.1ms\tau=0.1ms
ise:
5 kHz’de:
ϕ=360∘(5000)(0.0001)\phi=360^\circ(5000)(0.0001) ϕ=180∘\phi=180^\circ
olur.
Bu nedenle:
5 kHz’de 0.1 ms “küçük” değildir.
22. EQ + Bottom Mic + Overhead üçgeni
Şimdi iş daha da ilginçleşiyor.
Diyelim:
Top mic:
0 samples0\,samples
Bottom mic:
+14 samples+14\,samples
48 kHz’de:
14/48000=0.292ms14/48000=0.292ms
Bu zaten yaklaşık:
ϕ=360f(0.000292)\phi=360f(0.000292)
faz farkı oluşturur.
5 kHz’de:
ϕ≈526∘\phi\approx526^\circ
Bu:
526∘−360∘=166∘526^\circ-360^\circ=166^\circ
demektir.
Yani yaklaşık 180° civarında bir ilişki söz konusudur.
Şimdi bottom mic’e ayrıca minimum-phase EQ uyguladığınızı düşünün.
EQ’nun phase response’u bu ilişkiyi tekrar değiştirir.
Sonuç:
AKUSTİK DELAY
+
MIC POLARITY
+
EQ PHASE
+
OH RELATIONSHIP
=
FINAL SNARE PHASE
İşte gerçek miks problemi budur.
23. Bu yüzden yalnızca “phase invert” düğmesine basmak yetmez
Polarity reverse:
x(t)→−x(t)x(t)\rightarrow -x(t)
yapar.
Bu:
180∘180^\circ
global polarity değişimidir.
Ama group delay:
τg(f)\tau_g(f)
frekansa bağlıdır.
Dolayısıyla:
polarity reverse ≠ time alignment
ve:
polarity reverse ≠ EQ phase correction
Bu ayrımı özellikle snare kayıtlarında korumak gerekir.
24. Cubase içinde yapılabilecek gerçek test
Aynı Craviotto kaydının üç kopyasını oluşturun.
Kanal 1
Minimum-phase EQ
Kanal 2
Linear-phase EQ
Kanal 3
EQ bypass
Hepsini:
- aynı RMS/LUFS seviyesine getirin
- mono dinleyin
- sonra stereo dinleyin
- solo değil, full mix içinde dinleyin.
Ardından:
Test 1
Single rimshot.
Test 2
Normal hit.
Test 3
Ghost note.
Test 4
16’lık groove.
Test 5
Full drum mix.
Özellikle ghost note testinde çok şey ortaya çıkar.
Çünkü ghost note yalnızca frequency response değil:
micro-dynamics + transient + snare-wire response + phase relationship
üzerinden algılanır.
25. Waveform’a bakarken yapılan büyük hata
Waveform’a bakıp:
“Bu transient daha önde.”
demek çoğu zaman yeterli değildir.
Çünkü waveform:
x(t)x(t)
toplam sinyaldir.
Oysa transient’in içerisinde:
x(t)=∑nAnsin(2πfnt+ϕn)x(t)=\sum_n A_n\sin(2\pi f_nt+\phi_n)
gibi birçok frekans bileşeni vardır.
EQ’nun yaptığı şey bu bileşenlerin:
- amplitüdlerini
- fazlarını
- zaman ilişkilerini
değiştirebilir.
Dolayısıyla waveform’un tepe noktası aynı kalsa bile transient’in spektral zaman yapısı değişebilir.
26. En önemli mühendislik sonucu
Buraya kadar bütün konuyu tek bir cümlede toplayabiliriz:
Bir EQ’nun ses üzerindeki etkisini yalnızca frequency response ile açıklamak eksiktir.
Daha eksiksiz model:
H(f)=∣H(f)∣ejϕ(f)H(f)=|H(f)|e^{j\phi(f)}
Burada:
∣H(f)∣|H(f)|
genlik/frequency response,
ϕ(f)\phi(f)
faz response’dur.
Bunun zaman alanındaki karşılığı ise:
h(t)h(t)
yani impulse response’dur.
Group delay ise:
τg(f)=−dϕdω\tau_g(f) = -\frac{d\phi}{d\omega}
ile fazın frekansa göre zaman davranışını ifade eder.
27. Bu nedenle analog EQ ile dijital EQ tartışmasının doğru biçimi
Eski tartışma:
Analog EQ mu daha iyi, dijital EQ mu?
Mühendislik açısından fazla basittir.
Daha doğru soru:
Hangi EQ topology’si, hangi phase response’u, hangi group delay’i, hangi impulse response’u ve hangi nonlinear davranışı üretiyor?
Örneğin:
Analog passive/tube EQ
- minimum-phase karakter
- phase rotation
- topology kaynaklı nonlinearities
- headroom
- transformer/tube davranışı
- geniş müzikal eğriler
Digital minimum-phase EQ
- analog benzeri phase davranışı
- çok hassas frequency control
- düşük distortion
- çok yüksek Q mümkün
Digital linear-phase EQ
- göreli phase korunumu
- FIR tabanlı işlem
- sabit group delay
- latency
- pre-ringing potansiyeli
Mixed-phase
- iki yaklaşım arasında ayarlanabilir davranış
Örneğin Ozone EQ’da minimum-phase ile linear-phase arasında ara değerler seçilebilmesi bunun pratik bir örneğidir.
28. Sonuç:
Sizin hedeflediğiniz:woody + overtone + snare-wire crackle + ghost notes
karakterinde başlangıç sıralamam şöyle olur:
1. Önce akustik faz
Top / bottom / OH ilişkisini mümkün olduğunca doğru kur.
2. Sonra polarity
Bottom mic’i polarity reverse ile mutlaka dinle.
3. Sonra minimum-phase / analog EQ
Özellikle geniş tonal şekillendirme için.
4. Sonra dar corrective EQ
Gerçek bir problem varsa.
5. Linear-phase’i özel araç olarak kullan
Özellikle:
- parallel processing
- çoklu mikrofon faz ilişkisi
- belirli cerrahi işlemler
gerektiğinde.
6. Son kararı frequency graph değil kulak versin
Özellikle:
ghost note + rimshot + full mix
üçlüsünde.
29. Bu bölümün ana formülü
Trampet miksinde nihai davranışı şöyle düşünebiliriz:
Final Snare=Acoustic Delay+Polarity+Phase Response+Group Delay+Frequency Response+Transient+Nonlinearity\boxed{ Final\ Snare = Acoustic\ Delay + Polarity + Phase\ Response + Group\ Delay + Frequency\ Response + Transient + Nonlinearity }
Yani bir trampetin miks içindeki “attack” hissi yalnızca 4–5 kHz’i artırarak açıklanamaz.
Attack’ın ne kadar yüksek olduğu kadar, o frekansların body ve wire ile zaman/faz ilişkisi de önemlidir.
Ve tam bu nedenle bazen:
+2 dB analog EQ
bir trampeti daha büyük ve canlı yaparken,
+2 dB dijital EQ
aynı frekans eğrisinde olmasına rağmen farklı bir transient karakteri yaratabilir.
Bu farkı “analog sıcak, dijital soğuk” gibi basit ifadelerle açıklamak yerine phase + group delay + impulse response + nonlinear behavior üzerinden okumak çok daha doğrudur.
@ARTLINE Stüdyo
EQ TOPOLOGY
Massive Passive, Pultec, Neve, SSL ve dijital EQ aynı EQ hareketini neden farklı duyurur?
Bir önceki bölümde şu noktaya gelmiştik:
H(f)=∣H(f)∣ejϕ(f)H(f)=|H(f)|e^{j\phi(f)}
Bir EQ’nun yalnızca:
∣H(f)∣|H(f)|
yani frequency response grafiğine bakmak yeterli değildir.
Gerçek sistem:
Frequency Response+Phase Response+Group Delay+Impulse Response+Nonlinearity+Headroom+Topology\boxed{ Frequency\ Response + Phase\ Response + Group\ Delay + Impulse\ Response + Nonlinearity + Headroom + Topology }
ile değerlendirilmelidir.
Özellikle analog EQ’larda bir başka kritik gerçek daha vardır:
Aynı “EQ eğrisi” farklı devrelerle üretildiğinde, eğrinin dışındaki davranışlar farklı olabilir. @Hakan NART
Manley bunu kendi Massive Passive dokümanında çok açık biçimde ifade eder: aynı EQ şekli farklı analog veya dijital devrelerle oluşturulsa bile faz davranışı belirli ölçüde EQ eğrisinin şekliyle ilişkilidir; ancak cihazın duyulan karakteri yalnızca fazdan ibaret değildir. Manley ayrıca Massive Passive’in filtre/shelf bölümlerinde görece daha fazla, bell filtrelerinde ise daha az faz kaymasına sahip olduğunu ve ringing ile phase shift’in birbirine karıştırılmaması gerektiğini özellikle belirtir.
Şimdi bunu dört farklı EQ ailesi üzerinden inceleyelim. @Hakan NART Recording Engineer & Drummer
1. Önce dört mimariyi ayıralım
Bu bölümde şu dört yaklaşımı karşılaştıracağız:
A — Pultec tipi pasif/aktif EQ
Pasif filtre ağı + aktif kazanç katı
B — Neve 1073 tipi
Transformer + Class-A discrete + filtre/parametrik EQ
C — SSL 4000 E tipi
Console-style aktif parametrik/shelving EQ
D — Modern dijital EQ
Minimum-phase / Natural-phase / Linear-phase algoritmaları
Ve ayrıca:
E — Manley Massive Passive
Bunu ayrı bir referans noktası olarak kullanacağız çünkü Massive Passive, pasif filtreleme fikrini modern tube gain stage ve geniş müzikal EQ yaklaşımıyla birleştiren çok özel bir tasarımdır.
2. Pultec: “EQ eğrisi”nden daha fazlası
Pultec yaklaşımını anlamanın en önemli noktalarından biri şudur:
EQ devresi yalnızca “+3 dB boost” yapan bir matematiksel fonksiyon değildir.
Pasif filtreleme yaklaşımında sinyalin belirli frekans bölgeleri farklı empedanslar, reaktif elemanlar ve filtre ağları üzerinden şekillendirilir.
Burada:
- direnç
- kondansatör
- bobin
- empedans
- gain stage
- transformer
birlikte davranabilir.
Dolayısıyla EQ’nun frekans eğrisi ile zaman/faz davranışı birbirinden bağımsız değildir.
Bu nedenle Pultec tipi EQ’larda çok geniş ve müzikal eğrilerin “cerrahi” dijital EQ’lardan farklı hissedilmesi şaşırtıcı değildir.
3. Pultec’in meşhur low-end davranışı neden önemlidir?
Pultec’in klasik yaklaşımında aynı düşük frekans bölgesinde:
boost + attenuation
birlikte kullanılabilir.
Örneğin kavramsal olarak:
BOOST
/\
___________/ \____
ATTENUATION
\___
Bu nedenle çıkış eğrisi basit bir “+3 dB shelf” değildir.
Birden fazla filtre davranışının üst üste binmesi sonucu ortaya çıkan eğri:
- frekans cevabını
- phase response’u
- transient’in düşük frekans bileşenini
birlikte değiştirir.
İşte “Pultec low end” olarak duyduğumuz şeyin yalnızca frekans grafiğindeki boost miktarından ibaret olmamasının temel nedenlerinden biri budur.
4. Massive Passive: fazı olmayan EQ değil
Burada özellikle sizin önceki sorunuzla bağlantı kuralım.
Massive Passive phase-free değildir.
Tam tersine Manley’nin kendi dokümanı:
tüm analog EQ’larda faz kayması bulunduğunu
açıkça belirtir.
Ayrıca Massive Passive’in filtre ve shelf bölgelerinde birçok EQ’ya göre daha fazla phase shift gösterebildiğini, bell bölgelerinde ise daha az faz kayması eğiliminde olduğunu belirtir.
Bu çok önemli.
Çünkü piyasada bazen:
“Massive Passive çok doğal olduğu için phase problemi yok.”
gibi bir ifade duyulur.
Teknik olarak doğru değildir.
Daha doğru ifade:
Massive Passive’in faz davranışı tasarımının bir parçasıdır ve bu davranış müzikal olarak kullanılabilir.
5. Massive Passive’in asıl ilginç tarafı: Q ve ringing
Manley dokümanında çok önemli bir ayrım yapılıyor:
Phase shift ≠ ringing
Ringing özellikle dar Q’lu filtrelerde ortaya çıkabilen zaman-domain davranışıdır.
Bu ayrım trampet açısından olağanüstü önemlidir.
Çünkü:
Faz kayması
frekans bileşenlerinin göreli fazını değiştirir.
Ringing
transient’in çevresinde zaman-domain enerji oluşmasına neden olabilir.
Örneğin:
FAZ DAVRANIŞI
f1 ────→
f2 ─────→
f3 ─────→
ilişkileri değişiyor.
Ring:
TRANSIENT
███
█████
______██████______
~~~~~~~
↑
ringing
Manley de ringing’in özellikle dar Q’larla ilişkili olduğunu ve phase shift ile aynı şey olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgular.
6. Şimdi aynı trampete +3 dB / 5 kHz uygulayalım
Kaynağımız:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
ve elimizde:
- top mic
- bottom mic
- overhead
- room
var.
Trampetin stick attack’ının önemli bölgesinde:
f=5kHzf=5kHz
civarında çalışıyoruz.
Aynı:
+3dB+3dB
hareketini dört farklı sistemle yapalım.
7. SENARYO 1 — Massive Passive
Örneğin:
5 kHz +3 dB
ama geniş ve müzikal bir bell.
Sonuç yalnızca:
5 kHz = +3 dB
değildir.
Filtrenin:
ϕ(f)\phi(f)
davranışı da değişir.
Bunun sonucunda:
- attack
- crack
- wire articulation
- shell overtone
arasındaki göreli zaman/faz ilişkisi yeniden şekillenir.
Ama geniş Q nedeniyle bu değişim geniş bir frekans bölgesine yayılır.
Bu yüzden subjektif olarak:
“trampet büyüdü”
veya
“attack daha pahalı/organik hale geldi”
gibi bir sonuç çıkabilir.
Buradaki “organik” kelimesini mistik bir özellik olarak değil, devrenin:
- frequency response
- phase
- harmonic behavior
- headroom
kombinasyonu olarak değerlendirmek gerekir.
8. SENARYO 2 — Neve 1073
Neve 1073 çok farklı bir dünyadır.
Orijinal 1073 yaklaşımında:
- transformer balanced input
- discrete Class-A circuitry
- transformer balanced output
- filtre/EQ bölümü
birlikte çalışır.
AMS Neve, 1073’ün Marinair spesifikasyonlu giriş transformer’larının karakteristik hafif harmonic saturation’ına katkıda bulunduğunu ve devrenin tamamen discrete Class-A olduğunu belirtiyor.
Burada EQ’nun kendisini cihazın geri kalanından ayırmak mümkün değildir.
Çünkü sinyal:
INPUT
↓
TRANSFORMER
↓
CLASS-A GAIN
↓
EQ
↓
CLASS-A
↓
OUTPUT TRANSFORMER
gibi bir sistemden geçer.
Dolayısıyla “Neve EQ” dediğimiz ses:
yalnızca EQ eğrisi değildir.
9. Neve’de transformer neden önemli?
Transformer ideal bir:
y(t)=kx(t)y(t)=kx(t)
cihaz değildir.
Gerçek transformer:
- frekansa bağlı davranış
- manyetik çekirdek davranışı
- seviye bağımlı nonlinearity
- harmonik üretimi
- faz davranışı
gibi etkiler gösterebilir.
Özellikle yüksek seviyelerde sistem lineer olmaktan uzaklaşabilir.
Bu nedenle:
INPUT LEVEL
↓
TRANSFORMER
↓
HARMONIC CONTENT
ilişkisi oluşabilir.
Sonuç:
5 kHz’i yalnızca yükseltmek yerine, transient’in harmonik yapısı da değişebilir.
10. İşte “daha önde” hissinin başka bir kaynağı
Bir trampet transient’ini düşünelim.
Orijinal:
f0f_0
ve harmonikleri:
2f0, 3f0, 4f0…2f_0,\;3f_0,\;4f_0…
olarak düşünelim.
Nonlinear devre:
y=a1x+a2x2+a3x3+…y=a_1x+a_2x^2+a_3x^3+\dots
gibi davranabilir.
Bu durumda yeni harmonikler oluşur.
Dolayısıyla cihaz:
5 kHz’i +3 dB yapmakla kalmaz;
transient’in harmonik spektrumunu da değiştirebilir.
Bu nedenle aynı frequency-response grafiğine sahip iki cihaz:
aynı transient’i üretmeyebilir.
11. Bu noktada önemli bir ayrım
Burada “harmonic distortion = kötü distortion” demiyoruz.
Örneğin:
2nd harmonic
çoğu zaman temel frekansın oktavıdır.
3rd harmonic
daha farklı bir spektral yapı oluşturur.
Bu harmoniklerin miktarı ve seviyeye bağlı değişimi cihazın karakterine katkıda bulunabilir.
Ancak bunları yalnızca:
“tube sıcaklığı”
veya
“transformer punch”
gibi pazarlama kelimeleriyle açıklamak yerine:
THD(f,level)THD(f,level)
olarak düşünmek çok daha doğrudur.
Yani distortion:
frekansa + seviyeye bağlı bir fonksiyondur.
12. SSL 4000 E neden başka türlü davranır?
SSL 4000 E ailesi daha farklı bir yaklaşım getirir.
SSL’nin resmi dokümanlarına göre E-Series EQ:
- dört bantlı
- HF/LF shelving veya bell seçenekli
- LMF/HMF parametric
- değişken Q’lu mid bantlara sahip
bir yapıdır.
Ayrıca klasik E-Series’in “Brown” ve “Black” varyantları farklı response curves ve tonal karakterler taşır.
Bu nedenle:
“SSL EQ = bir EQ”
demek bile kendi içinde eksiktir. @stüdyo ARTLINE
13. SSL’de proportional / Q davranışı neden önemlidir?
Özellikle SSL G-Series gibi tasarımlarda:
gain arttıkça Q’nun değişmesi
son derece önemlidir.
SSL’nin kendi dokümantasyonunda G-Series EQ’nun gain/bandwidth interaction özelliği belirtiliyor.
Yani:
+2 dB
ile:
+10 dB
aynı merkez frekansta uygulanırken yalnızca “aynı eğrinin daha büyüğü” gibi davranmayabilir.
Bu müzikal açıdan çok önemlidir.
Çünkü mühendis:
“Daha fazla 5 kHz istiyorum.”
dediğinde devrenin frekans alanındaki davranışı da değişebilir.
14. SSL’nin trampet üzerindeki karakteri
Örneğin:
HMF = 4.5 kHz
+3 dB.
Bu bölge:
- stick
- attack
- crack
üzerinde çalışır.
SSL tipi bir EQ ile:
BODY █████
ATTACK ███████
WIRE █████
gibi bir algı oluşabilir.
Fakat +10 dB’ye çıkıldığında filtre şekli ve Q davranışı da işin içine girer.
Bu nedenle SSL’de yüksek miktarda boost bazen:
“daha fazla aynı şey”
gibi değil,
“daha farklı bir tonal şekil”
gibi duyulur.
15. Şimdi dijital minimum-phase EQ’ya geçelim
Modern dijital EQ’nun büyük avantajı:
çok yüksek hassasiyettir.
Örneğin:
[
f=5000Hz
]
[
Gain=+3dB
]
[
Q=8
]
yapabilirsiniz.
Böyle bir EQ çok dar bir bölgeye müdahale edebilir.
Ancak minimum-phase algoritma:
[
\phi(f)
]
değişimi oluşturur.
FabFilter, minimum-phase filtrelerin belirli frekanslarda phase shift/time delay oluşturduğunu ve özellikle yüksek dereceli/steep filtrelerde transient smear’ın belirginleşebileceğini açıklıyor. Ayrıca filtrelenmiş sinyal başka, filtrelenmemiş veya farklı filtrelenmiş bir sinyalle karıştırıldığında phase cancellation oluşabileceğini belirtiyor.
16. İşte modern dijital EQ’nun güçlü ve tehlikeli tarafı
Dijital EQ:
çok hassastır.
Ama:
Hassas olmak her zaman müzikal olmak değildir.
Örneğin:
+3 dB / Q=0.7
geniş tonal değişim.
+3 dB / Q=8
dar ve agresif değişim.
İkisi de:
+3 dB
olmasına rağmen transient davranışları aynı değildir.
17. Linear-phase dijital EQ burada oyuna giriyor
Linear-phase filtre:
[
\phi(f)= -2\pi f\tau
]
gibi frekansla doğrusal bir phase ilişkisi oluşturur.
Dolayısıyla tüm frekanslar aynı mutlak zaman gecikmesine uğrar.
Böylece:
[
\Delta\phi_{relative}\approx0
]
korunabilir.
Bu özellikle:
- parallel processing
- multi-mic
- stereo
- mastering
gibi alanlarda avantaj sağlayabilir.
FabFilter da linear-phase EQ’nun filtrelenen sinyal ile başka bir sinyal arasındaki istenmeyen phase cancellation’ı önlemek amacıyla kullanılabileceğini, ancak bunun latency ve pre-ringing maliyeti olduğunu açıklıyor.
18. Fakat linear-phase trampetin düşmanı olabilir
Özellikle:
yüksek Q + büyük boost/cut + transient
kombinasyonu tehlikelidir.
Örneğin:
[
Q=10
]
[
+10dB
]
[
f=5kHz
]
bir rimshot üzerinde linear-phase uygulanırsa transient’in önünde pre-ringing oluşabilir.
Şematik:
LINEAR PHASE
~~~
~~~~
_________███████________
↑
ATTACK
Bu:
“EQ trampeti önceden çaldırdı”
anlamına gelmez.
Filtrenin impulse response’u transient’ten önce enerji üretmektedir.
FabFilter, yüksek Q, steep filters ve büyük gain değişimlerinde pre-ringing’in daha duyulabilir hale geldiğini açıkça belirtiyor.
19. Şimdi dört EQ’yu aynı 5 kHz boost ile karşılaştıralım
| Sistem | Temel yaklaşım | Phase | Q davranışı | Nonlinearity | Trampet algısı |
|---|---|---|---|---|---|
| Pultec | Pasif filtre + aktif gain | Minimum-phase karakter | Geniş/müzikal | Devreye bağlı | Büyük/yuvarlak |
| Massive Passive | Pasif/aktif tube mimarisi | Belirgin, tasarıma bağlı | Geniş/müzikal | Tube/inductor vb. | Büyük/organik |
| Neve 1073 | Class-A + transformer | Minimum-phase | Belirli Q karakteri | Transformer/Class-A | Önde/yoğun |
| SSL E | Aktif console EQ | Minimum-phase | Q/gain interaction | Devre karakteri | Attack/agresif |
| Digital minimum | Algoritmik IIR | Kontrollü ama phase değişir | Çok esnek | Çok düşük | Cerrahi |
| Digital linear | FIR | Relative phase korunur | Çok esnek | Çok düşük | Temiz ama pre-ring riski |
Bu tablo “hangi cihaz daha iyi?” tablosu değildir.
Bu:
hangi mimarinin hangi problemi farklı şekilde çözdüğünü
gösteren tablodur.
20. Çok önemli: Aynı frequency response ≠ aynı ses
Bunu şimdi matematiksel olarak ifade edebiliriz.
İki cihaz:
[
|H_1(f)|=|H_2(f)|
]
olsun.
Ama:
[
\phi_1(f)\neq\phi_2(f)
]
ise,
[
H_1(f)\neq H_2(f)
]
olur.
Eğer ayrıca:
[
h_1(t)\neq h_2(t)
]
ise transient response da farklıdır.
Eğer cihazlardan biri nonlinear ise:
[
y_1(t)\neq H_1*x(t)
]
olabilir.
Yani cihaz yalnızca lineer bir filtre değildir.
Bu noktada:
[
\boxed{
EQ\ Sound \neq Frequency\ Curve
}
]
sonucuna ulaşıyoruz.
21. Daha da ileri gidelim: analog EQ’nun “3D” davranışı
Bir analog EQ’nun davranışını üç eksende düşünmek daha doğrudur.
X ekseni
Frekans
Y ekseni
Genlik
Z ekseni
Seviye / zaman
Çünkü gerçek analog cihaz:
[
H(f,level)
]
gibi düşünülebilir.
Örneğin düşük seviyede:
[
H(f,L_1)
]
yüksek seviyede:
[
H(f,L_2)
]
olabilir.
Transformer saturation veya tube stage nedeniyle:
[
H(f,L_1)\neq H(f,L_2)
]
haline gelebilir.
İdeal dijital EQ’da ise çoğu zaman:
[
H(f)
]
çok daha deterministik ve seviyeden bağımsızdır.
22. Bu yüzden “analog 5 kHz boost” ve “digital 5 kHz boost” aynı değildir
Analog:
SOURCE
↓
FILTER
↓
ACTIVE STAGE
↓
TRANSFORMER / TUBE / INDUCTOR
↓
OUTPUT
Digital:
SOURCE
↓
A/D
↓
ALGORITHM
↓
D/A
veya tamamen DAW içinde:
SOURCE
↓
DIGITAL FILTER
↓
OUTPUT
Analog sistemde filtre dışındaki devre elemanları da sinyale müdahale eder.
Digital sistemde ise algoritmanın matematiksel davranışı belirleyicidir.
23. “Analog sıcaklığı”nı artık daha doğru tanımlayabiliriz
“Sıcaklık” tek bir fiziksel parametre değildir.
Bir analog EQ’nun subjektif karakteri:
[
\boxed{
Tone =
Frequency\ Response
+
Phase
+
Group\ Delay
+
THD
+
Harmonic\ Spectrum
+
Noise
+
Headroom
+
Saturation
}
]
olarak düşünülebilir.
Bunların her biri farklı ağırlıkta olabilir.
Örneğin bir cihazın:
- THD’si çok düşük,
- phase davranışı belirgin,
- frequency response’u geniş,
- headroom’u yüksek
olabilir.
Başka bir cihazın:
- THD’si daha yüksek,
- transformer saturation’ı belirgin,
- phase davranışı farklı
olabilir.
İkisine de “analog EQ” deriz.
Ama aynı sesi vermezler.
24. Peki Manley Massive Passive neden özellikle mastering ve bus işlerinde seviliyor?
Burada cevap yalnızca tube değildir.
Massive Passive’in tasarım felsefesi:
- geniş tonal hareketler
- yüksek headroom
- müzikal filtre eğrileri
- farklı filtre şekilleri
- pasif filtre ağları
- tube gain stages
gibi birçok unsurun kombinasyonudur.
Manley’nin kendi açıklaması da cihazın sesini yalnızca tube kullanımıyla açıklamamak gerektiğini özellikle vurgular.
Bu, sizin önceki sorunuz için çok önemli bir sonuçtur:
Massive Passive’in “büyüklüğü” yalnızca fazdan veya yalnızca tüpten kaynaklanmaz.
25. Craviotto üzerinde dört farklı yaklaşım
Şimdi tamamen pratik hale getirelim.
Hedef:
woody + crack + ghost notes
A — Massive Passive
180 Hz
+1 dB
500–600 Hz
-1 dB
3 kHz
+1 dB
5 kHz
+1 dB
Geniş hareketler.
Amaç:
trampeti büyütmek.
B — Neve
220 Hz
+1–2 dB
3.2 kHz
+2 dB
7.2 kHz
+1 dB
Amaç:
body + presence + attack
Neve 1073’ün resmi teknik özelliklerinde 3.2, 4.8 ve 7.2 kHz gibi sabit mid frekansları ve 12 kHz shelving HF bandı bulunuyor.
26. SSL
Örneğin:
HMF
4.5 kHz
+2 dB
Q
orta değer
HF
10 kHz
+1 dB
Bu yaklaşım:
attack + brightness
tarafını daha belirgin hale getirebilir.
SSL’nin E-Series HMF bölgesinin 600 Hz–7 kHz arasında değişken Q ile çalışması bu tür bir uygulama için özellikle uygundur.
27. Dijital minimum-phase
Burada çok daha cerrahi davranabiliriz.
Örneğin:
430 Hz
-2 dB
Q=4
ve:
4.8 kHz
+2.5 dB
Q=2
ve:
8.5 kHz
+1.5 dB
Q=1.5
Bu çok daha hassas bir düzeltmedir.
Fakat top/bottom/OH ilişkisini değiştirebilir.
28. Dijital linear-phase
Aynı EQ’yu linear-phase yapabilirsiniz.
Ama burada şu soruyu sormalısınız:
Gerçekten relative phase’i korumaya ihtiyacım var mı?
Eğer:
tek bir close mic
üzerinde çalışıyorsanız çoğu durumda gerekmez.
Ama:
top + bottom + OH
gibi çoklu sinyallerin paralel karışımında belirli bir problem varsa anlamlı olabilir.
FabFilter da linear-phase’ın genel olarak “daha kaliteli” değil, belirli phase-cancellation problemlerini çözmek için kullanılan farklı bir araç olduğunu özellikle vurguluyor.
29. İşte en önemli pratik kural
Bir EQ seçerken şu sırayla düşünün:
1.
Frequency response
Neyi değiştirmek istiyorum?
2.
Phase
Bu değişiklik başka mikrofonlarla nasıl ilişkilenecek?
3.
Q
Ne kadar dar bir bölgeyi etkiliyorum?
4.
Group delay
Transient’in farklı bileşenleri nasıl yeniden ilişkileniyor?
5.
Impulse response
Ringing veya pre-ringing var mı?
6.
Nonlinearity
Cihaz seviyeye bağlı olarak harmonic content oluşturuyor mu?
7.
Headroom
EQ’dan önce/sonra devre ne kadar seviyeyi kaldırıyor?
Bu yedi soru gerçek bir EQ mühendisliği yaklaşımıdır.
30. En büyük yanlışlardan biri: “Analog EQ phase shift yapıyor, o halde dijital linear-phase daha iyi”
Hayır.
Çünkü:
analog phase shift
ile:
linear-phase pre-ringing
arasında “hangisi daha az?” şeklinde basit bir yarış yoktur.
Birinin problemi:
[
\phi(f)
]
diğerinin problemi:
[
h(t)
]
içindeki pre/post ringing olabilir.
Ve müzikte bazen analog minimum-phase davranış daha doğal duyulabilir.
FabFilter’ın kendi dokümantasyonu da minimum/zero-latency yaklaşımının çoğu mixing/mastering uygulamasında yeterli olduğunu, linear-phase’ın ise problem çözme aracı olarak düşünülmesi gerektiğini belirtiyor.
31. Peki hangi durumda hangisini seçerdim?
Craviotto TOP MIC
İlk tercih:
Analog veya natural/minimum-phase.
Çünkü:
- transient önemli
- tek kaynak
- müzikal tonal shaping
Craviotto BOTTOM MIC
Yine:
minimum-phase / analog
ile başlarım.
Ama OH ile phase ilişkisini sürekli kontrol ederim.
TOP + BOTTOM paralel
Burada:
linear-phase denemeye değer.
Ama otomatik olarak seçmem.
Snare BUS
Geniş tonal EQ:
Massive Passive / minimum-phase
Dar problem:
digital minimum-phase
Multi-mic phase problemi:
linear-phase test
32. Bir sonraki seviye: “EQ + phase + compression”
Asıl ilginç konu burada başlıyor.
Çünkü EQ’dan sonra compressor geldiğinde transient artık yalnızca:
[
H(f)
]
ile değil,
[
H(f)+Gain(t)
]
ile işleniyor.
Yani sistem zamanla değişiyor.
Örneğin:
SNARE
Attack
↓
EQ
↓
COMPRESSOR
↓
EQ
↓
BUS
EQ phase response’u transient’in şeklini değiştiriyor.
Compressor ise:
[
Gain(t)
]
ile transient’in zaman içindeki amplitüdünü değiştiriyor.
İki işlem üst üste geldiğinde:
Phase + group delay + compressor attack/release
birlikte çalışmaya başlıyor.
Ve bu noktada “snare neden bazen EQ yaptıktan sonra compressor’da daha az punch’lı oluyor?” sorusunun gerçek cevabına ulaşabiliriz.
33. Sonuç
Artık “analog EQ’nun fazı vardır” cümlesinden çok daha ileri bir noktadayız.
Bir EQ’nun gerçek karakteri:
[
\boxed{
\text{Topology}
\rightarrow
\text{Filter Shape}
\rightarrow
\text{Phase}
\rightarrow
\text{Group Delay}
\rightarrow
\text{Impulse Response}
\rightarrow
\text{Nonlinearity}
\rightarrow
\text{Transient}
}
]
zinciriyle oluşur.
Ve aynı:
[
+3dB@5kHz
]
hareketi:
Massive Passive
ile başka,
Neve
ile başka,
SSL
ile başka,
digital minimum-phase
ile başka,
linear-phase
ile daha başka sonuç verebilir.
Bunun nedeni “analog sihri” değildir.
Devre/topoloji ve zaman-frekans davranışlarının farklı olmasıdır.
Ve özellikle sizin Craviotto gibi yüksek transient, çoklu mikrofon ve belirgin snare-wire içeren bir kaynakta bu farklar, basit bir vokal veya pad’e göre çok daha kolay duyulabilir.
Mühendislik açısından akılda tutulması gereken son denklem
[
\boxed{
\text{Aynı Frequency Response}
\not\Rightarrow
\text{Aynı Ses}
}
]
çünkü:
[
\boxed{
|H_1(f)|=|H_2(f)|
\quad\not\Rightarrow\quad
H_1(f)=H_2(f)
}
]
Eğer:
[
\phi_1(f)\neq\phi_2(f)
]
veya
[
h_1(t)\neq h_2(t)
]
veya
[
THD_1\neq THD_2
]
ise iki sistem farklı davranabilir.
İşte analog EQ ile dijital EQ arasındaki gerçek mühendislik farkı tam olarak burada başlar.
@Stüdyo ARTLINE Hakan NART
TRAMPET DYNAMICS LABORATUVARI
EQ → Compressor → EQ zincirinde faz, group delay ve transient birbirini nasıl değiştirir?
Önceki bölümlerde şu noktaya ulaştık:
EQ≠yalnızca frekans seviyesiEQ \neq yalnızca\ frekans\ seviyesi
Çünkü EQ aynı zamanda:
Frequency Response+Phase Response+Group Delay+Impulse ResponseFrequency\ Response + Phase\ Response + Group\ Delay + Impulse\ Response
oluşturur.
Şimdi compressor’u zincire eklediğimizde sistem daha karmaşık hale gelir.
Çünkü compressor için artık sabit bir:
H(f)H(f)
fonksiyonundan söz edemeyiz.
Compressor’un kazancı zamanla değişir:
G(t)G(t)
Dolayısıyla genel sistem kabaca:
y(t)=G(t) [h(t)∗x(t)]\boxed{ y(t)=G(t)\,[h(t)*x(t)] }
şeklinde düşünülebilir.
Burada:
- x(t)x(t) = giriş sinyali
- h(t)h(t) = EQ/filter impulse response
- G(t)G(t) = compressor’un zamanla değişen kazancı
- y(t)y(t) = çıkış
Ve asıl ilginç nokta şudur:
EQ transient’in spektral/zamansal yapısını değiştirirken compressor o değişmiş transient’in envelope’unu algılar.
Bu nedenle EQ’nun compressor’dan önce veya sonra olması yalnızca tonal bir tercih değildir.
1. Compressor’un attack kontrolü aslında neyi kontrol eder?
İnternette çok sık:
“Attack = compressor’un kaç ms sonra devreye girdiği.”
şeklinde anlatılır.
Bu tam doğru değildir.
Attack, compressor’un gain reduction’a ne kadar hızlı ulaştığını belirleyen envelope davranışının bir parçasıdır.
Release ise gain reduction’ın normale dönüş hızını belirler.
iZotope özellikle attack/release değerlerinin “compressor’un bekleme süresi” olarak düşünülmemesi gerektiğini vurguluyor. Bunlar gain adjustment’ın hızını tanımlar.
FabFilter da attack’ın ilk transient’in ne kadarının compression’dan geçeceğini, release’in ise compressor’un bir sonraki transient öncesinde ne kadar toparlanacağını belirlediğini açıklıyor.
Bu ayrım trampet için çok önemlidir.
2. Bir trampet vuruşunun ilk 10 ms’sine bakalım
Örneğin rimshot:
0 ms
│
│ ATTACK
│ ↓
│ █
│ ███
│ █████
│ ███████
│ █████
│ ████
│
└──────────────────→ zaman
İlk birkaç milisaniyede:
- stick attack
- head impact
- shell excitation
- snare-wire excitation
birlikte meydana gelir.
Ancak bunların spektral ağırlıkları aynı değildir.
Kabaca:
0–1 ms
çok yüksek frekanslı attack
1–3 ms
stick/head attack + upper mids
3–10 ms
body + shell + wire
10 ms+
sustain / resonance
Bu nedenle compressor’un ilk:
1 ms, 3 ms, 5 ms
içindeki davranışı trampetin karakterini ciddi biçimde değiştirebilir.
3. 5 kHz neden burada çok kritik?
Hatırlayalım:
T=15000T=\frac{1}{5000} T=0.2msT=0.2ms
Yani 5 kHz’in bir periyodu yalnızca:
0.2 ms
dir.
0.1 ms:
180∘180^\circ
faz karşılığıdır.
Dolayısıyla compressor’un attack süresi örneğin:
0.1 ms
olduğunda, bu süre 5 kHz’in yarım çevrimine eşittir.
Ama burada dikkat:
Compressor’un attack süresini doğrudan “5 kHz’i 180° döndürür” şeklinde yorumlamamalıyız.
Compressor bir EQ filtresi gibi sabit faz dönüşü yapan lineer sistem değildir.
Ancak bu zaman ölçeği bize şunu gösterir:
Compressor çok kısa zamanlarda çalışıyorsa, tek tek waveform cycle’larının şekline bile müdahale edebilir.
FabFilter bu nedenle çok hızlı attack/release ayarlarının waveform cycle’larına tepki vererek distorsiyon oluşturabileceği konusunda uyarıyor.
4. EQ → Compressor neden Compressor → EQ’dan farklıdır?
Şimdi temel deney.
Zincir A
SNARE
↓
EQ
↓
COMPRESSOR
↓
OUTPUT
Zincir B
SNARE
↓
COMPRESSOR
↓
EQ
↓
OUTPUT
Frekans grafiği sonunda benzer olabilir.
Ama compressor’un gördüğü sinyal aynı değildir.
5. EQ önce gelirse compressor ne görür?
Örneğin:
+5dB@5kHz+5dB @ 5kHz
uyguladınız.
Artık compressor’a giren transient’in 5 kHz bileşeni daha güçlüdür.
Compressor’un detector’ı veya sidechain’i bu enerjiye göre daha fazla tepki verebilir.
Sonuç:
EQ
↓
5 kHz attack ↑
↓
COMPRESSOR
↓
daha fazla gain reduction
Yani EQ:
compressor’un neyi “yüksek” olarak algılayacağını değiştirmiştir.
Bu son derece önemlidir.
6. Aynı EQ compressor’dan sonra gelirse
Zincir:
SNARE
↓
COMPRESSOR
↓
+5 dB @ 5 kHz
Burada compressor önce orijinal transient’e tepki verir.
Sonra 5 kHz yükseltilir.
Dolayısıyla:
EQ, compressor’un davranışını değil, compressor’un çıkış tonalitesini değiştirir.
Bu yüzden iki zincir:
EQ\rightarrowCOMPEQ\rightarrowCOMP
ve
COMP→EQCOMP\rightarrow EQ
aynı değildir.
7. Bu farkın Craviotto üzerindeki sonucu
Diyelim ki amaç:
daha fazla crack
ve 5 kHz’e:
+4dB+4dB
vermek istiyorsunuz.
EQ → COMP
5 kHz boost compressor’dan önce gelir.
Compressor:
attack/crack’i daha güçlü algılayabilir.
Sonuç:
- daha fazla gain reduction
- attack’ın daha fazla kontrol edilmesi
- 5 kHz boost’un bir kısmının compressor tarafından geri bastırılması
olabilir.
COMP → EQ
Compressor önce çalışır.
Daha sonra:
+4dB@5kHz+4dB@5kHz
uygulanır.
Sonuç:
attack daha açık ve daha belirgin kalabilir.
Bu nedenle:
“EQ yaptım ama compressor bütün attack’ı yedi.”
probleminin çözümü bazen EQ miktarı değil, EQ’nun zincirdeki yeridir.
8. Compressor’un attack süresi transient’in hangi bölümünü bırakıyor?
Şimdi bunu zaman ekseninde görelim.
Attack = 0.1 ms
TRANSIENT
████████
│
│ compression çok hızlı
↓
████████
İlk attack’ın çok büyük bölümü kontrol altına alınabilir.
Attack = 3 ms
TRANSIENT
███████
│
│ compression
↓
İlk 3 ms daha fazla serbest kalır.
Bu genellikle:
punch / stick / crack
algısını korumaya yardımcı olabilir.
Attack = 10 ms
TRANSIENT
██████████
│
↓
compression
İlk transient’in çok daha büyük bölümü geçer.
Bu nedenle snare daha:
- punchy
- açık
- transient-rich
hissedilebilir.
FabFilter’ın drum örneklerinde de yavaş attack’ın initial transient’i geçirmeye, hızlı release’in ise sonraki hit öncesinde compressor’un toparlanmasına yardımcı olduğu anlatılıyor.
9. Fakat “10 ms her zaman daha punchy” değildir
Çünkü compressor’un:
- detector topology’si
- ratio
- knee
- sidechain filter
- RMS/peak detection
- attack curve
gibi parametreleri de vardır.
Dolayısıyla:
10 ms bir compressor’da
ile:
10 ms başka compressor’da
aynı şey değildir.
iZotope da attack değerlerinin compressor tasarımına ve kaynağa bağlı olarak ciddi biçimde değişebileceğini vurguluyor.
SSL’nin farklı compressor tasarımlarında da attack/release davranışlarının farklı compression curves ve karakterler oluşturduğu görülüyor.
10. Release aslında snare’in “ikinci vuruşunu” belirleyebilir
Şimdi release’e bakalım.
Bir compressor:
8 dB GR
yaptı.
Release:
100 ms
olsun.
Snare:
HIT 1
████
↓
compression
↓
100 ms boyunca toparlanıyor
Eğer ikinci snare hit:
80 ms
sonra gelirse:
HIT 1
████
\
\ recovery
\
HIT 2 ████
ikinci hit hâlâ compressor’un gain reduction bölgesine girebilir.
Bu:
groove ve punch
üzerinde çok büyük fark yaratır.
FabFilter da release’in bir sonraki transient gelmeden önce compressor’un ne kadar toparlandığıyla ilişkili olduğunu özellikle vurguluyor.
11. Release çok uzun olursa
Örneğin:
Release=300msRelease=300ms
Snare’in sustain’i:
HIT
██████
█████
███
iken compressor hâlâ gain reduction uyguluyor olabilir.
Sonuç:
- sustain geri çekilir
- next hit daha küçük gelir
- kit “flat” olabilir
- groove azalabilir
iZotope da çok uzun release’in sonraki transient’i attenuate edebileceğini ve pumping yaratabileceğini belirtiyor.
12. Çok kısa release neden başka bir problem yaratır?
Örneğin:
Release=5msRelease=5ms
Compressor:
HIT
████
↑
GR
↓
hemen bırak
↑
tekrar GR
↓
şeklinde waveform’un içindeki mikro değişimlere tepki vermeye başlayabilir.
Bu durumda:
- distortion
- pumping
- waveform modulation
- wire sustain’de titreşim
- “fluttering”
oluşabilir.
Özellikle hassas akustik kaynaklarda çok hızlı attack/release ayarlarının tek tek waveform cycle’larına tepki vererek distortion oluşturabileceği belirtiliyor.
13. Şimdi EQ’nun phase davranışını tekrar sisteme sokalım
Buraya kadar compressor’u yalnızca amplitude/envelope açısından düşündük.
Ama önceki bölümlerden biliyoruz:
EQ→ϕ(f)EQ \rightarrow \phi(f)
oluşturuyor.
Dolayısıyla:
SNARE
↓
EQ
↓
PHASE / GROUP DELAY
↓
COMPRESSOR
şeklinde düşündüğümüzde compressor’a ulaşan transient yalnızca farklı seviyede değil:
farklı zaman/faz yapısında
olabilir.
14. Bu özellikle multi-mic snare’de çok önemlidir
Diyelim:
Top mic
0 samples
Bottom mic
+14 samples
OH
+148 samples
Daha önce hesapladığımız gibi 48 kHz’de:
14samples=0.292ms14 samples=0.292ms
Top-bottom ilişkisi zaten frekansa bağlı phase difference yaratıyor.
Şimdi top mic’e:
minimum-phase EQ
uyguladınız.
Bottom’a başka bir EQ.
OH’ye başka bir EQ.
Artık:
Δϕtotal=Δϕacoustic+ΔϕEQ\Delta\phi_{total} = \Delta\phi_{acoustic} + \Delta\phi_{EQ}
haline geliyor.
15. Compressor bundan sonra devreye giriyor
Eğer top ve bottom ayrı compressor’lardan geçiyorsa:
TOP
↓
EQ
↓
COMP
BOTTOM
↓
EQ
↓
COMP
iki sinyalin envelope’u da farklı hale gelebilir.
Böylece mix aşamasında:
TOP(t)+BOTTOM(t)+OH(t)TOP(t) + BOTTOM(t) + OH(t)
artık yalnızca farklı phase ilişkilerine değil:
farklı zaman-varyasyonlu gain yapılarına
da sahiptir.
Bu nedenle multi-mic snare’de compressor:
yalnızca dinamik kontrol aracı değildir.
Aynı zamanda mikrofonlar arasındaki göreli envelope’u değiştiren bir işlemdir.
16. Paralel compression burada çok ilginç hale gelir
Paralel compression:
┌── DRY
SNARE ──────────────┤
│
└── COMPRESSED
sonra:
y(t)=a x(t)+b c(t)y(t)=a\,x(t)+b\,c(t)
şeklinde karışır.
Eğer:
c(t)c(t)
çok hızlı attack/release ile işlenmişse, dry sinyal ile compressed sinyal arasında yalnızca seviye farkı yoktur.
Envelope davranışı da farklıdır.
Eğer ayrıca EQ uygulanıyorsa:
x(t)x(t)
ve
c(t)c(t)
farklı phase/filter davranışlarına sahip olabilir.
Dolayısıyla paralel compression’ın karakteri:
phase + timing + envelope + level
kombinasyonudur.
17. Paralel compression’da linear-phase neden bazen ilginçtir?
Eğer dry ve wet sinyali karıştırıyorsanız:
DRY
│
├──────────┐
│ │
COMP │
│ │
└──────────┘
↓
MIX
wet yolunda EQ ve filtreler varsa phase farkı ortaya çıkabilir.
Örneğin:
DRY
0 samples
WET
+ EQ
+ compressor
+ filtering
wet sinyalinin belirli frekansları dry ile farklı phase ilişkisine sahip olabilir.
Bu nedenle bazı paralel processing zincirlerinde linear-phase veya phase-compensated processing işe yarayabilir.
Ama:
Her paralel compressor linear-phase kullanmalıdır
diye bir kural yoktur.
Çünkü linear-phase’ın kendi transient maliyetleri vardır.
18. Snare için kritik üç compressor bölgesi
Pratik olarak compressor attack’ını üç bölgeye ayırabiliriz.
0.1–1 ms
Ultra-fast
Amaç:
- peak control
- clipping prevention
- agresif transient shaping
Risk:
- attack kaybı
- distortion
1–5 ms
Fast
Amaç:
- crack kontrolü
- transient shaping
- agresif modern snare
Risk:
- stick attack’ın küçülmesi
5–15 ms
Medium / punch region
Amaç:
- transient’i geçir
- body’yi kontrol et
- punch koru
Craviotto gibi doğal ve woody bir trampette benim ilk deneyeceğim bölge genellikle burası olur.
Bunlar evrensel reçete değildir; compressor tasarımına göre değişir. iZotope da bu tür ms aralıklarının yalnızca başlangıç bölgeleri olduğunu özellikle belirtiyor.
19. Craviotto için ilk compressor laboratuvarı
Örneğin:
Ratio
4:1
Attack
8 ms
Release
60 ms
Gain Reduction
3–5 dB
Bu noktada amaç:
transient’i tamamen öldürmeden body’yi kontrol etmek.
Sonra attack’ı:
8 ms
↓
5 ms
↓
3 ms
↓
1 ms
şeklinde azaltın.
Her adımda yalnızca:
rimshot
değil,
ghost note
ve
full groove
dinleyin.
20. Neden ghost note burada çok önemli?
Ghost note’un seviyesi düşük olduğu için compressor threshold’un altında veya hemen üzerinde olabilir.
Ana rimshot:
████████
Ghost:
██
Compressor:
RIMSHOT → ciddi GR
GHOST → az/hiç GR
şeklinde davranabilir.
Bu da ghost note’un:
rimshot sonrası geri çıkmasını
sağlayabilir.
Ama release yanlışsa:
RIMSHOT
████████
↓
compression
↓
GHOST
██
ghost note hâlâ gain reduction altında kalabilir.
Sonuç:
ghost notes kaybolur.
21. Release’i groove’a bağlamak
Örneğin parça:
120 BPM
olsun.
Bir quarter note:
60120=0.5s\frac{60}{120}=0.5s
yani:
500 ms
Sekizlik:
250 ms
16’lık:
125 ms
Dolayısıyla:
- 50 ms
- 75 ms
- 100 ms
- 125 ms
gibi release süreleri müziğin ritmik bölümleriyle ilginç ilişkiler kurabilir.
Ama release’i doğrudan:
“120 BPM → 125 ms yap”
şeklinde seçmek yanlış olur.
Çünkü snare’in doğal decay’i, groove, compressor topology’si ve gain reduction miktarı da önemlidir.
FabFilter’ın da belirttiği gibi release’i tempo ile ilişkilendirmek yararlı olabilir, fakat nihai karar kaynak ve müzikal davranış üzerinden verilmelidir.
22. EQ → Compressor deneyini gerçek rakamlarla yapalım
Zincir A
EQ
+3 dB @ 5 kHz
Q = 1
Compressor
4:1
Attack = 3 ms
Release = 70 ms
GR = 4 dB
Zincir B
Compressor
4:1
Attack = 3 ms
Release = 70 ms
GR = 4 dB
EQ
+3 dB @ 5 kHz
Q = 1
Sonuçların aynı olması beklenmez.
A’da:
5 kHz boost compressor detector’ına/sidechain yoluna ulaşıyorsa compressor daha fazla tepki verebilir.
B’de:
compressor orijinal transient’i görür.
Sonra 5 kHz yükseltilir.
Dolayısıyla B çoğu durumda daha açık bir attack hissi verebilir.
Buradaki kritik nokta:
Compressor’un sidechain/detector tasarımının sinyal yolundan nasıl beslendiği.
Her compressor aynı şekilde davranmaz.
23. Sidechain EQ burada gizli silah haline gelir
Modern compressor’larda sidechain filtreleme yapılabilir.
Örneğin:
AUDIO
↓
COMPRESSOR
SIDECHAIN:
HPF 100 Hz
Bu durumda kick/low-end enerjisi compressor’u daha az tetikleyebilir.
Snare’de başka bir problem olabilir:
5 kHz attack compressor’u fazla tetikliyor.
Sidechain’de uygun bir filtre kullanarak compressor’un bu bölgeye duyarlılığını değiştirebilirsiniz.
Böylece:
5 kHz’i EQ ile yükseltirken compressor’un davranışını ayrı kontrol edebilirsiniz.
24. Bunun çok güçlü bir örneği
İstediğiniz:
daha fazla crack
Ama compressor:
crack’i fazla bastırıyor.
Yanlış çözüm:
“Compressor’u kapatayım.”
Daha mühendislik çözümü:
Audio path
5 kHz boost
Sidechain
5 kHz bölgesinin compressor detector üzerindeki etkisini azalt
Böylece:
SES:
5 kHz ↑
DETECTOR:
5 kHz etkisi ↓
olabilir.
Sonuç:
daha fazla crack, daha az gereksiz compression.
25. EQ → Compressor → EQ neden profesyonel bir zincir olabilir?
Şimdi üç aşamayı farklı amaçlarla kullanabiliriz.
EQ 1
Compressor’ı hazırlamak
Örneğin:
- low-end temizle
- gereksiz resonance azalt
- detector davranışını değiştir
Compressor
Envelope’u şekillendir
EQ 2
Son tonal karakteri oluştur
Bu durumda:
EQ1
↓
COMP
↓
EQ2
üçü aynı işi yapmaz.
26. Maple Solid trampet için örnek “doğal ama güçlü” zincir
EQ 1
HPF:
50–60 Hz
350–500 Hz
gerekirse küçük cut
Compressor
Ratio:
3:1 veya 4:1
Attack:
6–10 ms
Release:
50–80 ms
GR:
2–4 dB
EQ 2
180–220 Hz:
+1 dB civarı
3 kHz:
+1 dB civarı
5 kHz:
+1–2 dB civarı
8–10 kHz:
ihtiyaca göre çok küçük shelf
Bu reçete değil, laboratuvar başlangıç noktasıdır.
27. Daha agresif rock snare
EQ 1
300–500 Hz resonance kontrol
Compressor
Ratio:
4:1–6:1
Attack:
2–5 ms
Release:
30–60 ms
GR:
4–7 dB
EQ 2
3–5 kHz:
+2–4 dB
8–10 kHz:
+1–3 dB
Sonuç:
daha sert attack + daha kontrollü body.
Ancak bu noktada compressor’un transient’i fazla ezmesi halinde EQ ile sonradan 5 kHz açmak yalnızca “parlak ama küçük” bir trampet yaratabilir.
Bu çok önemli bir miks hatasıdır.
28. “Önce compressor, sonra EQ” bazen neden daha açık duyulur?
Çünkü compressor transient’i kontrol ederken EQ henüz attack bölgesini yükseltmemiştir.
Sonrasında:
5kHz+3dB5kHz +3dB
uyguladığınızda:
kontrol edilmiş transient’in üst frekanslarını
geri öne çıkarabilirsiniz.
Bu:
compress → brighten
yaklaşımıdır.
Özellikle fazla sert olmayan ama önde olması gereken snare’lerde çok kullanışlı olabilir.
29. “Önce EQ, sonra compressor” ne zaman avantajlı?
Eğer amaç:
EQ’nun compressor’un davranışını belirlemesi
ise.
Örneğin 500 Hz’de aşırı boxiness varsa:
-3 dB @ 500 Hz
↓
COMP
Compressor artık o 500 Hz enerjisine daha az tepki verebilir.
Sonuç:
daha dengeli compression.
30. Burada faz konusu yeniden geri dönüyor
Şimdi çok önemli bir nokta:
EQ1’in phase response’u:
ϕ1(f)\phi_1(f)
Compressor lineer bir filtre olmadığı için basit bir:
ϕ2(f)\phi_2(f)
ile tanımlanamaz.
EQ2:
ϕ3(f)\phi_3(f)
oluşturabilir.
Dolayısıyla:
Htotal(f)H_{total}(f)
sadece üç transfer fonksiyonunun basit çarpımı gibi düşünülmemelidir.
Çünkü compressor:
G(t)G(t)
ile zamanla değişmektedir.
Bu yüzden:
EQ + compressor zinciri statik bir frequency-response grafiğiyle tam olarak açıklanamaz.
Bu, miks mühendisliğinin en önemli noktalarından biridir.
31. Compressor’un “phase”i var mı?
Bu sorunun cevabı:
Compressor’un davranışını klasik EQ gibi yalnızca statik phase-response ile tanımlamak doğru değildir.
Çünkü compressor nonlinear/time-varying bir sistemdir.
Ancak compressor:
- detector filtering
- sidechain filtering
- attack/release envelope
- lookahead
- latency
- feed-forward/feed-back topology
nedeniyle zaman ilişkilerini değiştirebilir.
Dolayısıyla pratikte:
Compressor’un zaman davranışı vardır; fakat bunu yalnızca klasik phase curve ile açıklamak yetersizdir.
32. Lookahead compressor burada farklı bir dünya açar
Lookahead:
INPUT
──────► AUDIO PATH ─────►
│
└──► DETECTOR
yerine detector’a sinyali önceden gösterir.
Böylece compressor transient’i daha oluşmadan hazırlıklı olabilir.
Bu:
- peak control
- limiting
- transparent control
için avantajlı olabilir.
Ama snare transient’inde:
ilk attack’ın daha erken kontrol edilmesine
neden olabilir.
Bu nedenle lookahead değeri de transient karakterinin parçasıdır.
33. Zero-latency compressor ile lookahead compressor
Zero/low latency
Transient daha fazla geçebilir.
Lookahead
Transient daha erken yakalanabilir.
Bu nedenle:
SNARE ATTACK
↓
LOW LATENCY → █████
LOOKAHEAD → ████
gibi farklı algılar oluşabilir.
Özellikle limiter ve mastering compressor’larında bu ayrım önemlidir.
34. Parallel compression + Craviotto
Sizin istediğiniz:
ghost notes + wire + woody body
için paralel compression çok güçlü olabilir.
Dry:
WOOD + NATURAL ATTACK
Compressed:
BODY + WIRE + SUSTAIN
Karışım:
NATURAL ATTACK
+
DENSE BODY
+
WIRE DETAIL
Burada compressor’u çok ağır kullanabilirsiniz çünkü dry kanal attack’ı korur.
Ancak wet path’in phase/latency davranışı kontrol edilmelidir.
35. En güzel laboratuvar deneyi
Aynı Craviotto kaydını dört kanala ayırın.
A
Dry
B
EQ → Comp
C
Comp → EQ
D
Parallel Comp
Hepsini output level match yapın.
Sonra sırayla:
rimshot
normal hit
ghost notes
full groove
dinleyin.
Özellikle şu dört kelimeyi not edin:
- Attack
- Body
- Wire
- Decay
Bunların hangisinin değiştiğini ayrı ayrı dinleyin.
36. Ölçüm laboratuvarı
Cubase içinde mümkün olduğunca:
1.
Waveform
2.
Spectrum
3.
Gain Reduction meter
4.
Correlation/phase meter
5.
True peak
birlikte kullanılabilir.
Ama hiçbirinin tek başına karar vermesine izin vermeyin.
Özellikle:
correlation = +1
oldu diye ses otomatik olarak daha iyi değildir.
Aynı şekilde:
waveform peak daha yüksek
olması da daha punchy olduğu anlamına gelmez.
37. En kritik karşılaştırma: aynı GR, farklı attack
Örneğin her durumda:
4 dB gain reduction
elde edin.
A
Attack = 1 ms
B
Attack = 5 ms
C
Attack = 10 ms
D
Attack = 20 ms
Output level’i eşitleyin.
Muhtemel algısal sonuç:
| Attack | İlk transient | Body | Punch |
|---|---|---|---|
| 1 ms | ciddi kontrol | belirgin | düşük/sert |
| 5 ms | kısmen geçer | kontrollü | yüksek |
| 10 ms | daha fazla geçer | kontrollü | yüksek |
| 20 ms | büyük bölümü geçer | daha fazla compression sonrası | çok açık transient |
Ancak compressor topology’sine göre bu tablo değişebilir.
38. Release laboratuvarı
Aynı:
4 dB GR
ve:
Attack = 8 ms
kalsın.
Release:
20 ms
50 ms
80 ms
120 ms
250 ms
dinleyin.
Özellikle:
snare → ghost note
arasında compressor’un toparlanıp toparlanmadığına bakın.
Bu test, yalnızca meter’a bakmaktan çok daha değerlidir.
39. Buradan “punch”ın gerçek tanımına yaklaşabiliriz
Punch:
yüksek peak
değildir.
Daha doğru ifade:
Transient’in yeterli miktarının sustain/body’ye göre korunması ve kulağın bunu zaman içinde belirgin bir enerji başlangıcı olarak algılamasıdır.
Bu nedenle:
Punch≈Transient/Body+Timing+Spectrum+EnvelopePunch \approx Transient/Body + Timing + Spectrum + Envelope
şeklinde düşünmek daha doğrudur.
40. EQ’nun transient üzerindeki etkisi ile compressor’un etkisini ayırın
Bu iki işlemi birbirine karıştırmamak çok önemli.
EQ
Daha çok:
“Transient’in hangi frekans bileşenlerini öne çıkarıyorum?”
sorusunu çözer.
Compressor
Daha çok:
“Transient ile sustain arasındaki zaman/genlik ilişkisini nasıl değiştiriyorum?”
sorusunu çözer.
Transient shaper
Daha doğrudan:
“Attack ve sustain envelope’unu nasıl değiştireyim?”
sorusuna cevap verir.
Dolayısıyla:
Compressor ile EQ’nun aynı işi yaptığını düşünmek yanlıştır.
41. Son derece önemli bir uygulama
Eğer Craviotto:
çok güzel sounding
ama miks içinde:
yeterince önde değilse
ilk refleks:
+5 dB @ 5 kHz
olmamalı.
Önce:
1.
OH ile phase
2.
Bottom mic ilişkisi
3.
Compressor attack
4.
Compressor release
5.
Sonra 3–5 kHz EQ
kontrol edilmelidir.
Çünkü problem bazen frequency response değil:
transient/envelope relationship
olabilir.
42. En önemli sonuç
Artık zinciri şu şekilde düşünebiliriz:
FREQUENCY
↓
SNARE → EQ → PHASE/GROUP DELAY
↓
TRANSIENT SHAPE
↓
COMPRESSOR
↓
ENVELOPE SHAPE
↓
EQ
↓
FINAL SPECTRUM
Yani:
EQ→Phase→GroupDelay→DetectorResponse→GainEnvelope→Transient→FinalTone\boxed{ EQ \rightarrow Phase \rightarrow Group Delay \rightarrow Detector Response \rightarrow Gain Envelope \rightarrow Transient \rightarrow Final Tone }
Bu zincir özellikle akustik davullarda çok önemlidir.
43. Craviotto için benim laboratuvar başlangıç noktalarım
Doğal / jazz / acoustic
EQ → Comp
EQ:
- geniş
- küçük hareketler
Compressor:
- 2:1–3:1
- 8–15 ms attack
- 50–100 ms release
- 1–3 dB GR
Amaç:
doğal ghost note + woody body
Rock / modern
EQ → Comp
veya
Comp → EQ
ikisini karşılaştırırım.
Compressor:
- 4:1
- 3–8 ms attack
- 40–80 ms release
- 3–6 dB GR
Amaç:
crack + punch
Çok yoğun / agresif
Parallel:
DRY
+
HEAVY COMP
Heavy path:
- 8:1 veya daha yüksek
- hızlı attack
- hızlı/orta release
- yüksek GR
Ama dry path:
transient’i korur.
44. Ve son olarak: “Phase mi, compressor mu?”
Bazen miks sırasında:
“Snare’in attack’ı kayboldu.”
dersiniz.
Bu üç farklı sebepten olabilir:
A — Phase problemi
Top/bottom/OH cancellation.
B — EQ problemi
3–5 kHz bölgesinin yanlış şekillenmesi.
C — Dynamics problemi
Compressor attack’ının transient’i fazla ezmesi.
Üçü de kulağa:
“snare artık vurulmuyor”
şeklinde gelebilir.
İşte profesyonel teşhis burada başlar.
45. Nihai mühendislik modeli
Bir snare transient’ini artık şöyle düşünebiliriz:
Snare=Acoustic Arrival+Phase+Frequency Spectrum+Group Delay+Transient+Compressor Envelope+Harmonics+Decay\boxed{ Snare = Acoustic\ Arrival + Phase + Frequency\ Spectrum + Group\ Delay + Transient + Compressor\ Envelope + Harmonics + Decay }
ve miks zinciri:
EQ1→Dynamics→EQ2\boxed{ EQ_1 \rightarrow Dynamics \rightarrow EQ_2 }
şeklinde olduğunda her blok bir sonraki bloğun gördüğü sinyali değiştirir.
Bu nedenle:
EQ ve compressor birbirinden bağımsız çalışan iki kutu değildir.
EQ compressor’un neyi algılayacağını değiştirebilir.
Compressor EQ’nun hangi transient üzerinde çalışacağını değiştirebilir.
EQ’nun phase/group-delay davranışı multi-mic ilişkisini değiştirebilir.
Compressor’un envelope’u ise dry/wet ve multi-mic ilişkisini değiştirebilir.
Sonuçta duyduğumuz:
“snare tone”
aslında bütün bu sistemin ortak ürünüdür.
@Stüdyo ARTLINE Hakan NART
TRAMPET SIDECHAIN & DETECTOR LABORATUVARI
Frekans Bandı → Detector → Sidechain → Attack → Release → Kompresör Topolojisi
Bir trampet kompresörünü yalnızca:
Threshold + Ratio + Attack + Release
şeklinde düşünmek, modern kayıt mühendisliği açısından eksik bir modeldir.
Asıl kritik soru şudur:
Kompresör hangi frekanslardan, hangi zaman aralığında, ne kadar enerji algılıyor?
Çünkü kompresörün duyduğu sinyal ile bizim hoparlörden duyduğumuz sinyal aynı olmak zorunda değildir.
Bir kompresörde iki ayrı yol düşünmek gerekir:
AUDIO PATH
Trampet → EQ → Gain Control → Output
DETECTOR / SIDECHAIN PATH
Trampet → Sidechain EQ/Filter → Detector → Envelope → Gain Control
Buradaki en önemli nokta:
Sidechain filtresinde yaptığınız değişiklik, doğrudan duyduğunuz trampetin frekans cevabını değiştirmek zorunda değildir; esas olarak kompresörün hangi frekanslara tepki verdiğini değiştirir.
FabFilter’ın teknik açıklaması da kompresörün detector devresinin giriş sinyalini analiz ettiğini ve sidechain EQ ile detector’ın belirli frekanslara daha fazla veya daha az duyarlı hale getirilebildiğini açıkça gösterir.
1. TRAMPETİ KOMPRESÖRÜN GÖZÜNDEN GÖRMEK
Bir trampet sinyalini kabaca dört ana enerji bölgesine ayırabiliriz:
| Bölge | Yaklaşık alan | Kompresör açısından |
|---|---|---|
| Sub / rumble | 20–80 Hz | Genellikle istenmeyen tetikleme |
| Body | 100–300 Hz | Gövde ve ağırlık |
| Box / resonance | 300–800 Hz | Kabinimsi/kalın enerji |
| Crack / attack | 1.5–6 kHz | Stick, rimshot, wire |
| Air | 8–15 kHz | Wire detayları ve ambience |
Fakat burada çok önemli bir ayrım vardır:
En yüksek sesli frekans = mutlaka en önemli frekans değildir.
Örneğin bir Craviotto trampette:
- 180 Hz body,
- 400 Hz shell resonance,
- 2.5–4 kHz stick,
- 5–7 kHz snare-wire attack
aynı anda mevcut olabilir.
Kompresörün detector’ı bunların tamamının toplam enerjisinden etkilenebilir.
Dolayısıyla:
“Trampetin 5 kHz bölgesini boost ettim.”
ile
“Kompresörün 5 kHz’e daha fazla tepki vermesini sağladım.”
aynı şey değildir.
Bu ayrım bütün sidechain mimarisinin temelidir.
2. NEDEN 200 Hz TRAMPETİ KOMPRESÖRÜ FARKLI TETİKLER?
Örneğin trampette güçlü bir 200 Hz body enerjisi bulunduğunu düşünelim.
Detector geniş bant çalışıyorsa:
200 Hz → detector’a güçlü enerji
gider.
Bunun sonucu:
Trampet body → daha fazla gain reduction
olabilir.
Ancak biz aslında body’yi sıkıştırmak istemiyor olabiliriz.
Amacımız:
Stick transient’ini kontrol etmek.
Bu durumda detector’a gelen sinyalden düşük frekansları azaltabiliriz.
Örneğin:
Sidechain HPF = 100 Hz
yaptığımızda:
20–100 Hz bölgesindeki enerji detector tarafından büyük ölçüde dikkate alınmaz.
Fakat audio path hâlâ:
20–100 Hz’i taşıyor olabilir.
Yani:
AUDIO
Trampet → tam frekans spektrumu → compressor gain stage
DETECTOR
Trampet → HPF → detector
olabilir.
FabFilter ve SSL dokümantasyonları, sidechain HPF’nin tam olarak bu amaçla kullanılabildiğini; düşük frekans enerjisinin kompresörü gereğinden fazla tetiklemesini önlemek için detector yolunun filtrelenebildiğini açıklıyor.
3. SIDECHAIN HPF TRAMPETTE NEDEN ÇOK GÜÇLÜDÜR?
Özellikle kick + snare + overhead içeren bir drum bus’ta bu daha da önemlidir.
Örneğin:
Kick = 60 Hz
Snare = 180 Hz body + 4 kHz crack
Drum bus kompresörüne bunların tamamı giriyor.
Eğer detector geniş bant ise:
Kick’in yüksek enerjisi → compressor trigger
olabilir.
Bu durumda snare geldiğinde kompresör zaten gain reduction içinde olabilir.
Sonuç:
Snare’in transient’i beklenmedik şekilde küçülür.
Sidechain HPF örneğin:
80–120 Hz
bölgesine getirildiğinde kick’in detector üzerindeki etkisi azalır.
Audio path’teki kick hâlâ duyulur.
Ancak detector artık:
“Kick geldi!”
yerine daha çok:
“Snare’in mid/high transient’i geldi!”
demeye başlar.
Bu yüzden drum bus compression’da sidechain HPF yalnızca tonal bir filtre değildir.
Aslında:
Kompresörün karar verme mekanizmasını değiştirir.
4. SIDECHAIN BELL EQ: DAHA İLERİ BİR ARAÇ
Modern compressor’larda yalnızca HPF değil, detector’a özel bell EQ de bulunabilir.
FabFilter Pro-C 2’nin sidechain bölümünde HPF, LPF ve bell filtreleri bulunur. SSL’in güncel compressor araçlarında da detector sidechain üzerinde HPF ve bell EQ seçenekleri bulunabiliyor.
Bu çok ilginç bir imkan yaratır.
Örneğin:
Audio path
5 kHz = +3 dB
ama
Detector
5 kHz = −3 dB
yapılabilir.
Sonuç:
Trampetin duyduğumuz crack’i artar,
fakat kompresör:
“5 kHz çok yükseldi, hemen bastırayım.”
demez.
Bu özellikle parlak ve agresif trampetlerde çok değerlidir.
5. CRAVIOTTO’DA 5 kHz PROBLEMİ
Senin DW Craviotto 14×6.5 gibi maple karakterli bir trampette 3–6 kHz bölgesi stick attack ve snare-wire detayının algılanmasında önemli olabilir.
Örneğin:
5 kHz +3 dB
yaptık.
Ama compressor detector geniş bant.
5 kHz enerji artınca detector daha fazla gain reduction üretmeye başlıyor.
Sonuç:
EQ → COMP
5 kHz boost
↓
Detector daha fazla enerji algılar
↓
Gain reduction artar
↓
5 kHz tekrar azalır
Bazen mühendis:
“Neden EQ yaptığım halde trampet daha fazla açılmadı?”
diye düşünür.
Çünkü EQ’nun yaptığı boost, compressor tarafından kısmen geri alınmıştır.
6. COMP → EQ NEDEN FARKLI SONUÇ VERİR?
Şimdi zinciri değiştiriyoruz:
COMP → EQ
Compressor önce orijinal transient’i görür.
Daha sonra:
EQ +3 dB @ 5 kHz
uygulanır.
Böylece compressor’ın detector davranışı değişmeden final tonal balance değişir.
Sonuç çoğu zaman:
- daha açık attack,
- daha belirgin crack,
- daha az compressor pumping,
- daha doğal transient
olabilir.
Bu yüzden:
EQ → Compressor ile Compressor → EQ aynı EQ eğrisine sahip olsalar bile aynı sesi vermek zorunda değildir.
Bu yalnızca tonal bir fark değildir.
Detector’ın aldığı karar değişmektedir.
7. ŞİMDİ ASIL KRİTİK KONU: 3 kHz Mİ, 5 kHz Mİ?
Trampet transient’i geniş bant bir olaydır.
Örneğin bir rimshot:
1–2 kHz: attack/body transition
2–4 kHz: stick presence
4–7 kHz: crack/wire
8–12 kHz: üst harmonikler/air
Dolayısıyla detector’a 5 kHz bell boost vermek:
Compressor’ı özellikle crack’e duyarlı hale getirebilir.
Örneğin:
Sidechain EQ
HPF = 100 Hz
Bell = 5 kHz
Gain = +3 dB
Q = 1.0
şeklinde bir detector eğrisi oluşturulabilir.
Bu durumda compressor:
- body’ye daha az,
- düşük frekansa daha az,
- crack’e daha fazla
tepki verebilir.
8. PEKİ NEDEN BUNU HER ZAMAN YAPMIYORUZ?
Çünkü detector’ı 5 kHz’e fazla hassas hale getirirsek bu kez başka bir problem ortaya çıkar.
Özellikle:
- sert stick,
- rimshot,
- snare-wire buzz,
- cymbal bleed
5 kHz civarında yüksek enerji üretiyorsa compressor bunları aşırı algılayabilir.
Sonuç:
Snare crack → compressor
Cymbal bleed → compressor
ve compressor artık yalnızca trampete tepki vermemeye başlar.
Bu yüzden sidechain EQ:
“Compressor’ın istediğimiz probleme bakmasını sağlamak”
için kullanılmalıdır.
Sadece daha fazla compression elde etmek için değil.
9. ATTACK’IN FREKANSLA İLİŞKİSİ
Burada çok önemli bir mühendislik noktası var.
Örneğin:
5 kHz
sinüsünün periyodu:
T=1fT=\frac{1}{f}
olduğundan:
T=15000=0.2 msT=\frac{1}{5000}=0.2\,ms
Dolayısıyla:
5 kHz = 0.2 ms periyot
ve:
0.1 ms = yarım periyot
demektir.
Ancak bundan:
“0.1 ms attack = 5 kHz’te 180° phase shift”
sonucu çıkarılamaz.
Bu yanlış olur.
Compressor attack bir statik phase rotation değildir.
Attack:
Detector envelope’ünün gain reduction üretme hızını belirler.
FabFilter da attack’ın kompresörün giriş sinyaline ne kadar hızlı cevap verdiğini; çok kısa attack’ın transient’i azaltabileceğini ve bazı durumlarda distortion yaratabileceğini belirtiyor.
10. ÇOK HIZLI ATTACK’IN GERÇEK TEHLİKESİ
Bir compressor çok hızlı attack/release ile çalıştırıldığında detector tek tek waveform cycle’larına tepki verebilir.
Örneğin:
5 kHz
için:
0.2 ms/cycle
vardır.
Compressor’ın envelope response’u bu ölçeğe yaklaşırsa sistem artık yalnızca:
“Trampet ne kadar yüksek?”
diye bakmaz.
Waveform’un mikro zaman yapısına da tepki vermeye başlar.
Bunun sonucunda waveform şekli değişebilir.
FabFilter bunu özellikle çok hızlı attack/release ayarlarında açıkça uyarıyor: compressor tek tek waveform cycle’larına tepki verebilir ve gain modulation waveform’u değiştirerek distortion oluşturabilir.
Bu nedenle:
0.1 ms attack = daha iyi transient control
demek değildir.
Bazen:
0.1 ms attack = transient’in mikroskobik dalga yapısına müdahale
demektir.
11. CRAVIOTTO İÇİN ATTACK LABORATUVARI
Aynı trampet üzerinde şu deneyi yapabiliriz.
A — 0.1–0.5 ms
Son derece hızlı.
Beklenen:
- transient ciddi biçimde bastırılır,
- crack küçülebilir,
- sound daha düz olabilir,
- bazı sistemlerde distortion/modulation oluşabilir.
B — 1–3 ms
Hâlâ hızlı.
Transient’in ilk bölümünü kontrol etmeye başlar.
Rock/pop için daha agresif olabilir.
C — 5–10 ms
Transient’in önemli kısmının geçmesine izin verir.
Punch korunur.
D — 10–20 ms
Daha fazla initial attack geçer.
Jazz/acoustic/organic recording’de çok doğal sonuç verebilir.
Ama bunlar mutlak reçeteler değildir.
Compressor’ın detector topolojisi ve program-dependent davranışı nedeniyle aynı “10 ms” değeri iki farklı compressor’da aynı sonucu vermeyebilir. FabFilter da attack/release değerlerinin yalnızca sayısal olarak değil, compressor ve kaynak davranışı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.
12. RELEASE ASLINDA “TRAMPETİN NE KADAR SÜRE KISILACAĞI”DIR
Bir trampet vuruşunda:
Transient → Body → Wire → Sustain
oluşur.
Compressor transient’te gain reduction başlattığında release çok uzunsa:
GR
uzun süre devam eder.
Bir sonraki ghost note geldiğinde compressor hâlâ çalışıyor olabilir.
Sonuç:
Ghost note küçülür.
Senin istediğin:
woody + overtone + wire crackle + ghost notes
karakteri için bu özellikle önemlidir.
13. GHOST NOTE TESTİ RELEASE İÇİN MÜKEMMEL TESTTİR
Bir compressor’ı yalnızca rimshot ile ayarlamak yanlıştır.
Şu üç sinyali sırayla dinlemek gerekir:
1. Rimshot
Attack kontrolünü gösterir.
2. Normal snare hit
Body/attack dengesini gösterir.
3. Ghost note
Release davranışını ortaya çıkarır.
Örneğin:
Release = 200 ms
olduğunu düşünelim.
Bir ghost note 80–100 ms sonra geliyorsa compressor hâlâ gain reduction içinde olabilir.
Ghost note:
↓
duyulabilir.
Release’i:
80 ms
civarına çektiğimizde compressor daha erken toparlanabilir.
Fakat çok kısa release de başka problem yaratabilir:
GR → 0 → GR → 0 → GR
şeklinde hızlı gain modulation oluşabilir.
Bu da:
- pumping,
- chatter,
- distortion,
- unnatural sustain
oluşturabilir.
FabFilter’ın açıklaması da release’in bir sonraki transient gelmeden önce toparlanmasının önemli olduğunu ve aşırı kısa/uzun değerlerin istenmeyen sonuçlar yaratabileceğini belirtiyor.
14. 120 BPM’DE RELEASE HESABI
120 BPM:
60120=0.5 s\frac{60}{120}=0.5\,s
Dolayısıyla:
Quarter = 500 ms
8th = 250 ms
16th = 125 ms
Ancak:
“120 BPM ise release = 125 ms olmalı”
demek yanlış olur.
Bu sadece müzikal zaman referansıdır.
Gerçek release:
trampet decay + groove + sonraki hit + compressor topology
ile belirlenmelidir.
15. 1176 TİPİ FET KOMPRESÖR
FET compressor’lar çok hızlı transient kontrolü konusunda güçlüdür.
Örneğin 1176 ailesinde:
- hızlı attack,
- hızlı release,
- güçlü karakter,
- harmonic coloration
birlikte düşünülebilir.
Trampette amacı:
“Tamamen transparan compression”
olmaktan çok:
“Transient’i şekillendirirken karakter oluşturmak”
olabilir.
Craviotto örneği
Ratio:
4:1
Attack:
orta-hızlı
Release:
orta-hızlı
Gain Reduction:
2–4 dB
Bu yaklaşım:
- stick’i biraz öne çıkarabilir,
- body’yi sıkılaştırabilir,
- wire’ı canlı tutabilir.
Ancak attack fazla hızlanırsa:
crack → ↓
olabilir.
16. SSL / VCA TİPİ KOMPRESÖR
VCA yaklaşımı genellikle daha kontrollü ve öngörülebilir gain envelope’u oluşturmak için çok kullanışlıdır.
Özellikle:
Snare bus
veya
Drum bus
üzerinde:
- punch,
- consistency,
- glue
amaçlanabilir.
SSL’in compressor tasarımlarında attack/release ve sidechain HPF’nin birlikte kullanılması, düşük frekans enerjisinin detector davranışını aşırı etkilemesini önlemek için önemli bir araçtır.
Örneğin:
Ratio 2:1–4:1
Attack 10–30 ms
Release 50–150 ms
GR 1–3 dB
başlangıç noktası olabilir.
Burada amaç:
Compressor’ın trampeti ezmesi değil, vuruşların envelope’ünü birbirine yaklaştırmasıdır.
17. OPTICAL KOMPRESÖR
Optical compressor’ların envelope davranışı farklıdır.
Detector → gain element ilişkisi daha yumuşak ve program-dependent olabilir.
Bu nedenle:
Aynı attack/release sayısını başka compressor’a taşımak doğru değildir.
Örneğin:
10 ms attack
iki farklı compressor’da iki tamamen farklı transient davranışı yaratabilir.
Bu nedenle “10 ms iyi attack’tır” yerine:
“10 ms bu compressor’da bu kaynak için ne yapıyor?”
sorusunu sormalıyız.
18. VARI-MU / TUBE KOMPRESÖR
Vari-mu yaklaşımında amaç çoğu zaman ultra-hızlı transient yakalamaktan çok:
- envelope smoothing,
- density,
- harmonic character,
- glue
olabilir.
Bu yüzden bir Craviotto üzerinde:
1176 → agresif transient
ile
Vari-Mu → yoğunluk/derinlik
aynı şey değildir.
Özellikle jazz trio gibi doğal kayıt yaklaşımında:
Çok hızlı peak compression yerine daha yavaş, düşük GR’lı ve karakterli compression
daha doğal olabilir.
19. DETECTOR TOPOLOJİSİ: PEAK VS RMS
Bir başka kritik ayrım:
PEAK DETECTOR
En hızlı ve en yüksek seviyedeki transient’lere daha duyarlıdır.
Bu nedenle:
rimshot
çok güçlü bir trigger olabilir.
RMS / AVERAGE DETECTOR
Sinyalin ortalama enerjisine daha fazla bakar.
Bu durumda:
body
daha etkili hale gelebilir.
Dolayısıyla aynı ratio/attack/release değerlerinde:
Peak detector
ile
RMS detector
aynı trampeti farklı şekilde sıkıştırır.
Bu ayrım özellikle:
“Trampetin attack’ını mı kontrol ediyorum, yoksa gövdesini mi?”
sorusunun cevabıdır.
20. SIDECHAIN’DE 200 Hz’İ KESMEK
Şimdi çok pratik bir örnek.
Craviotto:
200 Hz body güçlü
4.5 kHz crack güçlü
Compressor body tarafından fazla tetikleniyor.
Detector:
HPF = 150 Hz
yapıyoruz.
Artık 200 Hz tamamen yok olmaz.
Ancak düşük frekans ağırlığı detector davranışında azalır.
Sonuç:
body daha serbest
crack daha belirgin
olabilir.
Fakat HPF’yi fazla yükseltirsek:
150 → 250 → 400 Hz
detector artık trampetin body davranışını giderek daha az görür.
Bu da compressor’ın daha çok upper-mid transient’e tepki vermesine yol açar.
21. SIDECHAIN’DE 5 kHz BOOST
Daha ileri deney:
Detector:
HPF 100 Hz
Bell 4.5 kHz +2 dB
Q ≈ 1
Böylece compressor özellikle:
stick + crack
bölgesine duyarlı hale gelir.
Bu yöntem:
“Trampet transient’ini compressor ile seçerek kontrol etmek”
için kullanılabilir.
Ancak cymbal bleed varsa dikkat gerekir.
Çünkü overhead’dan gelen hi-hat enerjisi de detector’a ulaşabilir.
22. SIDECHAIN’DE 3 kHz CUT
Bunun tersi de çok ilginçtir.
Örneğin trampet:
3 kHz’te sert
ve compressor bu bölgeye fazla tepki veriyor.
Detector:
Bell 3 kHz −3 dB
yapılabilir.
Audio path’teki 3 kHz hâlâ oradadır.
Ancak compressor:
“3 kHz’e biraz daha az bak.”
demektedir.
Bu özellikle:
- sert metal snare,
- fazla agresif rimshot,
- harsh overhead bleed
durumlarında kullanılabilir.
23. KOMPRESÖRÜN GERÇEKTE YAPTIĞI ŞEY
Basitleştirilmiş olarak:
x(t)→Detector→Envelope→Gain Control→y(t)x(t) \rightarrow Detector \rightarrow Envelope \rightarrow Gain\ Control \rightarrow y(t)
şeklinde düşünebiliriz.
Sidechain EQ eklediğimizde:
x(t)→HSC(f)→Detector→G(t)x(t) \rightarrow H_{SC}(f) \rightarrow Detector \rightarrow G(t)
olur.
Audio path ise:
x(t)→Gain(t)→y(t)x(t) \rightarrow Gain(t) \rightarrow y(t)
olabilir.
Dolayısıyla:
G(t)=F{HSC(f)∗x(t)}G(t)=F\{H_{SC}(f)*x(t)\}
gibi düşünülebilir.
Buradaki çok önemli sonuç:
Sidechain EQ, compressor’ın output EQ’su değildir.
O, compressor’ın:
karar verme sistemidir.
24. EQ → COMP → EQ ÜÇLÜ ZİNCİRİ
Şimdi önceki bölümümüzü daha ileri taşıyalım.
İdeal bir trampet zinciri:
EQ 1
Temizleme / hazırlama
↓
Compressor
Envelope shaping
↓
EQ 2
Final tonal shaping
olabilir.
Örneğin:
EQ 1
HPF:
50–60 Hz
350–500 Hz:
−1 / −2 dB
↓
Compressor
Ratio:
2:1–3:1
Attack:
8–15 ms
Release:
50–100 ms
GR:
1–3 dB
↓
EQ 2
180–220 Hz:
+1 dB
3 kHz:
+1 dB
5 kHz:
+1–2 dB
10 kHz:
+1 dB shelf
Bu bir “doğru reçete” değil.
Başlangıç laboratuvarıdır.
Asıl önemli olan:
Hangi işlem hangi problemi çözüyor?
sorusudur.
25. CRAVIOTTO İÇİN BENİM TERCİHİM
Hedeflediğim
woody + overtone + wire crackle + ghost notes
karakteri için ilk denemeyi şöyle kurarım:
AUDIO PATH
HPF 50 Hz
↓
Compressor 2:1
↓
Attack 10–15 ms
↓
Release 60–90 ms
↓
1–3 dB GR
↓
EQ
180–220 Hz:
+0.5 / +1 dB
3 kHz:
+0.5 / +1 dB
5 kHz:
+1 dB
8–10 kHz:
+0.5 / +1 dB
DETECTOR
Sidechain HPF 100–150 Hz
Başlangıçta ekstra bell kullanmam.
Önce compressor’ın doğal davranışını dinlerim.
Sonra:
SC 4–5 kHz +1 / +2 dB
deneyerek crack’in compressor üzerindeki etkisini gözlemlerim. @Hakan NART ARTLINE
26. SONRA AYNI KAYDI ÜÇ KEZ TEST EDERİM
TEST A
EQ → Compressor
TEST B
Compressor → EQ
TEST C
EQ → Compressor
ama compressor detector:
SC HPF + bell
ile şekillendirilmiş.
Üçünü de:
aynı RMS / LUFS seviyesine getirerek
dinlemek gerekir.
Aksi halde daha yüksek olan versiyon otomatik olarak “daha iyi” algılanabilir.
27. ÖZEL OLARAK SENİN TRAMPETİNDE DİNLEYECEĞİM 5 ŞEY
1. Rimshot
Crack hâlâ canlı mı?
2. Normal hit
Body kayboluyor mu?
3. Ghost note
Release nedeniyle eziliyor mu?
4. Snare-wire buzz
Compressor wire’ı gereğinden fazla büyütüyor mu?
5. Overhead
Snare compressor çalışırken cymbal’lar hareket ediyor mu?
Özellikle beşinci madde çok önemlidir.
Çünkü close snare compression’ın kötü yan etkilerinden biri:
Close mic’teki compressor hareketinin bleed üzerinden overhead perspektifini etkilemesidir.
28. EN ÖNEMLİ TEST: SIDECHAIN LISTEN
Modern compressor’da sidechain listen özelliği varsa bunu mutlaka kullanmak gerekir.
Örneğin detector’ı dinlediğimizde:
BOOM — BOOM — CRACK — BOOM
duyuyorsak compressor body/low-frequency ağırlıklı çalışıyor olabilir.
Sidechain HPF sonrası:
TIK — CRACK — TIK — CRACK
gibi daha transient ağırlıklı bir detector sinyali duyuyorsak compressor’ın karar mekanizmasını değiştirmişizdir.
SSL ve FabFilter gibi modern araçların sidechain filtrelerini ayrı olarak şekillendirebilmesi, bu yaklaşımı pratik bir miks aracına dönüştürüyor.
29. BİR ÜST SEVİYE: KOMPRESÖRÜN FAZI NEDEN EQ’DAN FARKLI?
Burada önceki laboratuvarımıza geri dönüyoruz.
EQ:
H(f)=∣H(f)∣ejϕ(f)H(f)=|H(f)|e^{j\phi(f)}
ile frekans ve faz ilişkisi olan bir sistemdir.
Compressor ise:
G(t)G(t)
şeklinde zamana bağlı gain değişimi üretir.
Dolayısıyla compressor için tek bir sabit:
ϕ(f)\phi(f)
eğrisi vermek çoğu durumda anlamlı değildir.
Çünkü compressor:
time-varying system
dir.
Bu nedenle:
EQ phase
ile
compressor envelope modulation
aynı fiziksel olay değildir.
Ancak ikisi birlikte çalıştığında transient’in gerçek zamanlı şekli değişebilir.
30. İŞTE BU NOKTADA “PUNCH” ORTAYA ÇIKIYOR
Punch:
“Peak ne kadar yüksek?”
değildir.
Daha doğru ifade:
Transient ile sustain arasındaki zaman ve enerji ilişkisi.
Örneğin:
Yavaş attack
Transient:
████
Body:
██
Sustain:
██
Hızlı attack
Transient:
██
Body:
██
Sustain:
██
Peak küçülür.
Sound daha düzleşebilir.
Bu nedenle:
Compressor attack = punch control
denebilir.
Ama daha doğru ifade:
Compressor attack, transient/sustain enerji oranının zamansal kontrol araçlarından biridir.
31. “DOĞAL PUNCH” REÇETESİ
İlk laboratuvar:
Ratio: 2:1
Attack: 12 ms
Release: 70 ms
GR: 2 dB
SC HPF: 120 Hz
Knee: orta/yumuşak
Ardından dinle.
Sonra:
Attack 5 ms
ile karşılaştır.
Sonra:
Attack 20 ms
ile karşılaştır.
Üç kayıt arasında:
ghost note
rimshot
normal hit
ve
decay
dinlenir.
Böylece attack’ın gerçek etkisini duyarsın.
32. SONUÇ: COMPRESSOR’I ARTIK “SES KISICI” OLARAK DÜŞÜNMEMEK GEREKİR
Trampet compressor’ının gerçek görevi:
Frekans
↓
Detector
↓
Envelope
↓
Attack
↓
Gain Reduction
↓
Release
↓
Transient / Body / Sustain ilişkisi
üzerinde kontrol sağlamaktır.
Sidechain EQ ise bu zincirin en güçlü noktalarından biridir.
Çünkü:
Compressor’a “ne duyacağını” öğretir.
Bu nedenle iyi bir trampet compression yaklaşımı:
“4:1, 10 ms attack, 80 ms release”
demek değildir.
Daha mühendislik yaklaşımı:
“Detector’ın hangi enerjiye tepki vermesini istiyorum?”
sorusuyla başlar. @Hakan NART ARTLINE
Hedefimiz şöyle olabilir
Body’yi koru → transient’i kontrol et → wire’ı ezme → ghost note’ları bırak → overhead’i gereksiz hareket ettirme.
Bunu başardığımızda compressor artık trampetin karakterini değiştiren bir cihaz değil,
trampetin zaten sahip olduğu karakteri zaman içinde düzenleyen bir envelope mühendisliği aracı
haline gelir. @stüdyo ARTLINE
TRAMPET COMPRESSOR MÜHENDİSLİĞİ
1176 FET, SSL VCA, Opto ve Vari-Mu Aynı Trampette Neden Farklı Davranır?
Önceki bölümlerde EQ’nun yalnızca frekans cevabı olmadığını; phase response, group delay ve impulse response ile birlikte düşünülmesi gerektiğini gördük.
Compressor tarafında ise problem daha da ilginç hale gelir.
Çünkü EQ çoğunlukla:
y(t)=h(t)∗x(t)y(t)=h(t)*x(t)
şeklinde düşünülebilen, zamanla değişmeyen bir sistemken compressor:
y(t)=G(t) x(t)y(t)=G(t)\,x(t)
gibi düşünülebilen zamana bağlı bir gain-control sistemidir.
Buradaki:
G(t)G(t)
sabit değildir.
Trampet vurulduğu anda değişir, sustain sırasında başka bir değere gelir, release sırasında tekrar yükselir.
Dolayısıyla compressor seçimi aslında:
“Trampetin frekanslarını ne kadar değiştireyim?”
sorusundan çok:
“Trampetin enerji zarfını zaman içinde nasıl değiştireyim?”
sorusudur.
Bu nedenle 1176, SSL VCA, Opto ve Vari-Mu aynı threshold, aynı ratio ve benzer gain reduction değerlerinde bile birbirinden belirgin biçimde farklı duyulabilir.@ARTLINE Studio
1. DÖRT TOPOLOJİYİ ÖNCE BİR CÜMLEYLE TANIMLAYALIM
| Topoloji | Gain-control yaklaşımı | Temel karakter |
|---|---|---|
| 1176 / FET | FET voltage-controlled gain reduction | Çok hızlı, agresif, transient odaklı |
| SSL / VCA | VCA gain control | Kontrollü, sıkı, punch ve consistency |
| LA-2A / Opto | Optical cell | Daha yumuşak, program-dependent |
| Vari-Mu | Variable-mu tube | Yumuşak, yoğun, glue/density |
Fakat bu tablo yalnızca başlangıçtır.
Çünkü gerçek fark:
detector + sidechain + attack/release eğrisi + gain element + feedback/feed-forward mimarisi + nonlinearity + headroom
kombinasyonundan oluşur.
2. 1176 FET: TRAMPETİN “TRANSIENT MÜHENDİSİ”
Universal Audio tarafından günümüzde de modellenen 1176 ailesinin temel özelliği FET gain-reduction yapısıdır.
Orijinal 1176 yaklaşımında gain-control elementi olarak FET kullanılır.
Bu mimarinin önemli sonucu:
Çok hızlı gain reduction oluşturabilmesidir.
UA’nın teknik dokümantasyonunda 1176’nin attack aralığı yaklaşık:
20 μs→800 μs20\ \mu s \rightarrow 800\ \mu s
olarak verilir.
Yani:
0.020 ms→0.800 ms0.020\ ms \rightarrow 0.800\ ms
gibi olağanüstü kısa zamanlardan bahsediyoruz.
Bu nedenle 1176’yi klasik:
“10 ms attack kullandım.”
mantığıyla düşünmek yerine:
“Transient’in hangi bölümünü envelope içine dahil edeceğim?”
şeklinde düşünmek daha doğrudur.
3. 1176’NIN 20 µs ATTACK’I NE ANLAMA GELİYOR?
Burada önceki phase laboratuvarımızla bağlantı kurabiliriz.
5 kHz:
T=15000=0.2msT=\frac{1}{5000}=0.2ms
yani:
T=200μsT=200\mu s
1176’nin en hızlı attack değeri:
20μs20\mu s
ise 5 kHz’in yaklaşık:
20020=10\frac{200}{20}=10
kat daha kısa zaman ölçeğindedir.
Bu çok önemlidir.
1176’nin en hızlı ayarında compressor yalnızca:
“Trampetin transient’ini yakalıyor”
değil,
çok hızlı bir gain modulation sistemi olarak çalışmaya başlayabilir.
Bu nedenle attack aşırı hızlandığında:
- transient azalabilir,
- waveform şekli değişebilir,
- distortion oluşabilir,
- crack’in karakteri değişebilir.
UA da çok hızlı attack’ın transientleri yakaladığını ve daha yavaş attack’ın transient’in geçmesine izin verdiğini açıkça belirtmektedir.
4. 1176’NIN “SLOW” ATTACK’I BİLE İLGİNÇTİR
Klasik 1176’nin en hızlı saldırı davranışıyla ünlenmesine rağmen bazı versiyonlarında daha yavaş özel attack seçenekleri bulunur.
UA’nın 1176AE modelinde:
10 ms “Slo” attack
bulunur.
Bu ayar özellikle transient’in daha fazla geçmesine izin vererek punch oluşturmak için kullanılabilir.
Bu, trampet açısından çok güzel bir deneydir:
1176 hızlı attack
Transient ↓
Body →
1176 10 ms slow attack
Transient →
Body ↓
Sonuç:
Aynı compressor bile attack değiştiğinde trampetin “vurması” ile “gövdesi” arasındaki oranı değiştirebilir.
5. 1176 RELEASE NEDEN TRAMPETTE ÇOK ÖNEMLİ?
1176 release aralığı yaklaşık:
50ms→1.1s50ms \rightarrow 1.1s
olabilir.
Bu geniş aralık trampette çok kullanışlıdır.
Örneğin:
50–80 ms
release:
- hızlı toparlanma,
- daha fazla energy,
- daha fazla hareket,
- daha belirgin groove
oluşturabilir.
Fakat fazla hızlı olursa:
GR→0→GRGR \rightarrow 0 \rightarrow GR
şeklinde hızlı gain modulation oluşabilir.
Sonuç:
chatter / pumping / distortion
olabilir.
Çok uzun release ise:
Snare hit → GR
ve ardından:
ghost note → hâlâ GR
durumuna yol açabilir.
UA da release’in şarkının ritmiyle ilişkilendirilmesini ve snare’de bir sonraki vuruştan önce toparlanabilecek kadar hızlı ayarlanmasını öneriyor.
6. 1176’NIN “INPUT” KONTROLÜNÜN ÖNEMİ
1176’de klasik anlamda ayrı bir threshold düğmesi bulunmaz.
Input arttıkça detector’ın çalışma noktası ve gain reduction miktarı değişir.
Bu yüzden:
Input
yalnızca:
“Sinyali yükseltiyorum.”
değildir.
Aynı zamanda:
Compressor’ı daha fazla çalıştırıyorum.
anlamına gelir.
Output ise son seviyeyi yeniden ayarlamak için kullanılır.
Bu yüzden 1176’de A/B yaparken:
Input → compression
Output → level match
mantığıyla çalışmak gerekir.
UA da compressed/uncompressed karşılaştırmasında output seviyesinin eşleştirilmesini özellikle öneriyor.
7. 1176’NIN TRANSFORMER VE AMPLIFIER KARAKTERİ
Burada “compressor karakteri” yalnızca gain reduction değildir.
1176’nin ses yolunda:
- transformer,
- FET,
- bipolar transistor amplifier
gibi devre elemanları bulunur.
Modern UA modellemeleri bu elektronik yolu ve nonlineer davranışları da modellemektedir.
Dolayısıyla:
0 dB GR
bile her zaman:
“Compressor bypass ile tamamen aynıdır.”
anlamına gelmez.
Drive edildiğinde:
- harmonik üretimi,
- saturation,
- transient density
değişebilir.
İşte “1176 sound” dediğimiz karakterin bir bölümü burada ortaya çıkar.
8. CRAVIOTTO’DA 1176 NE YAPAR?
Senin istediğin:
woody + overtone + snare-wire crackle + ghost notes
karakterini düşünelim.
1176’nin avantajı:
Çok iyi:
Crack
Transient
Aggression
Density
Dikkat:
Ghost notes
Wire decay
Natural dynamics
Özellikle çok hızlı attack + yüksek GR kullanırsak:
Trampetin ilk fiziksel vuruş enerjisini azaltabiliriz.
Bu nedenle ben Craviotto üzerinde ilk olarak:
Ratio 4:1
Attack: orta
Release: orta-hızlı
GR: 2–3 dB
ile başlardım.
Ama amaç:
“Trampeti daha yüksek yapmak”
değil.
Amaç:
Transient ile body arasındaki oranı değiştirmek.
9. SSL VCA: TAMAMEN FARKLI BİR FELSEFE
Şimdi SSL tarzı VCA compressor’a geçelim.
Solid State Logic yaklaşımının klasik drum compression dünyasındaki önemi burada ortaya çıkar.
VCA:
Voltage Controlled Amplifier
olarak gain’i elektronik olarak kontrol eder.
Buradaki önemli avantaj:
çok kontrollü ve tekrarlanabilir gain envelope.
1176:
“Yakalarım.”
SSL VCA:
“Envelope’ü düzenlerim.”
gibi düşünülebilir.
Bu elbette basitleştirilmiş bir ifade ama pratikte çok kullanışlıdır.
10. SSL VCA’DA ATTACK NEDEN PUNCH İÇİN ÇOK ÖNEMLİ?
Örneğin:
Attack = 30 ms
yaptığımızı düşünelim.
Trampet transient’i compressor’a giriyor.
İlk bölüm:
TIK
geçiyor.
Sonra:
BODY
üzerinde gain reduction başlıyor.
Böylece:
Transient
→ korunuyor
Body
↓ kontrol ediliyor
Sonuç:
Punch artmış gibi algılanabilir.
Aslında compressor transient’i yükseltmemiştir.
Sadece body’yi transient’e göre azaltmıştır.
Bu ayrım çok önemlidir.
11. “PUNCH” ASLINDA RELATİF BİR KAVRAMDIR
Örneğin:
İlk durumda:
Transient = 0 dB
Body = −4 dB
İkinci durumda:
Transient = 0 dB
Body = −7 dB
Transient aynı kaldı.
Ama transient/body oranı:
4dB→7dB4dB \rightarrow 7dB
oldu.
Dolayısıyla trampet:
Daha punchy
algılanabilir.
Compressor’ın yaptığı aslında budur.
12. SSL’DE SLOW ATTACK DENEMESİ
Craviotto:
Ratio 4:1
Attack 20–30 ms
Release 80–150 ms
GR 2–4 dB
ile çalıştırılırsa:
Transient:
GEÇER
Body:
SIKILIR
Sustain:
KONTROL EDİLİR
Bu yaklaşım özellikle:
- rock,
- pop,
- fusion,
- modern jazz
için çok kullanışlı olabilir.
13. SSL VCA’NIN SIDECHAIN HPF’Sİ
Burada önceki bölümümüz doğrudan devreye giriyor.
Drum bus’a:
Kick 60 Hz
Snare 180 Hz
Tom 100 Hz
geliyor.
Sidechain HPF yoksa:
Kick detector’ı çok fazla tetikleyebilir.
Sidechain HPF:
80–150 Hz
civarına getirildiğinde detector’ın low-frequency yükü azalabilir.
Sonuç:
Drum bus compressor artık groove’un düşük frekanslı enerjisi tarafından daha az sürüklenir.
Snare daha açık kalabilir.
14. OPTICAL: LA-2A’YI NEDEN 1176 GİBİ DÜŞÜNEMEYİZ?
Teletronix / Universal Audio LA-2A ailesinde gain reduction optical cell üzerinden gerçekleşir.
Burada kritik nokta:
Optical cell’in davranışı doğrudan FET gibi hızlı ve lineer bir “attack = X ms” sistemi değildir.
UA, LA-2A ile 1176’nin farklı gain-control teknolojilerine sahip olduğunu; LA-2A’nın optical cell nedeniyle daha yavaş ve forgiving, 1176’nin ise hızlı ve punchy olduğunu açıkça açıklıyor.
Bu yüzden LA-2A’da:
“Attack 10 ms yapayım.”
gibi klasik bir yaklaşım bile mümkün değildir.
Çünkü klasik LA-2A:
Peak → detector → fixed electro-optical behavior → gain reduction
şeklinde program-dependent çalışır.
15. OPTICAL CELL NASIL DAVRANIR?
Basitleştirilmiş model:
Ses enerjisi
↓
Light source
↓
Optical cell
↓
Gain reduction
Ses yükseldikçe ışık değişir.
Fakat optical element’in:
ışığa tepki
ve
eski durumuna dönme
davranışı tamamen elektronik bir attack/release düğmesi gibi değildir.
Bu yüzden:
Opto compression’ın “zaman karakteri” program-dependent’tır.
16. LA-2A TRAMPETTE NEDEN İLGİNÇ OLABİLİR?
Trampette:
Initial transient
bir miktar geçebilir.
Sonraki:
body/sustain
daha fazla kontrol edilebilir.
Sonuç:
- daha yuvarlak,
- daha yumuşak,
- daha yoğun,
- daha az agresif
bir trampet olabilir.
Manley’nin kendi teknik açıklamalarında da opto yaklaşımının davullarda initial transient’in bir kısmını geçirebildiği ve özellikle room microphone uygulamalarında ilginç sonuçlar verebildiği belirtiliyor.
Bu çok önemli.
17. OPTICAL’I CLOSE SNARE YERİNE ROOM’DA DENE
Şöyle düşün:
Room mic
↓
Opto
↓
6–10 dB GR
Room’daki:
Transient ↓
ama compressor toparlandığında:
Room ambience ↑
algılanabilir.
Sonuç:
Davul odası daha büyük ve yoğun hissedilir.
Bu, özellikle 1176 ile yapılabilecek agresif room compression’a göre farklı bir envelope yaratır.
18. OPTICAL’IN CRAVIOTTO ÜZERİNDEKİ YERİ
Close mic’te:
LA-2A / Opto
çok fazla compression yaparsa:
- ghost notes farklı davranabilir,
- transient yuvarlanabilir,
- wire detayının dinamiği azalabilir.
Ama:
1–2 dB GR
gibi çok hafif kullanıldığında:
- body’yi stabilize etmek,
- sustain’i yoğunlaştırmak,
- doğal karakteri korumak
mümkün olabilir.
Dolayısıyla benim tercihim:
Craviotto close mic’te önce 1176/SSL, room’da ise Opto denemek.
19. VARI-MU: BİR BAŞKA DÜNYA
Şimdi en farklı topolojiye geçiyoruz:
Vari-Mu
Manley Laboratories Variable Mu bunun çok iyi bilinen modern örneklerinden biridir.
Burada gain-control elementi:
variable-mu tube
yaklaşımıdır.
Tüpün gain’i uygulanan kontrol koşullarına bağlı olarak değişir.
Bu nedenle:
yüksek compression
ile
yumuşak density
arasında çok müzikal geçişler oluşabilir.
20. VARI-MU NEDEN “GLUE” HİSSİ VERİR?
Vari-Mu’da compressor davranışı çoğu zaman:
sert threshold → aniden compression
şeklinde hissedilmez.
Daha çok:
signal ↑
↓
gain gradually changes
↓
density ↑
şeklindedir.
Bu nedenle drum bus veya stereo drum bus’ta:
- cohesion,
- depth,
- density,
- harmonic richness
oluşturabilir.
Manley Variable Mu dokümantasyonunda attack/recovery seçeneklerinin onlarca milisaniyeden saniyelere kadar uzanması da bu yaklaşımın hızlı peak-catching’den farklı olduğunu gösterir. Örneğin Variable Mu’nun mastering versiyonunda attack yaklaşık 15–90 ms, recovery ise 200 ms–8 s aralığında seçilebilir.
21. BU DEĞERLER NEDEN 1176’DEN TAMAMEN FARKLI?
1176:
20μs→800μs20\mu s \rightarrow 800\mu s
Vari-Mu:
15ms→90ms15ms \rightarrow 90ms
gibi.
En hızlı 1176 ile Vari-Mu’nun hızlı tarafını karşılaştırırsak:
15ms/0.02ms=75015ms / 0.02ms = 750
Yani yaklaşık:
750 kat farklı zaman ölçeği
söz konusu olabilir.
Dolayısıyla:
1176 = transient surgery
Vari-Mu = envelope shaping / density
şeklinde düşünmek oldukça açıklayıcıdır.
22. AYNI TRAMPETTE DÖRT KOMPRESÖRÜN SONUCU
Şimdi aynı Craviotto hit’ini düşünelim.
1176
Transient:
↓ hızlı kontrol
Body:
yoğun
Character:
agresif
Sonuç:
“IN YOUR FACE”
SSL VCA
Transient:
kısmen geçer
Body:
kontrollü
Envelope:
sıkı
Sonuç:
“PUNCHY / CONTROLLED”
OPTICAL
Transient:
daha fazla geçer
Body:
yumuşak şekilde sıkışır
Sonuç:
“ROUND / SMOOTH”
VARI-MU
Transient:
çok doğal kalabilir
Body:
yoğunlaşır
Sustain:
glue
Harmonics:
artar
Sonuç:
“DENSE / ORGANIC / THREE-DIMENSIONAL”
23. BUNLARIN HİÇBİRİ “DAHA İYİ” DEĞİL
Bu çok önemli.
Compressor seçimi:
“En kaliteli compressor hangisi?”
sorusu değildir.
Doğru soru:
“Bu trampetin hangi davranışını değiştirmek istiyorum?”
Örneğin:
Crack fazla mı?
1176
Body fazla mı?
SSL
Room çok kuru mu?
Opto
Drum bus ayrı ayrı kaydedilmiş gibi mi?
Vari-Mu
Bu şekilde düşünmek çok daha doğrudur.
24. CRAVIOTTO İÇİN DÖRT LABORATUVAR
Aynı kaydı mümkün olduğunca aynı gain reduction seviyesine getir:
2 dB GR
Sonra:
LAB A — 1176
Ratio:
4:1
Attack:
orta
Release:
orta-hızlı
GR:
2 dB
LAB B — SSL VCA
Ratio:
4:1
Attack:
20 ms
Release:
100 ms
GR:
2 dB
LAB C — Opto
GR:
1–2 dB
Amaç:
body stabilization
LAB D — Vari-Mu
GR:
1–2 dB
Amaç:
density / glue
25. SONRA SEVİYELERİ EŞİTLE
Bu aşama kritik.
Diyelim:
1176 çıkışı:
−10 LUFS short-term
SSL:
−10 LUFS
Opto:
−10 LUFS
Vari-Mu:
−10 LUFS
yaklaşık eşitlenir.
Sonra dinlenir.
Aksi halde:
Daha yüksek = daha iyi
yanılgısına düşeriz.
26. SADECE SOLO DİNLEMEK YETERLİ DEĞİL
Trampet solo:
1176
çok etkileyici gelebilir.
Fakat full mix:
1176 → cymbal harshness
yaratabilir.
SSL:
solo’da daha sıradan gelebilir.
Ama full mix:
“Trampet tam oturdu.”
diyebilir.
Bu nedenle üç dinleme zorunlu:
SOLO
Transient ve tone.
MONO MIX
Phase + masking + dynamics.
FULL STEREO MIX
Gerçek müzikal sonuç.
27. GHOST NOTE TESTİ
Senin trampetin için özellikle:
ghost note
testini ayrı yapardım.
Örneğin:
Rimshot
↓ 60 ms
ghost
↓ 80 ms
ghost
↓ 100 ms
normal hit
şeklinde bir pattern.
Sonra compressor’ları karşılaştır.
1176:
Ghost note’u fazla hızlı release ile büyütebilir veya gain modulation yaratabilir.
SSL:
Envelope’ü daha kontrollü tutabilir.
Opto:
Ghost’ları daha doğal ama daha yumuşak hale getirebilir.
Vari-Mu:
Pattern’in tamamını tek bir müzikal envelope içine alabilir.
28. SNARE-WIRE TESTİ
İkinci test:
Normal hit
sonrasında decay’i dinle.
Özellikle:
4–10 kHz
bölgesindeki wire decay’i.
Çünkü compressor yalnızca ilk transient’i değil, release süresince wire’ın decay davranışını da etkileyebilir.
Örneğin:
çok uzun release
wire’ın doğal decay’ini sürekli gain reduction altında tutabilir.
Sonuç:
Wire daha kısa ve daha kuru duyulabilir.
29. ROOM TESTİ
Şimdi close mic’i unut.
Sadece room.
Burada:
1176
yüksek GR ile:
aggressive room
Opto
yüksek GR ile:
smooth room
Vari-Mu
düşük GR ile:
dense room
denenebilir.
Özellikle senin sevdiğin ECM/jazz estetiğine yakın doğal bir kayıt düşünüyorsak:
Room compressor’ın amacı “davulu ezmek” değil, oda ile trampet arasındaki enerji ilişkisini düzenlemek olabilir.
30. FEED-FORWARD VE FEEDBACK AYRIMI
Şimdi iş daha da mühendislik seviyesine geliyor.
Compressor’ın detector/gain-control mimarisi kabaca iki şekilde düşünülebilir.
FEED-FORWARD
Input:
↓
Detector
↓
Gain control
Bu yaklaşım:
Giriş sinyalini analiz edip ne kadar gain reduction yapılacağını hesaplar.
FEEDBACK
Output/control loop:
↓
Detector
↓
Gain control
Burada compressor’ın davranışı kendi output’una bağlı olabilir.
Bu iki yaklaşım:
- attack,
- release,
- ratio,
- overshoot,
- distortion,
- transient shape
açısından farklı sonuçlar yaratabilir.
Dolayısıyla:
“İki compressor’ın attack değeri 10 ms.”
demek davranışlarının aynı olduğu anlamına gelmez.
31. LOOKAHEAD NEDEN FARKLI?
Lookahead kullanan dijital compressor:
Gelecek örnekleri önceden görebilir.
Örneğin:
Transient
gelmeden birkaç örnek önce detector hazırlanabilir.
Böylece gain reduction:
transient başlamadan
uygulanabilir.
Avantaj:
Peak kontrolü.
Dezavantaj:
Transient’in doğal başlangıç karakterinin değişebilmesi.
Bu yüzden lookahead:
mastering
ve
peak control
için çok değerli olabilirken, doğal bir close snare’de her zaman istediğimiz şey olmayabilir.
32. BURADA EQ İLE COMPRESSOR ARASINDAKİ TEMEL FARKI GÖRÜYORUZ
EQ:
H(f)H(f)
frekanslara göre davranır.
Compressor:
G(t)G(t)
zamana göre davranır.
Sidechain:
G(t)=F{HSC(f)x(t)}G(t)=F\{H_{SC}(f)x(t)\}
olduğu için ikisini birbirine bağlar.
Bu nedenle modern mix mühendisliği aslında:
Frequency-domain + time-domain + nonlinear-domain
birlikte düşünülerek yapılır.
33. “ANALOG WARMTH” ARTIK DAHA İYİ TANIMLANABİLİR
Önceki EQ laboratuvarımızdaki sonucu buraya taşıyabiliriz.
Bir analog compressor’ın karakteri:
Frequency response
Phase response
Group delay
Attack/release envelope
THD
harmonic spectrum
transformer behavior
gain-control nonlinearity
headroom
noise
detector topology
kombinasyonudur.
Dolayısıyla:
“1176 sıcak.”
tek başına mühendislik açısından yeterli bir açıklama değildir.
Daha doğru açıklama:
1176’nin FET gain-control yapısı, çok hızlı envelope davranışı ve devre içindeki nonlinearity/transformer-amplifier karakteri birlikte belirli bir transient ve harmonic profile oluşturur.
UA’nın güncel 1176 açıklamalarında da hızlı FET compression ile birlikte transformer ve FET amplifier karakterinin modellenmesi özellikle vurgulanmaktadır.
34. BENİM CRAVIOTTO İÇİN KULLANACAĞIM HİYERARŞİ
Benim istediğin doğal ama detaylı trampet karakteri için:
1. İlk tercih
SSL / VCA
2:1–4:1
Attack:
10–30 ms
Release:
50–150 ms
GR:
1–3 dB
Amaç:
Punch + consistency @Hakan NART ARTLINE
2. İkinci tercih
1176
4:1
Attack:
orta
Release:
orta-hızlı
GR:
1–3 dB
Amaç:
Crack + energy + character
3. Room için
Opto
GR:
3–6 dB
Amaç:
Room density
4. Drum bus / stereo bus
Vari-Mu
GR:
0.5–2 dB
Amaç:
Glue + density + depth
35. İKİ KOMPRESÖRÜ ARKA ARKAYA KULLANMAK
Şimdi daha profesyonel bir zincir:
1176
1–2 dB GR
↓
SSL
1–2 dB GR
Toplam:
yaklaşık:
2–4 dB
gibi düşünülebilir.
Ama burada çok önemli bir avantaj var:
1176:
Peak/transient control
SSL:
Envelope consistency
yapabilir.
Tek compressor’a:
“Hem transient’i yakala hem body’yi düzenle hem glue yap.”
demek yerine görevleri bölebiliriz.
@Hakan NART Recording Engineer
36. AMA İKİ KOMPRESÖRÜN PHASE’İ TOPLANMAZ
Burada önceki laboratuvarımıza dönelim.
EQ’da:
ϕtotal=ϕ1+ϕ2\phi_{total} = \phi_1+\phi_2
gibi düşünebiliyorduk.
Compressor’da aynı şekilde basit bir sabit phase toplamı yapamayız.
Çünkü:
G1(t)G_1(t)
ve
G2(t)G_2(t)
zamana bağlıdır.
İki compressor arka arkaya:
y(t)=G2(t)G1(t)x(t)y(t)=G_2(t)G_1(t)x(t)
gibi düşünülebilir.
Dolayısıyla ikinci compressor birincinin değiştirdiği envelope’ü görür.
Bu nedenle:
1176 → SSL
ile
SSL → 1176
aynı sonuç değildir.
37. 1176 → SSL
İlk:
1176
transient’i kontrol eder.
Sonra:
SSL
daha düzenlenmiş envelope üzerinde çalışır.
Sonuç:
Daha kontrollü, modern, sıkı.
38. SSL → 1176
İlk:
SSL
body/envelope’ü düzenler.
Sonra:
1176
kalan transient’lere daha farklı tepki verir.
Sonuç:
Daha karakterli/agresif olabilir.
Bu nedenle iki compressor’ın sırası da bir tür:
dinamik topology
kararıdır.
39. SON dokunuş
Trampet kaydında şu altı versiyonu oluştururum:
A
Dry
B
SSL → EQ
C
1176 → EQ
D
EQ → SSL
E
1176 → SSL → EQ
F
Opto Room + SSL Close
ve ardından:
G
Opto Room + Vari-Mu Drum Bus
oluştururum.
Hepsini:
aynı algılanan loudness
seviyesine getiririm .
40. KARAR TABLOSU
| Problem | İlk denenecek |
|---|---|
| Crack fazla agresif | SSL / daha yavaş attack |
| Crack yeterince çıkmıyor | 1176 |
| Body fazla uzun | SSL |
| Ghost notes kayboluyor | Daha yavaş attack / daha kısa release |
| Wire decay çok uzun | Orta release |
| Room kuru | Opto room compression |
| Drum bus dağınık | Vari-Mu |
| Snare mixte geride | 1176 karakter |
| Snare çok sert | Opto / daha yumuşak VCA |
| Punch eksik | SSL slow attack |
| Snare fazla modern/sert | Vari-Mu veya Opto |
| Rock snare daha agresif olsun | 1176 |
| Jazz snare doğal kalsın | Hafif VCA / Opto |
| Drum bus “tek kit” gibi olsun | Vari-Mu |
41. EN ÖNEMLİ SONUÇ
Dört compressor’ı şöyle düşünmek çok daha doğru:
1176
“Transient’e ne yapmalıyım?”
SSL VCA
“Envelope’ü nasıl düzenlemeliyim?”
Opto
“Sinyali nasıl daha yumuşak ve doğal yoğunlaştırmalıyım?”
Vari-Mu
“Bütün sistemi nasıl birbirine yapıştırmalıyım?”
Bunlar elbette mutlak kurallar değildir; fakat compressor topolojilerini anlamak için son derece kullanışlı bir mühendislik modelidir.
Asıl kritik nokta şu:
Trampetin karakterini compressor yaratmamalı; compressor, trampetin zaten sahip olduğu karakterin zaman içindeki dağılımını şekillendirmeli.
Bu nedenle özellikle:
woody
overtone
wire crackle
ghost notes
dörtlüsünü korumak istiyorsak, yalnızca gain reduction miktarına değil;
Detector→Attack→Gain Reduction→Release→Next Hit\boxed{ Detector \rightarrow Attack \rightarrow Gain\ Reduction \rightarrow Release \rightarrow Next\ Hit }
zincirinin tamamına bakmalıyız.
Bir compressor’ın “iyi” olup olmadığını da meter değil, şu beş soru belirlemelidir:
Transient hâlâ canlı mı?
Body hâlâ var mı?
Wire decay doğal mı?
Ghost notes nefes alıyor mu?
Full mix içinde trampet daha iyi mi?
Bu beş sorunun cevabı evetse, compressor görevini yapıyor demektir.
@Hakan NART stüdyo ARTLINE
TRAMPET- COMPRESSOR -MATEMATİK
Threshold, Ratio, Knee, Peak/RMS, Feed-Forward, Feedback ve Rimshot’ın Milisaniye Haritası
Önceki bölümde 1176, SSL VCA, Opto ve Vari-Mu’nun neden aynı trampette farklı davrandığını gördük.
Şimdi bir kat daha aşağı iniyoruz.
Artık:
“Compressor ne yapıyor?”
sorusundan,
“Compressor bunu matematiksel ve zamansal olarak nasıl yapıyor?”
sorusuna geçiyoruz.
Bunun için tek bir trampet vuruşunu, mümkün olduğunca basitleştirilmiş bir model üzerinde inceleyeceğiz.
Referansımız:
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
ve özellikle:
rimshot → normal hit → ghost note
üçlüsü olacak.
1. COMPRESSOR’IN TEMEL MATEMATİĞİ
En basitleştirilmiş compressor modelimiz:
y(t)=G(t)x(t)y(t)=G(t)x(t)
Burada:
- x(t)x(t) = giriş sinyali
- y(t)y(t) = çıkış sinyali
- G(t)G(t) = zaman içinde değişen gain
olur.
Compressor’ın asıl işi:
G(t)<1G(t)<1
olduğu zaman sinyali azaltmaktır.
Fakat G(t)G(t)‘nin ne zaman ve ne kadar azalacağı üç ana aşamadan geçer:
x(t)→Detector→Gain Computer→Envelope→G(t)x(t) \rightarrow Detector \rightarrow Gain\ Computer \rightarrow Envelope \rightarrow G(t)
Dolayısıyla compressor’ın sesini anlamak için sadece output waveform’una bakmak yetmez.
Detector’ın ne gördüğünü de bilmek gerekir.
2. THRESHOLD’UN MATEMATİĞİ
İdeal hard-knee compressor için önce en basit modeli kullanalım.
Giriş seviyesi:
LinL_{in}
Threshold:
TT
Ratio:
RR
olsun.
Eğer:
Lin≤TL_{in}\leq T
ise:
Lout=LinL_{out}=L_{in}
Yani compression yoktur.
Fakat:
Lin>TL_{in}>T
olduğunda:
Lout=T+Lin−TRL_{out} = T+\frac{L_{in}-T}{R}
olur.
Bu denklem compressor’ın temel davranışını açıklamak için son derece önemlidir.
3. 4:1 COMPRESSOR’I GERÇEKTEN HESAPLAYALIM
Threshold:
[
T=-20dBFS
]
Giriş:
[
L_{in}=-8dBFS
]
olduğunu düşünelim.
Threshold üzerindeki miktar:
[
-8-(-20)=12dB
]
Yani sinyal threshold’un:
[
12dB
]
üzerindedir.
Ratio:
[
4:1
]
ise:
[
12/4=3dB
]
olur.
Dolayısıyla:
[
L_{out}=-20+3=-17dBFS
]
Sonuç:
Giriş = −8 dBFS
Çıkış = −17 dBFS
Gain reduction:
[
9dB
]
olur.
Bu çok önemli:
4:1 ratio, “sinyali dörtte bire indiriyorum” demek değildir.
Threshold üzerindeki fazla seviyenin dörtte birini geçiriyorum demektir.
4. 2:1 İLE AYNI ÖRNEK
Aynı:
[
L_{in}=-8dBFS
]
Threshold:
[
-20dBFS
]
Ratio:
[
2:1
]
olsun.
Threshold üzeri:
[
12dB
]
Çıkış:
[
12/2=6dB
]
Dolayısıyla:
[
L_{out}=-14dBFS
]
Gain reduction:
[
-8-(-14)=-6dB
]
olur.
Yani:
| Ratio | Giriş | Çıkış | GR |
|---|---|---|---|
| 1:1 | −8 | −8 | 0 dB |
| 2:1 | −8 | −14 | 6 dB |
| 4:1 | −8 | −17 | 9 dB |
| 8:1 | −8 | −18.5 | 10.5 dB |
| 20:1 | −8 | −19.4 | 11.4 dB |
Burada çok önemli bir sonuç var:
Ratio sonsuza yaklaştıkça sinyal threshold’a yaklaşır ama ideal matematikte threshold’un altına inmez.
5. RATIO’NUN GRAFİKSEL ANLAMI
Input/output eğrisini düşünürsek:
1:1
[
45^\circ
]
düz çizgi.
2:1
Threshold’dan sonra daha düşük eğimli çizgi.
4:1
Daha da yatık.
20:1
Neredeyse yatay.
Bu nedenle compressor’ın:
“diz” şeklindeki eğrisi
aslında transfer function’dır.
Bu transfer function:
Threshold + Ratio + Knee
tarafından belirlenir.
6. HARD KNEE NEDİR?
Hard knee’de:
Threshold’a kadar:
[
Slope=1
]
Threshold’dan sonra:
[
Slope=\frac{1}{R}
]
olur.
Örneğin:
4:1
için slope:
[
0.25
]
olur.
Yani threshold civarında matematiksel olarak ani bir eğim değişimi vardır.
Bu:
Daha belirgin compression davranışı
yaratabilir.
SSL dokümantasyonunda peak mode’un daha dramatik compression ve hard-knee karakteriyle ilişkilendirildiği belirtiliyor.
7. SOFT KNEE NEDİR?
Soft knee, threshold çevresindeki geçişi yumuşatır.
Yani:
Compression = 0
ile
Compression = tam ratio
arasında ani geçiş yerine bir geçiş bölgesi oluşur.
Basitleştirilmiş olarak:
Output
|
| /
| /
| /
| /
| /
| /
| /
| /
|/________ Input
^
Knee
Hard knee’de kırılma daha keskindir.
Soft knee’de kırılma daha geniş ve yuvarlaktır.
SSL 4K E dinamiklerinde soft-knee karakteri özellikle tasarımın önemli özelliklerinden biri olarak tanımlanıyor.
8. SOFT KNEE NEDEN TRAMPETTE ÖNEMLİ?
Craviotto gibi akustik karakteri güçlü bir trampette:
çok sert threshold
şöyle davranabilir:
Hit threshold’u geçti → compressor aniden devreye girdi.
Bu, özellikle düşük seviyeli ghost note ile yüksek seviyeli rimshot arasında farklı davranış yaratabilir.
Soft knee ise:
Compressor’ın davranışını daha kademeli hale getirebilir.
Sonuç:
- daha doğal,
- daha az “işlem görmüş”,
- daha az mekanik
bir envelope olabilir.
Ama:
Soft knee her zaman daha iyi değildir.
Rock’ta belirgin transient control istediğimiz zaman hard knee daha yararlı olabilir.
9. PEAK DETECTOR
Şimdi compressor’ın “gözüne” geçiyoruz.
Peak detector kabaca:
[
L_{det}(t)=|x(t)|
]
ve ardından envelope smoothing uygulanması gibi düşünülebilir.
Peak detector:
Sinyalin anlık tepe seviyelerine duyarlıdır.
Bu nedenle trampet için:
rimshot
çok güçlü bir trigger olabilir.
10. RMS DETECTOR
RMS:
\sqrt{
\frac{1}{N}
\sum_{n=1}^{N}x_n^2
}
]
şeklinde hesaplanabilir.
Burada sinyalin belirli bir zaman penceresindeki enerji/ortalama büyüklüğü dikkate alınır.
Dolayısıyla RMS detector:
Tek bir sample’ın maksimum seviyesinden ziyade sinyalin enerji yoğunluğunu takip eder.
Bu nedenle:
body + sustain
daha fazla önem kazanabilir.
11. AYNI TRAMPETTE PEAK VE RMS
Diyelim rimshot:
Peak = −5 dBFS
ama kısa süreli.
Body:
ortalama = −12 dBFS
olsun.
Peak detector:
“−5 dBFS! Hemen compression!”
der.
RMS detector:
“Enerji ortalaması −12 dBFS civarında.”
diye daha farklı tepki verir.
Sonuç:
Peak
Transient’i daha fazla kontrol eder.
RMS
Envelope/body davranışını daha fazla dikkate alır.
Bu nedenle:
Peak/RMS seçimi aslında compressor’ın neyi “önemli” kabul ettiğini değiştirir.
SSL’nin güncel Channel Strip 2 dokümantasyonunda RMS varsayılan algılama iken Peak modunda daha dramatik compression ve hard-knee davranışına geçildiği belirtiliyor.
12. Benindeki CRAVIOTTO RIMSHOT’INI ZAMAN EKSENİNE KOYALIM
Şimdi gerçek laboratuvara geçiyoruz.
Bir rimshot’ın basitleştirilmiş envelope’ünü:
Level
|
| /\
| / \
| / \____
|_____/ \______
|
+-------------------------> time
0 1 3 10 30 ms
şeklinde düşünelim.
Kabaca:
0–1 ms
Stick/transient
1–3 ms
Attack/body transition
3–10 ms
Body + wire
10–30 ms
Decay
30 ms+
Sustain / room interaction
Bu değerler belirli bir trampetin fiziksel ölçümü değil, compressor davranışını anlamak için kullanılan yaklaşık zaman bölgeleridir.
13. 1176 BU WAVEFORM’A NE YAPAR?
1176 attack:
20 µs–800 µs
aralığında çalışabilir.
Bu:
[
0.02ms \rightarrow 0.8ms
]
demektir.
Yani 1176’nin attack’ı:
ilk 1 ms’lik transient’in içine çok rahat girebilir.
Hızlı ayarda:
ORIGINAL
/\
/ \
_____/ \________
1176 FAST
/\
/ \
____/ \________
Peak’in ilk kısmı daha fazla kontrol edilir.
14. SSL’DE 30 ms ATTACK NE YAPAR?
SSL 4K E’nin slow attack seçeneği yaklaşık:
30 ms / 20 dB GR
olarak belirtiliyor. Fast attack ise yaklaşık:
3 ms / 20 dB GR
mertebesindedir.
Burada çok ilginç bir fark oluşur.
30 ms attack:
İlk:
0–3 ms
transient büyük ölçüde geçebilir.
Hatta:
10–20 ms
bölgesinin önemli kısmı da compressor’ın tam gain reduction seviyesine ulaşmadan geçebilir.
Bu yüzden:
Yavaş attack trampeti daha punchy gösterebilir.
Çünkü transient’i yükseltmemişizdir.
Body’yi azaltmışızdır.
15. “PUNCH”IN MATEMATİKSEL YORUMU
Basitleştirilmiş:
[
P\approx
\frac{E_{transient}}
{E_{body}}
]
gibi düşünebiliriz.
Compressor body’yi azaltırken transient’i geçirirse:
[
E_{transient}
]
yaklaşık korunur.
Ama:
[
E_{body}\downarrow
]
olur.
Dolayısıyla:
[
P\uparrow
]
gibi algılanabilir.
Bu nedenle:
Punch = peak yükseltmek değildir.
Çoğu zaman:
Transient/body oranını değiştirmektir.
16. ATTACK VE PHASE ARASINDAKİ KRİTİK AYRIM
Burada önceki laboratuvarımızdaki bir hataya düşmemek gerekir.
Örneğin:
5 kHz = 0.2 ms period
olduğu için:
0.1 ms attack
“180° phase shift” değildir.
Hayır.
Attack:
[
G(t)
]
üzerindeki envelope davranışıdır.
Phase:
[
\phi(f)
]
frekansla ilişkili faz davranışıdır.
İkisi aynı fiziksel parametre değildir.
Fakat çok hızlı gain modulation waveform’un kendisini değiştirdiği için sonuçta spektral ve harmonik değişimler oluşabilir.
UA’nın 1176 dokümantasyonu, en hızlı attack/release ayarlarında küçük seviye değişimlerinin duyulabilir compression distortion’a dönüşebildiğini açıkça belirtiyor.
17. RELEASE’İ MATEMATİKSEL OLARAK DÜŞÜNELİM
Basit bir release envelope:
[
G(t)=G_0+
(G_1-G_0)
\left(1-e^{-t/\tau}\right)
]
şeklinde modellenebilir.
Burada:
[
\tau
]
zaman sabitidir.
Bu idealize edilmiş bir modeldir; gerçek analog compressor’lar çoğu zaman tek bir üstel eğri kadar basit değildir.
Ama bize çok önemli bir fikir verir:
Release “bir anda aç/kapa” değildir.
Gain:
kademeli olarak
unity’ye döner.
18. NEDEN 63% GİBİ BİR NOKTA ORTAYA ÇIKIYOR?
Üstel sistemlerde:
[
t=\tau
]
olduğunda sistem son değerinin yaklaşık:
[
63.2%
]
kadarına yaklaşır.
[
t=3\tau
]
civarında yaklaşık:
[
95%
]
[
t=5\tau
]
civarında:
[
99.3%
]
seviyesine yaklaşılır.
Dolayısıyla bir compressor’daki:
“100 ms release”
ifadesini mekanik olarak:
“100 ms sonra compression tamamen biter.”
şeklinde okumak doğru değildir.
Üreticinin release tanımı ve devrenin gerçek envelope eğrisi önemlidir.
19. 1176’NIN RELEASE’İ NEDEN DAHA DA İLGİNÇ?
1176’nin release davranışı program-dependent olabilir.
UA’nın açıklamasına göre 1176’da transient sonrasında daha hızlı, uzun süreli yüksek RMS compression durumunda ise daha yavaş release davranışı ve bunlar arasında bir transition mekanizması bulunuyor.
Bu şu demektir:
Tek bir:
[
\tau
]
ile 1176’nin bütün davranışını açıklamak yetersizdir.
Bu yüzden:
1176’nin release knob’u bir matematiksel sabit değil, daha karmaşık bir envelope sisteminin kontrolüdür.
20. FEED-FORWARD KOMPRESÖR
Şimdi mimariye geçiyoruz.
Basitleştirilmiş feed-forward:
[
x(t)
\rightarrow
Detector
\rightarrow
Gain\ Computer
\rightarrow
Gain\ Element
]
Yani compressor:
Giriş sinyaline bakarak ne kadar gain reduction yapacağına karar verir.
Bunun önemli sonucu:
Daha kontrollü ve öngörülebilir gain reduction
olabilir.
Modern dijital compressor’ların önemli bölümü bu yaklaşımı kullanabilir.
21. FEEDBACK KOMPRESÖR
Feedback yaklaşımında kontrol sinyali çıkış tarafındaki davranıştan türetilebilir.
Basitleştirilmiş:
[
x(t)
\rightarrow
Gain\ Element
\rightarrow
y(t)
]
ve:
[
y(t)
\rightarrow
Detector
\rightarrow
Gain\ Control
]
şeklinde düşünülebilir.
Burada compressor:
Kendi işlenmiş çıkışına bakarak davranışını düzenler.
Bu geri besleme nedeniyle:
- ratio eğrisi,
- attack,
- release,
- program dependency,
- saturation davranışı
farklılaşabilir.
22. NEDEN FEED-FORWARD DAHA “PRECISION” HİSSEDİLEBİLİR?
Feed-forward sistem:
“Input şu kadar yükseldi → şu kadar GR uygula.”
mantığına daha doğrudan yakındır.
Feedback sistem:
“Output şu seviyede → control loop bunu tekrar ayarlasın.”
şeklinde davranabilir.
Bu nedenle feedback:
- daha yumuşak,
- daha program-dependent,
- daha organik
hissedilebilirken;
feed-forward:
- daha kesin,
- daha hızlı,
- daha kontrollü
davranabilir.
Ancak bu:
“Feed-forward modern, feedback kötü/eski.”
anlamına kesinlikle gelmez.
Birçok klasik compressor’ın karakterinin önemli bölümü tam da bu feedback davranışından gelir.
23. API 2500 BURADA GÜZEL BİR ÖRNEK
API 2500’ün farklı modlarında feedback ve feed-forward yaklaşımları arasında seçim yapılabiliyor.
API’nin kendi dokümantasyonunda:
Old
→ feedback / peak-detection yaklaşımı
New
→ modern feed-forward tasarım
olarak açıklanıyor.
Bu bize çok güzel bir laboratuvar sunuyor:
Aynı temel compressor platformu içinde yalnızca detector/control topology değiştiğinde bile davranış değişebilir.
24. mecburen bendeki CRAVIOTTO’DA FEED-FORWARD
Feed-forward bir compressor düşünelim.
Rimshot:
0 ms
Detector:
“Peak geldi.”
Gain control:
“Compression uygula.”
Sonuç:
Transient hızlı kontrol edilir.
Bu:
modern precision
hissi verebilir.
Özellikle:
- rock,
- metal,
- pop,
- EDM
gibi daha kontrollü transient isteyen müziklerde çok işe yarayabilir.
25. FEEDBACK trampetimde NE YAPABİLİR?
Feedback yaklaşımında compressor davranışı daha dolaylı olabilir.
Bu:
- transient’in biraz farklı geçmesi,
- ratio’nun daha yumuşak algılanması,
- program dependency’nin artması
gibi sonuçlar doğurabilir.
Jazz/fusion gibi:
“Davul hâlâ akustik bir enstrüman gibi nefes alsın.”
istediğimiz durumlarda bu karakter bazen avantajdır. @Hakan NART ARTLINE Recording Studios
26. RATIO GERÇEK HAYATTA NEDEN TAM OLARAK 4:1 OLMAYABİLİR?
İdeal matematikte:
[
4:1
]
net bir eğimdir.
Gerçek analog compressor’da ise:
- knee,
- detector,
- saturation,
- sidechain filtering,
- program dependency,
- component tolerances,
- control voltage response
nedeniyle gerçek transfer function ideal çizgiden sapabilir.
Dolayısıyla:
“4:1” bir devre davranışının özet parametresidir; devrenin bütün matematiği değildir.
27. SSL 4K E’NİN ÖNEMLİ BİR DETAYI
SSL’nin güncel 4K E dokümanı:
- soft knee,
- fast/slow attack,
- logarithmic release
gibi özellikleri açıkça tanımlıyor.
Bu özellikle önemli çünkü:
Compressor’ın “release = 100 ms” demesi bile release eğrisinin şeklini tek başına açıklamaz.
Linear release
ile
logarithmic release
aynı başlangıç/bitiş zamanına sahip olsa bile farklı envelope oluşturabilir.
28. LOGARİTMİK RELEASE NEDİR?
Basitleştirilmiş olarak:
Linear
Gain:
[
0\rightarrow100%
]
sabit hızla ilerler.
Exponential/logarithmic
İlk bölüm daha hızlı veya daha yavaş olabilir; sonra davranış değişebilir.
Dolayısıyla:
Linear:
|-------->
Log / Exp:
|--->
---->
--->
gibi farklı envelope şekilleri oluşabilir.
Bu küçük fark:
snare decay
üzerinde duyulabilir.
29. benim trampetim CRAVIOTTO’NUN 30 ms’LİK DECAY’İNİ DÜŞÜNELİM
Rimshot:
0 ms
Peak.
3 ms
body.
10 ms
wire.
30 ms
decay.
Compressor release çok uzunsa:
10–30 ms
arasındaki enerji hâlâ compression altında olabilir.
Sonuç:
Wire ve resonance daha kısa algılanabilir.
Release daha hızlıysa:
Compressor daha erken toparlanır.
Sonuç:
Sustain daha açık hale gelir.
Ama fazla hızlı release:
[
GR(t)
]
üzerinde hızlı modulation oluşturabilir.
30. 1176’DA PROGRAM-DEPENDENT RELEASE’İN AVANTAJI
İşte burada 1176’nin mühendislik zekâsı ortaya çıkar.
Tek transient:
Hızlı release
Sürekli yüksek enerji:
Daha uzun release
UA’nın açıklaması da tam olarak bu mantığı anlatıyor. Amaç transient sonrası hızlı toparlanmak, uzun süreli ağır compression sırasında ise sürekli attack/release döngülerinden kaynaklanabilecek pumping ve harmonic distortion’ı azaltmak.
Bu yüzden 1176:
Tek bir statik release değeriyle çalışan compressor gibi davranmaz.
31. PEAK DETECTOR + FAST ATTACK
Bu kombinasyon:
En agresif transient kontrolüdür.
Örneğin:
Rimshot
→ peak detector
→ fast attack
→ yüksek GR
Sonuç:
CRACK ↓
BODY →
Bu:
Trampeti daha yumuşak yapabilir.
32. RMS DETECTOR + SLOW ATTACK
Bu kombinasyon:
Daha envelope-oriented compression
yaratabilir.
Rimshot’ın ilk peak’i daha fazla geçer.
Body ve sustain daha fazla compression görür.
Sonuç:
Transient →
Body ↓
Punch ↑
Bu nedenle:
Punch elde etmek için her zaman hızlı attack kullanmak paradoksal olarak yanlış olabilir.
@Hakan NART ARTLINE
33. PEAK + SLOW ATTACK
Bu çok ilginç bir kombinasyondur.
Peak detector:
“Peak geldi.”
Ama slow attack:
“Biraz bekle.”
der.
Sonuç:
Peak’in ilk kısmı geçer.
Compression biraz sonra gelişir.
Bu:
transient preservation + peak control
arasında güzel bir denge yaratabilir.
34.Trampet İÇİN DÖRT KARAKTER
| Detector | Attack | Beklenen karakter |
|---|---|---|
| Peak | Fast | Aggressive / controlled |
| Peak | Slow | Punch / transient preservation |
| RMS | Fast | Dense / smooth |
| RMS | Slow | Natural / envelope-oriented |
Bu tablo mutlak değildir; compressor’ın detector ve envelope tasarımı sonucu değiştirebilir.
Ama laboratuvar başlangıcı olarak çok güçlüdür.
35. KNEE + DETECTOR BİRLİKTE ÇALIŞIR
Soft knee:
Threshold çevresini yumuşatır.
RMS:
Detector’ı yumuşatır.
Slow attack:
Gain response’u yumuşatır.
Bu üçünü bir araya getirirsek:
Son derece doğal compressor davranışı
elde edebiliriz.
Örneğin:
RMS + soft knee + slow attack + düşük GR
jazz için çok doğal olabilir.
36. TAM TERSİ
Peak + hard knee + fast attack + yüksek ratio
ise:
Çok daha agresif transient control
yaratır.
Bu:
metal / hard rock / aggressive pop
gibi müziklerde çok yararlı olabilir.
37. AYNI 4:1 RATIO’NUN İKİ FARKLI DÜNYASI
Compressor A
Peak
Hard knee
Fast attack
Release 50 ms
Compressor B
RMS
Soft knee
Slow attack
Release 100 ms
İkisinin üzerinde:
4:1
yazabilir.
Ama aynı compressor değildir.
Hatta:
“Ratio aynı, o halde compression aynı.”
demek teknik olarak yanlıştır.
Ratio yalnızca transfer function’ın bir parametresidir.
38. SIDECHAIN HPF’Yİ BU MODELE EKLERSEK
Artık:
[
Detector=
F{H_{SC}(f)x(t)}
]
oluyor.
Örneğin:
SC HPF = 120 Hz
ise body/low energy detector’da farklı ağırlık kazanır.
Böylece:
Peak/RMS
Knee
Attack
Release
Sidechain EQ
aynı anda compressor davranışını belirler.
İşte profesyonel compressor tasarımının gerçek karmaşıklığı burada başlar.
39. TEK BİR RIMSHOT İÇİN ZAMAN ÇİZELGESİ
Şimdi bunu gerçek bir laboratuvar gibi düşünelim.
0.00 ms
Stick/head impact.
0.20 ms
5 kHz waveform’un yaklaşık bir periyodu.
0.50 ms
İlk crack enerji bölgesi.
1.0 ms
Compressor detector ciddi enerji görmeye başlar.
3 ms
Body belirginleşir.
5 ms
Snare wire ve shell interaction.
10 ms
Compressor’ın release davranışı kritik hale gelmeye başlar.
20–30 ms
Decay.
50–100 ms
Compressor’ın sonraki hit’e hazır olup olmadığı önem kazanır.
Bu yüzden:
Bir compressor’ın sesini yalnızca “attack 10 ms” diyerek açıklamak mümkün değildir.
Çünkü aynı 10 ms içinde:
transient
body
wire
decay
farklı zamanlarda oluşmaktadır.
40. GHOST NOTE NEDEN MÜKEMMEL TESTTİR?
Diyelim:
Rimshot:
0 ms
Ghost:
80 ms
Eğer compressor release:
150 ms
ise:
Ghost geldiğinde:
[
G(t)<1
]
hâlâ devam ediyor olabilir.
Dolayısıyla ghost note:
Compressor’ın recovery durumuna bağlı hale gelir.
Bu yüzden bir drummer’ın çaldığı:
rimshot → ghost → ghost
pattern’i compressor’ın gerçek karakterini ortaya çıkarır.
41. BİR DE 40 ms GHOST DENEYELİM
Şimdi ghost:
40 ms
sonra geliyor.
Release:
100 ms
ise compressor hâlâ belirgin GR içindedir.
Bu durumda ghost:
daha da fazla küçülebilir.
Release:
50 ms
ise compressor daha fazla toparlanmıştır.
Fakat:
çok hızlı release
gain modulation yaratabilir.
Dolayısıyla optimum değer:
“Mümkün olduğunca hızlı” değildir.
Optimum:
Bir sonraki müzikal olaya doğru zamanda hazır olmak.
42. İKİ KOMPRESÖRÜN ENVELOPE’ÜNÜ ÜST ÜSTE KOYARSAK
Örneğin:
1176
GR
|
|████
| ███
| ██
| █
+------------ time
SSL slow attack
GR
|
| █████
| █ █
| █ █
+------------ time
İkisinin toplam GR miktarı aynı olsa bile:
Gain reduction’ın zaman içindeki dağılımı farklıdır.
İşte kulağın duyduğu compressor karakterinin önemli kısmı budur.
43. BU NEDEN “2 dB GR” YETERLİ BİR TANIM DEĞİL?
İki compressor:
2 dB maximum GR
gösterebilir.
Ama:
Compressor A
2 dB GR:
0.5 ms
içinde.
Compressor B
2 dB GR:
15 ms
içinde.
Sonuç:
aynı meter değeri
ama:
farklı transient.
Bu nedenle profesyonel compression analizinde:
Maximum GR kadar GR envelope’ü de önemlidir.
44. CRAVIOTTO İÇİN PRATİK LABORATUVAR
Aynı tek rimshot’ı loop’a al.
Sonra:
TEST 1
Peak + Fast
TEST 2
Peak + Slow
TEST 3
RMS + Fast
TEST 4
RMS + Slow
Hepsini:
2 dB maksimum GR
seviyesinde eşitle.
Sonra şu beş şeyi not et:
| Test | Crack | Body | Wire | Punch | Ghost |
|---|---|---|---|---|---|
| Peak/Fast | |||||
| Peak/Slow | |||||
| RMS/Fast | |||||
| RMS/Slow |
Bu test, compressor teorisini gerçekten kulağa dönüştürür.
45. SONRA KNEE’Yİ DEĞİŞTİR
Aynı:
Peak + Slow
kombinasyonunu:
Hard Knee
ve
Soft Knee
olarak karşılaştır.
Beklenen:
Hard
→ daha belirgin compression transition.
Soft
→ daha gradual transition.
Özellikle ghost notes threshold civarında ise fark daha belirginleşebilir.
46. SONRA SIDECHAIN HPF EKLE
Örneğin:
OFF
vs
100 Hz
vs
150 Hz
vs
250 Hz
karşılaştır.
Her seferinde:
aynı output level
ve mümkün olduğunca:
aynı maximum GR
korunur.
Bu deneyde compressor’ın:
hangi frekans enerjisine göre karar verdiğini
kulağınla duyarsın.
47. EN İLGİNÇ TEST: 5 kHz SIDECHAIN BELL
Şimdi:
SC bell 5 kHz +3 dB
ekle.
Audio path değişmiyor.
Sadece detector:
5 kHz
enerjisine daha duyarlı hale geliyor.
Rimshot geldiğinde:
CRACK
→ detector
→ daha fazla GR
Sonuç:
Crack daha kontrollü.
Ama cymbal bleed varsa:
cymbal → detector
da olabilir.
Bu yüzden sidechain EQ:
Bir “hile” değil, bir seçici detector tasarımıdır. @Hakan NART ARTLINE
48. BU NOKTADA COMPRESSOR ARTIK BİR “EQ GİBİ” ÇALIŞABİLİR
Fakat çok farklı bir şekilde.
EQ:
5 kHz’i sürekli değiştirir.
Compressor:
5 kHz’in enerji seviyesi belirli bir davranış oluşturduğunda zaman içinde gain değiştirir.
Yani:
EQ
[
Frequency \rightarrow Gain
]
Compressor
[
Level/Envelope \rightarrow Gain(t)
]
Sidechain compressor
[
Frequency + Level + Time
\rightarrow
Gain(t)
]
Bu üçüncü sistem modern dinamik processing’in temelidir.
49. SONUÇ: COMPRESSOR ARTIK ÜÇ BOYUTLU BİR SİSTEM
Klasik mixer bakışı:
Threshold, ratio, attack, release.
Mühendislik bakışı:
FREQUENCY DOMAIN
Detector hangi frekansları görüyor?
AMPLITUDE DOMAIN
Ne kadar seviye görüyor?
TIME DOMAIN
Ne kadar hızlı tepki veriyor?
Bunlara:
NONLINEAR DOMAIN
THD, saturation, FET/tube/VCA davranışı
ekleniyor.
Böylece:
[
\boxed{
Compressor=
Frequency+
Amplitude+
Time+
Nonlinearity
}
]
şeklinde düşünebiliriz.
50. Ağaç Solid Trampet için Örnek Model
Hedef:
Woody
Overtones
Wire crackle
Ghost notes
ise başlangıçta:
Detector
RMS veya daha yumuşak detector
Knee
Soft
Attack
5–15 ms
Release
50–100 ms
Ratio
2:1–3:1
GR
1–3 dB
Sidechain HPF
100–150 Hz
ile başlamak mantıklıdır.
Daha sonra:
Daha fazla crack
→ 1176 / Peak / daha hızlı response
Daha fazla punch
→ SSL / slow attack
Daha doğal density
→ Opto
Daha fazla glue
→ Vari-Mu
yönüne gidilebilir.
Bunlar reçete değil, laboratuvar başlangıç noktalarıdır. @Stüdyo ARTLINE www.studioartline.live
51. VE ÇOK ÖNEMLİ BİR SONUÇ
Artık önceki bütün bölümleri tek bir denklemde birleştirebiliriz.
Bir trampetin gerçek miks davranışı kabaca:
[
\boxed{
x(t)
\rightarrow
H_{EQ}(f)
\rightarrow
H_{SC}(f)
\rightarrow
Detector
\rightarrow
Envelope
\rightarrow
G(t)
\rightarrow
H_{EQ2}(f)
\rightarrow
y(t)
}
]
şeklinde düşünülebilir.
Burada:
[
H_{EQ}(f)
]
EQ’nun frekans/faz davranışıdır.
[
H_{SC}(f)
]
detector’a uygulanan sidechain filtresidir.
[
Detector
]
sinyalin enerji bilgisini çıkarır.
[
Envelope
]
attack/release davranışını oluşturur.
[
G(t)
]
zamana bağlı gain reduction’dır.
[
H_{EQ2}(f)
]
son tonal şekillendirmedir.
Ve bütün sistem:
aynı trampetin fiziksel transient’ini farklı bir zaman/frekans/enerji dağılımına dönüştürür.
@Hakan NART ARTLINE Recording Studio
52. BÖLÜMÜN EN ÖNEMLİ CÜMLESİ
Bir compressor’ın:
Ratio’su
Threshold’u
Attack’ı
Release’i
tek başına compressor’ın sesini açıklamaz.
Asıl soru:
“Detector ne gördü, ne zaman gördü, ne kadar gördü ve compressor bu bilgiyi hangi gain-control topolojisiyle zamana dönüştürdü?”
sorusudur. @ARTLINE Stüdyo
Ve işte bu nedenle:
1176
SSL VCA
Opto
Vari-Mu
aynı trampette, aynı ortalama gain reduction ile bile tamamen farklı duyulabilir.
Çünkü onların:
[
\boxed{
Detector
+
Transfer\ Function
+
Knee
+
Attack
+
Release
+
Gain\ Element
+
Topology
}
]
aynı değildir.
53. BUNDAN SONRAKİ EN DERİN AŞAMA
Buraya kadar compressor’ın matematiksel davranışını kurduk dişyebilirm.
Şimdi artık çok daha ilginç bir noktaya geçelim:
“COMPRESSOR + EQ + FAZ + ÇOKLU MİKROFON”
Örneğin benim trampet sisteminde:
Top mic = 0 sample
Bottom mic = +14 sample
OH = +148 sample
olduğunu varsayalım.
Şimdi:
Top mic
1176
Bottom mic
SSL
OH
Opto
kullandığımızı düşünelim.
Bu durumda artık yalnızca:
phase
veya
time alignment
yok.
Her mikrofonun:
[
G_{top}(t)
]
[
G_{bottom}(t)
]
[
G_{OH}(t)
]
şeklinde farklı zaman-zarfı vardır.
Sonuç olarak iki mikrofon arasındaki ilişki:
[
x_1(t)
+
x_2(t-\tau)
]
olmaktan çıkıp yaklaşık:
[
G_1(t)x_1(t)
+
G_2(t-\tau)x_2(t-\tau)
]
haline gelir.
İşte bu noktada compressor’ın kendisi çoklu mikrofon faz/comb-filter davranışını zaman içinde değiştirmeye başlar.
TRAMPET TOP + BOTTOM + OH
Kompresör Gain Envelope’ünün Phase ve Comb Filtering Üzerindeki Dinamik Etkisi
1. Burada çok önemli bir eşiği geçeceğiz
Trampet kaydında çoğu mühendis faz problemini şu şekilde düşünür:
“Top mikrofon ile bottom mikrofon arasında zaman farkı var. Delay’i düzeltelim, polarity’yi kontrol edelim, problem çözülsün.”
Bu yaklaşım eksik değildir ama tam değildir. @Hakan NART
Çünkü gerçek bir kayıt sisteminde mikrofonlar yalnızca farklı zamanlarda gelen aynı sinyali kaydetmez.
Her mikrofonun sinyali ayrıca:
- farklı EQ’dan,
- farklı compressor’dan,
- farklı attack/release ayarlarından,
- farklı sidechain detector davranışından,
- farklı saturation’dan,
- farklı fader otomasyonundan
geçebilir.
Dolayısıyla sistem artık:
x1(t)+x2(t−τ)x_1(t)+x_2(t-\tau)
olmaktan çıkar.
Daha doğru model:
y(t)=G1(t)x1(t)+G2(t)x2(t−τ)y(t)=G_1(t)x_1(t)+G_2(t)x_2(t-\tau)
şeklindedir.
Buradaki kritik unsur:
G(t)G(t)
yani zaman içerisinde değişen gain envelope’üdür.
Bu nedenle compressor, yalnızca “ses seviyesini azaltan” bir cihaz değildir.
Çok mikrofonlu bir trampet sisteminde compressor aynı zamanda mikrofonlar arasındaki zaman/faz ilişkisinin miks içindeki ağırlığını sürekli değiştiren dinamik bir elemandır.
@Stüdyo ARTLINE
2. Önce üç mikrofonu tanımlayalım
Örnek sistemimiz:
| Mikrofon | Zaman referansı | Örnek gecikme |
|---|---|---|
| TOP | 0 sample | 0 ms |
| BOTTOM | +14 sample | 0.292 ms |
| OH | +148 sample | 3.083 ms |
48 kHz sampling rate kullanalım.
Bir sample:
Ts=148000T_s=\frac{1}{48000} Ts=20.833 μsT_s=20.833\ \mu s
Dolayısıyla:
Bottom:
14×20.833=291.7 μs14\times20.833=291.7\ \mu s
yani:
0.292 ms\boxed{0.292\ ms}
Overhead:
148×20.833=3.083 ms148\times20.833=3.083\ ms
Burada henüz hiçbir EQ veya compressor yok.
Sadece akustik kayıt geometrimiz var. @Hakan NART ARTLINE Recording Studios
3. Compressor yokken sistem
Top mikrofon:
xT(t)x_T(t)
Bottom:
xB(t−τB)x_B(t-\tau_B)
OH:
xOH(t−τOH)x_{OH}(t-\tau_{OH})
Top + Bottom:
y(t)=xT(t)+xB(t−τB)y(t)=x_T(t)+x_B(t-\tau_B)
Bottom’un gecikmesi nedeniyle frekansa bağlı faz farkı:
ϕ(f)=360∘fτ\phi(f)=360^\circ f\tau
Bottom için:
τ=0.292ms\tau=0.292ms
Örneğin:
1 kHz
ϕ=360×1000×0.000292\phi=360\times1000\times0.000292 ϕ≈105∘\boxed{\phi\approx105^\circ}
1.71 kHz
Yaklaşık:
180∘\boxed{180^\circ}
Dolayısıyla bu bölgede iki mikrofonun benzer içerikleri birbirini ciddi şekilde azaltabilir.
İlk teorik cancellation:
fc=12τf_c=\frac{1}{2\tau} fc=12(0.000292)f_c=\frac{1}{2(0.000292)} fc≈1712Hz\boxed{f_c\approx1712Hz}
Ancak bu yalnızca iki mikrofonun aynı sinyalin gecikmiş kopyaları gibi davrandığı ideal modeldir.
Gerçek trampette bottom mikrofon aynı şeyi kaydetmez.
Bottom:
- snare wire,
- shell resonance,
- head resonance,
- rim,
- alt derinin hareketi
gibi farklı bileşenleri daha fazla görür.
Bu yüzden gerçek sonuç ideal comb-filter formülünden daha karmaşıktır. @stüdyo ARTLINE
4. Şimdi compressor’ı sisteme ekleyelim
Top mikrofon compressor’dan geçiyor:
yT(t)=GT(t)xT(t)y_T(t)=G_T(t)x_T(t)
Bottom:
yB(t)=GB(t)xB(t−τB)y_B(t)=G_B(t)x_B(t-\tau_B)
OH:
yOH(t)=GOH(t)xOH(t−τOH)y_{OH}(t)=G_{OH}(t)x_{OH}(t-\tau_{OH})
Toplam:
y(t)=GT(t)xT(t)+GB(t)xB(t−τB)+GOH(t)xOH(t−τOH)\boxed{ y(t)=G_T(t)x_T(t)+G_B(t)x_B(t-\tau_B)+G_{OH}(t)x_{OH}(t-\tau_{OH}) }
Burada çok önemli bir sonuç ortaya çıkar:
Faz ilişkisi artık yalnızca mikrofonlar arasındaki delay tarafından belirlenmez.
Çünkü her mikrofonun miks içerisindeki ağırlığı:
G(t)G(t)
ile sürekli değişmektedir.
5. Bunun pratikte anlamı nedir?
Bir rimshot düşünelim.
Top mikrofon:
0 dB
Bottom:
-6 dB
OH:
-12 dB
olabilir.
İlk anda:
Top>Bottom>OHTop > Bottom > OH
şeklinde bir ağırlık ilişkisi vardır.
Ama compressor devreye girdiğinde:
Top compressor
Attack:
8 ms
Release:
60 ms
GR:
6 dB
Bottom compressor
Attack:
0.3 ms
Release:
40 ms
GR:
10 dB
olursa…
Rimshot’ın ilk birkaç yüz mikro saniyesinde bottom çok hızlı biçimde bastırılabilir.
Top ise transient’in önemli bölümünü geçirebilir.
Dolayısıyla:
0–1 ms arasında
top baskın olabilir.
1–10 ms arasında
bottom’un göreceli seviyesi değişebilir.
10–60 ms arasında
release eğrileri nedeniyle yeniden farklı bir oran oluşabilir.
Bu nedenle trampetin tonal karakteri vuruşun içinde bile değişebilir.
6. İşte “dinamik comb filtering” burada ortaya çıkar
Klasik comb filtering:
H(f)=1+ae−j2πfτH(f)=1+ae^{-j2\pi f\tau}
şeklinde düşünülebilir.
Burada:
- aa = ikinci mikrofonun göreceli seviyesi
- τ\tau = zaman farkı
Fakat compressor olduğunda:
a=a(t)a=a(t)
haline gelir.
Yani:
H(f,t)=1+a(t)e−j2πfτ\boxed{ H(f,t)=1+a(t)e^{-j2\pi f\tau} }
Artık filtre sabit değildir.
Zaman içerisinde değişen bir filtre davranışı vardır.
Bu çok önemli bir kavramdır.
Çünkü klasik EQ’da:
H(f)H(f)
vardır.
Çok mikrofonlu compressor sisteminde ise:
H(f,t)H(f,t)
oluşabilir.
Başka bir ifadeyle:
Compressor, mikrofonlar arasındaki comb-filtering’in derinliğini ve duyulabilirliğini zaman içerisinde değiştirebilir.
7. Basit bir matematiksel örnek
Bottom mikrofonun gecikmesi:
τ=0.292ms\tau=0.292ms
1.71 kHz civarında iki sinyal teorik olarak 180° faz farkına ulaşır.
Şimdi bottom seviyesinin zamana göre değiştiğini düşünelim.
İlk durum:
a(t)=1a(t)=1
İki mikrofon eşit ağırlıktadır.
1.71 kHz civarında güçlü cancellation mümkündür.
Ama compressor bottom’u 6 dB azaltırsa:
a=10−6/20a=10^{-6/20} a≈0.501a\approx0.501
Artık ikinci sinyal yarı genliktedir.
Dolayısıyla cancellation’ın derinliği azalır.
Yani:
Compressor yalnızca bottom’u “daha düşük sesli” yapmamıştır.
Aynı zamanda:
Bottom mikrofonun top mikrofona göre faz iptaline katkısını da azaltmıştır.
Bu iki olay aynı anda gerçekleşir.
8. Fakat burada çok daha ilginç bir durum var
Bottom compressor’ın attack süresi:
0.3ms0.3ms
olsun.
Bottom sinyalinin ilk transient’i yaklaşık:
0−0.3ms0-0.3ms
arasında compressor’a henüz tam olarak yakalanmamış olabilir.
Sonra gain reduction oluşur.
Dolayısıyla:
GB(t)G_B(t)
şöyle davranabilir:
ilk transient → yüksek gain
body → düşük gain
Bu, bottom mikrofonun faz ilişkisinin de vuruşun içinde değişmesi anlamına gelir.
Örneğin:
0–0.3 ms
Bottom güçlü.
0.3–5 ms
Bottom bastırılmış.
5–40 ms
Release ile tekrar yükseliyor.
Dolayısıyla aynı snare hit’in:
- transient’i,
- crack’i,
- wire decay’i,
- shell resonance’ı
aynı mikrofon ağırlığıyla mikslenmemektedir.
9. Bu nedenle attack aslında “transient control”den daha fazlasıdır
Özellikle 1176 gibi çok hızlı compressor’larda bu olay çok belirgin olabilir.
Universal Audio’nun 1176 dokümantasyonunda attack aralığı yaklaşık:
20μs−800μs20\mu s-800\mu s
olarak verilir. Hızlı attack transient’i çok erken yakalarken, daha yavaş attack transient’in bir bölümünün geçmesine izin verir.
Şimdi bunu trampet mikrofonları açısından düşünelim.
1176:
Attack=20μsAttack=20\mu s
ise:
0.020ms0.020ms
Bu, bottom-top arasındaki:
0.292ms0.292ms
gecikmeden yaklaşık 14.6 kat daha kısa bir süredir.
Dolayısıyla compressor gain envelope’ü, mikrofonlar arasındaki akustik gecikmeden çok daha hızlı hareket edebilecek bir zaman ölçeğine sahiptir.
Bu yüzden:
“Compressor sadece envelope’u değiştirir, fazı değiştirmez.”
demek eksik bir ifadedir.
Daha doğru ifade:
Compressor statik bir phase shifter değildir; fakat zamanla değişen gain ile çok mikrofonlu sistemin efektif girişim davranışını değiştirebilir.
10. 5 kHz örneği özellikle önemlidir
5 kHz’in periyodu:
T=15000T=\frac{1}{5000} T=0.2msT=0.2ms
Yani:
200μs\boxed{200\mu s}
1176’nin 20 µs’lik en hızlı attack değeri bunun yalnızca:
20200=0.1\frac{20}{200}=0.1
kadarıdır.
Yani yaklaşık:
1/10\boxed{1/10}
periyot.
Bu nedenle çok hızlı compressor davranışı yalnızca “level envelope” açısından değil, waveform üzerinde de etkili olabilir.
FabFilter de çok hızlı attack/release değerlerinde compressor’ın tek tek waveform cycle’larına tepki vermeye başlayabileceğini ve bunun waveform şeklini değiştirerek distortion oluşturabileceğini açıkça belirtmektedir. @Hakan NART ARTLINE Kayıt Stüdyosu
11. Bu “phase shift” değildir — çok önemli ayrım
Burada mühendislik açısından terminolojiyi doğru kullanmak gerekir.
Compressor:
EQ gibi sabit bir phase response üretmez.
Örneğin minimum-phase EQ için:
H(f)=∣H(f)∣ejϕ(f)H(f)=|H(f)|e^{j\phi(f)}
şeklinde frekansa bağlı bir phase response tanımlayabiliriz.
Compressor’da ise:
y(t)=G(t)x(t)y(t)=G(t)x(t)
vardır.
Burada:
G(t)G(t)
sinyale göre değişmektedir.
Dolayısıyla compressor’ın etkisini tek bir:
ϕ(f)\phi(f)
eğrisiyle tanımlamak çoğu durumda doğru değildir.
Bunun yerine:
time-varying nonlinear/dynamic system\boxed{\text{time-varying nonlinear/dynamic system}}
olarak düşünmek daha doğrudur. @ARTLINE
12. Top ve Bottom compressor’ları farklıysa problem daha da büyür
Örneğin:
TOP
1176
Attack = 8 ms
Release = 70 ms
GR = 3 dB
BOTTOM
1176
Attack = 0.3 ms
Release = 40 ms
GR = 8 dB
Bu durumda:
GT(t)≠GB(t)G_T(t)\neq G_B(t)
olur.
Ve sistem:
y(t)=GT(t)xT(t)+GB(t)xB(t−τ)y(t)=G_T(t)x_T(t)+G_B(t)x_B(t-\tau)
haline gelir.
Bu, çok mikrofonlu trampet miksinde son derece önemli bir sonuçtur:
Aynı compressor kullanmak bile mikrofonlara aynı dinamik sonucu vermeyebilir; farklı mikrofon sinyalleri farklı detector enerjileri ürettiği için gain envelope’leri farklıdır. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
13. Detector burada gizli kahramandır
Compressor’ın yaptığı şey aslında:
x(t)→Detector→Gain Computer→G(t)x(t) \rightarrow Detector \rightarrow Gain\ Computer \rightarrow G(t)
şeklindedir.
FabFilter’ın compressor açıklamasında da sidechain’in level detector ve gain control üzerinden DCA’yı kontrol eden ayrı bir yol olarak çalıştığı gösterilmektedir.
Dolayısıyla:
Aynı audio → farklı detector → farklı gain envelope
olabilir.
Örneğin bottom mikrofon:
- 5–10 kHz wire enerjisini çok fazla içeriyorsa,
- detector bu enerjiyi daha güçlü görebilir.
Top mikrofon ise:
- 150–300 Hz body,
- 1–3 kHz attack
ağırlıklı olabilir.
Sonuç:
GT(t)≠GB(t)G_T(t)\neq G_B(t)
14. Sidechain EQ neden faz açısından da önemlidir?
Bir compressor’ın sidechain’ine HPF koyduğumuzu düşünelim.
Örneğin:
HPF=120HzHPF=120Hz
Bu durumda compressor artık düşük frekanslı shell/body enerjisine daha az tepki verir.
Fakat audio yolunda 120 Hz’i kesmemiş olabiliriz.
Yani:
Audio:
Full range
Detector:
120 Hz altı azaltılmış
Bunun sonucu:
x(t)≠xSC(t)x(t)\neq x_{SC}(t)
olur.
Dolayısıyla compressor’ın gain envelope’ü değişir.
Bu da:
G(t)G(t)
değiştiği için çok mikrofonlu toplamın zaman içindeki ağırlıklarını değiştirir.
Bu nedenle sidechain EQ:
yalnızca “compressor’ın neye tepki verdiğini” değiştirmez.
Dolaylı olarak:
mikrofonların miks içerisindeki dinamik faz/comb ilişkisini de değiştirir.
@Hakan NART Stüdyo ARTLINE
15. TOP + BOTTOM sisteminde polarity neden hâlâ kritik?
Bottom mikrofonu ters çevirelim:
xB(t)→−xB(t)x_B(t)\rightarrow -x_B(t)
Sistem:
y(t)=xT(t)−xB(t−τ)y(t)=x_T(t)-x_B(t-\tau)
olur.
Bu durumda:
H(f)=1−e−j2πfτH(f)=1-e^{-j2\pi f\tau}
haline gelir.
Bu, önceki sistemin tam tersidir.
Fakat compressor varsa:
y(t)=GT(t)xT(t)−GB(t)xB(t−τ)\boxed{ y(t)=G_T(t)x_T(t)-G_B(t)x_B(t-\tau) }
olur.
Burada polarity inversion hâlâ vardır.
Fakat cancellation’ın miktarı:
GB(t)G_B(t)
tarafından sürekli değişmektedir.
Bu nedenle polarity testini compressor’lardan önce yapmak çok daha sağlıklı bir başlangıçtır. @ARTLINE stüdyo
16. En tehlikeli hata: faz kararını compressor’dan sonra vermek
Bir miks mühendisi şu zinciri kurabilir:
TOP → EQ → Compressor
BOTTOM → EQ → Compressor
Sonra polarity düğmesine basıp:
“Hangisi daha iyi?”
diye karar verebilir.
Ancak compressor’ların gain envelope’leri farklıysa iki dinleme arasında yalnızca polarity değişmemektedir.
Mikrofonların göreceli ağırlıkları da değişmektedir.
Bu yüzden daha kontrollü yöntem:
Aşama 1
TOP + BOTTOM
EQ yok
Compression yok
Polarity test.
Aşama 2
Time alignment testi.
Aşama 3
EQ.
Aşama 4
Compression.
Aşama 5
Tekrar polarity / phase kontrolü.
Aşama 6
Final EQ ve saturation sonrası tekrar kontrol.
Bu yaklaşım özellikle çok mikrofonlu akustik kayıtlarda çok daha güvenlidir.
17. OH devreye girdiğinde sistem üç boyutlu hale gelir
Şimdi:
y(t)=GT(t)xT(t)+GB(t)xB(t−τB)+GOH(t)xOH(t−τOH)y(t)= G_T(t)x_T(t) + G_B(t)x_B(t-\tau_B) + G_{OH}(t)x_{OH}(t-\tau_{OH})
OH delay:
τOH=3.083ms\tau_{OH}=3.083ms
Bottom:
τB=0.292ms\tau_B=0.292ms
Dolayısıyla OH ile Top arasında:
3.083ms3.083ms
OH ile Bottom arasında yaklaşık:
3.083−0.2923.083-0.292 =2.791ms=2.791ms
vardır.
Bu durumda üç farklı mikrofon arasındaki:
- phase,
- level,
- frequency response,
- transient timing
aynı anda çalışır.
18. OH compressor’ı ayrı bir problem yaratır
OH compressor’ını çok hızlı ayarlarsak:
Attack = 1 ms
Release = 50 ms
OH’deki cymbal enerjisi compressor’ı güçlü şekilde tetikleyebilir.
Sonuç:
OH gain envelope:
GOH(t)G_{OH}(t)
snare hit’ten sonra bile hareket edebilir.
Böylece snare’in OH üzerinden gelen görüntüsü:
xOH(t−τ)x_{OH}(t-\tau)
sabit kalırken seviyesi:
GOH(t)G_{OH}(t)
ile değişir.
Bu nedenle:
Snare’in OH görüntüsünün tonal ağırlığı da compressor tarafından zaman içinde değiştirilmiş olur.
19. Özellikle ride/cymbal yoğun müzikte neden önemlidir?
Bir snare hit’i düşünelim.
OH’de:
- snare attack,
- crash,
- hi-hat,
- ride
aynı anda bulunabilir.
OH compressor’ı cymbal’e tepki veriyorsa snare’in OH bileşeni de dolaylı olarak bastırılabilir.
Böylece:
Close mic:
snare daha kuru ve önde
OH:
snare daha geride
olabilir.
Sonra compressor release olduğunda OH geri gelir.
Sonuç:
Snare depth changes dynamically\boxed{\text{Snare depth changes dynamically}}
Yani trampetin miks içerisindeki derinliği bile zamanla değişebilir.
20. Bu noktada “transient shaping” ile “spatial shaping” birbirine yaklaşır
Bu çok ileri ama önemli bir kavramdır.
Compressor:
Transient shaping
yapar.
Fakat çok mikrofonlu sistemde aynı zamanda:
Spatial weighting
de yapabilir.
Örneğin:
Close mic compressor
Transient’i korur.
OH compressor
Transient sonrası ortamı bastırır.
Sonuç:
Close/OHClose/OH
oranı artar.
Trampet:
daha yakın
algılanır.
Tersine:
OH daha az sıkıştırılırsa:
OH/CloseOH/Close
oranı artar.
Trampet:
daha uzak / daha doğal
algılanabilir.
Dolayısıyla compressor yalnızca dinamik değil, perspektif kontrolü de yapabilir.
21. 1176 burada neden çok ilginçtir?
1176’nin attack/release zamanları son derece hızlıdır.
UA’ya göre attack:
20μs−800μs20\mu s-800\mu s
release:
50ms−1.1s50ms-1.1s
aralığındadır.
Bu nedenle 1176:
- snare transient,
- rimshot,
- room,
- overhead
üzerinde çok güçlü bir zaman zarfı şekillendiricisi olabilir.
Özellikle All-Button modunda devre davranışı ve bias noktaları da değiştiği için sonuç yalnızca klasik “ratio + attack + release” matematiğiyle açıklanamaz; UA bu modun özellikle drum ve ambience/room kullanımını da belirtmektedir.
22. Bir 1176 ile TOP + BOTTOM örneği
Şimdi gerçek bir mühendislik senaryosu oluşturalım.
TOP
1176:
Ratio = 4:1
Attack ≈ 5 ms
Release ≈ 60 ms
GR = 3 dB
BOTTOM
1176:
Ratio = 8:1
Attack ≈ 0.3 ms
Release ≈ 50 ms
GR = 7 dB
İlk anda:
Bottom transient’i çok hızlı yakalanır.
Top transient’i daha fazla geçirir.
Bunun sonucu:
ToptransientBottomtransient\frac{Top_{transient}}{Bottom_{transient}}
artar.
Dolayısıyla snare’in:
- üst attack’ı,
- shell body’si,
- wire crack’i
arasındaki oran değişir.
Bu artık yalnızca “daha az bottom” değildir.
Snare’in spectral envelope’ü değişmiştir.
23. Aynı şeyi OH ile yaptığımızda
OH compressor:
Ratio = 2:1
Attack = 20 ms
Release = 100 ms
olsun.
OH transient’in büyük bölümü geçer.
Close mic’ler daha fazla sıkıştırılırsa:
OH/CloseOH/Close
oranı artabilir.
Bu durumda snare:
- daha açık,
- daha geniş,
- daha doğal,
- daha ambient
algılanabilir.
Tersine:
OH attack çok hızlı:
Attack=1msAttack=1ms
olursa snare’in OH transient’i de bastırılabilir.
Bu durumda close mic baskınlaşır:
daha agresif / daha yakın / daha kontrollü
bir snare elde edilir.
24. Fakat burada bir tuzak daha var: compressor’ın kendi latency’si
Özellikle dijital compressor’larda:
- lookahead,
- oversampling,
- linear-phase sidechain filtreleri,
- internal buffering
gibi işlemler latency oluşturabilir.
Örneğin FabFilter Pro-C 2’de lookahead 0–20 ms arasında ayarlanabilir ve lookahead kullanımı ilave latency getirir.
Bu durumda:
TOP compressor:
LatencyT=0msLatency_T=0ms
BOTTOM compressor:
LatencyB=1msLatency_B=1ms
olursa başlangıçtaki fiziksel:
0.292ms0.292ms
fark artık:
1.292ms1.292ms
olabilir.
Bu çok ciddi bir farktır.
25. İşte “plugin delay compensation” neden kritik?
DAW plugin delay compensation yapıyorsa sistem genellikle zaman ekseninde düzeltilir.
Fakat her durumda:
- bypass,
- parallel path,
- external hardware insert,
- sidechain,
- manual routing
gibi işlemler nedeniyle gecikme farklı davranabilir.
Özellikle:
dry + compressed
parallel sistemlerinde dikkat gerekir.
26. Parallel compression’da daha da ilginç bir durum
Dry:
x(t)x(t)
Compressed:
G(t)x(t−τ)G(t)x(t-\tau)
olsun.
Toplam:
y(t)=a x(t)+b G(t)x(t−τ)y(t)=a\,x(t)+b\,G(t)x(t-\tau)
Burada:
- aa = dry miktarı
- bb = compressed miktarı
- G(t)G(t) = dinamik gain
- τ\tau = latency
olur.
Eğer:
τ≠0\tau\neq0
ise dry ve compressed yollar arasında phase/timing ilişkisi oluşur.
Üstelik:
G(t)G(t)
sürekli değişmektedir.
Dolayısıyla parallel compression’ın karakteri de sabit değildir.
Bu nedenle “parallel compression faz sorununa yol açar” demek fazla geneldir.
Doğru ifade:
Dry ve compressed yollar arasındaki zamanlama, filtreleme ve dinamik gain farkları, özellikle transientlerde zamanla değişen girişim davranışı oluşturabilir.
27. Trampette pratik laboratuvar
Senin DW Craviotto 14×6.5 için şu testi özellikle öneriyorum.
TEST A — Saf akustik
TOP + BOTTOM
- EQ OFF
- Compressor OFF
- Saturation OFF
Polarity:
Normal / Reverse
Karşılaştır.
TEST B — Bottom timing
Bottom’u:
- -10 sample
- -5 sample
- 0
- +5 sample
- +10 sample
değerlerinde dinle.
Ama amaç:
“En yüksek ses hangisi?”
değil.
Şunları dinle:
- 2–5 kHz crack
- 5–10 kHz wire
- 150–300 Hz body
- ghost note texture
- rimshot attack
TEST C — Compressor ekle
TOP:
4:1
Attack 8 ms
Release 60 ms
GR 2–3 dB
BOTTOM:
4:1
Attack 1 ms
Release 50 ms
GR 3–5 dB
Sonra polarity testini tekrar yap.
Burada şaşırtıcı biçimde önce beğendiğin polarity seçeneğinin artık daha kötü gelebileceğini görebilirsin.
Çünkü compressor mikrofonların göreceli ağırlığını değiştirmiştir.
28. TEST D — Aynı compressor, farklı detector
Top ve bottom’a aynı compressor modelini koy.
Ayarları aynı tut.
Ama sidechain filtrelerini değiştir.
TOP
SC HPF:
120 Hz
BOTTOM
SC HPF:
300 Hz
Audio yolları aynı kalsa bile:
GT(t)≠GB(t)G_T(t)\neq G_B(t)
olabilir.
Bunun sonucunda mikrofonların dinamik ağırlıkları değişir.
Bu deney, compressor’ın neden yalnızca “volume control” olmadığını çok net gösterir.
29. TEST E — OH’yi ekle
OH:
Attack = 20 ms
Release = 100 ms
Ratio = 2:1
GR = 1–2 dB
Sonra:
Version 1
OH compressor OFF
Version 2
OH compressor ON
Aynı close-mic seviyesinde dinle.
Burada özellikle:
- snare depth,
- room,
- transient openness,
- cymbal wash,
- snare/room relationship
üzerindeki değişime dikkat et.
30. En ileri test: aynı vuruşun içinde gain envelope’ü gözlemek
Bir single rimshot seç.
Waveform’u mümkün olduğunca yakından incele.
Örneğin:
0−1ms0-1ms
ilk transient,
1−5ms1-5ms
crack/body,
5−20ms5-20ms
wire/sustain,
20−100ms20-100ms
decay.
Şimdi compressor gain-reduction eğrisini bunun üzerine düşün.
Eğer:
GT(t)G_T(t)
ve
GB(t)G_B(t)
aynı değilse, snare’in farklı mikrofon bileşenleri farklı zamanlarda ağırlık kazanıyor demektir.
İşte gerçek anlamda:
Dynamic Phase/Comb Interaction\boxed{\text{Dynamic Phase/Comb Interaction}}
budur.
31. Çok önemli sonuç
Burada “compressor phase’i değiştirir” cümlesini kullanırken dikkatli olmalıyız.
Yanlış/eksik ifade:
Compressor fazı bozar.
Daha doğru ifade:
Compressor, klasik anlamda EQ gibi sabit bir phase response üretmek zorunda değildir; ancak zamanla değişen gain envelope’ü nedeniyle çok mikrofonlu sinyallerin göreceli genliklerini, transient ağırlıklarını ve dolayısıyla girişim/comb-filter davranışlarını zaman içerisinde değiştirebilir.
Bu ayrım mühendislik açısından çok önemlidir.
32. Sonuç: Trampet artık bir “tek kanal” değildir
Gerçek bir modern trampet kaydı:
Top+Bottom+OH+Room\boxed{ Top + Bottom + OH + Room }
şeklinde düşünülmelidir.
Ve her bir kanal:
Acoustic Delay+Polarity+EQ+Detector+Gain Envelope+Compression+Latency\boxed{ Acoustic\ Delay + Polarity + EQ + Detector + Gain\ Envelope + Compression + Latency }
ile tanımlanabilir.
Bu nedenle profesyonel trampet miksinde:
Phase
Time
EQ
Compression
birbirinden tamamen bağımsız konular değildir.
Bunlar aynı sistemin farklı boyutlarıdır.
33. Benim trampetim Craviotto için
DW Craviotto 14×6.5 solid maple gibi güçlü gövdeli ve harmonik açıdan zengin bir trampette benim başlangıç yaklaşımım şu olur:
TOP
Ana tonal referans.
- polarity: normal
- minimum timing correction
- geniş/zarif EQ
- attack’ı öldürmeyen compression
BOTTOM
Ana wire/crack referansı.
- polarity mutlaka test
- fiziksel zaman farkını hemen sıfırlama
- gerekirse çok küçük sample hareketleri
- compressor ile fazla wire enerjisini kontrol et
OH
Trampetin doğal akustik perspektifi.
- başlangıçta compression minimum
- snare’in doğal OH transient’ini koru
- cymbal detector pumping oluşuyorsa sidechain HPF düşün
ROOM
Başlangıçta mümkün olduğunca doğal bırak.
Çünkü room compressor’ı yalnızca ambience seviyesini değil:
Trampetin algılanan uzaklıg˘ını\boxed{\text{Trampetin algılanan uzaklığını}}
değiştirir.
TRAMPET ZAMAN–FREKANS–FAZ
EQ → 1176 → EQ Zincirinin Transient Üzerindeki Gerçek Etkisi
1. Artık “faz”ı tek başına düşünmüyoruz
Önceki bölümlerde üç ayrı olguyu inceledik:
- Mikrofonlar arasındaki akustik zaman farkı
- EQ’nun oluşturduğu frekansa bağlı phase/group-delay davranışı
- Compressor’ın oluşturduğu zamanla değişen gain envelope’ü
Şimdi bunları aynı zincire koyacağız:
Input→EQ1→Compressor→EQ2→Output\boxed{ Input \rightarrow EQ_1 \rightarrow Compressor \rightarrow EQ_2 \rightarrow Output }
Bu noktada çok önemli bir sonuç ortaya çıkar:
Bir trampet transient’i miks zincirinden geçerken bütün frekans bileşenleri aynı şekilde davranmak zorunda değildir.
@Hakan NART
Örneğin 200 Hz shell body, 1.5 kHz attack, 4 kHz crack ve 8 kHz snare-wire enerjisi aynı anda oluşsa bile zincirin her aşamasında farklı şekilde işlenebilir.
Bu nedenle “trampet 3 ms attack’a sahip” demek tek başına yeterli değildir.
Daha doğru soru:
Hangi frekans bileşeni, hangi anda, hangi kazançla ve hangi phase/group-delay davranışıyla çıkışa ulaşıyor?
@stüdyo ARTLINE Hakan NART
2. Önce Massive Passive’i sisteme koyalım
Benim de kullandığım Massive Passive burada özellikle ilginçtir.
Manley’nin kendi dokümantasyonu analog EQ’larda phase shift, group delay ve impulse response’un birbirleriyle ilişkili olduğunu; Massive Passive’in özellikle orta frekanslarda group-delay davranışının bazı durumlarda duyulabilir olabileceğini ve EQ’lar arasındaki duyulabilir farklılıkların yalnızca phase shift’ten değil Q, distortion, headroom ve topology gibi faktörlerden de kaynaklanabileceğini açıkça tartışır.
Bu çok önemli.
Çünkü:
Aynı EQ eg˘risi≠aynı zaman davranıs¸ı\boxed{\text{Aynı EQ eğrisi} \neq \text{aynı zaman davranışı}}
demektir.
3. Bir EQ’nun iki farklı yüzü vardır
Bir EQ’yu yalnızca:
∣H(f)∣|H(f)|
olarak görürsek amplitude/frequency response’u görürüz.
Fakat gerçek sistem:
H(f)=∣H(f)∣ejϕ(f)H(f)=|H(f)|e^{j\phi(f)}
şeklindedir.
Burada:
∣H(f)∣|H(f)|
frekansa göre ne kadar boost/cut yaptığını,
ϕ(f)\phi(f)
ise faz davranışını gösterir.
Group delay ise:
τg(f)=−dϕ(f)dω\boxed{ \tau_g(f)=-\frac{d\phi(f)}{d\omega} }
ile tanımlanır.
Dolayısıyla farklı frekans bileşenleri farklı miktarda zaman gecikmesine maruz kalabilir.
4. Bu neden trampette önemli?
Bir rimshot’ı kabaca dört bileşene ayıralım:
| Bölge | Yaklaşık işlev |
|---|---|
| 100–250 Hz | shell/body |
| 500 Hz–1.5 kHz | wood / mid character |
| 2–5 kHz | attack / crack |
| 5–12 kHz | wire / brightness |
Bunlar fiziksel olarak ayrı sesler değildir.
Hepsi aynı vuruşun parçasıdır.
Fakat enerji dağılımları farklıdır.
Şimdi EQ bu bölgeleri farklı miktarda etkiliyorsa ve phase/group-delay da frekansa göre değişiyorsa:
tbody≠tattack≠twiret_{body} \neq t_{attack} \neq t_{wire}
gibi bir etkin zaman ilişkisi ortaya çıkabilir.
Bu, transient’in şeklinin değişmesinin nedenlerinden biridir.
5. Şimdi 1176’yı araya koyuyoruz
ARTLINE da UREI 1176 REVc VAR
Zincir:
Craviotto→MassivePassive→1176→EQ\boxed{ Craviotto \rightarrow Massive Passive \rightarrow 1176 \rightarrow EQ }
olduğunda compressor artık ham trampete değil:
xEQ(t)x_{EQ}(t)
sinyaline tepki verir.
Yani detector’ın gördüğü sinyal:
D[xEQ(t)]D[x_{EQ}(t)]
olur.
Dolayısıyla EQ’nun compressor’dan önce bulunması son derece önemlidir. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
6. EQ → Compressor ile Compressor → EQ aynı şey değildir
İki zincir düşünelim.
Zincir A
EQ→COMPEQ\rightarrow COMP
Zincir B
COMP→EQCOMP\rightarrow EQ
Amplitude açısından bile sonuç farklı olabilir.
Fakat daha önemlisi detector davranışı farklıdır.
EQ → COMP
EQ, compressor’ın gördüğü spektrumu değiştirir.
COMP → EQ
Compressor önce ham sinyali analiz eder.
Sonraki EQ yalnızca çıkışın tonal dengesini değiştirir.
Bu nedenle:
EQ→COMP≠COMP→EQ\boxed{ EQ\rightarrow COMP \neq COMP\rightarrow EQ }
Bu fark özellikle snare’de dramatik olabilir.
7. Örneğin 200 Hz boost edelim
Massive Passive:
200Hz+2dB200Hz +2dB
olsun.
Compressor detector’ı full-range ise 200 Hz enerjisi de detector’a daha güçlü ulaşır.
Sonuç:
G(t)↓G(t)\downarrow
yani daha fazla gain reduction oluşabilir.
Böylece:
200 Hz’i +2 dB artırdık
ama compressor nedeniyle bütün trampetin seviyesi bir miktar daha fazla azaldı.
Dolayısıyla:
EQ’nun compressor önündeki boost’u yalnızca frekans cevabını değiştirmez.
Aynı zamanda:
compressor gain envelope\boxed{\text{compressor gain envelope}}
üzerinden bütün sinyali etkileyebilir.
8. 5 kHz boost yaparsak?
Örneğin:
5kHz+3dB5kHz +3dB
5 kHz bölgesindeki transient/crack detector için önemliyse compressor daha fazla tepki verebilir.
Böylece:
5kHz↑5kHz\uparrow
ile başlayan işlem:
GR↑GR\uparrow
sonucuna ulaşabilir.
Sonra compressor’ın gain reduction’ı yalnızca 5 kHz’i değil, tüm audio yolunu etkiliyorsa:
200Hz, 500Hz, 2kHz, 8kHz200Hz,\ 500Hz,\ 2kHz,\ 8kHz
de bundan etkilenir.
Dolayısıyla:
EQ boost→Detector change→Gain envelope change→Whole signal change\boxed{ EQ\ boost \rightarrow Detector\ change \rightarrow Gain\ envelope\ change \rightarrow Whole\ signal\ change }
zinciri oluşur.
9. İşte “dinamik EQ gibi davranıyor” yanılgısı burada ortaya çıkar
Bir mühendis:
“5 kHz’i 3 dB artırdım.”
diye düşünür.
Fakat zincir:
EQ→CompressorEQ\rightarrow Compressor
ise aslında:
5kHz+3dB5kHz+3dB
detector davranışını değiştirerek:
G(t)G(t)
üzerinden bütün sinyali değiştirmiş olabilir.
Bu yüzden sonuç saf bir EQ değildir.
Daha doğru ifade:
Static EQ+Dynamic Gain Interaction\boxed{ Static\ EQ + Dynamic\ Gain\ Interaction }
10. Massive Passive → 1176 örneği
Senin Craviotto için örnek bir zincir:
Massive Passive
HPF: 30 Hz
200 Hz:
+1.5 dB
3.2 kHz:
+1 dB
5 kHz:
+1.5 dB
1176
Ratio:
4:1
Attack:
orta-hızlı
Release:
orta-hızlı
GR:
3 dB civarı
Burada Massive Passive’in 3.2–5 kHz bölgesindeki boost’u compressor detector’ın transient’i daha fazla algılamasına neden olabilir.
Sonuçta 1176:
- attack’ı azaltabilir,
- body’yi de beraberinde azaltabilir,
- release sırasında body/wire oranını değiştirebilir.
Dolayısıyla Massive Passive’teki küçük bir EQ değişikliği bile compressor’ın davranışını değiştirebilir.
11. Sonra ikinci EQ gelirse
Şimdi:
EQ1→1176→EQ2\boxed{ EQ_1 \rightarrow 1176 \rightarrow EQ_2 }
oldu.
İkinci EQ artık compressor’ın oluşturduğu:
G(t)x(t)G(t)x(t)
sinyalini görmektedir.
Dolayısıyla EQ2’nin yaptığı:
H2(f)G(t)x(t)H_2(f)G(t)x(t)
olur.
Burada çok önemli bir ayrım var:
EQ1
Compressor’ın ne yapacağını etkiler.
EQ2
Compressor’ın yaptığı sonuç üzerinde çalışır.
12. Bu yüzden iki EQ aynı ayarda bile aynı işi yapmaz
Örneğin:
5kHz+2dB5kHz+2dB
EQ1’de:
Compressor’ın detector davranışını etkileyebilir.
EQ2’de:
Compressor’ın gain envelope’ünü artık değiştirmez; yalnızca çıkışın spektral içeriğini değiştirir.
Bu nedenle iki aynı Massive Passive ayarı bile zincirin farklı noktalarında aynı duyulmaz.
13. Fakat phase açısından daha ilginç bir şey oluyor
EQ1’in phase/group-delay davranışı compressor’ın detector’ına giden sinyali de etkileyebilir.
Ancak detector’ın tam olarak nasıl etkilendiği:
- peak/RMS,
- attack,
- release,
- sidechain filtering,
- rectifier,
- smoothing
gibi unsurlara bağlıdır.
Bu nedenle:
ϕEQ(f)\phi_{EQ}(f)
tek başına compressor’ın gain envelope’ünü tahmin etmek için yeterli değildir.
Fakat EQ’nun oluşturduğu waveform değişimi detector’ın gördüğü enerji dağılımını değiştirebilir.
Bu ayrımı korumak gerekir.
14. Compressor sonrası EQ’da phase etkisi farklıdır
EQ2:
H2(f)H_2(f)
olsun.
Çıkış:
y(t)=H2{G(t)x(t)}y(t)=H_2\{G(t)x(t)\}
olarak düşünülebilir.
Burada EQ2’nin phase response’u compressor’ın dinamik envelope’ünü değiştirmez.
Fakat çıkış waveform’unu değiştirir.
Dolayısıyla:
EQ1 detector davranıs¸ını etkileyebilir\boxed{ EQ_1 \text{ detector davranışını etkileyebilir} }
ama:
EQ2 esas olarak compressor sonrası waveform’u s¸ekillendirir\boxed{ EQ_2 \text{ esas olarak compressor sonrası waveform’u şekillendirir} }
15. Bu yüzden “pre-EQ” ve “post-EQ” aynı şey değildir
Pratik miks açısından:
Pre-EQ
“Compressor’a neyi dinleteceğim?”
Post-EQ
“Compressor’ın oluşturduğu sonucu nasıl şekillendireceğim?”
şeklinde düşünülebilir.
Bu, snare miksinde çok güçlü bir tasarım yaklaşımıdır. @Hakan NART
16. Şimdi minimum-phase EQ’yu sisteme ekleyelim
Minimum-phase EQ:
∣H(f)∣|H(f)|
ile birlikte:
ϕ(f)\phi(f)
de değiştirir.
Dolayısıyla transient’in farklı spektral bileşenleri farklı phase ilişkilerine sahip olabilir.
Bu özellikle çok mikrofonlu sistemde önemlidir.
Örneğin:
TOP:
Massive Passive
BOTTOM:
Digital EQ
olabilir.
İki sinyalde:
- amplitude response,
- phase response,
- group delay
aynı değildir.
Bunun sonucunda:
TOP+BOTTOMTOP+BOTTOM
kombinasyonu EQ’dan önceki kombinasyondan farklı olabilir.
17. Linear-phase EQ burada neden “otomatik çözüm” değildir?
Linear-phase EQ:
ϕ(f)=constant\phi(f)=constant
yaklaşımını korur.
Bu nedenle frekanslar arası relative phase değişmez.
Fakat bunun bedeli:
LatencyLatency
ve özellikle bazı tasarımlarda:
Pre−ringingPre-ringing
olabilir.
FabFilter Pro-Q 4 dokümantasyonu linear-phase işleminin phase’i koruduğunu, fakat latency oluşturduğunu ve yüksek çözünürlüklerde transientlerde pre-ring oluşabileceğini açıkça belirtiyor. Ayrıca üretici normal/magnitude-matching Natural Phase modlarının çoğu miks durumunda tercih edilebileceğini vurguluyor.
18. Trampet transientinde pre-ringing neden tehlikeli?
Bir trampet rimshot:
t=0t=0
anında başlıyor olsun.
İdeal olarak:
x(t)=0,t<0x(t)=0,\quad t<0
ve transient:
t=0t=0
civarında başlıyor.
Linear-phase FIR filtre bazı durumlarda transient’in önüne küçük bir enerji yayabilir.
Yani:
t<0t<0
bölgesinde küçük bir pre-response görülebilir.
Bu:
pre-ringing\boxed{\text{pre-ringing}}
olarak bilinir.
Özellikle:
- kick,
- snare,
- percussion
gibi çok keskin transientlerde duyulabilir.
19. Fakat bu “linear-phase kötü” demek değildir
Bu çok önemli.
Linear-phase:
yanlış değil.
Minimum/Natural phase:
daha doğru değil.
Bunlar farklı problemlere çözümdür.
FabFilter’ın kendi dokümantasyonu da linear-phase’i “daha iyi/şeffaf” olarak değil, farklı ve belirli phase-cancellation problemlerini çözmek için kullanılan bir araç olarak tanımlıyor.
20. Şimdi SSL’i zincire ekleyelim
Örneğin:
MassivePassive→1176→SSLMassive Passive \rightarrow 1176 \rightarrow SSL
SSL dynamics’i ayrı bir karakter yaratır.
SSL 4000 E tasarımında compressor attack/release davranışı ve sidechain filtreleme, compressor’ın detector davranışını önemli ölçüde şekillendirir. Güncel SSL/UAD dokümantasyonunda E-series compressor için fast attack’ın yaklaşık 3 ms, daha yavaş modun ise yaklaşık 30 ms seviyesinde program-dependent davranabildiği ve release’in 0.1–4 saniye arasında ayarlanabildiği belirtiliyor.
Bu 1176’den çok farklı bir zaman karakteridir.
21. 1176 → SSL neden ilginçtir?
1176:
çok hızlı transient kontrolü
SSL:
daha geniş envelope shaping
yapabilir.
Örneğin:
1176
Attack:
0.2 ms
Release:
50 ms
GR:
2 dB
SSL
Attack:
3 ms
Release:
100 ms
GR:
2 dB
İlk compressor transient’in çok erken kısmını etkiler.
İkinci compressor daha geniş bir zaman aralığında davranabilir.
Böylece:
Gtotal(t)=G1176(t)GSSL(t)G_{total}(t) = G_{1176}(t)G_{SSL}(t)
olur.
22. İki compressor’ın gain envelope’ü çarpılır
Bu çok önemli bir matematiksel sonuçtur.
İlk compressor:
y1(t)=G1(t)x(t)y_1(t)=G_1(t)x(t)
İkinci:
y2(t)=G2(t)y1(t)y_2(t)=G_2(t)y_1(t)
Dolayısıyla:
y2(t)=G2(t)G1(t)x(t)y_2(t)=G_2(t)G_1(t)x(t)
ve:
Gtotal(t)=G1(t)G2(t)\boxed{ G_{total}(t)=G_1(t)G_2(t) }
Bu nedenle iki compressor’ın gain reduction’ı basitçe “3 dB + 3 dB = 6 dB” diye düşünülmemelidir.
dB cinsinden toplam gain reduction yaklaşık toplanır:
GRtotal=GR1+GR2GR_{total}=GR_1+GR_2
ama zaman içerisindeki eğriler:
G1(t)G2(t)G_1(t)G_2(t)
şeklinde birlikte davranır.
23. Bu trampet transient’ini nasıl değiştirir?
Örneğin:
0–0.5 ms
1176 transient’i yakalıyor.
0.5–5 ms
1176 release’e geçiyor.
3 ms civarında
SSL compressor da devreye giriyor.
5–30 ms
İki compressor farklı oranlarda release oluyor.
Dolayısıyla tek bir:
“snare attack = X ms”
değeri artık anlamsızlaşır.
Çünkü transient’in her zaman diliminde farklı gain uygulanmaktadır.
24. Bu nedenle transient’i bir “zarf” olarak düşünmeliyiz
Basit model:
x(t)=A(t)c(t)x(t)=A(t)c(t)
Burada:
- A(t)A(t) = envelope
- c(t)c(t) = hızlı carrier/waveform
Compressor:
y(t)=G(t)A(t)c(t)y(t)=G(t)A(t)c(t)
yapar.
Dolayısıyla yeni envelope:
A′(t)=G(t)A(t)A'(t)=G(t)A(t)
olur.
EQ ise:
H(f)H(f)
ile carrier’ın ve envelope’un spektral bileşimini değiştirir.
Sonuçta gerçek sistem:
y(t)=H2{G2(t)H1{G1(t)x(t)}}\boxed{ y(t)=H_2\{G_2(t)H_1\{G_1(t)x(t)\}\} }
gibi düşünülebilir.
Bu, gerçek bir miks zincirinin basitleştirilmiş fakat çok güçlü matematiksel modelidir.
25. Peki Massive Passive neden 1176 öncesinde çok farklı davranabilir?
Çünkü Massive Passive yalnızca:
+2dB+2dB
yapmıyor.
Aynı zamanda belirli bir:
H(f)H(f)
uyguluyor.
Bu:
- amplitude,
- phase,
- group delay,
- impulse response,
- analog nonlinearities
üzerinden sinyali değiştiriyor.
Sonra 1176 bu değişmiş waveform’u analiz ediyor.
Dolayısıyla:
Massive Passive→1176Massive\ Passive \rightarrow 1176
zincirinde EQ’nun karakteri compressor’ın davranışına gömülüyor.
26. Bunun en güzel pratik örneği: 5 kHz
Craviotto’da wire/crack’i artırmak için:
5kHz+2dB5kHz +2dB
yaptığımızı düşünelim.
EQ sonrası:
5 kHz enerji ↑
Detector:
Eğer detector bu bölgeye duyarlıysa:
GR↑GR↑
Compressor:
Tüm sinyal seviyesi ↓
Sonuç:
5 kHz boost’un bir kısmı compressor tarafından geri alınabilir.
Bu yüzden bazen:
“5 kHz’i 2 dB artırdım ama trampet daha parlak olmadı.”
denir.
Sebep EQ’nun başarısız olması değil.
Compressor’ın detector ile EQ arasındaki etkileşimidir.
27. Çözüm: EQ’yu compressor’dan sonra almak
Eğer amacımız:
“Önce transient’i compressor ile kontrol edeyim, sonra 5 kHz crack’i belirginleştireyim.”
ise:
1176→MassivePassive1176\rightarrow Massive Passive
daha mantıklı olabilir.
Bu durumda:
5kHz+2dB5kHz+2dB
compressor’ın detector’ını artık etkilemez.
Dolayısıyla compressor’ın gain envelope’ü sabit kalır.
Bu çok önemli bir tasarım prensibidir:
Pre EQ=Dynamics shaping\boxed{ Pre\ EQ = Dynamics\ shaping } Post EQ=Tonal shaping\boxed{ Post\ EQ = Tonal\ shaping }
Bu mutlak bir kural değildir ama çok güçlü bir başlangıç prensibidir.
28. Fakat senin Craviotto’da ben hibrit yaklaşım kullanırdım
EQ1 — Çok küçük pre-EQ
Amaç:
Compressor’ın gereksiz frekanslara tepki vermesini engellemek.
Örneğin:
HPF:
50–60 Hz
Belki:
250–400 Hz civarında çok küçük bir düzeltme.
1176
Amaç:
Transient/body ilişkisini şekillendirmek.
EQ2
Asıl tonal şekillendirme:
- 180–220 Hz body
- 2–3 kHz attack
- 4–5 kHz crack
- 8–10 kHz wire
Bu yapı daha kontrollü olabilir.
29. SSL sidechain burada olağanüstü kullanışlıdır
SSL E-channel’ın sidechain filtreleme ve EQ-to-sidechain seçenekleri, detector’a giden sinyali audio yolundan ayırmaya izin verir. Dokümantasyonda filtrelerin audio path’ten çıkarılıp dynamics sidechain’ine gönderilebildiği ve EQ’nun da sidechain anahtarıyla detector’ı kontrol edebildiği belirtiliyor.
Bu şu anlama gelir:
Audio:
Craviotto’nun gerçek tonunu koru.
Detector:
Örneğin:
120 Hz altını azalt.
Böylece:
BodyBody
compressor’ı gereksiz yere tetiklemez.
Ama audio yolunda body kalmaya devam eder.
30. Bunun mühendislik karşılığı
İki farklı sinyal vardır:
xaudio(t)x_{audio}(t)
ve:
xdetector(t)x_{detector}(t)
Bunların aynı olması gerekmez.
Hatta profesyonel dynamics tasarımında çoğu zaman aynı olmaması istenir.
Bu nedenle:
Audio Path≠Detector Path\boxed{ Audio\ Path \neq Detector\ Path }
çok önemli bir prensiptir.
31. Şimdi tüm sistemi yazalım
Benim örnek zincirin:
[
\boxed{
Craviotto
\rightarrow
M201
\rightarrow
PreEQ
\rightarrow
1176
\rightarrow
PostEQ
\rightarrow
SSL
\rightarrow
Mix
}
]
Matematiksel olarak yaklaşık:
[
x_0(t)
]
[
x_1(t)=H_1{x_0(t)}
]
[
x_2(t)=G_{1176}(t)x_1(t)
]
[
x_3(t)=H_2{x_2(t)}
]
[
x_4(t)=G_{SSL}(t)x_3(t)
]
Sonuç:
[
\boxed{
y(t)=G_{SSL}(t)
H_2
\left{
G_{1176}(t)
H_1
{x(t)}
\right}
}
]
Bu artık basit bir “EQ + compressor” zinciri değildir.
Bu:
[
\boxed{
\text{time-varying spectral/dynamic system}
}
]
dir.
32. TOP + BOTTOM’a geri dönersek
Top:
[
y_T(t)=G_T(t)H_T{x_T(t)}
]
Bottom:
[
y_B(t)=G_B(t)H_B{x_B(t-\tau)}
]
Toplam:
[
\boxed{
y(t)=
G_T(t)H_T{x_T(t)}
+
G_B(t)H_B{x_B(t-\tau)}
}
]
Burada artık:
- acoustic delay
- polarity
- EQ phase
- group delay
- compressor envelope
- detector behavior
aynı denklemde bulunmaktadır.
İşte gerçek çok mikrofonlu trampet miksinin matematiksel problemi budur.
33. Ve en önemli sonuç
Şimdi önceki bölümlerdeki bütün konuları tek bir tabloda birleştirebiliriz:
| İşlem | Genlik | Faz | Zaman | Dinamik |
|---|---|---|---|---|
| Acoustic delay | — | ✓ | ✓ | — |
| Polarity | ✓ | ✓ | — | — |
| Analog EQ | ✓ | ✓ | ✓* | — |
| Minimum-phase EQ | ✓ | ✓ | ✓ | — |
| Linear-phase EQ | ✓ | ~ | latency | — |
| Compressor | ✓ | dolaylı | ✓ | ✓ |
| Sidechain EQ | dolaylı | detector tarafında | ✓ | ✓ |
| Lookahead | — | dolaylı | ✓ | ✓ |
| Parallel compression | ✓ | ✓ | ✓ | ✓ |
* Frekans bağımlı group delay/impulse-response davranışı anlamında.
34. İşte bu nedenle “faz” tek başına miks problemi değildir
Bir miksin sonucu:
[
\boxed{
Amplitude
+
Phase
+
Time
+
Dynamics
+
Nonlinearity
}
]
birlikteliğinden oluşur.
Bu yüzden:
“Fazı düzelttim, artık kayıt teknik olarak daha doğru.”
cümlesi her zaman doğru değildir.
Çünkü bir sistemi faz açısından daha hizalı hale getirirken:
- transient’i bozabilir,
- doğal acoustic delay’i yok edebilir,
- OH perspektifini değiştirebilir,
- pre-ringing yaratabilir,
- compressor davranışını değiştirebilir.
35.Bendeki Craviotto için benim “referans zincirim”
Başlangıç olarak:
TOP
M201
↓
HPF 50–60 Hz
↓
1176
4:1
Attack: orta
Release: orta
GR: 2–3 dB
↓
Massive Passive
küçük tonal dokunuşlar
BOTTOM
SM57/KM84
↓
Polarity test
↓
çok hafif HPF
↓
1176 veya daha yumuşak compressor
↓
wire/crack kontrolü
OH
↓
başlangıçta compressor OFF
↓
doğal acoustic timing
↓
gerekirse çok hafif compression
BUS
TOP + BOTTOM + OH
↓
çok hafif SSL/VCA compression
↓
gerekirse tonal EQ
Bu yaklaşımda close mic’lerin transient karakterini korurken OH’nin doğal zaman perspektifini fazla ezmemiş oluruz.
36. Son laboratuvar sonucu
Artık şu dört ifadeyi birbirinden kesin olarak ayırabiliriz:
1. Phase shift
[
\phi(f)
]
Frekansa bağlı faz değişimi.
2. Group delay
[
\tau_g(f)
]
Frekans bileşenlerinin farklı etkin zaman gecikmeleri.
3. Compressor gain envelope
[
G(t)
]
Zaman içerisinde değişen genlik kontrolü.
4. Acoustic delay
[
\tau
]
Mikrofonların fiziksel konumundan gelen gerçek zaman farkı.
Bunların hepsi farklı şeylerdir.
Fakat gerçek bir trampet miksinde:
[
\boxed{
\phi(f)
+
\tau_g(f)
+
G(t)
+
\tau
}
]
aynı anda çalışır.
İşte profesyonel düzeyde phase/time engineering tam olarak budur.
TRAMPET TRANSIENT ZAMAN–FREKANS LABORATUVARI
Rimshot’ın 0–100 ms İçinde EQ ve Compressor’dan Geçişi
1. Bir trampet vuruşunu artık “tek ses” olarak düşünmeyelim
Bir trampet rimshot’ını waveform üzerinde gördüğümüzde tek bir transient gibi görünür.
Fakat fiziksel olarak çok daha karmaşık bir olaydır.
Özellikle senin:
DW Craviotto 14×6.5 solid maple
trampetin için bir rimshot’ı kabaca şu zaman bölgelerine ayırabiliriz:
| Zaman | Baskın olay | Yaklaşık karakter |
|---|---|---|
| 0–0.10 ms | Initial transient | Stick/rim başlangıcı |
| 0.10–0.50 ms | Attack | İlk güçlü darbe |
| 0.50–2 ms | Crack/body birleşimi | 2–5 kHz ağırlığı |
| 2–10 ms | Shell + wire | Gövde ve snare wire |
| 10–30 ms | Decay | Wire + shell resonance |
| 30–100 ms | Sustain | Daha düşük enerjili rezonans |
Bunlar kesin sınırlar değildir.
Bir gerçek trampet vuruşunda bu olaylar üst üste biner.
Ama mühendislik açısından bu şekilde düşünmek son derece faydalıdır.
2. İlk 100 mikro saniye: transient’in doğuşu
48 kHz’de:
1 sample=20.833μs1\ sample=20.833\mu s
Dolayısıyla:
0.1 ms
yaklaşık:
4.8 sample4.8\ sample
eder.
Yani ilk 100 µs içerisinde bile waveform’un çok küçük bir bölümü bulunmaktadır.
Bu bölge özellikle yüksek frekanslı bileşenler açısından önemlidir.
Çünkü yüksek frekansların periyotları çok kısadır.
Örneğin:
10kHz10kHz
için:
T=110000=0.1msT=\frac{1}{10000}=0.1ms
Yani 10 kHz’in tam bir periyodu yalnızca 100 µs’dir.
Bu nedenle 20–100 µs mertebesindeki compressor davranışları, yüksek frekanslı waveform’un ilk cycle’larıyla aynı zaman ölçeğine girebilir.
3. 5 kHz ve 10 kHz arasındaki fark
5 kHz:
T=0.2msT=0.2ms
10 kHz:
T=0.1msT=0.1ms
2 kHz:
T=0.5msT=0.5ms
Bu nedenle:
- 10 kHz wire/attack
- 5 kHz crack
- 2 kHz attack/body
aynı compressor attack süresine aynı şekilde tepki vermez.
Örneğin 1176’nin çok hızlı attack bölgesi yaklaşık onlarca mikro saniye seviyesine inebilir. Bu, transient’in ilk yüksek frekanslı cycle’larını bile etkileyebilecek kadar kısa bir zaman ölçeğidir.
4. Burada çok önemli bir ayrım
Bir compressor’ın:
Attack=20μsAttack=20\mu s
olması:
“20 µs sonra sinyal 20 µs gecikmiştir”
anlamına gelmez.
Bu bir gain envelope time constant/response kavramıdır.
Compressor:
x(t)→detector→G(t)x(t)\rightarrow detector\rightarrow G(t)
üzerinden çalışır.
Sonuç:
y(t)=G(t)x(t)y(t)=G(t)x(t)
olur.
Dolayısıyla compressor’ın davranışı klasik bir delay değildir.
Bu ayrımı özellikle vurgulamak gerekir.
5. Benim trampetim Craviotto nun ilk transient’i
Şimdi idealize edilmiş bir rimshot düşünelim.
İlk anda yüksek frekans enerjisi:
5−10kHz5-10kHz
aralığında güçlü.
Ardından:
2−5kHz2-5kHz
attack/crack.
Sonra:
150−500Hz150-500Hz
shell/body.
Ve daha uzun zaman boyunca:
2−10kHz2-10kHz
wire decay.
Bu nedenle bir compressor’ın attack süresi, bu bileşenlerin her birini farklı miktarda etkileyebilir.
6. Compressor’ın attack’ı “transient’in uzunluğu” değildir
Bu çok sık yapılan bir hatadır.
Örneğin:
Attack = 10 ms
demek:
“10 ms boyunca transient’i geçirecek.”
anlamına gelmez.
Compressor detector’ın giriş seviyesindeki değişime ne hızla tepki verdiğini belirler.
Gerçek sonuç:
- detector tipi,
- threshold,
- ratio,
- knee,
- attack,
- release,
- sidechain filtreleri,
- program material
ile birlikte belirlenir.
7. Şimdi Massive Passive’i öne koyuyoruz
Zincirimiz:
Craviotto→MassivePassive→1176Craviotto \rightarrow Massive Passive \rightarrow 1176
olsun.
Massive Passive örneği:
200 Hz
+1.5 dB
3 kHz
+1 dB
5 kHz
+1.5 dB
Bu EQ’nun iki ayrı sonucu vardır.
Audio yolu:
Frekans cevabı değişir.
Detector yolu:
Eğer compressor’ın sidechain’i bu sinyali dinliyorsa detector’ın gördüğü enerji de değişir.
Dolayısıyla:
EQ→CompressorEQ\rightarrow Compressor
sıralamasında EQ’nun compressor davranışına etkisi vardır.
8. 5 kHz’i boost ettiğimizde ne olur?
5 kHz:
[
T=0.2ms
]
olan bir frekanstır.
Massive Passive:
[
+2dB
]
boost yaptı.
İlk bakışta:
“Crack 2 dB arttı.”
deriz.
Ama 1176 bundan sonra geliyorsa:
[
Detector_{5kHz}\uparrow
]
olabilir.
Buna bağlı olarak:
[
GR(t)\uparrow
]
oluşabilir.
Dolayısıyla compressor bütün sinyalin seviyesini azaltıyorsa:
[
200Hz
]
de etkilenir.
[
500Hz
]
de etkilenir.
[
2kHz
]
de etkilenir.
[
8kHz
]
de etkilenir.
Yani:
[
5kHz+2dB
]
işlemi sadece 5 kHz işlemi olmaktan çıkar.
9. Bu yüzden pre-EQ aslında bir “detector sculpting” aracıdır
Bunu daha doğru şekilde şöyle tanımlayabiliriz:
Tone\ Shaping
+
Detector\ Shaping
}
]
Post-EQ ise daha çok:
Tone\ Shaping
}
]
şeklindedir.
Bu mutlak bir kural değildir; compressor’ın sidechain routing’ine göre değişebilir.
Ama temel mühendislik yaklaşımı budur.
10. Şimdi 1176’nın transient’e ilk müdahalesi
Örnek:
1176
Ratio:
4:1
Attack:
0.2 ms
Release:
60 ms
GR:
3 dB
0.2 ms:
[
200\mu s
]
demektir.
5 kHz’in bir periyodu:
[
200\mu s
]
olduğundan compressor’ın attack zaman ölçeği ile 5 kHz waveform periyodu aynı büyüklük mertebesindedir.
Bu, compressor’ın 5 kHz bileşenini etkileyebilme potansiyelini gösterir.
Ama tekrar:
attack değeri doğrudan “bir cycle sonra şu kadar attenuation” anlamına gelmez.
Gerçek sonuç detector eğrisine bağlıdır.
11. 1176 daha yavaş olsaydı?
Örneğin attack:
[
0.8ms
]
olsun.
5 kHz:
[
0.2ms
]
olduğuna göre:
[
0.8ms=4\ cycles
]
yaklaşık.
Bu durumda transient’in ilk birkaç yüksek frekanslı cycle’ı daha fazla geçebilir.
Sonuç:
[
Attack_{perceived}\uparrow
]
olabilir.
İşte klasik:
“Slow attack snare’i daha punchy yapıyor.”
olgusunun altında yatan mekanizmalardan biri budur.
12. Fakat punch yalnızca transient seviyesinden oluşmaz
Algısal olarak:
[
Punch\approx
\frac{Transient\ Energy}{Body\ Energy}
]
gibi düşünülebilir.
Compressor:
- transient’i daha az,
- body’yi daha fazla
bastırırsa:
[
\frac{E_T}{E_B}
]
artar.
Trampet daha punchy algılanabilir.
Dolayısıyla slow attack’ın etkisi:
“Transient’i yükseltmek”
değil,
Transient/body oranını değiştirmek
olabilir.
13. Şimdi release devreye giriyor
Örneğin:
[
Release=60ms
]
İlk transient’ten sonra compressor gain reduction’a girdi.
Sonra:
[
G(t)
]
yavaşça normale dönüyor.
Bu sırada snare:
- crack,
- wire,
- shell resonance
üretmeye devam ediyor.
Dolayısıyla release süresi snare decay’inin bir kısmını da etkiliyor.
14. Release çok hızlıysa
Örneğin:
[
Release=20ms
]
Compressor kısa sürede açılır.
Bu:
- daha fazla transient contrast,
- daha fazla movement,
- bazı ayarlarda pumping/breathing
oluşturabilir.
Snare wire’ın hızlı decay’i varsa bu hareket duyulabilir.
15. Release çok yavaşsa
Örneğin:
[
Release=300ms
]
Bir rimshot’ın ardından compressor hâlâ gain reduction’da olabilir.
Bir sonraki snare vuruşu gelirse:
[
G(t)
]
henüz normale dönmemiştir.
Bu durumda ikinci hit ilkinden farklı işlenebilir.
Yani:
[
Hit_1\neq Hit_2
]
olabilir.
Özellikle hızlı groove’larda bu çok önemlidir.
16. Artık compressor “vuruşlar arası hafıza” oluşturuyor
Bu noktada compressor’ı:
[
Memoryless
]
bir sistem olarak düşünemeyiz.
Çünkü release nedeniyle önceki vuruşun gain reduction’ı sonraki vuruşa taşınabilir.
Matematiksel olarak:
[
G(t_n)
]
yalnızca mevcut hit’e değil:
[
x(t<t_n)
]
geçmişine de bağlı olabilir.
Dolayısıyla compressor:
[
\boxed{\text{history-dependent system}}
]
haline gelir.
17. Bu, groove üzerinde bile etkili olabilir
Örneğin:
Hit 1: rimshot
Hit 2: ghost note
Hit 3: rimshot
Hit 4: ghost note
Release çok uzunsa:
Hit 2 compressor tarafından hâlâ bastırılmış olabilir.
Bu nedenle ghost note’un algılanan seviyesi:
[
G_{ghost}
]
önceki rimshot’a bağlı hale gelir.
Bu çok önemli bir nokta.
Compressor yalnızca:
“Bu vuruşu ne kadar sıkıştırayım?”
sorusuna cevap vermez.
Aynı zamanda:
“Bir önceki vuruştan sonra bu vuruşa ne kadar gain bırakayım?”
sorusunu da dolaylı olarak belirler.
18. Şimdi EQ2’yi compressor’ın arkasına koyuyoruz
Zincir:
[
Massive Passive
\rightarrow
1176
\rightarrow
EQ_2
]
EQ2:
[
5kHz+2dB
]
olsun.
Bu kez 5 kHz boost compressor’ın detector’ını değiştirmez.
Çünkü compressor zaten çalışmıştır.
Dolayısıyla:
[
G_{1176}(t)
]
değişmeden kalır.
Bu nedenle post-EQ ile yapılan 5 kHz boost:
crack’i doğrudan artırır.
19. Bu iki zinciri yan yana düşün
A
[
5kHz+2dB
\rightarrow1176
]
Sonuç:
[
5kHz\uparrow
\rightarrow
GR\uparrow
\rightarrow
overall\ level\downarrow
]
B
[
1176
\rightarrow
5kHz+2dB
]
Sonuç:
[
GR=\text{aynı}
]
ve:
[
5kHz\uparrow
]
Bu yüzden iki zincir aynı EQ eğrisine sahip olsa bile aynı sesi vermeyebilir.
20. Şimdi phase’i tekrar sisteme sokalım
Massive Passive gibi analog/minimum-phase karakterli bir EQ’nun:
[
\phi(f)
]
cevabı frekansa göre değişebilir.
Manley’nin kendi teknik açıklaması da phase shift, group delay ve impulse response’un aynı zaman/frekans davranışının farklı açıklamaları olduğunu ve Massive Passive’in bazı bölgelerde belirgin group-delay davranışı gösterebildiğini vurgular. Ayrıca duyulan EQ farklılıklarının yalnızca phase ile açıklanamayacağını belirtir.
Dolayısıyla:
[
200Hz
]
ve:
[
5kHz
]
yalnızca farklı seviyelerde değildir.
Faz/zaman davranışları da farklı olabilir.
21. Group delay’in transient açısından anlamı
Group delay:
[
\tau_g(f)=-\frac{d\phi}{d\omega}
]
olarak tanımlanır.
Bu şu anlama gelir:
Belirli bir frekans çevresindeki enerji, diğer frekanslardan farklı bir etkin zaman gecikmesine sahip olabilir.
Bir transient’in spektrumu geniş olduğundan:
[
100Hz-10kHz
]
arasındaki bileşenler tek bir “zaman noktası” gibi davranmak zorunda değildir.
22. Ancak burada çok önemli bir mühendislik uyarısı
Bu:
“EQ transient’i 2 ms geciktirdi.”
şeklinde basitçe yorumlanmamalıdır.
Çünkü group delay:
- frekansa bağlıdır,
- filtre topolojisine bağlıdır,
- Q’ya bağlıdır,
- filtre eğimine bağlıdır.
Dolayısıyla tek bir:
[
delay=2ms
]
değeriyle ifade etmek çoğu zaman yanlış olur.
Daha doğru ifade:
Transient’in farklı spektral bileşenleri farklı phase/group-delay davranışı göstermektedir.
23. Linear-phase EQ’nun farkı
Linear-phase filtre, frekanslar arasındaki relative phase ilişkisini korumayı amaçlar.
Ama bunun karşılığında:
[
Latency
]
ve transientlerde:
[
Pre-ringing
]
oluşabilir.
FabFilter’ın güncel dokümantasyonuna göre Linear Phase modunda filtre phase’i değiştirmeden magnitude’u değiştirir; fakat latency getirir ve yüksek çözünürlüklerde pre-ringing transientlerin kenarını yumuşatabilir.
24. Benim trampetim Craviotto’da neden özellikle dikkat?
Craviotto’nun güzel bir rimshot’ında:
[
2-10kHz
]
aralığı transient’in karakterinin önemli bir bölümünü taşıyabilir.
Eğer çok yüksek Q’lu bir linear-phase boost/cut uygularsak:
- frequency response istediğimiz gibi olabilir,
- phase ilişkisi korunabilir,
ama transient’in önüne/çevresine küçük enerji yayılması mümkün olabilir.
Sonuç:
ölçümde daha düzgün
ama:
kulakta daha az keskin
bir transient olabilir.
Bu nedenle linear-phase:
“Daha profesyonel”
değildir.
Sadece farklı bir araçtır.
FabFilter da linear-phase’i genel olarak “daha iyi” değil, belirli phase-cancellation problemlerini çözmek için kullanılan farklı bir yaklaşım olarak tanımlıyor.
25. Şimdi çok mikrofonlu sistemimizi geri getirelim
Top:
[
x_T(t)
]
Bottom:
[
x_B(t-\tau)
]
Top EQ:
[
H_T(f)
]
Bottom EQ:
[
H_B(f)
]
Compressor:
[
G_T(t),G_B(t)
]
Sistem:
[
\boxed{
y(t)=
G_T(t)H_T(f)x_T(t)
+
G_B(t)H_B(f)x_B(t-\tau)
}
]
Burada artık top-bottom ilişkisini yalnızca:
[
\tau
]
ile açıklamak mümkün değildir.
26. İşte gerçek “dynamic comb filtering”
Klasik:
[
H(f)=1+ae^{-j2\pi f\tau}
]
yerine:
[
\boxed{
H(f,t)=
1+a(t,f)e^{-j2\pi f\tau}
}
]
düşünmek daha doğru hale gelir.
Çünkü:
[
a(t,f)
]
EQ ve compressor nedeniyle zaman içerisinde değişebilir.
Bu nedenle bir snare hit’in ilk 1 ms’sindeki comb davranışı ile 20 ms sonraki comb davranışı aynı olmak zorunda değildir.
27. Bu neden kulakta “fazlı” bir ses gibi algılanabilir?
Çünkü insan kulağı tek bir statik FFT grafiği dinlemiyor.
Zaman içerisinde:
- crack geliyor,
- body geliyor,
- wire geliyor,
- room geliyor.
Ve bunların göreceli seviyeleri değişiyor.
Eğer mikrofonlar arasında farklı delay varsa, bu bileşenlerin birbirleriyle girişimi de değişiyor.
Dolayısıyla duyduğumuz:
“fazlı / hollow / papery / thin / strange”
karakteri tek bir frekans noktasıyla açıklanamayabilir.
28. Şimdi OH’yi ekleyelim
OH:
[
x_{OH}(t-\tau_{OH})
]
ve:
[
\tau_{OH}\approx3.083ms
]
olsun.
Sistem:
[
y(t)=
T(t)+B(t)+OH(t)
]
değil artık.
Daha doğru:
[
\boxed{
y(t)=
G_T(t)H_Tx_T(t)
+
G_B(t)H_Bx_B(t-\tau_B)
+
G_{OH}(t)H_{OH}x_{OH}(t-\tau_{OH})
}
]
Bu üç yolun her biri:
- farklı zaman,
- farklı spectrum,
- farklı gain envelope
taşıyor.
29. OH compressor’ın snare’e “dolaylı” etkisi
OH compressor’ın detector’ı crash tarafından tetiklensin.
Bir crash:
[
t=0
]
civarında geldi.
OH compressor gain reduction’a girdi.
Sonra 100 ms release yaptı.
Aynı zaman aralığında bir snare:
[
t=20ms
]
sonra geldi.
Snare’in OH bileşeni artık:
[
G_{OH}(20ms)<1
]
olabilir.
Yani:
Close mic aynı kalırken snare’in OH görüntüsü daha düşük seviyededir.
Bunun sonucu:
[
Close/OH\uparrow
]
olur.
Trampet kulağa daha yakın gelir.
30. Bu yüzden OH compression aslında “room depth automation” olabilir
OH veya room compressor:
[
G_{OH}(t)
]
ile değiştiği için:
[
\frac{Close(t)}{OH(t)}
]
oranını zaman içerisinde değiştirir.
Bu oran algılanan:
- yakınlık,
- açıklık,
- ambience,
- depth
üzerinde güçlü rol oynar.
Dolayısıyla compressor:
[
\boxed{
Dynamic\ Spatial\ Processor
}
]
gibi davranabilir.
31. Room mic’de bu daha da dramatiktir
Room mic:
[
\tau_{room}\approx8ms
]
civarında olabilir.
Compressor:
[
GR=10dB
]
gibi güçlü bir ayarda çalışıyorsa room decay ciddi şekilde değişir.
Release:
[
50ms
]
ise room hızlı geri gelebilir.
Bu:
büyük / agresif / pumping
bir davul görüntüsü oluşturabilir.
Release:
[
500ms
]
ise:
daha sürekli / daha yoğun / daha yapışkan
bir ambience oluşabilir.
32. Şimdi bütün zincirin zaman çizelgesini oluşturalım
0–0.1 ms
Initial transient.
1176 çok hızlıysa ilk waveform bileşenlerini etkileyebilir.
0.1–0.5 ms
Attack/crack.
5–10 kHz enerjisi belirgin.
0.5–2 ms
2–5 kHz ağırlığı.
Top/bottom ilişkisi önem kazanıyor.
2–10 ms
Shell/body + wire.
Compressor gain envelope artık daha belirgin.
10–30 ms
Release davranışı devreye giriyor.
30–100 ms
Wire/room/shell decay.
OH/room compressor’ın perspektif etkisi belirginleşiyor.
33. Şimdi bunu gerçek bir miks reçetesine dönüştürelim
Senin Craviotto için doğal ama güçlü bir başlangıç:
TOP
M201
HPF:
50–60 Hz
Pre-EQ:
çok hafif.
1176:
Ratio 4:1
Attack:
5–10 ms
Release:
50–80 ms
GR:
2–3 dB
Post-EQ:
180–220 Hz: +1 dB civarı
2–3 kHz: +1 dB
4–5 kHz: +1–2 dB
8–10 kHz: gerektiğinde +1 dB
34. BOTTOM
Polarity:
önce dinle.
Timing:
fiziksel gecikmeyi başlangıçta koru.
HPF:
genellikle daha yüksek.
Compression:
2–4:1
Attack:
çok hızlı olmak zorunda değil.
Release:
30–70 ms.
GR:
2–4 dB.
Ama amaç:
Bottom’u “duyulur hale getirmek” değil.
Amaç:
Top’un eksik bıraktığı wire/crack bilgisini tamamlamak.
35. OH
İlk aşamada:
[
Compression=OFF
]
Sonra gerekirse:
2:1
Attack:
10–30 ms
Release:
80–150 ms
GR:
1–2 dB.
Ama özellikle cymbal-heavy müzikte detector davranışını dikkatle dinlemek gerekir.
36. Sonra BUS compression
TOP + BOTTOM + OH:
[
BUS
]
üzerinde hafif VCA compression.
Örneğin:
2:1
Attack:
10–30 ms
Release:
program dependent / 50–150 ms civarı
GR:
1–2 dB.
Buradaki amaç artık:
mikrofon düzeltmek değil.
Bütün kitin transient envelope’ünü birbirine bağlamaktır.
37. Çok önemli: Aynı 3 dB GR her compressor’da aynı şey değildir
Bir:
1176 → 3 dB
ile:
SSL VCA → 3 dB
aynı algısal sonucu vermez.
Çünkü:
- detector,
- attack,
- release,
- knee,
- feedback/feed-forward davranışı,
- harmonic/nonlinear karakter
farklı olabilir.
Bu nedenle:
[
GR=3dB
]
tek başına compressor ayarını tarif etmez.
38. Aynı şekilde “5 kHz +2 dB” de tek başına yeterli değildir
Çünkü:
Massive Passive
analog topology + phase/group-delay + nonlinear behavior
Digital minimum/Natural phase EQ
farklı impulse/phase karakteri
Linear-phase EQ
phase preservation + latency + potential pre-ringing
üretebilir.
Dolayısıyla:
[
EQ_{A}(+2dB)
\neq
EQ_{B}(+2dB)
]
Bu yalnızca “analog sıcaklığı” gibi subjektif bir ifadeden ibaret değildir.
Sistemin zaman/frekans davranışı gerçekten farklıdır.
39. Bu bölümün en önemli mühendislik sonucu
Bir transient’in miks zincirindeki davranışını şöyle düşünmek daha doğrudur:
[
\boxed{
Transient(t,f)
}
]
Yani transient yalnızca:
[
Transient(t)
]
değildir.
Aynı zamanda frekans içeriğine sahiptir.
Ve zincir:
[
H(f)
]
ile bunu değiştirirken:
[
G(t)
]
ile de zaman içerisinde değiştirir.
Dolayısıyla:
[
\boxed{
Output(t,f)=H(f,t),Input(t,f)
}
]
gibi düşünmek, gerçek miks davranışına çok daha yakındır.
40. Fakat gerçek compressor için bir adım daha ileri gitmeliyiz
Burada:
[
H(f,t)
]
ifadesi hâlâ bir basitleştirmedir.
Çünkü compressor:
- doğrusal değildir,
- zamanla değişir,
- detector geçmişe bakabilir,
- gain envelope input’a bağlıdır.
Bu yüzden daha doğru ifade:
[
\boxed{
y(t)=G[x,t]{x(t)}
}
]
gibi nonlinear/time-varying bir sistemdir.
Bu ayrım özellikle ileri düzey ölçümlerde önem kazanır.
41. Şimdi laboratuvarın gerçek testini yapabiliriz
Aynı Craviotto rimshot’ı dört zincirden geçirelim:
TEST 1
[
EQ\rightarrow1176
]
TEST 2
[
1176\rightarrow EQ
]
TEST 3
[
LinearPhase\ EQ\rightarrow1176
]
TEST 4
[
NaturalPhase\ EQ\rightarrow1176
]
Ve hepsini:
[
LUFS
]
veya RMS seviyesinde eşitleyelim.
Sonra yalnızca:
- transient sharpness
- body
- crack
- wire
- sustain
- stereo coherence
dinleyelim.
Bu testte “daha yüksek” olan versiyon çoğu zaman yanlışlıkla “daha iyi” seçilebilir.
Bu nedenle level matching zorunludur.
42. En önemli ölçüm: sadece frequency response değil
Bir sonraki laboratuvar ölçümünde ideal olarak:
1. Magnitude response
[
|H(f)|
]
2. Phase response
[
\phi(f)
]
3. Group delay
[
\tau_g(f)
]
4. Impulse response
[
h(t)
]
5. Gain envelope
[
G(t)
]
6. Spectrogram
[
S(t,f)
]
birlikte incelenmelidir.
İşte bu altı grafik bir araya geldiğinde:
“Neden bu compressor/EQ zinciri trampeti böyle hissettiriyor?”
sorusuna çok daha sağlam cevap verebiliriz.
43. Özellikle spectrogram çok şey anlatır
Bir Craviotto rimshot spectrogram’ında:
- ilk dikey parlama = transient
- 2–5 kHz = crack
- 5–10 kHz = wire/brightness
- 100–500 Hz = body
- zaman boyunca uzayan çizgiler = resonance/decay
görülebilir.
Compressor sonrası:
- transient yüksekliği,
- decay eğimi,
- wire süresi
değişebilir.
EQ sonrası:
- belirli frekansların yoğunluğu
değişir.
Bunların birlikte incelenmesi, yalnızca waveform’a bakmaktan çok daha öğreticidir.
44. Son laboratuvar prensibi
Şu dört parametreyi birbirine karıştırmamalıyız:
A — Acoustic delay
[
\tau
]
Mikrofonun fiziksel konumu.
B — Phase response
[
\phi(f)
]
EQ/filter davranışı.
C — Group delay
[
\tau_g(f)
]
Frekansa bağlı etkin zaman davranışı.
D — Gain envelope
[
G(t)
]
Compressor’ın zamanla değişen seviyesi.
Ve çok mikrofonlu gerçek sistem:
[
\boxed{
{x_i(t-\tau_i)}
\rightarrow
{H_i(f)}
\rightarrow
{G_i(t)}
\rightarrow
Mix
}
]
şeklindedir.
45. Craviotto için nihai mühendislik yaklaşımı
istediğim şu olsun :
woody + overtones + snare-wire crackle + ghost notes
karakterini korumak istiyorsak, benim temel prensibim:
Önce acoustic relationship’i koru; sonra dynamics’i şekillendir; en son tonal enhancement yap.
Yani:
[
\boxed{
Acoustic\ Time
\rightarrow
Polarity
\rightarrow
Minimal\ PreEQ
\rightarrow
Compression
\rightarrow
PostEQ
\rightarrow
Bus
}
]
Bu yaklaşımda compressor’ı faz düzeltme aracı olarak değil, transient/body ve close/ambient oranını şekillendiren dinamik araç olarak kullanırız.
Ve EQ’yu da yalnızca tonal bir cihaz olarak değil, compressor önündeyse detector’ı şekillendiren bir araç olarak görürüz @hakan NART
TRAMPET REVERB & PLATE
Trampetin 0–100 ms Transient’inden 5 Saniyelik Plate Kuyruğuna Kadar Reverb Mühendisliği
Trampet reverb’i çoğu miks mühendisinin düşündüğünden çok daha karmaşık bir konudur.
Çünkü trampet zaten kendi başına oldukça zengin bir zaman-frekans yapısına sahiptir:
- ilk transient,
- rimshot attack,
- crack,
- shell body,
- snare-wire enerjisi,
- kısa sustain,
- decay,
- overhead ve room mikrofonlarının doğal ambience’i.
Buna bir de yapay reverb eklediğimizde aslında yalnızca “mekâna bir trampet koymuyoruz”.
Trampetin zaman içindeki enerji dağılımına ikinci bir akustik sistem ekliyoruz.
Bu nedenle reverb ayarı aslında:
Transient + predelay + early reflections + reverb density + decay + damping + stereo field + frequency response + phase/time relationship
probleminin çözümüdür.
1. PLATE REVERB NEDİR VE NEDEN TRAMPETTE BU KADAR İYİ ÇALIŞIR?
Klasik EMT 140 gibi gerçek plate sistemlerinde büyük ve gerilmiş bir metal levha elektromekanik bir transducer tarafından titreştirilir ve levhanın titreşimi pickup’lar tarafından reverb sinyaline dönüştürülür. EMT 140’ın fiziksel plakası yaklaşık 2 × 3 metre boyutunda ince metal levhadır.
Bu sistemin en önemli özelliği şudur:
Plate bir oda simülasyonu gibi davranmaz.
Bir room reverb bize:
“Trampet şu odanın içerisinde çalıyor.”
hissini verme eğilimindedir.
Plate ise daha çok:
“Trampetin arkasında yoğun, parlak ve sürekli bir enerji alanı var.”
hissi yaratır.
Bu nedenle plate, trampetin fiziksel konumunu belirgin biçimde değiştirmeden sustain ve yoğunluk ekleyebilir.
Universal Audio da EMT 140’ın özellikle snare ve drum uygulamalarında kullanılabileceğini ve plate karakterinin transient’i room reverb kadar yaymadan body ve sustain sağlayabildiğini belirtiyor.
İşte bu yüzden plate:
vokal → klasik
ama
trampet → neredeyse doğal bir eşleşme
haline gelmiştir.
2. TRAMPET REVERB’İNİ İKİ AYRI ZAMANSAL BÖLGEYE AYIRMALIYIZ
Trampet reverb’ini anlamanın en önemli noktalarından biri şudur:
A. 0–100 ms
Bu bölge trampetin kendisidir.
Burada:
- attack
- crack
- body
- wire
- transient
- ilk decay
bulunur.
B. 100 ms → birkaç saniye
Burada ise artık reverb kuyruğu baskın hale gelmeye başlar.
Bu iki bölgeyi birbirine karıştırırsak problem çıkar.
Örneğin:
10 ms predelay
ile:
60 ms predelay
aynı decay süresinde bile tamamen farklı trampet hissi yaratır.
3. PRE-DELAY ASLINDA NE YAPIYOR?
Pre-delay:
Dry trampet ile reverb’ün başlaması arasındaki zaman farkıdır.
Örneğin:
0 ms
ise reverb hemen başlar.
20 ms
ise trampetin ilk 20 ms’si neredeyse yalnız kalır.
40 ms
ise transient ve crack daha belirgin şekilde öne çıkar.
70 ms
ise plate artık trampetin arkasından gelen ayrı bir enerji alanı gibi algılanmaya başlayabilir.
Universal Audio’nun güncel EMT 140 açıklamasında da predelay’in temel işlevinin kaynak transient’inin önce nefes almasını sağlamak ve reverb’ü kaynakla zamansal olarak ayırmak olduğu belirtiliyor.
4. 48 kHz SİSTEMDE PRE-DELAY’İN SAMPLE KARŞILIKLARI
Senin kullandığımız referans sistemimiz:
48 kHz / 24 bit
olsun.
48 kHz’de:
1 sample = 20.833 µs
Dolayısıyla:
| Pre-delay | Sample |
|---|---|
| 1 ms | 48 |
| 5 ms | 240 |
| 10 ms | 480 |
| 15 ms | 720 |
| 20 ms | 960 |
| 30 ms | 1440 |
| 40 ms | 1920 |
| 50 ms | 2400 |
| 60 ms | 2880 |
| 80 ms | 3840 |
| 100 ms | 4800 |
Bu tablo çok önemlidir.
Çünkü önceki faz laboratuvarımızda gördüğümüz gibi trampetin ilk birkaç milisaniyesi zaten son derece kritikti.
Dolayısıyla:
20–40 ms predelay
vermek, plate’i transient bölgesinden ciddi biçimde ayırabilir.
5. NEDEN 20–40 ms PRE-DELAY TRAMPETTE ÇOK İŞE YARAR?
Örneğin Craviotto rimshot:
0 ms
→ transient
0.1–0.5 ms
→ attack
0.5–2 ms
→ crack/body
2–10 ms
→ shell + wire
10–30 ms
→ decay
30–100 ms
→ sustain
olarak düşünülebilir.
Şimdi plate:
0 ms predelay
verirse:
plate enerjisi transient’in üzerine hemen biner.
Sonuç:
“wet / smeared”
bir trampet olabilir.
30 ms predelay
verirsek:
ilk transient → temiz
ilk crack → temiz
wire → temiz
dry decay → büyük ölçüde temiz
ve ardından:
plate bloom
başlar.
Bu nedenle 30 ms civarında predelay çoğu modern trampet miksinde çok kullanışlı bir başlangıç noktasıdır.
Ama bu bir “doğru değer” değildir.
6. TRAMPETTE PRE-DELAY’İ BPM İLE DE DÜŞÜNEBİLİRİZ
Müzikal açıdan daha ilginç yöntem budur.
Bir quarter note süresi:
T=60BPMT=\frac{60}{BPM}
Örneğin:
120 BPM
için:
T=500msT=500ms
Bunun:
1/16’sı:
31.25ms31.25ms
Dolayısıyla 120 BPM bir parçada:
30–32 ms predelay
son derece müzikal bir bölgeye oturur.
Bu tesadüf değildir.
Trampet transient’i önde kalırken plate’in bloom’u groove’un subdivision’larından biriyle ilişkilenebilir.
7. PLATE DECAY NEDİR?
Decay:
Reverb enerjisinin ne kadar süre devam ettiğini belirleyen temel parametredir.
Örneğin:
0.6 s
çok kısa ve kontrollü.
1.0 s
modern ve sıkı.
1.5 s
daha açık.
2.0 s
belirgin ambience.
2.5–3.0 s
büyük ve dramatik.
4–5 s
efekt karakterine yaklaşır.
EMT 140’ın klasik çalışma aralığı da yaklaşık 0.5–5.5 saniye arasında değişebilecek şekilde tasarlanmıştır.
Ama burada çok önemli bir nokta vardır:
Decay süresi tek başına trampetin ne kadar uzun duyulacağını belirlemez.
Çünkü reverb’ün:
- başlangıç yoğunluğu,
- damping’i,
- EQ’su,
- predelay’i,
- dry/wet oranı
da sonucu ciddi biçimde değiştirir.
8. TRAMPET İÇİN DECAY HARİTASI
Pratik bir başlangıç atlası:
| Trampet karakteri | Plate decay |
|---|---|
| Funk / tight | 0.5–0.8 s |
| Pop | 0.8–1.3 s |
| Rock | 1.0–1.8 s |
| Jazz | 1.2–2.0 s |
| Ballad | 1.5–2.5 s |
| 80’ler büyük snare | 1.8–3.0 s |
| Cinematic | 2.5–5 s |
Bunlar preset değildir.
Müzikal başlangıç bölgeleridir.
9. PLATE’İN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ: DENSITY
Room reverb’de erken yansımalar ve oda geometrisi çok önemlidir.
Plate’de ise metal levhanın çok yoğun titreşim yapısı nedeniyle reverb daha hızlı şekilde:
dense
hale gelir.
Bu nedenle plate:
- boşluk hissinden çok,
- enerji,
- sustain,
- yoğunluk,
- shimmer
üretme eğilimindedir.
İşte trampet burada avantaj sağlar.
Trampetin kısa decay’ini:
uzatır
ama mutlaka:
oda içine yerleştirmiş gibi
duyurmaz.
10. NEDEN PLATE TRAMPETİN BODY’SİNİ BÜYÜTÜR?
Örneğin Craviotto maple trampetin dry sinyalinde:
150–300 Hz
civarında body,
1–3 kHz
arasında attack/crack,
4–8 kHz
arasında wire/brightness
olduğunu düşünelim.
Plate bunların hepsini eşit biçimde taşımamalıdır.
Özellikle düşük frekansları kontrol etmezsek plate:
trampet reverb’i
olmaktan çıkıp:
low-mid ambience
haline gelebilir.
Bu nedenle plate’in girişinde veya return kanalında high-pass filtering çok önemlidir.
EMT 140’ın orijinal sisteminde bile düşük frekansları azaltmak için giriş filtreleme sistemi bulunuyordu; klasik EMT filtresi yaklaşık 80 Hz merkezli kesim seçeneklerine sahipti.
11. TRAMPET PLATE’İNDE HIGH-PASS
Benim başlangıç yaklaşımım:
HPF:
120–180 Hz
civarında başlamak.
Sonra dinlemek.
Eğer trampetin body’si çok inceliyorsa:
100 Hz
civarına inilebilir.
Eğer kick + bass + floor tom ile reverb return birbirine giriyorsa:
180–250 Hz
aralığı denenebilir.
Ama:
HPF’yi trampetin kendisine değil, çoğu zaman reverb return’e uygulamak daha kontrollüdür.
Çünkü dry trampetin 150–250 Hz bölgesini korumak isteriz.
12. PLATE RETURN EQ: ASIL GİZLİ SİLAH
Birçok mühendis plate’i doğrudan miks kanalına insert olarak değil:
SEND → PLATE → RETURN
şeklinde kullanır.
Böylece:
Dry Snare
ve
Wet Plate
ayrı kontrol edilir.
Örneğin:
SNARE
Dry:
100%
PLATE RETURN
HPF:
150 Hz
Low-mid:
250–400 Hz
-2 / -4 dB
Presence:
2–4 kHz
duruma göre
High:
7–10 kHz
gerekiyorsa:
-2 / -5 dB
Bu yaklaşım plate’in:
“duyulmasını”
değil,
“hissedilmesini”
sağlar.
13. NEDEN 2–4 kHz BÖLGESİNİ KONTROL ETMEK GEREKİR?
Çünkü trampetin crack bölgesi zaten burada güçlüdür.
Dry:
2–4 kHz
→ attack / crack
Plate:
2–4 kHz
→ tekrar attack / crack
olursa iki enerji üst üste gelir.
Sonuç:
“reverb çok yüksek”
gibi algılanabilir.
Oysa aslında sorun wet level değildir.
Sorun:
Dry transient ile wet transient’in aynı frekans bölgesinde yoğunlaşmasıdır.
Bu nedenle plate return’de 2–4 kHz’i hafifçe azaltmak, reverb seviyesini düşürmekten çok daha müzikal olabilir.
14. 5–10 kHz: PLATE’İN “SHIMMER” BÖLGESİ
Trampetin snare wire karakteri burada önem kazanır.
Özellikle:
5 kHz
7 kHz
8–10 kHz
bölgeleri plate’in parlaklığını belirgin biçimde değiştirir.
Fakat burada önceki phase laboratuvarımızı hatırlamalıyız.
Top–bottom arasındaki yaklaşık 14 sample gecikmede teorik comb noktalarımız:
1.71 kHz
5.14 kHz
8.57 kHz
12.0 kHz
şeklindeydi.
Dolayısıyla plate’i özellikle 5–10 kHz arasında aşırı parlaklaştırırsak, top + bottom + overhead + plate sisteminin tamamında çok karmaşık bir yüksek frekans etkileşimi meydana gelebilir.
Bu yüzden:
Plate EQ’sunu solo dinleyerek değil, dry top + bottom + OH ile birlikte ayarlamak gerekir.
15. PLATE VE PHASE: ÇOK ÖNEMLİ AYRIM
Burada önceki laboratuvarımızdan çok önemli bir ayrım yapalım.
Plate:
Top mic → 14 sample → Bottom mic
gibi basit bir gecikmiş kopya değildir.
Plate’in içerisinde çok büyük miktarda:
- farklı modal davranış,
- yoğun yansıma,
- frekans bağımlı decay,
- faz ilişkileri,
- diffusion
bulunur.
Dolayısıyla klasik iki mikrofon comb-filter formülünü plate’e doğrudan uygulamak doğru değildir.
Ama plate’in dry sinyale eklenmesiyle:
y(t)=x(t)+a r(t−τ)y(t)=x(t)+a\,r(t-\tau)
şeklinde basitleştirilmiş bir model düşünebiliriz.
Buradaki:
r(t)r(t)
artık tek bir delayed copy değil, karmaşık reverb sinyalidir.
16. PLATE’İ DRY TRAMPETE NE KADAR EKLEMELİYİZ?
Bence en iyi yöntem:
Önce fazla aç.
Örneğin:
100% wet
return’ü solo değil, miks içinde dinle.
Sonra yavaş yavaş azalt.
Çoğu zaman hedef:
Plate’in “reverb olarak fark edilmediği ama trampet kapatıldığında miksin eksildiğinin hissedildiği” noktadır.
Bu çok önemli bir profesyonel kriterdir.
17. 100% WET RETURN NEDEN AVANTAJLI?
Send/return sisteminde plate’i:
100% wet
yapmak genellikle daha kontrollüdür.
Çünkü dry sinyal zaten ana trampet kanalından geliyor.
Böylece:
Y(t)=Xdry(t)+aR(t)Y(t)=X_{dry}(t)+aR(t)
olur.
Dry/wet ilişkisini fader üzerinden kontrol ederiz.
Bu yöntem:
- otomasyon,
- EQ,
- compression,
- ducking,
- sidechain
için de çok daha kullanışlıdır.
18. TRAMPET PLATE’İNİ COMPRESS ETMEK
Şimdi daha ileri seviyeye geçelim.
Plate return’üne compressor koyabiliriz.
Örneğin:
Snare → Send → Plate → Compressor → EQ
veya:
Snare → Send → Plate → EQ → Compressor
iki farklı davranış yaratır.
Plate → Compressor
Reverb kuyruğunu dinamik olarak sıkıştırır.
Sonuç:
daha yoğun ve sürekli ambience
EQ → Compressor
EQ’nun oluşturduğu frekans dağılımı compressor detector’ını da etkiler.
Örneğin plate return’de:
3 kHz +4 dB
yaparsak compressor detector’ı bu bölgeden daha fazla enerji görebilir.
Dolayısıyla:
EQ → Compressor
ile:
Compressor → EQ
aynı ses değildir.
Bu, önceki compressor laboratuvarımızın reverb tarafındaki karşılığıdır.
19. DAHA DA İLERİSİ: DUCKED PLATE
Bence trampet miksinde en güçlü tekniklerden biri budur.
Plate’in seviyesini trampet vurduğu anda biraz azaltırız.
Sonra transient geçince plate yükselir.
Basitleştirilmiş olarak:
[
G_{plate}(t)=f(|x_{snare}(t)|)
]
Burada:
Snare vuruyor → Plate duck
Transient geçiyor → Plate geri geliyor
Örneğin:
Attack
0–5 ms
Plate düşük.
10–30 ms
Plate yükselmeye başlıyor.
30–100 ms
Plate normal seviyesine geliyor.
Böylece:
dry transient
önde kalıyor.
Ama:
reverb tail
uzun ve büyük duyuluyor.
Bu yöntem özellikle modern pop/rock trampetlerinde olağanüstü işe yarar.
20. DUCKING İÇİN BAŞLANGIÇ REÇETESİ
Plate return compressor:
Ratio: 2:1 – 4:1
Attack: 1–10 ms
Release: 80–200 ms
Sidechain: Snare Top
Gain Reduction: 2–6 dB
Burada amaç plate’i ezmek değildir.
Amaç:
Plate’in transient ile yarışmasını engellemektir.
21. örnek 14×6.5 MAPLE İÇİN PLATE REÇETESİ
Benim trampetimi temel alırsak:
DRY SNARE
DW Craviotto
14 × 6.5
Solid Maple
PLATE
EMT 140 karakteri
Başlangıç:
Predelay: 25–35 ms
Decay: 1.2–1.7 s
HPF: 120–160 Hz
250–400 Hz: hafif cut
2–4 kHz: gerekirse -1 / -3 dB
7–10 kHz: karaktere göre
Wet: düşükten başlayarak
Stereo: dar / mono merkez başlangıç
Bu ayarın amacı:
Maple shell’in woody karakterini öldürmeden sustain eklemek. @Hakan NART
22. NEDEN MONO PLATE İLE BAŞLAMAYI ÖNERİYORUM?
Bu çok önemli.
Trampet merkezde.
Eğer plate’i hemen:
100% stereo wide
yaparsak, trampetin merkez enerjisi ile ambience arasında gereksiz bir genişleme oluşabilir.
Önce:
mono / narrow plate
denemek çok daha kontrollüdür.
Sonra stereo genişliği artırılır.
EMT 140’ın modern emülasyonlarında Width kontrolü ile plate’in mono ile geniş stereo arasında ayarlanabilmesi de bu yaklaşımı destekliyor; UA ayrıca mono snare reverb’ünü merkezde tutmak için Balance kontrolünün kullanılabileceğini belirtiyor.
23. PLATE WIDTH’İNİ AÇTIĞIMIZDA NE DEĞİŞİR?
Dar:
SNARE
↓
PLATE
│
Merkez
Geniş:
L ← PLATE → R
olur.
Ancak genişlik arttıkça:
- overhead’lerle,
- room mikrofonlarıyla,
- stereo cymbal alanıyla
daha fazla etkileşim oluşur.
Bu nedenle:
Jazz
dar / doğal
Rock
orta genişlik
Pop
orta-geniş
Modern cinematic
çok geniş
başlangıçları düşünülebilir.
24. ROOM REVERB Mİ, PLATE Mİ?
En önemli karşılaştırmalardan biri.
| Özellik | Room | Plate |
|---|---|---|
| Fiziksel mekân hissi | Çok yüksek | Düşük |
| Density | Orta | Yüksek |
| Transient | Daha kolay bulanabilir | Daha kontrollü |
| Sustain | Doğal | Belirgin |
| Brightness | Odaya bağlı | Karakteristik |
| Snare için | Doğal ambience | Büyük sustain |
| Stereo | Çok doğal | Tasarlanabilir |
| Vintage rock | Çok iyi | Çok iyi |
| Pop | İyi | Mükemmel |
| Jazz | Çok doğal | Dikkatli kullanılmalı |
Burada önemli bir gerçek var:
Room trampetin nerede olduğunu anlatır.
Plate trampetin ne kadar büyük hissedildiğini anlatır.
25. ROOM + PLATE BİRLİKTE KULLANILABİLİR Mİ?
Evet.
Hatta çok güçlü bir kombinasyondur.
Örneğin:
Room
Decay:
0.5 s
Low level.
Plate
Decay:
1.4 s
Daha yüksek.
Room:
physical space
Plate:
sustain
sağlar.
Bu durumda trampet:
“Bir odada çalıyor ve o odanın içinde parlak, uzun bir enerji kuyruğu oluşuyor.”
gibi algılanır.
26. ÖNERDİĞİM İKİ REVERB SİSTEMİ
A — NATURAL JAZZ / ECM TARAFI
Room:
0.5–0.9 s
Plate:
0.8–1.3 s
Predelay:
15–25 ms
Plate level:
çok düşük.
Amaç:
Trampetin odada gerçekten çalıyor gibi duyulması. @Hakan NART ARTLINE Recording Studio
B — MODERN ROCK / POP
Room:
0.4–0.7 s
Plate:
1.3–1.8 s
Predelay:
25–40 ms
Plate HPF:
150 Hz
Plate return compression:
2–4 dB GR
Amaç:
Dry transient + büyük sustain
27. 80’LER TARZI BÜYÜK TRAMPET
Burada tamamen farklı bir yaklaşım kullanılabilir.
Plate:
2–3 s
Predelay:
30–60 ms
HPF:
150–200 Hz
2–4 kHz:
kontrollü
8–10 kHz:
gerektiğinde parlak
ve plate return daha belirgin.
Bu durumda trampet:
KURU → CRACK → BOOM → SHIMMER
şeklinde algılanabilir. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
28. PLATE’İN FREKANSLA DECAY’İ AYNI OLMAK ZORUNDA DEĞİL
Bu profesyonel reverb mühendisliğinin önemli noktalarından biridir.
Bir reverb:
Low:
0.8 s
Mid:
1.3 s
High:
1.0 s
gibi davranabilir.
Böylece:
- low-mid çamurlaşmaz,
- mid body kalır,
- high-end fazla uzun sürmez.
Gerçek plate sistemlerinin damping karakteri de reverb süresinin mekanik olarak değiştirilebilmesine dayanır; EMT 140’da damper kontrolü reverb time’ı değiştirir.
29. TRAMPETTE HIGH-FREQUENCY DAMPING
Örneğin:
Dry snare:
8 kHz wire
çok güzel.
Ama plate:
8 kHz’de 2 saniye
devam ederse cymbal alanıyla birleşebilir.
Sonuç:
“hiss / wash”
oluşabilir.
Bu durumda plate’in high-frequency decay’ini kısaltmak çok etkilidir.
Yani:
Reverb’ü sadece daha sessiz yapmak yerine yüksek frekanslarını daha kısa yaşatabiliriz.
Bu çok daha profesyonel bir çözümdür.
30. PLATE’İN “PITCH” PROBLEMİ
Plate reverb bazen:
“Trampetin arkasında belirli bir nota çalıyor.”
gibi duyulabilir.
Bu özellikle:
- uzun decay,
- az diffusion,
- fazla midrange,
- çok belirgin modal yapı
ile ortaya çıkabilir.
Universal Audio’nun güncel EMT 140 açıklamasında da plate’in karakteristik yoğunluğunun ve belirli tonal davranışının farklı plate modelleri arasında değiştiği belirtiliyor. Plate C daha full-frequency ve açık bir karakter sunarken A/B daha vintage bir karaktere sahiptir.
Böyle bir durumda:
Decay ↓
veya
2–4 kHz EQ ↓
çok işe yarayabilir.
31. MODULATION NE İŞE YARAR?
Bazı plate emülasyonlarında modulation bulunur.
Amaç:
Reverb kuyruğunda çok küçük pitch hareketleri oluşturmaktır.
Bunun sonucu:
statik resonance
azalabilir.
Reverb daha:
organik
duyulabilir.
Fakat trampette fazla modulation:
flanger / chorus benzeri
bir karakter yaratabilir.
Bu nedenle:
çok az
başlamak gerekir.
32. EMT 140’IN A / B / C KARAKTERLERİ
Modern EMT 140 emülasyonlarında üç farklı plate karakteri bulunabiliyor.
Genel olarak:
Plate A
Daha vintage.
Plate B
Vintage fakat daha dengeli.
Plate C
Daha full-frequency ve açık.
UA’nın güncel açıklamasında A ve B’nin orijinal EMT elektronik karakterini, C’nin ise daha full-frequency ve açık bir sistem karakterini temsil ettiği belirtiliyor.
Trampet için başlangıçta:
B
çok iyi bir referans noktasıdır.
Daha karanlık/vintage:
A
Daha açık:
C
denebilir.
33. TRAMPET PLATE İÇİN BAŞLANGIÇ TABLOSU
| Parametre | Tight | Rock | Büyük Rock |
|---|---|---|---|
| Predelay | 10–20 ms | 25–40 ms | 40–60 ms |
| Decay | 0.6–1.0 s | 1.2–1.8 s | 2–3 s |
| HPF | 150–200 Hz | 120–180 Hz | 150–200 Hz |
| 300 Hz | -1/-3 dB | -2/-4 dB | -2/-5 dB |
| 2–4 kHz | 0/-2 dB | -1/-3 dB | -1/-4 dB |
| 8–10 kHz | kontrollü | açık | açık ama damping’li |
| Stereo | dar | orta | orta-geniş |
| Ducking | hafif | orta | belirgin |
34. EN ÖNEMLİ TRAMPET PLATE REÇETESİ
SEND
↓
EMT 140 / Plate B
↓
Predelay = 30 ms
↓
Decay = 1.4 s
↓
HPF = 150 Hz
↓
300 Hz = -3 dB
↓
3 kHz = -2 dB
↓
8 kHz = gerektiğinde -1/-2 dB
↓
Compressor = 2–3 dB GR
↓
Plate Return
Bu zincirde compressor’ın görevi:
plate’i daha yüksek yapmak değil; tail’i daha sürekli ve kontrollü yapmak.
35. SONRA ÇOK ÖNEMLİ BİR DENEY YAPACAĞIZ
Aynı ağaç trampetin rimshot’ını üç sistemde karşılaştıracağız:
A
Dry
B
Dry + Room
C
Dry + Plate
Sonra:
D
Dry + Room + Plate
Ve hepsini aynı algılanan loudness’a getireceğiz.
Burada çok önemli bir şey göreceğiz:
En yüksek reverb en büyük trampet değildir.
Bazen -18 dB seviyesindeki bir plate, -10 dB seviyesindeki bir room’dan daha büyük duyulabilir.
Çünkü:
density + frequency distribution + predelay + decay
birlikte çalışır. @STÜDYO ARTLINE
TRAMPET GÖVDE VE KASNAK
Ahşap ve Metal Gövdelerin, Shell Yapısının ve Kasnakların Sahnede ve Stüdyoda Ses Üzerindeki Etkisi
Bir trampetin karakterini yalnızca “hangi ağaçtan yapıldığı” veya “metal olduğu” belirlemez.
Aslında trampetin sesi şu sistemin sonucudur:
Ses=f(Shell,Thickness,Construction,Diameter,Depth,Bearing Edge,Snare Bed,Hoop,Lugs,Head,Wire,Tuning,Playing)\text{Ses} = f( Shell, Thickness, Construction, Diameter, Depth, Bearing\ Edge, Snare\ Bed, Hoop, Lugs, Head, Wire, Tuning, Playing )
Bu nedenle aynı maple ağacından yapılmış iki trampet birbirinin aynısı olmayabilir.
Hatta:
6 mm 7-ply maple
ile
12 mm 13-ply maple
aynı ağaçtan yapılmasına rağmen tamamen farklı davranabilir.
Aynı şekilde:
1.2 mm brass
ile
3 mm cast brass
aynı “brass” kategorisinde olmasına rağmen aynı trampet değildir.
Bu nedenle bu bölümde malzemeyi tek başına değil, mekanik sistem olarak ele alacağız. @ARTLINE
1. SHELL’İN GÖREVİ NEDİR?
Trampet deriye vurulduğunda ilk enerji doğrudan shell’e (gövdeye) gitmez.
İlk olarak:
stick → batter head
üzerinden sisteme enerji girer.
Sonra enerji:
head → bearing edge → shell
ve aynı anda:
head → snare-side head → snare wire
yollarından dağılır.
Shell’in görevi bu enerjiyi:
-depolamak,
-geri vermek,
-belirli frekansları güçlendirmek,
-belirli frekansların sönümünü belirlemek
ve davulun temel tonal karakterini oluşturmaktır.
Bu yüzden shell’i:
“ses üreten kutu”
olarak değil,
enerjiyi yöneten mekanik rezonatör
olarak düşünmek daha doğrudur. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
2. EN ÖNEMLİ AYRIM: SHELL MALZEMESİ VE SHELL KONSTRÜKSİYONU
Aynı ağaç farklı yöntemlerle kullanılabilir:
A — Ply shell
Birden fazla ince ahşap tabakanın yapıştırılması.
Örneğin:
7-ply maple
B — Steam-bent / solid shell
Tek parça veya çok az ekli kalın ahşabın buharla şekillendirilmesi.
Örneğin:
Craviotto solid maple
C — Stave shell
Küçük ahşap parçalarının dikey olarak yan yana birleştirilmesi.
D — Segment shell
Yatay halkalar halinde oluşturulan yapı.
E — Metal rolled shell
Sac metalin şekillendirilmesi.
F — Seamless shell
Metal levhanın kaynaklı bir birleşim olmadan derin çekme/şekillendirme ile oluşturulması.
G — Cast shell
Erimiş metalin kalıba dökülmesi.
Bunların hepsi aynı malzemede bile farklı mekanik davranış yaratabilir.
3. MAPLE — MODERN “REFERANS” AĞAÇLARDAN BİRİ
Maple’ın trampet dünyasında bu kadar yaygın olmasının nedeni yalnızca sıcak olması değildir.
İyi yapılmış bir maple shell genellikle:
-güçlü fundamental,
-geniş dinamik aralık,
-kontrollü fakat canlı sustain,
-iyi projection,
-belirgin midrange,
-güçlü rimshot
kombinasyonunu sağlayabilir.
Ludwig de Classic Maple serisini sıcaklık ve clarity ile birlikte projection ve musicality özellikleriyle tanımlıyor.
Bu nedenle maple:
jazz → pop → rock → studio → live
arasında son derece geniş bir kullanım alanına sahiptir. @Hakan NART Stüdyo ARTLINE
4. MAPLE NEDEN STÜDYODA ÇOK SEVİLİR?
Kayıtta mühendis için önemli olan şey yalnızca yüksek ses değildir.
Önemli olan:
mikrofonun önünde işe yarayan enerji dağılımıdır.
Maple’ın dengeli midrange’i, özellikle:
150–300 Hz
body,
500 Hz–1.5 kHz
note/body,
2–5 kHz
attack/crack
bölgelerinde kullanışlı bir başlangıç noktası sağlayabilir.
Bu nedenle maple bir miks içinde:
“her şeyi yapabilen”
trampetlerden biridir.
Ancak bunun anlamı:
bütün maple trampetlerin aynı olduğu
değildir. @Artline Drum Club ARTLINE Stüdyo
5. CRAVIOTTO SOLID MAPLE’IN NEDEN AYRI BİR KATEGORİ?
Burada önemli bir ayrım var.
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetim klasik çok katmanlı plywood maple’dan farklı bir konstrüksiyon anlayışına sahiptir.
Solid/steam-bent shell yaklaşımında amaç:
-daha az yapıştırıcı katmanı,
-daha sürekli bir ahşap yapı,
-shell’in doğal rezonans davranışının daha fazla korunması
gibi avantajlar elde etmektir.
Bu nedenle benim trampetimin:
woodiness + overtone + body + crack
dengesinin çok karakteristik olması şaşırtıcı değil.
Bu tip shell’lerde kasnağın seçimi de özellikle önem kazanır.
Çünkü shell zaten güçlü bir doğal karakter taşıdığı için çok ağır bir hoop takıldığında trampetin açık davranışı ciddi biçimde değişebilir. Ben stüdyoda değişik kasnaklar ile denemeler yaptım ve hepsi harika sonuçlar verdi . Deneyin Kulağınıza güvenin. Hakan NART Artline Stüdyo
6. MAPLE’IN STAGE DAVRANIŞI
Sahnede maple:
warm
olmasına rağmen mutlaka:
soft
değildir.
İyi bir maple shell yüksek tuning ve güçlü rimshot ile oldukça ciddi projection verebilir.
Özellikle:
14×6.5
gibi bir derinlik:
-body,
-low-mid energy,
-sustain
için avantaj sağlayabilir.
Ancak çok yüksek sesli rock/metal sahnelerinde maple’ın overtone yapısını kontrol etmek için:
die-cast hoop
veya daha kontrollü head/tuning kombinasyonları tercih edilebilir.
7. BIRCH — MAPLE’IN KARŞITI DEĞİL, FARKLI BİR ARAÇ
Birch genellikle:
-daha sıkı,
-daha belirgin attack,
-daha kontrollü sustain,
-daha güçlü upper-mid/presence algısı
ile ilişkilendirilir.
Yamaha’nın Recording Custom tarihçesi bunun çok güzel bir örneğidir.
Yamaha 100% birch shell yaklaşımını tight ve well-defined sesle ilişkilendiriyor ve Recording Custom’ın Steve Gadd ve Cozy Powell gibi önemli isimler tarafından benimsenmiş olduğunu belirtiyor. Ben de zaman zaman severek kullanıyorum hem set hem trampet olarak.
@Hakan NART drummer & Recording Engineer ARTLINE
8. BIRCH NEDEN KAYITTA ÇOK İŞE YARAR?
Birch’in avantajı çoğu zaman:
“mix-ready attack”
olarak düşünülebilir.
Özellikle:
close mic
ile kaydedildiğinde:
-transient,
-attack,
-articulation çok rahat öne çıkabilir.
Bu nedenle pop, funk, fusion ve modern kayıt sistemlerinde çok başarılı olabilir.
Ancak burada önemli bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim:
Birch otomatik olarak parlak, maple otomatik olarak karanlık değildir.
Shell kalınlığı, bearing edge, head ve tuning sonucu dramatik biçimde değiştirir. Hakan NART Artline
9. STEVE GADD NEDEN steel tercih ediyordu?
Bu sorunun çok güzel bir gerçek cevabı var.
Steve Gadd, Yamaha’ya yıllardır steel snare sevdiğini ve steel tercihinin nedenleri arasında:
– tutarlılık,
-geniş tuning range,
-basit setup
olduğunu açıkça söylüyor.
Bu çok önemli.
Çünkü Gadd’ın tercihi:
“steel daha iyi”
değil.
Tercihi:
“Benim müzikal görevlerimde steel bana gereken davranışı sürekli veriyor.”
Yani shell malzemesi bir kalite sıralaması değildir. O’nun tercihi:)
10. STEEL SHELL
Steel genellikle:
-güçlü attack,
-yüksek projection,
-geniş tuning aralığı,
-belirgin rimshot,
-canlı overtone yapısı ile tanınır.
Bu nedenle sahnede çok kullanışlıdır.
Özellikle:
rock / funk / pop / gospel / fusion
gibi yüksek artikülasyon isteyen müziklerde güçlü bir araçtır.
@ARTLINE Drum Club http://www.studioartline.live
11. STEEL’İN STÜDYO AVANTAJI
Steel’in önemli avantajlarından biri:
mikrofonun kolay “okuyabileceği” güçlü transient
üretmesidir.
Özellikle:
SM57 + top
kombinasyonunda:
attack:
2–5 kHz
bölgesinde rahatça öne çıkabilir.
Ancak çok açık bir steel shell:
5–10 kHz
bölgesinde cymbal bleed ile birleşirse daha fazla kontrol gerektirebilir.
Bu noktada:
-head,
-tuning,
-hoop,
-damping
shell kadar önemlidir.
12. BRASS — “METAL AMA STEEL DEĞİL”
Brass trampetler çok özel bir kategoridir.
Ludwig Black Beauty bunun klasik örneğidir.
Ludwig, Black Beauty’yi tek parça brass shell, seamless construction ve sıcak/yuvarlak metalik tonla tanımlıyor.
Brass’ın karakteri çoğu zaman:
-sıcak,
-güçlü,
-round,
-yoğun,
-harmonik olarak zengin olarak algılanır.
Bu yüzden brass:
metal + wood-like warmth
arasında çok ilginç bir noktada durabilir.
13. BLACK BEAUTY NEDEN BU KADAR EFSANE?
Çünkü brass:
attack
ile:
body
arasında çok iyi bir denge sağlayabilir.
Steel:
“CRACK!”
diye davranmaya daha yatkınken,
Brass:
“CRACK + BODY + RING”
şeklinde daha dolgun bir cevap verebilir.
Bu yüzden:
rock
için çok güçlü,
pop
için çok kullanışlı,
studio
için çok zengin,
funk
için oldukça etkili olabilir. @Hakan NART stüdyo ARTLINE
14. HAMMERED BRASS
Hammered brass biraz farklı davranır.
Ludwig’in hammered brass modellerinde aynı temel brass shell yapısı çekiçleme ile şekillendiriliyor; üretici bunun playable range’i genişlettiğini ve aynı model içindeki davulların küçük tonal farklılıklar gösterebildiğini belirtiyor.
Hammering’in temel sonucu:
shell’in mekanik rezonans davranışını değiştirerek bazı resonant modların dağılımını değiştirebilmesidir.
Pratik sonuç:
daha kontrollü + daha kompleks
bir metalik karakter olabilir.
15. BRONZE
Bronze çok ilginçtir.
Ludwig Bronze Phonic’i:
wood-like warmth + brass-like presence
arasında tanımlıyor.
Bu nedenle bronze:
wood warmth
ile
metal projection
arasında çok güçlü bir kompromistir.
Özellikle:
-rock,
-orchestral,
-cinematic,
-large studio sound için çok başarılı olabilir.
16. BRONZE NEDEN BAZEN “BÜYÜK” DUYULUR?
Bronze shell’in güçlü midrange ve low-mid karakteri:
150–500 Hz
arasında dolgunluk sağlayabilir.
Aynı zamanda metalin projection özelliği:
2–5 kHz
bölgesindeki attack’ı korur.
Sonuç:
büyük ama agresif olmayan
bir trampet olabilir. @Hakan NART
17. ALUMİNYUM
Aluminium tamamen başka bir dünya.
Özellikle cast aluminum:
-dry,
-controlled,
-articulate,
-hızlı decay,
-güçlü transient
karakterine yaklaşabilir.
Ludwig’in güncel 6 mm cast aluminum Slotted Coliseum modeli attack, projection ve control üzerine tasarlanmış bir örnektir ve die-cast hoops kullanır.
Aluminium özellikle:
funk / studio / modern pop / alternative / rock
için çok kullanışlı olabilir.
18. ALUMINUM NEDEN “DRY” HİSSEDİLEBİLİR?
Burada shell malzemesi kadar:
cast construction + shell thickness + hoop
önemlidir.
Örneğin:
6 mm cast aluminum + die-cast hoop
ile
1 mm rolled aluminum + triple-flange hoop
aynı “aluminium snare” kategorisinde olsa bile aynı davranmaz.
İlk sistem:
focused / controlled
ikinci sistem:
open / lively
olabilir.
19. BAKIR COPPER
Copper daha az yaygın ama çok karakteristik bir seçimdir.
Örneğin Yamaha’nın Roy Haynes signature modelinde hand-hammered copper shell kullanılmıştır.
Copper:
-sıcak,
-koyu,
-yoğun,
-güçlü low-mid,
-kompleks harmonic
karakter sağlayabilir.
Jazz ve akustik müzikte özellikle ilginçtir.
20. MAHOGANY MAUN
Mahogany:
warm / dark / woody
tarafa gider.
Maple’a göre daha az “hi-fi” ve daha fazla:
vintage body
hissi verebilir.
Ludwig’in tarihsel shell yapılarında mahogany/poplar kombinasyonlarının kullanılmış olması, vintage davul dünyasındaki bu tonal yaklaşımın önemli örneklerinden biridir.
Mahogany:
jazz / blues / vintage rock / roots
için çok güzel çalışabilir. @Hakan NART ARTLINE Drum Club Stüdyo ARTLINE
21. BUBINGA / ROSEWOOD / WALNUT VE EGZOTİK AĞAÇLAR
Bu kategoride genellikle:
*yüksek yoğunluk,
-güçlü low-mid,
-belirgin sustain,
-kompleks harmonic structure gibi özelliklerle karşılaşılır.
Ancak burada:
“Ağaç sertliği arttıkça ses daha iyi olur.”
gibi bir denklem kesinlikle kurulmamalıdır.
Yoğunluk arttıkça shell’in:
-kütlesi,
-modal frekansları,
-enerji depolama biçimi,
-decay davranışı değişir.
Sonuç “daha iyi” değil:
farklıdır. Hakan NART
22. SHELL KALINLIĞI — MALZEME KADAR ÖNEMLİ
Şimdi çok kritik bölüme geliyoruz.
Aynı maple:
5–6 mm
daha açık ve rezonant davranabilir.
7–8 mm
denge noktası olabilir.
10–12 mm
daha kontrollü, daha güçlü attack ve projection verebilir.
12+ mm
çok güçlü ve focused bir davranışa yaklaşabilir.
Ama bu değerler kesin kurallar değildir.
Çünkü:
bearing edge + diameter + hoop + head
sonucu değiştirir.
23. THIN SHELL vs THICK SHELL
Genel eğilim:
İnce shell
-
daha fazla shell resonance,
-
daha fazla açık sustain,
-
daha hassas düşük dinamikler,
-
daha organik tone.
Kalın shell
-
daha güçlü projection,
-
daha kontrollü sustain,
-
daha belirgin attack,
-
daha yüksek “push”.
Bu nedenle:
studio jazz
ile
stadium rock
aynı shell’i istemeyebilir.
24. PLY SHELL NEDEN POPÜLER?
Ply shell’in büyük avantajı:
kontrol edilebilir üretim.
Katmanlar farklı yönlerde çalıştırılarak shell:
-
çok stabil,
-
dayanıklı,
-
tutarlı
hale getirilebilir.
Bu nedenle modern profesyonel davulların büyük kısmında ply construction görülür.
Örneğin Ludwig Classic Maple:
7-ply maple
kullanıyor.
25. SOLID SHELL NEDEN FARKLI HİSSETTİREBİLİR?
Solid/steam-bent shell’de daha az yapıştırılmış katman bulunması shell’in mekanik davranışını farklılaştırabilir.
Bu tip trampetlerde:
-
wood tone,
-
shell resonance,
-
overtone complexity
çok belirgin olabilir.
Bu nedenle Craviotto tipi trampetler:
mikrofonla çok güzel “kişilik” taşıyabilir.
Ama bu aynı zamanda mühendis için:
daha fazla karar
demektir.
Çünkü drum kendi başına çok şey söyler.
26. STAVE SHELL
Stave shell:
çok sayıda kalın ahşap parçanın dikey olarak birleştirilmesiyle oluşturulur.
Sonuç genellikle:
thick / solid / powerful
bir karaktere yaklaşır.
Özellikle:
-
low tuning,
-
rock,
-
modern studio,
-
powerful rimshot
için çok etkili olabilir.
27. ŞİMDİ KASNAĞA GELELİM
Birçok davulcu shell’i seçiyor ama kasnağı sonradan düşünüyor.
Oysa:
Hoop, trampetin mekanik sisteminin aktif parçasıdır.
Hoop:
-
head tension dağılımını,
-
head’in hareket özgürlüğünü,
-
rimshot davranışını,
-
cross-stick tonunu,
-
overtone kontrolünü
değiştirir.
Bu nedenle shell + hoop birlikte düşünülmelidir.
28. 1.6 mm TRIPLE-FLANGE
En açık seçeneklerden biridir.
Genellikle:
-
daha fazla head movement,
-
daha açık sustain,
-
daha fazla overtone,
-
daha “breathing” bir drum
hissi verir.
Vintage karakter isteyenler için çok değerlidir.
29. 2.3 mm TRIPLE-FLANGE
Bence:
en iyi genel amaçlı referans hoop
olarak düşünülebilir.
Çünkü:
açıklık + dayanıklılık + kontrol
arasında iyi denge sağlar.
TAMA da 2.3 mm steel Mighty Hoop’un die-cast zinc hoops’a göre daha “wet” karakter sunduğunu belirtiyor.
Senin Craviotto gibi karakterli bir shell’de bu çok mantıklı olabilir.
Çünkü shell’in doğal rezonansını tamamen öldürmez.
30. DIE-CAST
Die-cast hoop:
rijit
bir platform oluşturur.
Sonuç çoğu zaman:
-
daha focused,
-
daha kontrollü,
-
daha belirgin rimshot,
-
daha stabil tuning
olur.
TAMA, die-cast zinc hoops’u özellikle keskin ve solid rimshot karakteriyle tanımlıyor.
Yamaha da Steve Gadd signature snare’inde 3.0 mm aluminium die-cast hoops kullanıyor ve bunların unwanted overtones’i azaltıp focused attack sağladığını belirtiyor.
31. STEVE GADD ÖRNEĞİ ÇOK ÖĞRETİCİ
Gadd’ın signature trampeti:
14×5.5
1.2 mm steel
3.0 mm aluminum die-cast hoop
10-strand snare
P3 coated
Diplomat snare-side
kullanıyor.
Burada dikkat:
Gadd yalnızca “steel seviyorum” demiyor.
Bütün sistem:
thin steel + rigid hoop + controlled heads + low strand count
şeklinde tasarlanmış.
Sonuç:
articulate + staccato + sensitive + controlled
bir sistem.
32. WOOD HOOP
Wood hoop bambaşka bir his verir.
TAMA maple wood hoops’u sıcak ton ve güçlü rimshot ile ilişkilendiriyor.
Wood hoop:
-
metalik rimshot harmoniklerini azaltabilir,
-
rimshot’ı daha geniş/kalın hissettirebilir,
-
cross-stick’i tamamen değiştirebilir,
-
shell ile daha bütünleşik bir karakter yaratabilir.
Özellikle:
maple shell + maple hoop
kombinasyonu çok “wooden” bir sonuç verebilir.
33. BRASS HOOP
Brass hoop:
steel hoop
kadar sert/bright bir cevap vermek zorunda değildir.
TAMA’nın 2.3 mm brass hoops’ları steel’e göre daha yumuşak attack ve daha fazla sustain yönünde tanımlanıyor.
Bu nedenle:
brass shell + brass hoop
çok sıcak ve yoğun olabilir.
Ama:
brass shell + steel hoop
daha dengeli bir kombinasyon olabilir.
34. KASNAĞIN ÜST VE ALTTA AYNI OLMASI ŞART MI?
Hayır.
Hatta çok ilginç sonuçlar elde edilebilir.
Örneğin:
Top
Die-cast
Bottom
2.3 mm triple-flange
üstte:
focus
altta:
sensitivity / openness
elde edilebilir.
Ancak bu tür kombinasyonlar özellikle tuning sırasında daha dikkatli davranmayı gerektirir.
35. 8-LUG vs 10-LUG vs 12-LUG
Lug sayısı da önemlidir.
8 Lug
Daha az tension point.
Genellikle:
open / vintage
karakter için uygundur.
10 Lug
Profesyonel trampetlerde çok yaygın.
denge
sağlar.
12 Lug
Daha hassas tension dağılımı ve daha yüksek tuning kontrolü sağlayabilir.
Ancak:
“12 lug daha iyi”
demek yanlış olur.
12 lug shell’i daha kontrollü yapabilir fakat bazı açık/organik davranışları da azaltabilir.
36. BEARING EDGE
Belki shell malzemesinden bile daha az konuşulan ama son derece önemli bir parametredir.
Bearing edge:
head ile shell’in temas geometrisidir.
45°:
daha hızlı ve hassas response
60°:
daha agresif/modern response’a yaklaşabilir
Roundover:
daha yumuşak, vintage ve kontrollü karakter
gibi eğilimler yaratabilir.
Ama burada da:
edge + head + tuning
birlikte düşünülmelidir.
37. SNARE BED
Snare bed özellikle alt derinin wire ile temasını belirler.
Derinliği ve genişliği:
-
snare sensitivity,
-
ghost note,
-
buzz,
-
wire response
üzerinde ciddi etkiye sahiptir.
Steve Gadd signature snare’inde:
3.5 mm snare bed
kullanılması tesadüf değildir.
38. SHELL + HOOP KOMBİNASYONLARI
Şimdi pratik bir atlas yapalım.
| Shell | Hoop | Genel karakter |
|---|---|---|
| Maple | 1.6 TF | Açık, canlı, woody |
| Maple | 2.3 TF | Dengeli, geniş |
| Maple | Die-cast | Focused, güçlü |
| Maple | Wood | Çok sıcak, round |
| Birch | 2.3 TF | Attack + openness |
| Birch | Die-cast | Çok kontrollü |
| Steel | 2.3 TF | Açık, canlı, güçlü |
| Steel | Die-cast | Keskin, focused |
| Brass | 2.3 TF | Sıcak + güçlü |
| Brass | Die-cast | Yoğun + kontrollü |
| Bronze | 2.3 TF | Büyük + sıcak |
| Aluminum | Die-cast | Dry + attack |
| Copper | 2.3 TF | Koyu + yoğun |
| Solid Maple | 2.3 TF | Woody + complex |
| Solid Maple | Die-cast | Woody + focused |
39. SAHNEDE HANGİ SHELL?
ROCK
Maple / Brass / Bronze / Steel
çok güçlü seçenekler.
Özellikle:
14×6.5
boyutunda:
Brass / Bronze
çok büyük duyulabilir.
FUNK
Steel / Maple / Aluminum
özellikle güçlü.
Burada attack önemlidir.
JAZZ
Maple / Mahogany / Copper / Thin Brass
çok başarılı olabilir.
Özellikle:
5–5.5″
derinlikler daha kontrollü ve artiküle olabilir.
POP
Neredeyse her şey kullanılabilir.
Ancak:
Maple + 2.3 TF
çok güvenli bir başlangıçtır.
METAL
Steel / Aluminum / Brass / Thick Maple
ve özellikle:
die-cast
çok mantıklı olabilir.
40. STÜDYODA HANGİ SHELL?
Burada “en iyi” yerine:
Eğer mikste sıcaklık istiyorsan
Maple
Daha hızlı attack istiyorsan
Birch / Steel
Vintage body istiyorsan
Mahogany
Büyük ve güçlü metal istiyorsan
Brass / Bronze
Dry modern karakter istiyorsan
Aluminum
Kompleks doğal resonance istiyorsan
Solid Maple / Steam-bent
çok iyi başlangıç noktalarıdır.
41. MİKROFON SEÇİMİ DE SHELL’E GÖRE DEĞİŞİR
Örneğin:
Maple
M201
SM57
KM84
MD441
çok güzel sonuçlar verebilir.
Brass
57 + 414
çok etkili olabilir.
Steel
57 + 421
veya
57 + condenser
attack kontrolü için kullanılabilir.
Aluminum
57 + FET condenser
çok güçlü olabilir.
Solid Maple
M201 + ribbon
çok ilginç sonuç verebilir.
Çünkü ribbon:
shell’in doğal midrange’ini daha farklı aktarabilir.
42. MIX ENGINEER İÇİN EN ÖNEMLİ NOKTA
Bir trampetin shell’i:
mikrofon seçimini
değiştirir.
Ama mikrofon da:
shell’in algılanan karakterini
değiştirir.
Örneğin aynı Craviotto:
SM57
→ daha forward
M201
→ daha doğal/temiz transient
KM84
→ daha açık harmonic
Ribbon
→ daha yumuşak üst frekans
duyurabilir.
Dolayısıyla:
“Bu trampet maple, o yüzden şu mikrofon.”
mantığı eksiktir.
Doğru soru:
“Bu shell’in hangi davranışını miks içinde öne çıkarmak istiyorum?”
43. CRAVIOTTO İÇİN ÖZEL DEĞERLENDİRME
Benim
DW Craviotto 14×6.5 Solid Maple
trampetim zaten:
-
woody body,
-
doğal overtone,
-
rimshot complexity,
-
snare-wire detail,
-
ghost-note sensitivity
tarafında çok güçlü bir aday.
Bu nedenle ben üzerinde ilk olarak:
2.3 mm triple-flange
ile
die-cast
karşılaştırması yaptım.
Çünkü bu iki hoop trampetin karakterini iki farklı yöne götürebilir dedim ki öyle de oldu .
2.3 mm TF
→ Craviotto’nun doğal rezonansını daha fazla bırakır.
Die-cast
→ Craviotto’yu daha kontrollü, daha punchy ve daha “record-ready” hale getirebilirdi , doğru çıktı.
44. TRAMPETTE WOOD HOOP DA ÇOK İLGİNÇ OLUR
Özellikle maple wood hoop:
solid maple shell + maple hoop
kombinasyonu çok özel olabilir.
Rimshot:
daha kalın,
cross-stick:
daha sıcak,
overtone:
daha organik
hale gelebilir.
Ancak burada modern rock için gereken keskin crack bir miktar yumuşayabilir.
45. SHELL MALZEMELERİNİ TEK CÜMLEYLE ÖZETLERSEK
Maple
Dengeli, sıcak, güçlü, çok yönlü.
Birch
Sıkı, hızlı, tanımlı, recording-friendly.
Mahogany
Koyu, sıcak, vintage body.
Steel
Attack, projection, consistency.
Brass
Sıcak metal + güçlü body + kompleks harmonikler.
Bronze
Büyük, sıcak, güçlü metalik karakter.
Aluminum
Dry, focused, articulate.
Copper
Koyu, yoğun, karakterli.
Solid/Steam-bent Maple
Doğal woodiness + kompleks resonance + güçlü kişilik.
46. AMA ASIL FORMÜL BUDUR
Bir trampetin gerçek karakterini şöyle düşünmek gerekir:
S=Shell+Thickness+Construction+BearingEdge+Hoop+Head+Wire+TuningS = Shell + Thickness + Construction + BearingEdge + Hoop + Head + Wire + Tuning
Ve bunun üzerine:
Srecorded=S+Microphone+Room+Preamp+EQ+CompressionS_{recorded} = S + Microphone + Room + Preamp + EQ + Compression
gelir.
Yani:
shell tek başına ses değildir.
Shell:
ses sisteminin başlangıç koşuludur.
47. SONUÇ: “HANGİ SHELL DAHA İYİ?” SORUSUNUN CEVABI
Bu sorunun mühendislik açısından doğru cevabı:
“Hangi müzik için?”
olmalıdır.
Bir Steve Gadd için:
1.2 mm steel + aluminum die-cast
mükemmel olabilir. Yamaha’nın kendi verileri de bu kombinasyonun Gadd’ın istediği volume, attack, consistency, tuning range ve controlled overtone hedefleriyle tasarlandığını gösteriyor.
Bir klasik rock kaydı için:
Ludwig Black Beauty brass
olağanüstü olabilir.
Büyük ve kontrollü bir modern rock sesi için:
bronze
çok güçlü olabilir.
Çok kuru ve artiküle bir karakter için:
cast aluminum
çok etkili olabilir.
Ve doğal, kompleks, organik bir kayıt için:
solid maple
olağanüstü bir araç olabilir.
Craviotto’nun da tam olarak bu son kategoride çok ilginç bir yeri var. 🙂 severek kullanıyorum